Medya nereye?
Medya dergilerinden birini karıştırırken karşıma Mike Keefe imzalı ilginç bir illüstrasyon çıktı: Çöl ortasında kocaman bir otoban. Üzerinde malumat, bilgi, haber anlamına gelen 'information' yazıyor. Bilindiği gibi, Batılılar modern teknolojinin medya aracılığıyla oluşturduğu bilgi akışı için 'information highway' yani bilgi otobanı tabirini kullanıyor. Neyse, biz mezkur illüstrasyona dönelim:
Otoban üzerinde yorgun, bitkin bir adam ellerini açmış feryat ediyor: Wisdom! Malumunuz, wisdom çok zengin bir kelime; ilim, irfan, bilgelik gibi derin manalar ihtiva ediyor.
Modern insan ile medya arasındaki ilişki; ancak bu kadar veciz bir tabloyla anlatılabilir...
Batı, elektronik ortamda medyanın alacağı yeni pozisyonu tartışıyor sürekli. Sanal alemin haber alma ihtiyacına ne şekilde cevap vereceği meselesi düşünülüyor. Haberciliğin yeni formatları üzerinde düşünen iletişim uzmanları, ortaya çıkacak yeni dengeler içinde insan gerçeğini, bilhassa özel hayatın sınırları, mahremiyetleri ve bunların kurumlarla olan ilişkisini tartışıyor.
Türkiye'de medyanın gündemi çok daha farklı bir yörüngede; çünkü ülkemizde medya, dünya tecrübesinin neredeyse yarım asır gerisinden geliyor. İşin en garibi de şu: Teknoloji kullanımında Batı'daki pek çok ülkeden daha ilerdeyiz. Demek ki teknoloji transferi tek başına kocaman bir hiç; önemli olan, mantaliteyi taşıyabilmek... Bizim kullandığımız matbaalar, kameralar vs. teknolojinin son harikaları. Bizdeki problem, medya felsefesinin yapılmamış ve yayıncılık anlayışının sağlam standartlar üzerine oturmamış olmasından kaynaklanıyor. Günlük gazetelerin televizyon haberciliği ile yarışması mümkün mü? Yazılı basın, haberin ötesindeki insan gerçeğine hâlâ ulaşamadı ki halkla barışık bir çizgi yakalasın...
Televizyonculuk tam bir cinnet çıkmazında. Günlük haber seyredenlerin kalp hastası olmaması adeta bir mucize. Haberciliğin histerik bir sunumla özdeşleştiği, maniple etmenin haberin bir parçası sanıldığı medyadan ne beklenebilir ki!
Bir de benzeşme sendromu. Benzeştikçe tükendiğimizi neden fark edemiyoruz acaba?
Keşke bir Sur-ı İsrafil üflense kulağımıza ve herkes, kendi mesleğine dönse yeniden. Ülke kurtarma psikozundan sıyrılıp mesleğine ehil kişiler haline gelse insanlar... Heyhat!
Yıllardır Türkiye'de medya, karmaşık ilişkiler yumağı içinde muhal bir şey denedi: Kurtlarla dans! Zaman zaman tankların gölgesine sığındı kendi çıkarları için; sonra da tankların üstüne çıkmayı hamasi bir üslupla diline doladı. Çoğu zaman gölgesinden korktu 'muktedir'lerin, bulduğu ilk fırsatta güç denemeleri yaptı eski müttefikleri üzerinde....
En azından Napolyon'u hatırlamalıydık değil mi? Ne demişti dünya tarihinin zeka delilik arası med-cezirler yaşayan ünlü komutanı:
'Bana üç düşman gazete, binlerce süngüden daha korkutucu geliyor.' Aslında karşılıklı bir korku vardı ortada; bazen de karşılıklı menfaat. Bunun yegâne çaresi, yasaların çizdiği sınırlar içinde her kesimin kendi rolünü oynamasıydı. Maalesef bizde medya, karşısındaki güce göre kıble değiştirmeye alıştı, laçkalaştı...
Şimdi binlerce gazeteci işsiz ve bir zamanların efsanevi medya patronu Dinç Bilgin hapiste. Bu üzücü durum aslında medya için yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. Kendi mensuplarını bile çarmıhlara gerip andıçlayan medya 'Nerede hata yapmıştık?' sorusuyla işe başlayabilir...
İnternet haberciliğinin yazılı ve görüntülü basından daha bağımsız bir ortam yakaladığını söylemezsek haksızlık olur. Umarım medyamızı çepeçevre saran seviyesiz üslup, ideolojik saplantı, saldırgan ve hukuk tanımaz tavır, sanal ortama da taşınmaz...
Dünya medyası ile kesiştiğimiz ortak bir noktayı, Keefe'nin illüstrasyonu ne kadar berrak bir çizgiyle ortaya koyuyor... Bilgi taşımak yetmiyor, akıl, irfan ve mesuliyet duygusu ile onları yoğurmadıktan sonra...
e.dumanli@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
21/
01/
2001...
"Kur'an mı, o da ne?"
27/
01/
2001...
A'rafta demokrasi aranmaz
03/
02/
2001...
İki ağacın hikâyesi ve Bediüzzaman
10/
02/
2001...
Amerika ideal mi?
24/
02/
2001...
Darbelerin hazin sonu
03/
03/
2001...
'Gazetecilere zorunlu din dersi'
10/
03/
2001...
Özel üniversiteler
17/
03/
2001...
Gürüz, Harvard'a rektör olsun
24/
03/
2001...
ABD'de devlet üniversite kapatabilir mi?
31/
03/
2001...
Amerika'da Mevlana'yı keşfetmek
|