Bir odak üzerine
İçişleri Bakanı Sadettin Tantan yolsuzluk ekonomisini birinci tehdit gösterirken, devletin içinde yapılanmış yasadışı bir odağın varlığını da haber verdi.
Türkiye'de tehdit kapsamına hep sağ ve sol örgütler sokuluyordu. İlk defa devletin "tapınak şövalye"leri gibi bazı gizli localar tarafından çok kullanılan tabirle "ele geçirilmiş" olduğunu resmi ağızlardan öğrendik.
Bakanın açıklamaları ve son yolsuzluk operasyonlarına bakarak şunları söyleyebiliriz: Uluslararası bağlantılı yolsuzluk, çıkar ve suç örgütünün bürokraside, politikada, iş dünyası ve medyada ayağı var; yasamayı, yargıyı ve yürütmeyi kendi çıkarları doğrultusunda etkiliyor; medya organları ile halkın haber alma hakkını kısıtlıyor. Şövalye işadamları, kamu bankalarını bir arpalık gibi kullanıyor; kredi-teşviklerden faydalanıyor, girdikleri ihaleleri rahatlıkla kazanıyorlar.
Yolsuzluk ekonomisinin üzeri suni gündemlerle örtülüyor. Örgütle ilişkili bürokratlar devlet kademelerinde hızla yükselebiliyor. Üniversitelerde ve önemli kamu kurumlarında kritik noktalar tutuluyor.
Sık sık gündeme getirilen irtica yaygaralarının arkasında da milli, bağımsız düşüncelerin gelişmesini kendi varlıkları ve menfaatleri için bir "tehlike" olarak gören şövalyeler var.
Ülkenin çeşitli kurumlarında etkin olan örgüt, çıkarlarını koruyabilmek ve bu kurumlarda hayatiyetini devam ettirebilmek için "kendi dışındaki" unsurlara karşı sürekli ve büyük bir savaş veriyor.
"Tapınak şövalyeleri" gibi devlet adına hareket ettiğini söyleyen ve inanılmaz bir güç haline gelen şövalyeler kendilerini halkın, anayasa ve kanunların üstünde görüyorlar. Siyasette, ekonomide, bürokraside hukuk dışı, antidemokratik tasfiyeler yapmaktan çekinmiyorlar. Dürüst, çıkar ilişkilerine girmemiş memurları sindiriyorlar. Bazı şirketlerin önünü kesmek, bazı özel kurumların da kapısına kilit vurmak istiyorlar.
Yıllarca "komünizm, bölücülük ve şeriat" geliyor diye korkutulan, sindirilen, yoksulluğa mahkum edilen Türkiye'de, sağduyulu herkes, artık oynanan oyunların farkında ve asıl tehlikeyi görüyor.
Ancak İçişleri Bakanı'nın, fotoğrafını çekip, ipuçlarını verdiği tehdit unsurlarını toplum daha yakından tanımalıdır. Siyasi irade de bu tehlikenin üzerine süratle gitmelidir. Kim bunlar? Kendilerini bugüne kadar gizlemeyi nasıl başardılar? Siyasi, ekonomik ve toplumsal olaylarda ne kadar etkililer? Türkiye Cumhuriyeti'ni koruyoruz diye halkı ve hazineyi nasıl soydular? Demokratik, hukuk devletinde böyle bir örgütün varlığı kabul edilebilir mi?
Türkiye'nin, 21. yüzyılı ıskalamaması bu soruların cevaplarının doğru verilmesine ve saydamlığın sağlanmasına bağlıdır.
i.gursoy@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
08/
02/
2001...
Yolsuzlukla mücadele nasıl olmalı?
13/
02/
2001...
Kuraklık tehlikesi
15/
02/
2001...
Yaşayan Susurluklar
20/
02/
2001...
Krize tahammül yok
22/
02/
2001...
İktidar kavgası mı?
27/
02/
2001...
Krizin içinden
01/
03/
2001...
Mızrak çuvala sığmıyor
06/
03/
2001...
Bir şehidin anısına
15/
03/
2001...
Deli dana tehlikesi
22/
03/
2001...
Toplumsal mutabakat gereği
|