Kasa, asa, asap, kasap, kasaba, Çatı çökerken..
Girmedi rüyama Sayın Ecevit. Dolayısıyla başbakanlık korumaları kalben rahat olsunlar, çelik kasa fırlatma eylemi filan yapmayacağım hiçbir yerde.
Bilgisayarımın monitörünü kucağıma alıp, 'Sayın başbakanım, sayın başbakanım ben bir yazarım!' deyip de ekranımı mermer merdivenlere fırlatmayı da düşünmüyorum.. Gözaltına alınırken, rating avcılarından, 'canlı yayına çıkmak ister misiniz?' diye teklif almak da..
Eskiden gazinocular kralı inşaatlarda şöhret avlardı, şimdinin medya patronları Başbakanlık önünde soyunan, yazar kasa atan kişilerin peşindeler..
Fahrettin Aslan ile Reha Muhtar'ı birbirinden ayıran fark da bu sanırım..
Refahyol'u yıkıp yerine alenen bu iktidarı kendisinin getirdiğini söyleyen medya bile iktidarı terk ediyor.. Çevik Paşa gibi karizmatik biri de yok ki, ona oynasınlar, iktidar genlerini gıdıklasınlar..
Siyasî partilerde iş yok. Hepsi yol yorgunu, hepsi diğerinin çözümünü eleştirmekle yetiniyor.. Çözüm sunan, reçete sunan, umut veren yok..
Cumhurbaşkanı sessiz ve tepkisiz..
Hükümet ölüme razı idamlık gibi infaz gününü bekliyor..
Muhalefet iktidardan beter..
Besim Tibuk var gibi; ama o da elitle meşk yapıyor. Halk karşısına çıkmaya ya tenezzül etmiyor ya da aklına gelmiyor.. İnternette, Tv'de, gazete sütunlarında ahkâm kesmeyi politikacılık sanıyor.
Esasen halkı umutsuzlandıran da bu işte.. Tablo berbat ve bu berbat tabloyu düzeltecek güç ve iradeyi gösterecek kimse yok.. Adam yok, parti yok, bürokrat yok..
Sanki Türkiye'nin bağırsaklarına çöreklenen parazitler, yapılan iç bünye temizliğinin intikamını alıyorlar..
Hatırlar mısınız biri söylemişti; 'Bu işlerin çok üzerine giderseniz, çatı hepimizin üzerine yıkılır altında kalırız..'
Birileri sanki bu ülkenin çatısını herkesin üzerine yıkmak istiyor. Hani savaşı kaybeden kumandanın gözü döner ya.. Öyle bir şey işte..
Yüzlerinde yeryüzü
Sıcak, sımsıcak insanlar.. Her türlü olumsuzluğa direnen, güler yüzlü, aydınlık bakışlı Anadolu insanları..
Mersin, Tarsus, Erdemli, İskenderun, Konya ve Akşehir'de..
Çıkarın kartel basınının büyük şehir tirajlarını, çıksın gerçek kimlik ortaya..
Zaman, Anadolu'nun birçok ilinde en çok satan gazete..
Çünkü bu işin sevdalıları Anadolu'da..
Her kenti, kasabayı, beldeyi gezdikçe, müşteri değil okur ile karşılaşmanın heyecanını yaşıyorum.. Gazetenin, haberin, sesin önemini biliyor bu insanlar..
Banka satın almaktansa, bu halkın gönlüne talip olmanın erdemini fark ediyorum.. Zihinlerimizi birbirlerimizin yüreklerine daldırıyoruz saatlerce..
Yüreklerinde vatan, ülke ve kutsallık hissiyle oluşan bir hale ile karşılıklı oturuyoruz..
İnanılmaz bir elektrik bu, bir şarj seansı gibi..
Elmanın iki yarısı birleşiyor sanki..
Anlatılmıyor ki..
Aspirin!
Mersin'de konuklarını utandıracak kadar muazzam ev sahipliği gösteren esnaf Ali Haydar Bey için başka bir nitelendirme kullanamadım. Tek kelimeyle Aspirin gibi bir Anadolu insanı, Mersin'in yerlisi Ali Haydar Bey.. Bir bakıyorsunuz sinevizyon aletini çalıştırıyor, bir bakıyorsunuz konuşmalarınızı kameraya çekiyor, kaptanlık yapıyor, bilgisayarı ayarlıyor, kayıt yapıyor vs.. Tıpkı Aspirin gibi, başa, dişe, kulağa ihtiyaç olan her yere anında yetişiyor.. Eh bizim gibi gazeteci milletinin eline bir de Ali Haydar Bey gibi Anadolu insanını paparazzicilik yaparkenki resmi geçerse affetmez tabii.. Resimde, biz 'selamünayküm televole' derken, paparazzi esnaf ağabeyimiz iş başında!
Yazarımızın en son yazıları
|