GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

07/04/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



DIŞ HABERLER 


AB yeni gözde

Bill Clinton döneminde ABD ile yakın ilişki içerisinde olan Rusya, 'Çok kutuplu dünya' politikası çerçevesinde başlattığı yeni arayışlara devam ediyor. Bu bağlamda Kremlin'in yeni gözdesi ise AB.

Clinton döneminde 'stratejik ortak' olarak anılan Rusya'nın pozisyonu, George W. Bush yönetimiyle birlikte artık değişti. SSCB'nin dağılmasında büyük katkısı olan ve Moskova tarafından pek sevilmeyen baba Bush'un takımının daha seçimlerden önce yaptıkları açıklamalarda, Rusya'yı hâlâ 'tehdit' olarak gören beyanlarından bu yana Moskova ile Washington ilişkileri tıpkı Soğuk Savaş dönemindeki gibi 'limoni' olmaya başladı. Eskisi kadar güçlü olmayan Moskova ise, gücünü uluslararası destekle ikame etme politikası güdüyor.

Komünistler ve Yevgeni Primakov gibi 'Doğu' fikrine yatkın liderler, Rusya'nın Çin ve diğer Doğu ülkeleriyle ilişkilerinin artırılmasını önerirken, daha pragmatik ve Batı'ya daha açık olan Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Doğu'nun yanı sıra Batı'ya da kayda değer oranda yöneliyor. Hayatının önemli bir bölümünü Almanya'da geçiren 48 yaşındaki eski istihbaratçı Putin daha rasyonel düşünüyor. Almanya'nın başını çektiği Avrupa ülkelerinin ABD'den bağımsız politikalar ürettiğini gören Putin, hesabını ona göre yapıyor.

Alman ekolüne de yakın olan Putin ve ekibi ABD ile Clinton'lı yılların geride kaldığını ve silahlanma konusunda ciddi sorunların çıkacağını; bundan dolayı da 'stratejik istikrar' ve füze savunma sistemleri konusunda Avrupa ile birlikte hareket etmeyi daha uygun buluyor. Almanya'ya güvenerek, ABD'nin kurmayı planladığı Ulusal Füze Savunma (NMD) sistemi karşısında Avrupa'yı koruyacak bir güvenlik sistemi teklifi yapan Moskova, aynı zamanda Avrupa Birliği'nin (AB) 2003 yılında kurmak istediği 60 bin kişilik Avrupa Gücü'ne de yakın ilgi duyuyor.

Diplomatik gözlemcilere göre, Moskova, ABD önderliğinde ve kendisinin sınırlarına doğru genişleyen NATO yerine AB gücünü tercih ediyor. Özellikle de George W. Bush yönetimiyle birlikte daha da gün yüzüne çıkan Avrupa'nın Washington'dan bağımsız bir dış politika izlemesi, Moskova tarafından hoş karşılanıyor. Moğolistan'da bile 'Çok kutuplu bir dünya' deklarasyonu yayımlayan Putin, Avrupa'nın bu girişimine hızlı adımlarla koşuyor. En dikkat çekici gelişmelerden biri de anayasa gereği parlamentoya hitap eden Putin'in konuşmasında, ABD'den hiç söz etmezken 'Rusya-Avrupa entegrasyonunun, Moskova'nın dış politikasının en önemli önceliklerinden biri' olduğunu yabancı diplomatların da bulunduğu ortamda söylemesi oldu.

'Stratejik istikrar'

Önce Almanya ile bir zirve yapacak olan Rusya, ardından da AB zirvesine geçecek. Önceki akşam Moskova gelen AB Dış Politika ve Güvenlik Komiseri Javier Solana, mayıs ayının ortalarında Moskova'da yapılması planlanan Rusya–AB zirvesi için temaslarda bulundu. 17 Mayıs 2001 tarihinde yapılması öngörülen zirvede bu örgüte üye 15 ülkenin devlet veya hükümet başkanı, Moskova ile geniş bir zeminde tartışma imkanı bulacak.

