Nereden çıktı bu diyalog!
Diyalog faaliyetlerinin Türkiye'nin geniş bir kesiminde kabul görmesi için yaşanan sıkıntılı günlerin en yakın şahitlerinden olan Prof. Dr. Niyazi Öktem; süreci, Diyalog Yazıları adlı çalışmasıyla kitaplaştırdı.
Türkiye'de, dinler ve kültürler arası diyalog denilince akla gelen ilk isimlerden birisi Prof. Dr. Niyazi Öktem. Yaklaşık 18 yıl önce, çok dar ve sınırlı bir çevrede başlayan dinler arası diyalog faaliyetleri, bugün gerek devlet, gerekse sivil toplum çevrelerinde geniş bir destek buluyor. Bugünlere gelmek elbette kolay olmadı. Diyalog faaliyetlerinin Türkiye'nin geniş bir kesiminde kabul görmesi için, yaşanan sıkıntılı günlerin en yakın şahitlerinden olan Prof. Niyazi Öktem, süreci Diyalog Yazıları adlı çalışmasıyla kitaplaştırdı. Timaş Yayınları'ndan piyasaya çıkan kitapta, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz ve Türkiye'deki ruhani liderlerin önsözleri yer alıyor. Niyazi Öktem'i dinler arası diyalog çalışmaları konusunda ilk teşvik eden isim, Galatasaray Lisesi'ndeki felsefe hocası, aynı zamanda bir papaz olan Monsenyör Pierre Dubois. İlk diyalog adımının atıldığı tarih ise dar bir çerçevede ilk toplantının yapıldığı 1983 yılı.
'Bu adam Hıristiyan mı?'
Prof. Öktem'e göre dinler arası diyalog faaliyetlerinin kamuoyuna mal olması ve bu konudaki en cesur adım, Fethullah Gülen'in Rum Patriği Bartholomeos'u ziyareti olmuş. Bu ziyaretin önemli bir mesaj olduğunun altını çizen Prof. Öktem, başlangıçta başta devletin bir kesimi olmak üzere, İslamî camianın önemli bir bölümünün diyalog çalışmalarından rahatsız olduğunu belirtiyor. Eleştirilerden en fazla nasibini alan kişi ise yine Niyazi Öktem'in kendisi. Prof. Öktem, "Beni o dönemde kimse bir yere oturtamadı. Bu adam Hıristiyan mı, Alevi mi diye sorular soruldu. Hakkımda soru işaretleri oluştu. Oysa ben Sünni bir Müslüman'ım. Ve dinler arası diyalog çalışmalarına amatörce başlamak, hayatımda aldığım en önemli kararımdır." diyor.
Din şûralarındaki değişim
İlk başlarda yoğun eleştiriler alan diyalog faaliyetlerinin zaman içinde geniş bir kesim ve özellikle devlet tarafından da öneminin anlaşıldığını vurgulayan Prof. Öktem, buna örnek olarak Diyanet'in 1. ve 2. Din Şuraları ile Hz. İsa'nın doğumunun 2000. yıldönümü münasebetiyle düzenlenen Tarsus toplantısını gösteriyor. 1993'teki 1. Din Şûrası'nda Öktem ve arkadaşlarının 'Dinler Arası Diyalog Toplantısı da yapılmalı.' önerisi büyük tepki alırken, 1998'deki 2. Din Şûrası'nda konu başlıklarından birisi 'Dinler Arası Diyalog' olarak belirlenmiş. Prof. Öktem, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından Nisan 2000'de Harran'da düzenlenen, 'Hz. İbrahim Sempozyumu'nu da dinler arası diyalog çalışmalarının geldiği aşamaya örnek olarak veriyor.
Diyalog taviz mi?
