Mars'a kanat çırpıldı
Amerikan Ulusal Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA), yeni bir tarihî 'sefer'e imza atarak, Mars Odyssey uzay aracını Florida'daki Cape Canaveral üssünden "kazasız belasız" fırlattı.
1999'daki iki başarısız girişimden sonra Kızıl gezegene ilk kez kez gönderilen uzay aracı olan Odyssey, Mars'a ulaşmak için 460 milyon km yol katedecek. Asıl hedefi Mars'ta su bulmak olan Mars Odyssey, aynı zamanda Kızıl gezegene bugüne kadar gönderilen en nitelikli uzay aracı.
Mars Odyssey'in, Ekim ayı sonunda Mars'a ulaşması ve gezegenin etrafındaki yörüngeye oturması bekleniyor. Uzay aracının, 2,5 yıl boyunca gezegenin kayalarındaki mineralleri inceleyeceği ve suyun olup olmadığının anlaşılması için hidrojen gibi kimyasal elementleri ölçeceği kaydedildi.
NASA'nın, 1999'da Mars'a gönderdiği Mars Climate Orbiter uzay aracı, mühendislerin İngiliz ve metrik ölçü birimlerini karıştırmaları yüzünden parçalanmıştı. NASA'nın, bundan bir hafta sonra fırlattığı Mars Polar Lander uzay aracı da motorların erken kapatılması nedeniyle gezegene çarparak inmiş ve kaybolmuştu.
NASA, benzer bir fiyaskoyu önlemek amacıyla Odyssey uzay aracı için 297 milyon dolar yatırım yaptı. Bilim kurgu romanı 2001: A Space Odyssey'den esinlenerek Mars Odyssey adı verilen uzay aracı, önceki iki başarısız girişimin kurtarıcısı olarak görülüyor. Dış Haberler Servisi
Akıllı yaptırım
ABD'nin Yakındoğu işlerinden sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Ed Walker, Irak lideri Saddam Hüseyin yönetimine karşı yaptırımları sıkılaştırırken, kırılgan ekonomilere sahip komşu ülkelerle, ekonomik kayıplarının karşılanması yönünde anlaşmaya varmaya çalıştıklarını bildirdi.
Walker, Washington'da Iraq Foundation tarafından düzenlenen bir konferansta yaptığı konuşmada, yeni ABD yönetiminin Irak politikasının halen oluşturulma aşamasında olduğunu ve hâlâ bazı unsurların tanımlanması gerektiğini kaydetti.
Yaptırım politikası sayesinde Saddam'ın askeri gücünü ilerletemediğini ve kitle imha silahları programını geliştiremediğini belirten Walker, 'Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın da söylediği gibi, Saddam, yere çakılması an meselesi olan bir uçak gibi.' dedi. Irak politikasını belirlerken bölge ülkeleriyle uzlaşmaya varmanın önemine işaret eden Walker, uzlaşmanın özellikle yaptırımlar konusunda gerektiğini söyledi. Walker, yaptırım yaklaşımının yeniden düzenlendiğini ve Saddam'a para, askeri malzeme akışının çok sıkı şekilde kontrol edileceğini, ancak bunun için komşu ülkelerin yardımının şart olduğunu kaydetti.
ABD yönetiminin Irak'ta muhalefet unsurlarını desteklemek istediğini söyleyen Walker, ancak muhalefete tahsis edilen para ve hangi amaçlarla kullanılacağı şeffaf olduğu için bu desteğin sınırlı kalabileceğini de kaydetti. ABD, eğitim, radyo ve Tv yayını yapma, bilgisayar, büro malzemeleri gibi konularda Irak muhalefetine para tahsis ederken, silah ve askeri eğitim konusunda yardıma sıcak bakmıyor.
Öte yandan, ABD ile işbirliğine karşı çıkan etkili bir Irak muhalefet grubunun, artık ABD'nin Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in devrilmesi çabalarını memnuniyetle karşıladığı bildirildi. Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi'nden Muhammed Hadi, ABD ile doğrudan görüşmelere hazır olduklarını söyledi.
Muhammed Hadi, AP'ye yaptığı açıklamada, 'Saddam'dan kurtulma çabalarımızda, ABD de dahil olmak üzere herkesle görüşmeye hazırız.' dedi. Hadi, bu ülkeyle işbirliği konusunda tutum değiştirmelerinin nedeninin, bunu şimdi daha gerçekçi bulmaları olduğunu söyledi. Dış Haberler Servisi
Borodin İsviçre'de
Yolsuzluk ve para aklamakla suçlanan üst düzey Rus yetkili Pavel Borodin, İsviçre'ye geldi.