Rusya'yı hem hammadde stoğu hem de büyük bir pazar olarak gören Batı ülkeleri ile Moskova, bu zirve ile birlikte uluslararası ilişkileri ciddi şekilde etkileyecek bir yakınlaşmaya adım atabilirler. Zirve gündeminin ana konularını ise 'stratejik istikrar', güvenlik, AB gücü, NATO ve yakın işbirliği oluşturuyor.

Solana'nın Moskova'da görüştüğü yetkililerin aşağıdaki sözleri aslında Rusya'nın Avrupa ile yakınlaşma isteğinin tam tercümesi: Devlet Güvenlik Sekreteri Vladimir Ruşaylo: 'İşbirliği ve eşgüvenlik, Avrupa ortak uygar alanının kurulması için ortak çaba gerekir.' Savunma Bakanı Sergey İvanov: 'AB ile savunma ve güvenlik alanındaki ilişkilerin geniş unsurları üzerinde işbirliği yapmaya Rusya hazır.'

Öncelik Almanya'ya

Rusya, AB içerisinde Almanya ile daha gelişmiş ilişkilere sahip. Rusya–AB zirvesi öncesinde Moskova ile Berlin, mini bir zirve yapacaklar. Bu kış Moskova'ya tatil niyetiyle kısa bir ziyaret gerçekleştiren Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, Çarlık başkenti St. Petersburg'da Putin ile önümüzdeki pazartesi günü biraraya gelecek. Mini zirvede ikili ilişkiler, SSCB borcu, AB–Rusya ilişkilerinin yanı sıra ABD–Rusya ilişkileri de ele alınacak. Almanya, gerginleşen ilişkilerde arabuluculuk yapmak istiyor.

Rusya-ABD gerginliği ilk olarak ABD başkanlık seçimleri kampanyası sırasında cumhuriyetçilerin anti Rusya açıklamalarıyla başlamıştı. Kremlin'den yapılan açıklamalar, sertleşmeye başlayan havayı yumuşatamadı. ABD'nin, SSCB ile 1972 yılında imzaladığı Anti Balistik Füze (ABM) anlaşmasından ısrarla çıkacağını açıklaması ve son zamanlarda yeniden patlak veren casus krizi de gerginliği tırmandıran gelişmeler oldular. Mirza Çetinkaya / Moskova (Zaman)




Kriz yumuşadı

Amerikan EC–3E casus uçağının geçen hafta pazar günü Güney Çin Denizi üzerinde bir Çin savaş uçağıyla çarpışması sonrası Washington–Pekin hattında başlayan gerginlik yumuşuyor.

ABD'nin, uçağın 24 kişilik mürettebatı ile görüşme taleplerine ilk başta ayak sürüyerek karşılık veren Çin, dün görüşmenin yapılmasına izin verdi. Amerikalı diplomatların, Çin'in güneyindeki Haynan adasında tutulan Amerikan casus uçağının mürettebatıyla görüşmelere uzun bir ertelemeden sonra başladı. Amerikalı bir yetkili, askeri ataşe Neal Sealock'un, halen uçağın 24 kişiden oluşan mürettebatıyla görüştüğünü söyledi.

Sözkonusu Amerikalı yetkili, Amerikalı diplomatların kaldığı Haikou otelinde gazetecilere yaptığı açıklamada, Sealock'un konuyla ilgili olarak açıklamada bulunacağını belirtti. ABD'nin Pekin Büyükelçisi Joseph Prueher, Amerikalı diplomatların uçağın mürettebatıyla ikinci kez görüşmeye başladığını söylemiş, ancak bu açıklama daha sonra geri çekilmişti.

Amerikalı diplomatlar, casus uçağının mürettebatıyla ilk kez geçen salı günü görüşmüşler, görüşmeden sonra yaptıkları açıklamada, mürettebatın durumunun iyi olduğunu bildirmişti. Pekin




Butto rahatladı

Pakistan'da Yüksek Mahkeme, eski Başbakan Benazir Butto hakkında verilen mahkumiyet kararını askıya alırken, eski başbakanın rüşvet suçlamalarından yeniden yargılanmasına karar verdi.

