Sokak istifaya zorluyor
Gürcan Dağdaş'ın öngörülerini önemsiyorum. Bu dönemde 'ilkleri' çok göreceğiz, demişti. Gerçekten de başdöndürücü olaylar oluyor. Sadece Cumhuriyet döneminde değil Osmanlı, Selçuklu hatta Türk tarihinde rastlanmayan şeylerle karşılaşıyoruz.
Ahi geleneğinin takipçisi olarak bilinen esnaf bu topraklarda toplumun orta direğidir. Esnaf bugüne kadar hep ağırbaşlı davrandı, devletle çatışmaktan kaçındı. Taleplerinde ve tepkilerinde ölçülü davrandı; itidal ve temkinle hareket etti.
Ülkede yaklaşık 5 milyon esnaf ayakları üzerinde duran bir istihdam kapısıdır. Devlete yük olmadığı gibi, vergisiyle sistemin işleyişinin teminatıdır.
Esnafın yürümesini hiç görmemiştik. Vergi ve zamlarla beli bükülen insanlar nihayet sokaklara döküldü. Esnafın ayaklanması başka kesimlerle karşılaştırılamaz. Yüzbinlerce memur ve işçinin eylemine kayıtsız kalan hükümet için bu olaylar sonun başlangıcıdır.
En büyük alarm budur. Esnafın iflas etmesi; piyasaların bitmesi, hayatın durması anlamına geliyor. İşin son raddeye geldiğini gösteriyor. En berbat dönemlerde bile kepenk kapatılmamıştı.
Çaresizlik ve yoksulluk toplum bünyesini bu kadar zayıflatmamıştı. Toplumun kimyası bozuldu. Cinayet, hırsızlık, cinnet ve intiharlarda olağanüstü artış var.
Yürümeyen tek kesim kaldı: Köylüler. Hafta sonu gittiğim Amasya'da bu kesimin de hareketleneceğini hissettim. Borçları yüzünden tek gelir kaynağı olan tarlasına haciz gelen köylülerin, traktörlerle karayolunu keserek ilin valisini ayaklarına çağıracakları duyumunu aldım.
Şimdiye kadar sokak hareketlerinden dolayı herhangi bir hükümet istifa etmemişti. Ancak, tarih bize devalüasyonların ardından hükümetlerin uzun ömürlü olamayacağını anlatıyor.
İlk devalüasyon 1946'da Recep Peker hükümeti tarafından yapılmıştı. Bir yıl sonra hükümet düştü. Menderes hükümeti 1958'de devalüasyon kararı aldı. İki yıl sonra askerler ihtilal yaptı.
Süleyman Demirel, 1970'te devalüasyon kararı aldıktan yedi ay sonra muhtıra yedi. 24 Ocak kararlarını almak yine Demirel'e düştü. Bu kez Demirel, altı ay sonra darbeyle koltuğundan oldu.
5 Nisan kararlarını alan Tansu Çiller iktidarda kalmak için çok uğraştı. O da 28 Şubat'a dayanamadı. Büyük devalüasyonlardan sonra demokratik yapının büyük darbeler aldığı görüldü.
Tarihin bir başka sürprizi daha var: Devalüasyon kararını hazırlayan bürokratların hızla yükseldiğini görüyoruz. Bu kez nasıl olacağını bilemiyorum. Ancak, siyasal, ekonomik ve toplumsal anlamda dibi görmeden çıkış olmayacak gibi.
İşte o zaman, başta siyasi partiler yasası ve seçim kanunu olmak üzere gerçek reformları yapmak zorunda kalacağız. Böyle bir atmosfer, yeni siyaset anlayışını ve yeni isimleri ortaya çıkaracak.
i.karayegen@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
01/
02/
2001...
Sağduyu ihtiyacı
09/
02/
2001...
Hesaplar sil baştan
15/
02/
2001...
Su-i misal, emsal olmaz
22/
02/
2001...
Krizin kimseye faydası yok
01/
03/
2001...
Türkiye üçüncü krizi taşıyamaz
04/
03/
2001...
Hiçbir parti barajı aşamıyor
09/
03/
2001...
"Amerika Türkiye'ye muhtaç, biz de Amerika'ya"
17/
03/
2001...
Bu yol AB'ye çıkmaz
24/
03/
2001...
Derviş'in ''Özal'' olma şansı
31/
03/
2001...
Ara rejim kâbusuna vize yok
|