Dinler arası diyalog çalışmaları denilince akla takılan ve eleştiri alan yönlerden birisi de, Müslümanların diğer din mensupları ile bu şekilde diyaloğa girerek kendi dinlerinden taviz verdikleri iddiası. Prof. Öktem bu soruya yine soruyla karşılık veriyor: "Kendinden ve inancından emin olan kişi diyalogdan neden korksun ki?" Söz konusu diyalog faaliyetlerinin önemli bir yönü de, bugünlerde sıcak bir gündem maddesi olan Avrupa Birliği'ne bakıyor. Türkiye'nin AB'ye adaylık sürecine en önemli katkıyı yapacak olan gelişmenin dinler arası diyalog faaliyetleri olduğunun altını çizen Prof. Öktem, AB'nin büyük önem verdiği bu faaliyetlerin meyvelerini zaman içinde toplayacağımız inancında. ( Zafer Özcan / İSTANBUL (cha))
Sadri Alışık ödülleri
Ünlü oyuncu Sadri Alışık adına sinema ve tiyatro dallarında düzenlenen ödüller, önceki akşam Akatlar Kültür Merkezi'nde törenle sahiplerine verildi.
Yılmaz Erdoğan, ödülünü Türkan Şoray'ın elinden aldı. Sinema dalında en iyi erkek oyuncu ödülü Yılmaz Erdoğan'a verilirken, en iyi kadın oyuncu ödülü Nilüfer Açıkalın ve Elvin Beşikçioğlu arasında paylaştırıldı. Tiyatro dalında en iyi erkek oyuncu ödülüne Haluk Bilginer, en iyi kadın oyuncu ödülüne ise eşi Zuhal Olcay değer görüldü. Sanatçı Müjdat Gezen'in Sadri Alışık ile ilgili anıları ve esprileriyle katıldığı gecede, Rıza Silahlıpoda müziğiyle, Melike Demirağ, Ayten Alpman ve Kayahan da şarkılarıyla yer aldılar. Sadri Alışık'ın eşi Çolpan İlhan ile oğlu Kerem Alışık, şarkılar seslendirilirken zaman zaman gözyaşlarını tutamadı.
02.15 'motor' dedi
1953 yılında Çanakkale Boğazı'nda batan Dumlupınar denizaltısının öyküsünü anlatan filmin çekimlerine başlandı.
Yönetmenliğini Onur Tan ve Hakan Akol'un, yapımcılığını ise Özlem Uçkan'ın üstlendiği 02.15 isimli filmin prodüksiyon çalışmalarına Çanakkale'nin Karanlıkliman mevkiinde başlandı. Çanakkale Boğazı'nda 1953 yılında batan Dumlupınar denizaltısının hazin öyküsünü anlatacak olan film, aşk temasını işleyecek olmasıyla da ünlü Titanic filmine benzetiliyor. Filmin yapımcısı Özlem Uçkan, yönetmen ve senaryo yazarları Onur Tan ve Hakan Akol'un yanı sıra filmde yer alacak oyunculardan Deniz Seki, Savaş Karakaş, Mürşit Ağa Bağ, Fikret Kuşkan, Toprak Sergen, Ersin Umulu ve Ergün Üğlü, Çanakkale Akol Otel'de bir tanıtım kokteyli verdi. Yapımcı Özlem Uçkan yaptığı açıklamada, filmin çekimlerinin Malta Mediteraneam Film Stüdyoları ve İstanbul'da gerçekleştirileceğini belirtti. Proje deniz şehitlerine atfedileceği için filmin çekimlerine 4 Nisan 2001 tarihinde başlanıldı.
Mehmet Özdemir / ÇANAKKALE (cha)
Zygmunt Bauman Postmodern ahlâk neyi emreder?
Ayrıntı Yayınları
Zygmunt Bauman'ın 'Parçalanmış Hayat'ı, günümüz toplumunda örgütlenen hayat üzerine bir deneme. Parçalanmış Hayat'ta artık kimsenin vicdanının sesini dinlemesi, rahatlaması vb. söz konusu değil. Sorumluluk almadığınız sürece rahatlatılması gereken bir vicdanınız olmayacaktır. 'Bireyin kurtuluşu' vaadi gerçekleşmiştir artık. Peki ya öteki? Yoksulluk, savaşlar, etnik kıyım, ayrımcılık, hastane kuyrukları, işsizlik? Etik mi dediniz?
Prof. Dr. İsmail Yakıt Batı Düşüncesi ve Mevlana
Ötüken Yayınları
Mevlana bugüne kadar mutasavvıflığı ve şairliği açısından ele alınmış; fakat fikir ve düşüncelerinin felsefi yönü hep ihmal edilmiştir. İsmail Yakıt, kitabında Mevlana'nın fikirlerini Türk—İslam felsefesi ve tasavvufunun temel karakterleri içerisinde ele alırken; ayrıca Batı dünyasının filozofları ve fikir adamlarının aynı konulardaki görüşleriyle bir mukayese imkanı da sunuyor.