Yüksek Mahkeme, Butto'nun cezaevindeki eşi Asıf Ali Zerdari'nin de yeniden yargılanmasına hükmetti. Karar sonrası İngiliz Sky Tv'ye konuşan Butto, ülkesine dönmeyi düşündüğünü söyledi. Yüksek Mahkeme Yargıcı Beşir Cihangiri, Butto tarafından kendilerine yapılan başvuruyu kabul ettiklerini söyledi. İslamabad




NTV çıkmaza girdi

Rusya'nın ilk ve en büyük bağımsız Tv kuruluşu NTV'deki medya mensupları ile kanalın yönetimini üstlenen devlete ait Gazprom firması arasında dün yapılan görüşmeler tıkandı.

Her iki taraftan 10'ar kişinini katılımı ile oluşturulan Uzlaşma Komisyonu, yapılan görüşmelerden bir netice alamadı. Komisyonun bundan sonra çalışmayacağı da belirtildi.

Gazprom yöneticilerinden Aleksandır Kazakov, NTV yöneticilerinin problemi ancak mahkeme yoluyla çözme talebi nedeniyle komisyonun faaliyetine devam etmeyeceğini söyledi. Aleksandır Kazakov, NTV'nin yeni hissedarlarının kanal memurlarıyla diyalog kurmaya yönelik çabalarına devam edeceklerini belirtti.

(Mirza Çetinkaya / Moskova)




'Arazileri değiştirin'

Azerbaycan'ın eski Dışişleri Bakanı Tevfik Zülfikarov, Ermenistan ile aralarındaki Yukarı Karabağ sorununun barış yoluyla çözümü sürecinde ABD'nin daha önce taraflara 'arazi değişimi' önerisinde bulunduğunu söyledi.

Zülfikarov, söz konusu önerinin ilk olarak 1999'daki İstanbul AGİT zirvesi sırasında gündeme geldiğini de belirtti. Bakü




Sendroma dava açıldı

Balkanlar'da görev yaptıktan sonra ölen veya hastalanan 23 asker ve asker ailesi, Brüksel Savcılığı'na başvurarak dava açtı.

Askeri sendika temsilcisi Marc De Ceulaer, Bosna, Hırvatistan ve Kosova'da görev yapan Belçikalı askerlerden 5'inin kanser olarak öldüğü, 18'inin ağır hasta oldukları gerekçesiyle tazminat davası açtıklarını söyledi. Brüksel




Rusya'dan yardım sözü

Rusya'nın Milletler ve Göçmen Siyaset Müşaviri İgor Zadorviç, temaslarda bulunmak üzere dün Azerbaycan'ın başkenti Bakü'ye geldi.

Zadorviç, Azerbaycan'a 10 bin Çeçen'in sığındığını belirterek, mağdur durumda olan bu insanlara şartlı yardım sözü verdi. İgor Zadorviç, Çeçen mültecilerin Rusya vatandaşı olduklarını da hatırlattı. Veysel Aksu / Bakü




Dostum Afganistan'da

Taliban'a karşı mücadele eden Özbek asıllı General Raşid Dostum, Burhaneddin Rabbani ile görüşmek üzere Feyzabat şehrine gitti.

Taliban'a karşı ülkenin kuzeyini korumak isteyen Rabbani, Dostum'dan yardım istedi. Bu görüşme ve Ahmed Şah Mesud'un Avrupa temasları yeni çatışmaların çıkma ihtimalini güçlendiriyor.

(Salih Boztaş / Ankara)




İzgi rötar yaptı

TBMM Başkanı Ömer İzgi'nin uçağı arıza yaptı. Dün Türkiye'ye dönmesi gereken İzgi ve beraberindeki heyet, Türkiye'den gönderilecek özel bir uçakla bugün Aşkabat'tan ayrılacak.

