GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

07/04/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Faruk MERCAN

6 yıl önceki kehanet

Dinç Bilgin, son dönemde karşı karşıya kaldığı olaylarda, ne zaman kendisini anlatsa, "Dededen gazeteci" olma kimliğine vurgu yaptı. Selanik'ten İzmir'e ve İstanbul'a uzanan 105 yıllık bu gazetecilik macerasının, pazartesi günü tutuklanıp Kartal Cezaevi'ne konulması noktasına varacağını herhalde hiç kimse tahmin edemezdi.

En az bu gelişme kadar önemli olan bir diğer konu, Dinç Bilgin'in polis ve savcılık ifadelerinde, kendisini banka almaya yönlendiren kişi olarak Cavit Çağlar'ın ismini vermesi, Etibank'ı batma noktasına getiren kişi olarak da Şükrü Karahasanoğlu'nun ismini vermesiydi.

Bilgin, "Ben gazeteciyim, bankacılıktan anlamam" dedikten sonra Cavit Çağlar'a Etibank'tan verilen 40 milyon dolar kredinin geri dönmemesinin de batışı hızlandırdığını belirtmiş.

Önce dokuz yıl geriye, 1992 Temmuz'una gidelim. Dinç Bilgin, Başbakan Süleyman Demirel'in bakanı Cavit Çağlar'la kıran kırana bir düelloya girmişti. Cavit Çağlar günlerce Sabah'ın manşetinden inmedi. Sabah'a göre Çağlar, Ziraat Bankası'na olan 399 milyar liralık borcunu, bakanlık nüfuzunu kullanıp pazarlık yaparak 176 milyar liraya indirtmişti. "Çağlar'ın büyük tokadı" başlığını kullanan Sabah devam eden günlerde de Çağlar için ilginç başlıklar kullandı. Cavit Çağlar kendisini istifaya çağıran Sabah'a o günlerde şu cevabı verdi: "Bu gazetenin, gücünü kamu yararından ziyade kişisel hesapları için kullandığına bütün basın camiası tanıktır."

Ne var ki, aradan birkaç yıl geçtikten sonra Çağlar ile Bilgin arasındaki buzlar eridi. 2 Mart 1998 tarihinde ortaklaşa Etibank'ı devletten 170 milyon dolara aldılar. Eğer Hazine, başlangıçta Cavit Çağlar için yaptığı itirazı geri almasaydı, belki bu ortaklık gerçekleşmeyecekti. Ama her nasılsa Hazine Müsteşarlığı "Etibank Çağlar'a verilmesin" itirazını geri çekti ve Bilgin-Çağlar ortaklığı sorunsuz kuruldu.

Şükrü Karahasanoğlu'nu Etibank'ın başına öneren kişi de muhtemeldir ki Cavit Çağlar'dı. Çünkü daha Tütünbank'taki görevinden itibaren Şükrü Karahasanoğlu'nu tanıyan, 1991 seçimlerinden sonra bakan olunca Karahasanoğlu'nu alıp Emlak Bankası'nın başına getiren kişi Cavit Çağlar'dı.

Şimdi de, 1994'ün Eylül ayına gidelim. Türkiye'de Musevi sermayesine dayalı ilk bankayı kurmak isteyen iplik tüccarı Nesim Malki, 16 Eylül 1994 günü kendisini Sabah gazetesinin manşetinde buldu. Bu haberde, Malki'nin Türkiye'nin en büyük tefecilerinden biri olduğu ve Karadenizli bir işadamını batırdığı belirtilmekteydi. Böylece, Fransızlara ait Bank Indosuez'in Türkiye'deki şubesini 6 milyon dolara satın almak için anlaşmayı tamamlayan ve Ankara'da Hazine'den onay alan Malki'nin Türkiye'de banka sahibi olma rüyası sona erdi.

Aradan yalnızca birkaç ay geçti. 1995 başında Dinç Bilgin, Emlak Bankası ile ortaklık kurup Bank Indosuez'i Fransızlardan 8 milyon dolara satın aldı. Ancak, dönemin muhalefet lideri Mesut Yılmaz'ın, "Emlak Bankası'na önce bir yabancı bankayı aldırmakta sonra onu bir basın kuruluşuna tek kuruş dahi almadan devrettirmektedirler. Bu medya kuruluşu hiç yoktan banka sahibi oluyor." sözleriyle konu Meclis gündemine geldi. Tepkilerden sonra Dinç Bilgin, Bank Indosuez'i almaktan vazgeçti. Bu gelişme, 1 Mart 1995 günü Sabah'ın birinci sayfasında şöyle duyuruldu:

"Gazeteniz Sabah, Bank Indosuez'i satın almaktan vazgeçti. Hiçbir banka okurlarımızın saygı ve güvenine sahip olmaktan daha değerli değildir... Biz baştan beri gazetelerin başka bir işle, örneğin bankacılıkla uğraşmaması gerektiğini düşünüyoruz."

Ne var ki, bu sözlerinden yalnızca üç yıl sonra Dinç Bilgin Cavit Çağlar'la birlikte Etibank macerasına girdi. Ve bu macera, 105 yıldır gazetecilik yapan Bilgin ailesi ve kendisini yalnızca "gazeteci" olarak tanımlayan Dinç Bilgin için trajik bir son oldu.

Oysa altı yıl önce kendisi söylemişti: "Hiçbir banka okurlarımızın saygı ve güvenine sahip olmaktan daha değerli değildir..."

Not: Zaman'ın yeni cep kitapları kampanyası sebebiyle Urfa, Mardin, Kızıltepe, Midyat, Nusaybin, Balıkesir, Manisa, Salihli ve Uşak'ta, Zaman okurlarıyla buluştuk. Zaman okurlarının kalitesi ve gazeteye olan içten sevgilerini görünce, işimizin hiç de kolay olmadığını yeniden gördük. Kendi hesabıma, Zaman okurlarıyla bir kere daha gurur duydum.


f.mercan@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

03/ 02/ 2001... 18 ailenin operasyonları
10/ 02/ 2001... Bu vadinin bütün çocukları
17/ 02/ 2001... 26 Ekim 1993, yer Ankara
24/ 02/ 2001... Başımıza bu da geldi
03/ 03/ 2001... Tantan’a göre medya problemi
10/ 03/ 2001... Jandarmanın Malki dosyası (1)
11/ 03/ 2001... Jandarma'nın Malki dosyası (2)
17/ 03/ 2001... Yener Kaya'nın operasyonları
24/ 03/ 2001... Gazi Erçel: Yiğit, uçakta Çakıcı'yı anlattı
31/ 03/ 2001... Merkez Bankası'na kadar uzanır mı?


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.