New York'tan gelen Borodin, ülkesine iade edilmesi için mücadeleden vazgeçerek, geçen pazartesi İsviçre'ye gönderilmeyi kabul etmişti. Rusya'nın eski Devlet Başkanı Boris Yeltsin döneminde Kremlin Sarayı malc varlıklarından sorumlu olan Borodin, bir İsviçre firmasının da dahil olduğu yolsuzluk iddialarıyla, İsviçre Başsavcılığı'nın talebi üzerine ABD'de gözaltına alınmıştı. Cenevre
Filistin'e ABD bakışı
Filistin yönetimi güvenlik servisi üyeleri ya da Arafat'ın El Fetih örgütüyle bağlantılı grupların, İsrail karşıtı şiddet eylemlerine katıldıkları öne sürüldü.
15 Haziran-15 Aralık arasındaki dönemi kapsayan ABD Dışişleri Bakanlığı'nın bir raporunda, Filistin yönetiminin bu unsurlarının Eylül-Aralık arasında şiddet eylemlerinde rol aldıkları için cezalandırılıp cezalandırılmadıklarının ise bilinmediği belirtildi. Raporda, bu kişilerin eylemlerinin Filistin yönetimi ve Filistin Kurtuluş Örgütü liderlerinin bilgisi dahilinde olup olmadığının da belli olmadığı kaydedildi. Washington
Reel politik yaklaşım
Irak Kürdistan Demokratik Partisi'nin (IKDP) uluslararası ilişkiler direktörü Hoşyar Zebari, gerçekçi bir yaklaşım gösterdikleri için bağımsız bir devlet peşinde olmadıklarını, IKDP'nin, Irak için demokrasi ve Kürt bölgesi için özerkliği desteklediğini söyledi.
ABD'de bir panelde konuşan Zebari, bugün Irak içinde, Araplarla birlikte yaşama isteği taşıyan, Irak için demokrasi, Kürt bölgesi için özerklik amaçlayan olgunlaşmış bir Kürt hareketi bulunduğunu ifade etti. Washington
'Deniz Yıldızı'
Türk Deniz Kuvetleri Komutanlığı, Marmara, Karadeniz'deki Türk Karasuları ve uluslararası sularda 'Deniz Yıldızı' adı verilen bir tatbikat başlattı.
Tatbikata 6 Fırkateyn, 4 güdümlü mermili hücumbot, 3 denizaltı, 3 yardımcı sınıf gemi ve 2 karakol botu katılıyor. 10 Nisan'da sona erecek tatbikatı Azerbaycan, Gürcistan ve Rusya Federasyonu'ndan gözlemciler de izliyor.
Bekir Yıldırım / Bükreş (Zaman)
Hazar'a uzatma
Hazar'ın statüsünü belirlemek için 14-15 Nisan tarihlerinde Türkmenistan'ın başkenti Aşkabat'ta yapılması planlanan zirve sonbahara ertelendi.
Zirveye, kıyıdaş 5 ülkenin devlet başkanları katılacaktı. Kremlin, zirve öncesinde alt seviyelerde sürdürülen görüşmelerde görüş birliği sağlanamamasını ertelemeye gerekçe olarak gösterdi. Hazar'ın statüsü için düşünülen zirveler birkaç kez ertelenmişti. Moskova (Zaman)
NTV'ye halk desteği
Rusya'nın liberal televizyon kanalı NTV'deki yönetim karmaşası sürerken, NTV'ye halk desteği giderek artıyor.
NTV merkez ofisinin de bulunduğu Ostankino önünde dün toplanan halk, sürekli yağan yağmura rağmen 'NTV'ye destek' ve 'ifade özgürlüğü' istedi. Rusya Gazeteciler Birliği tarafından organize edilen mitinge pek çok aile de çocuklarıyla birlikte katıldı. NTV Genel Müdürü Yevgeni Kisilov, mitingde yaptığı konuşmada, mevcut durumu 'çok zor' olarak nitelendirdi. Mirza Çetinkaya / Moskova (Zaman)
Key West'te ilerleme
ABD'nin Florida eyaletinin Key West adasında, Azerbaycan ve Ermenistan liderleri arasında yapılan Yukarı Karabağ sorununu çözmeye yönelik görüşmelerde ilerleme kaydedildiği ve gelecek haziranda Cenevre'de yeni görüşmeler yapılmasının öngörüldüğü bildirildi.