Dün yerel saat ile 11:00'de havaalanına gelen İzgi, uçağının teknik bir arıza yaptığı sürpriziyle kaşılandı. Dönüşü, uçağının arızası nedeniyle bugüne ertelenen İzgi ve beraberindekiler Ertuğrul Gazi Camii'nde cuma namazı kıldılar. Ahmet Temir / Aşkabat (Zaman)




Mayınlar tamam

Türkiye ile Yunanistan, anti-personel mayınlarına ilişkin Ottawa Sözleşmesi'ne taraf yapacak işlemleri eşzamanlı başlatacak.

Dışişleri Bakanı İsmail Cem ile Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, Türkiye ve Yunanistan'ı anti–personel mayınlarının kullanımının, depolanmasının, üretiminin ve transferinin yasaklanması ve bunların imhası ile ilgili olarak Ottawa Sözleşmesi'ne taraf yapacak işlemleri eşzamanlı olarak başlatmayı kararlaştırdılar.

Papandreu'nun Türkiye ziyareti sırasında ortak olarak yapılan basın toplantısında açıklanan karar metninde ''Türkiye ve Yunanistan anti–personel kara mayınlarının sorumsuzca ve ayırım yapılmadan kullanılmasından kaynaklanan kayıpların ve insani acıların idraki içinde, son yıllarda söz konusu mayınların kullanımının, depolanmasının, üretiminin ve transferinin yasaklanması, kısıtlanması veya askıya alınması amacıyla alınan tek taraflı, ikili ve çok taraflı önlemleri memnuniyetle karşılar ve bu çabalara katkıda bulunmak için ellerinden gelen azami gayreti gösterme konusundaki kararlılıklarını beyan ederler.'' denildi.

Atina şarttan vazgeçti

Yunanistan 1997 yılında BM Genel Sekreterliği tarafından imzaya açılan Ottava Sözleşmesi'ni imzalamış, ancak karar Türkiye'nin İran, Irak ve Suriye sınırlarındaki kara mayınlarını temizlememe yönündeki kararı sebebiyle Yunan Meclisi'nde onaylanmamıştı. Türkiye ise Meriç nehri çevresinde bulunan mayınları temizlemeye kararlı olduğunu, terör sebebiyle diğer sınırlarındaki mayınları süreli olarak imha edeceğini belirtmiş ve sözleşmeyi imzalamamıştı.

İki ülkenin bugün aldıkları ortak kararın ardından iki ülke heyetleri eşzamanlı olarak onay ve katılımla ilgili belgeleri BM Genel Sekreterine sunacaklar. Türkiye, söz konusu sözleşme tekrar imzaya açılmayacağı için doğrudan sözkonusu kararı TBMM'de onaylayacak.

Ülkemizin tüm sınırlardaki mayınları imha etmek için sözleşme maddeleri gereğince 10 yıllık bir mühleti bulunuyor. Yunanistan ise sözleşmeyi imzalamak için Türkiye'nin tüm sınırlarındaki mayınları temizlemesi gerektiği isteğinden vazgeçti.

Önemli bir karar

Dün sabah Dışişleri Bakanlığı'nda gerçekleşen görüşmelerden sonra Cem ve Papandreu ortak basın toplantısı yaparak alınan kararalarla ilgili olarak bilgi verdi. Mayınlar konusuna değinen Yunanistan Dışişleri Bakanı Papandreu, tüm dünyaya Türk–Yunan güvenini ispat ettiklerini belirterek, ''Bu Türkiye ile Yunanistan'ın pek çok konuda rahatlıkla ortak çalışma yapabileceğinin bir göstergesidir.'' dedi.

Silah indirimi konusundaki soru üzerine Papandreu, Yunanistan'da bu konuda bir karar aldıklarını ifade etti. Papandreu; 'İki yıl önce böyle bir şeyi açıklasaydık veya böyle bir karar almaya kalksaydık, bu mümkün olmazdı. Bu konuda yaptığım açıklamalar, Türkiye'ye çok net bir barış ve işbirliği mesajıdır.' dedi.