Vecihi Hürkuş Bir Tayyarecinin Anıları
Yapı Kredi Yayınları
Vecihi Hürkuş anılarını kaleme aldığı kitabı Bir Tayyarecinin Anıları'nda, Kafkas cephesinde ilk Türk hava zaferini kazanan; İzmir hava meydanına ilk giren ve işgal eden; İstiklal Savaşı'nda ilk ve son uçuşu yapan; ilk Türk askeri ve sivil tayyaresini inşa eden; ilk Türk özel tayyare mektebini açan; ilk sivil pilotları, özellikle de ilk Türk kadın pilotunu yetiştiren; ilk Türk hava yollarını kuran kişinin kendisi olduğunu anlatıyor. Başarı ve coşku dolu, buruk bir yaşam öyküsü...
Perot / Hitzel / Anhegger Hatice Sultan'ın mektupları
Tarih Vakfı Yurt Yayınları
Fransız sanatçı Antoine—Ignace Melling 18. yüzyıl Osmanlı payitahtının en önemli tanıklarındandır. 1784'te İstanbul'a yerleşen Melling, 18 yıl kaldı İstanbul'da. Hiç durmadan çalıştı. Payitahtı karış karış gezdi. Büyük titizlikle bu muhteşem kentin çeşitli mekanlarını, bayram alaylarını, düğünlerini, kahvehanelerini, yalılarını, çeşmelerini ve insanlarını resmetti.
Bir Doğu masalı: Mazag
Batı ile Doğu dünyası arasındaki değer farklılıkları
Robert Sole'nin kaleme aldığı Mazag'da, yakın çevresi tarafından kah azizlik mertebesine yükseltilen, kah mafyatik denilen bir adamın, Basile Batrakani'nin öyküsü anlatılıyor. Basile Batrakani; kısaca BB... Paris'e 1950'li yıllarda Mısır'dan gelen, kısa sürede büyük nüfuz oluşturan, devlet adamlarından ünlü şarkıcılara, kafe işletmecilerinden Paris'te kalacak oda arayanlara kadar her türden insanın yardım etmesi için ona başvurduğu; ama kurduğu ilişkilere bir türlü anlam verilemeyen bir adam... (Robert Sole / Everest Yayınları)
Ecevit'in yeniden doğuşu
Başbakan Ecevit'in siyasette yeniden tırmanışının öyküsü
Phoenix, yeniden doğuşu, yeniden canlanmayı simgeleyen efsanevi bir kuştur. Türkiye'de 'anka' veya 'zümrüdüanka' kuşu olarak bilinir. Yunan mitolojisinde phonenix, yuvasıyla birlikte ateşte yanıp kül olduktan sonra külleri içinden yeniden doğmakta, yeniden canlanmaktadır. Bülent Ecevit'in, Hamzakoy'dan sonraki siyasi yaşamı bu efsaneyi anımsatıyor. Gazeteci Fikret Bila, phoneix isimli eserinde siyaseten kuyuya atılan Ecevit'in 55 yaşındayken sıfırdan başlamaya karar vermesinin Türk siyasetinde yeniden bir doğuşun başlangıcı sayılabileceğini söylüyor. (Doğan Kitap / Fikret Bilâ)
Türkiye için dersler
Doğu Asya 'mucizesi' ve bunalımından çıkarılan dersler
İktisadi gelişme alanında 20. yüzyılın ikinci yarısına damgasını vuranlar, Doğu Asya ülkeleri oldu. Bir dönemde gerçekleştirdikleri başarı ve ardından geçirdikleri bunalımlarla dünyanın ilgi odağı olan bu ülkeleri ne kadar tanıyoruz? DPT'nin kuruluş yıllarında kurumda görev yapan, uzun yıllar birçok Doğu Asya ülkesinde Dünya Bankası uzmanı olarak bulunan Attila Sönmez, kitabında söz konusu ülkelerde ekonomik sıçrama ya da 'mucize' diye tanımlanan modelin dinamiklerini, her ülkenin tarihsel süreç içindeki özgünlüklerini irdeliyor. (İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları / Atilla Sönmez)
|