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) tarafından soruna çözüm bulunması için görevlendirilen Amerikalı, Rus ve Fransız diplomatlar, görüşmelerden sonra yayımlanan bildirilerinde, anlaşmazlığın çözümü için yeni global öneriler yapacaklarını belirttiler. Amerikalı arabulucu Büyükelçi Carey Cavanaugh, elde edilen ilerlemelerin öngörülenden çok daha önemli olduğunu söyledi. Çok büyük bir ihtimalle haziran ayında Cenevre'de bir dizi görüşme yapılacağını belirten Cavanaugh, bu görüşmelere de Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile Ermenistan Cumhurbaşkanı Koçaryan ve 3 arabulucunun katılacağını ifade etti. Cavanaugh, Azerbaycan ile Ermenistan'ın komşuları Türkiye ve İran'ın da arabulucuların çalışmalarından haberdar edileceğini, Türkiye'ye AGİT kanalıyla haber verileceğini kaydetti. Fransız alabulucu Jean–Jacques Gaillarde da, 2 ülkenin barışa Key West'teki görüşmelerden önce olduklarından çok daha yakın olduklarını söyledi. Görüşmelerde zorluklar tespit ettiklerini ve bunlarla ilgili önerilerde bulunulacağını belirten Gaillarde, yapacak çok iş olduğunu ifade etti. Rus arabulucu, Rusya Dışişleri Bakanı Yardımcısı Viaçeslav Trubnikov da kaydedilen ilerlemelerin tatmin edici olduğunu belirtti.
Öte yandan, Ermenistan Dışişleri Bakanı Vardan Oskanyan da, görüşmelerin olumlu bir süreçte ilerlediğini ve Ermenistan açısından tatmin edici boyutta olduğunu belirtti. Key West / Bakü
Maryland'da tasarıya onay
ABD'nin başkenti Washington'ın kuzey komşusu Maryland eyaletinin yerel senatosunun ardından temsilciler meclisi de 24 Nisan'ın sözde ''Ermeni soykırımını'' anma günü olarak tanınmasını onayladı.
Maryland temsilciler meclisinin oturumunda, 141 üyeden 71'inin oyunu gerektiren tasarının 78 oyla kabul edildiği belirtildi.
Temsilciler meclisinden geçen metnin, yerel senatoda kabul edilenden çok daha kısaltılmış ve hafifletilmiş olduğu gözlendi. Senato ve temsilciler meclisinde kabul edilen iki metin birbirinden farklı olduğu için, iki tarafın oluşturacağı uzlaştırma komitesinin, yerel kongrenin kapanacağı yarın akşamdan önce tasarıları tek metne indirmesi ve valinin onayına sunması bekleniyor. Ermeni lobisine en büyük destek Rum lobisinden geldi. Lobi, yakın hedefini, Başkan Bush'un 24 Nisan'da beklenen açıklamasına ''soykırım'' sözcüğü ekletmek olarak belirlemiş bulunuyor. Washington
İmzalamak zorunlu idi
Bosna Hersek eski Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbogoviç, son zamanlarda milliyetçi Hırvatların tehdidiyle katşılaşan Dayton Anlaşması'nı zorunlu olarak imzaladıklarını söyledi.
MÜSİAD Konya Şubesi'nde katıldığı toplantıda konuşan İzzetbogoviç, Dayton Antlaşması'nın büyük devletler tarafından hazırlanarak kendilerine imzalatıldığına işaret ederek, ''O zaman anlaşmayı halkımızın geleceği için imzalamak zorunda kaldık. Savaşı kazanıp kazanamayacağımızı tam bilmiyorduk.'' dedi. İzzetbogoviç, Makedonya'daki Arnavutların haklarına kavuşmasını da istediklerini belirterek, Balkanlar'da 3. Dünya Savaşı'nı çıkarmanın hesaplarının yapıldığını öne sürdü.
Musa Taşpınar / Konya
Hırvatlar yine rahat durmuyor
Bosna Hersek'te ayrılıkçı Hırvatların önceki gün çıkarttığı ayaklanmalarda, uluslararası ve yerel yetkilileri rehin aldıkları ve bunlardan birini öldürmekle tehdit ettikleri bildirildi.