Basına yapılan açıklamada Atina'nın, Türkiye'nin Avrupa Birliği adaylığı için işbirliği yapmaya hazır olduğu belirtilirken, işbirliği sürecine göre, gümrükler, mali konular, yargı, tarım ve güvenlik güçlerinin yapılanması hakkında seminerler düzenlenecek. Papandreu, ''Türkiye'nin AB'ye tam üye olmasına olumlu bakıyoruz ve destek veriyoruz.'' dedi.

Kıbrıs konuşulmadı

İki bakan, ilişkilerde gözle görülür bir iyileşme olduğuna vurgu yaparken, iki ülke arasındaki ilişkilerde son gelinen noktayı anlatan Papandreu, ''Yunanistan ile Türkiye'yi, Yunanistan otoyolunu İstanbul'a kadar uzatarak birbirine bağlamak niyetindeyiz. Böylece ülkelerimiz arasında hem kültürel hem de mali yakınlaşma sağlanacaktır.'' dedi.

İkili ilişkilerde yaşanan olumlu gelişmelere değinen Dışişleri Bakanı İsmail Cem de, ''Çok yararlı bir görüşmeydi. Küçük; ama çok önemli adımlar attık. Biz adım adım, yavaş yavaş birlikte çalışmaya, birbirimizi anlamaya doğru gidiyoruz.'' diye konuştu. Cem, mayınlar konusunda da, ''Çok önemli bir olay. İki ülke olarak söz verdik ve yapacağız.'' ifadelerini kullandı.

Kıbrıs konusu ile ilgili olarak bir Yunan gazetecinin sorusunu cevaplandıran Papandreu, ''Bu konuda Türkiye'nin biraz daha adım atmasını bekliyoruz. Ancak Türk Ulusal Programı'nda bu sorunun halline yönelik bir taahhüt var ve bu bizi ümitlendiriyor. Bu konuda aceleci davranmayacağız.'' dedi. Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ise ikili görüşmelerde Kıbrıs konusuna değinilmediğini, Türkiye'nin Kıbrıs politikasında herhangi bir değişiklik olmadığını belirtiyorlar. Papandreu, Başbakan Bülent Ecevit'i de ziyaret ederek bir süre görüştü.

Salih Boztaş / Ankara




Baas rejimi iması

AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi Karen Fogg, AB'nin Ulusal Program'ın(UP) açıklanmasını memnuniyetle karşıladığını ancak esas olarak uygulamalarla ilgilendiklerini belirterek, siyasi ve ekonomik kriterlerdeki değişiklik tasarılarının biran önce meclise getirilmesini istedi.

Ankara Barosu Avukatlar Günü etkinlikleri çerçevesinde Ankara Adliye Sarayı Konferans salonunda düzenlenen ''Katılım Ortaklığı Belgesi ve Ulusal Program'' konulu konferansa katılan Fogg, siyasi kriterlerin olmazsa olmaz nitelikte olduğuna değinerek, ''Bizim bu konularda alt komitelerimiz var ve nisan ayı sonlarına doğru siyasal kriterlere ilişkin isteklerimizi ve üzerinde durduğumuz konuları açıklayacağız.'' dedi.

UP'nin hayata geçirilmesi ile ilgili olarak yapılan çalışmaları anlatan ANAP Milletvekili Bülent Akarcalı da bu yasaların çıkarılması için gerekli iradenin bulunduğunu ancak tüm UP yasalarının çıkarılması için süratle bir AB İhtisas Komisyonu kurulması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin 2003 yılına kadar üyelik müzakerelerine başlaması gerektiğini belirten Akarcalı, ''Bunu içimizde önlemek isteyen, Atatürk Cumhuriyeti'ni Baas Cumhuriyeti haline dönüştürmek isteyenler var. Türkiye'nin 2003 yılına kadar müzakerelere başlaması tarihi bir görevdir.'' dedi.

