Çırpınırdı Karadeniz
Yaklaşık 10 gündür, İstanbul'da Zaman'ın merkezinde bulunan yazarlar, müdürler ve değişik birimlerde çalışan arkadaşlarımız, karış karış Anadolu'yu geziyorlar. Bazılarının intibalarını köşelerinden okuyorsunuz. Bir dost sesi, bizi telefonda böyle bir geziye davet ediyordu. Epeyce uzunca zamandan beri masabaşına çakılıp kalan birisi olarak biraz tereddüt etmekle birlikte, davete 'evet' demiş bulunduk. Davet eden, gazetemizin Karadeniz Bölge Sorumlusu Hasan Dost'tu. Hem adaş, hem dost olunca davete icabet edip çıktık yola. Boyabat, Sinop, Bafra derken, Samsun'a ulaştık. Hem gazete temsilcileriyle görüşüp tanıştık, hem de okurların samimi ilgilerine muhatap olduk.
Anadolu, her yönden dinamik ve enerjik. Sitemleri, ihmal edilmişlik, unutulmuşluk üstüne. Aslında bekledikleri bir şey yok. Fedakarlığın zirvesinde dolaşıp duruyorlar. Ama bir selam, bir tebessüm bekliyorlar. Bizim gibi, işi yazmak olan, konuşmaya gelince susmayı tercih eden birini bile saatlerce konuşturmayı başarıyorlar.
Diğer bölgelerimiz de mutlaka öyledir. Ancak örneklerini gördüğümüz için rahatlıkla söyleyebiliyoruz: Karadeniz, son on gündür bir başka çırpınıyor. Karadeniz'de yaşayan Zaman okurları, o samimi, sıcakkanlı ilgisini gazetesi için kullanıyor. Bizi, gösterdikleri ilgiyle derin bir mahçubiyet duygusuna gark edenlere, sadece bu köşeden kuru bir teşekkür etmekle yetinebiliyoruz ne yazık ki...
Son bir nokta daha: Zaman okuru, gazetesini reklamlarına kadar satır satır okuyan, sevincini paylaşan, hata gördüğünde ise kimsenin gözünün yaşına bakmadan eleştiren bir anlayışa sahip. Karşımıza çıkıp bizi sigaya çeken 'Molla Kasım'ları görünce bunu anladık. Bu samimi insanlara çok şey borçluyuz.
Patlamaya az kaldı
Her tarafta esnaf burnundan soluyor. Öfkesi had safhada. Şimdiye kadar esnafın gösteri yaptığına, slogan attığına şahit olmadık. O yüzden biraz yadırgıyoruz. Ancak asıl yadırgadığımız, bazı yerlerde polisin esnafa karşı takındığı sert tavırdı. Karşısındaki insanlara gösterici terörist muamelesi yapmalarını üzüntüyle karşıladık. Ödedikleri vergilerle devleti besleyen insanlara bu muamele hiç yakışmadı.
Ekonomik kriz dolayısıyla yaşanan sıkıntılar gözardı edilecek gibi değil. Zaten var olan problemler iyice büyüdü. İşsizlik had safhada. Bırakın bu zor şartlar altında insanlar tepkilerini göstersinler, seslerini yükseltsinler. Eğer gösteriler izinsiz diyorsanız, yol gösterin, müsaadeli gösteri yapsınlar. Bundan kolay ne var?
Kesinlikle, zor durumda olan esnafın sesi kısılmaya çalışılmamalı. Yoksa bu kadar sıkıntı, mevcuttan daha büyük sosyal patlamaları beraberinde getirir. İnsanlar bunalımla, cinnetle, cinayetle karşı karşıya kalır.
Yoksa bazılarının istediği bu mu?
Enerjik eğlence
İktidarda olan partideki vekillerin eşleri sazlı sözlü gün düzenlemişler. Haberlere bakılırsa, sabahtan akşama kadar bir güzel eğlenmişler. Eğlensinler gözümüz olmadığı gibi, sözümüz de yok. Eğlenmek haklarıdır. Merak ettiğimiz, vatandaş yaşanan krizden dolayı ayakta zor dururken, onlar bu kadar enerjiyi nereden buluyorlar?
Tekel
Sinop'tan Samsun'a giderken Yenice'ye uğruyorsunuz. Sonra Bafra'ya ve Samsun'a. Arada bir de Birinci, Maltepe ve Tekel 2000 olsa koleksiyon tamam olacak!
Duvar
Yazarlar da işsiz yazarkasalar da
|