Bosna Yüksek Temsilcisi Petritsch, ''Eşkıyalar, Mostar'daki bankada, federasyon yetkilisi ve personelimi dövdüler ve tehdit ettiler.'' dedi. SFOR'un, ayrılıkçı Hırvatlara mali destek sağlayan Herzegovacka Bankası'nın denetimini ele almaya çalıştığı sırada çatışma çıkmıştı. Saraybosna
Kimler geldi kimler geçti
Yugoslavya eski Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç'in 1 Nisan'da tutuklanmasının ardından Reuters ajansı aşağıdaki fotoğrafı geçti abonelerine. Mayıs 1991'de, Saraybosna'da Yugoslavya'yı oluşturan 6 cumhuriyetin liderlerinin toplantısı öncesi çekilen fotoğraftan bu yana bölgede köprünün altından çok kanlar aktı, haritalar yenilendi ve yenilenmekte. Peki şimdi bu insanlar nerede?
Sol başta yer alan, zamanın Karadağ Cumhuriyeti lideri Momir Bulatoviç. Kendisi Miloseviç'in Podgorice şubesi (kuklası olarak okuyun) olarak uzun süre hizmet etti. Şimdi 45'ine merdiven dayayan Momir Bulatoviç, Yugoslavya'nın dağılma sürecinde ülkesinin Belgrad'a olan bağlılığının sembolü oldu. Bağlılık macerasına 1997'de yapılan seçimlerde Milo Cukanoviç son verdi. Oysaki efendisi Miloseviç, Belgrad ile ilişkileri gözden geçirmeye kararlı olan Cukanoviç'e makamını kaptırmaması için Karadağ'a özel bir komando birliği dahi gönderdi; ama nafile.
Sadık dost
Momir Bulatoviç'in 1998 Ocak ayı ortalarında bir gece ansızın çıkagelen darbe denemesi de başarısız olunca, Miloseviç, sadakatına binâen kendisini federasyonun başbakanlık koltuğuna oturttu. Miloseviç'in sonunu hazırlayan Eylül 2000 seçimleri öncesi Saraybosna'nın haftalık gazetesi Dani'ye yaptığı açıklamada kaderini Miloseviç'e bağladığını ve bundan da büyük bir keyif aldığını söyleyen Momir Bulatoviç, 5 Ekim'de efendisinin halk darbesi ile devrilmesinin ardından istifasını sunarak sessiz sedasız Karadağ'a döndü. Şimdilerde NSS partisi ile bu ay yapılacak seçimlerde Karadağ'ın Belgrad ile ipleri koparmasından yana olanlara karşı mücadele ile meşgul.
Efendisinin durumu ise malum; Belgrad Hapishanesi'nde meçhule gün sayıyor. 1987'de Kosova'da Arnavut polislerin Sırpları tartaklamasına tepki göstererek çıktığı siyaset sahnesini, Bosna ve Kosova'daki kanlı maceralarının ardından dört duvar arasında sonlandırmış durumda. 1999'daki NATO bombardımanıyla 30 yıl geriye götürdüğü ülkesinin idarecileri, 50 milyonu peşin 100 milyon dolar ve bazı fonlar karşılığı kendisine Nisan 1 şakası yaptılar. Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'nin hakkında çıkarmış olduğu ikinci tutuklama emri ise iki gün önce Yugoslav yetkililere sunuldu.
Ayinesi ailedir kişinin!
Halen ordu içinde önemli desteği bulunan Miloseviç, şimdilik Kıbrıs Rum Kesimi başta olmak üzere ülke dışına kaçırdığı çuvallar dolusu para ve yolsuzlukların hesabını verecek. İnsanlığa karşı işlediği suçlar için Lahey'e çıkıp çıkmayacağı ise meçhul. Belki de zamana ve pazarlıklara bağlı. Annesi, babası ve amcasının intihar ettiği ilginç bir aileden gelen 60 yaşındaki Miloseviç'in bu geleneği sürdürme seçeneği de mevcut.
Miloseviç'in hemen solunda yer alan kişi ise zamanın Makedonya lideri Kiro Gligorov. 1974–1978 yıllarında federal parlamento başkanlığı görevini yürüten Gligorov, 1991'de Makedonya Devlet Başkanlığı görevine gelerek bu ülkenin bağımsızlığını kansız bir şekilde kazanmasında önemli rol oynadı. Kimilerine göre Üsküp, Miloseviç'in Hırvatistan ve Bosna ile meşguliyeti nedeniyle paçayı kansız kurtarmıştı...
Suikastten kıl payı
Hassas bir etnik yapıya sahip ülkede önemli bir denge unsuru olan Gligorov (84), Arnavutların siyasette, özellikle de hükümetlerde yer almalarında önemli katkıda bulundu. 1994'te yeniden seçilmesinden bir yıl sonra 'faili hâlâ meçhul' kalan bombalı bir suikast girişiminden ciddi yaralarla kurtulmayı başardı. Yasalar gereği 1999'daki seçimler ile görevini Boris Trajkovski'ye devretti. Ülkesi ise Arnavut gerillalarla mücadele halinde.