AB treninin kaçabileceğini belirten Akarcalı, 2004 yılında Türkiye'yi AB'ye davet eden Parlamento'nun değişeceğini ve yeni bir parlemento ve yeni muhataplarla karşılaşılacağına değinerek, ''Eğer bu hedef başarılamazsa Türkiye'nin adaylığı erozyona uğrar, ciddiyetini yitirir. '' diye konuştu.

(Salih Boztaş / Ankara)




Çözüm AB'de

Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer, Balkanlar'da barış ve istikrarı sağlamanın tek yolunun bölgeyi Avrupa'nın geri kalan kısmıyla bütünleştirmek olduğunu söyledi.

Fischer, ziyaret için geldiği Arnavutluk'ta ''Bölgedeki anlaşmazlıklar, şiddet olmadan, kan dökülmeden, Avrupa ile bütünleşmeyle çözülmeli.'' dedi. Arnavutluk'un Balkanlar'da istikrar için önemli olduğunu söyleyen Fischer, Alman hükümetinin bu ülkeyi desteklediğini kaydetti.

Öte yandan, Makedonya'da güvenlik güçlerinin Arnavut militanlara karşı başlattığı operasyon sürüyor. Kalkandelen (Tetovo) çıkışındaki Poroy köyünde dün öğle saatlerinde güvenlik güçlerinin yaptığı operasyonda, 20 kişi yaralandı, 35 kişi de gözlem altına alındı. Tiran / Kalkandelen




HDZ için operasyon

Bosna–Hersek'te NATO önderliğindeki İstikrar Gücü (SFOR), Boşnak–Hırvat Federasyonu'ndaki Hırvatların ayrılıkçı faaliyetlerini engellemek için Hırvat milliyetçilerin kontrolündeki bir bankayı kuşattı.

Mostar'daki operasyon sırasında milliyetçi Hırvatların, uluslararası görevlilere saldırdığı kaydedildi. Bosna radyosu, Orasje kasabasındaki şubede de benzer faaliyetler gözlendiğini duyurdu. Bosna Yüksek Temsilcisi sözcüsü Chris Bird, SFOR'un, Herzegovacka bankasının 8 şubesine el koymak için BM ve yerel polis güçleriyle birlikte hareket ettiğini belirtti. Özel Herzegovacka Bankası, Boşnak–Hırvat Federasyonu'ndan ayrılma faaliyetlerinin öncüsü Hırvat Demokratik Birliği (HDZ) partisinin mali kaynağı olarak biliniyor. Saraybosna




İsrail yine vurdu

Ortadoğu'da çatışmalar bütün hızıyla devam ediyor. İsrail'in Gazze şeridi yakınlarındaki Netiv yöresine önceki akşam havan saldırısı düzenlenmesinin ardından, İsrail saldırılara misilleme yapmak için Gazze şeridinin güneyindeki Refah mülteci kampını bombaladı. Bombardımanda, ikisi ağır dört Filistinli yaralandı.

İsrail helikopterleri dün de Gazze kentindeki Filistin polisine ait tesisleri füzelerle vurdu. İsrail helikopterlerinin Gazze kentindeki Cabalya mülteci kampı yakınında bulunan 4 güvenlik noktasına füze saldırısında bulundukları belirtildi. Helikopterlerden fırlatılan en az 4 füzenin 2 katlı karargah binasıyla yakındaki yapılarda hasara yol açtığı ifade edildi.

Bu arada, İsrail İç Güvenlik Bakanı Uzi Lando, devlet radyosunda yaptığı açıklamada, ''Operasyonlarımızı artırmalıyız. Üç günde bir vurmak yerine gece gündüz aralıksız darbeler indirmeliyiz.'' dedi. Filistinli Yerel Yönetim Bakanı Saib Erakat ise, Lando'un sözlerine tepki gösterdi ve ''Bu sözler, İsrail hükümetinin gerçek yüzünü gözler önüne seriyor.'' dedi. Erekat, Şaron hükümetinin tek amacının işgali pekiştirmek olduğunu belirtirken, Fransa da İsrail'in Filistin topraklarında yaptıklarını kınadı. Dış Haberler Servisi



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.