Yugoslavya eski Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç'in sağında ise şimdi hayatta olmayan Hırvat lider Franjo Tudjman var. Yaşamında çizdiği zigzaglarla tanınan Tudjman, Tito'nun komünist partizanları listesinde yer almasına ve askeri bürokrasi içerisinde yükseldiği generallik rütbesine rağmen, rejim aleyhtarı çalışmaları dolayısıyla 1972 ve 1981'de hapse mahkum oldu. 1961'de ordudan ayrıldıktan sonra 'bilime' ve 'demokrasi'ye yönelen Tudjman'ın 1989'da kurduğu Hırvat Demokratik Birliği (HDZ) partisi 1990'da yapılan ilk çok partili seçimlerden sonra kendisine ülke liderliği yolunu açtı.
1991'de Hırvatistan bağımsızlığını ilan etti. Buna engel olmak isteyen Miloseviç'e karşı savaşa girişen Tudjman'ın zigzagları savaş sırasında da devam etti. İlk önce Bosna Hersek'i paylaşmak için Miloseviç ile anlaşan Tudjman, ardından Bosnalı Müslümanların safına geçti. Daha sonra Bosnalı Hırvatları harekete geçiren Tudjman, Müslümanların katledilmesinde de büyük rol oynadı. Tudjman'ın Miloseviç'ten tek farkı, Batı'daki güçlü 'dayıları'nın da yardımı ile Sırp liderin icraatlarının gölgesinde kalması ve böylece lanetlenmekten kurtulmuş olması. Dayton Anlaşması'nın (1995) altında imzası olan Tudjman, 1992 ve 1997'deki seçimlerden zaferle çıkmayı başardı; ancak bir sonraki seçimleri göremeden 10 Aralık 1999'da Zagreb'deki Dubrava kliniğinde yaşama veda etti.
Ne hazindir ki Boşnak Müslümanların katledilmesini emreden Tudjman ile 'hedef' kitlenin lideri Aliya İzzetbegoviç bu manidar fotoğrafta yan yana düşmüşler. Bugün 76 yaşında olan İzzetbegoviç'in tıpkı Tudjman gibi hapis anıları var. İslami faaliyetleri dolayısıyla 1946'da 3 yıl; 1983'te ise 14 yıl hapse çarptırıldı. İzzetbegoviç'in halkını katlettiren Miloseviç ile de bir ortak yönü var; ikisi de hukuk eğitimi almış. Ancak Miloseviç'in 'orman kanunları'nı tedris ettiği kesin.
Bilge Kral hasta
1987'de özgürlüğüne kavuşan İzzerbegoviç'in 1990'da kurduğu Demokratik Hareket Partisi (SDA), aynı yıl yapılan seçimlerle kendisini ülke liderliğine taşıdı. 1992'deki bağımsızlık kararı, son dönemde insanlık tarihinin şahit olduğu en ağır katliamların işlendiği bir drama kapı açtı. Batı'nın seyretmekle yetindiği bu kanlı mücadele sırasında İzzetbegoviç, mağdur Boşnak Müslümanların sembolü haline geldi. Müslüman vakarını hakkıyla temsil eden ve 'Bilge Kral' sıfatı kendisine layık görülen İzzetbegoviç, halkının haklarını en iyi şekilde savundu.
1995'te bugünkü Bosna Hersek'in temellerini atan Dayton Anlaşması'na imza attı. 1996'da oluşturulan üçlü başkanlık konseyi başkanı göreviyle devlet başkanı olan İzzetbegoviç, geçtiğimiz ekim ayında sağlık sorunları nedeniyle emekliye ayrılana kadar bu görevi sürdürdü. İzzetbegoviç'in ülkesi ise şimdilerde milliyetçi Hırvatların ayrılık eylemleri ile sarsılıyor.
Boy ile siyasî yaşam süresi arasında ilişki var mı bilinmez; ama resmin en sağında yer alan Sloven lider Milan Kucan halen görevinin başında. 60 yaşındaki Kucan, İzzetbegoviç hariç diğerleri gibi Yugoslavya komünist bürokrasisinin çeşitli kademelerinde görev aldıktan sonra 1986'da Slovenya Komünist Partisi'nin başına geldi. 1990'da Slovenya Cumhuriyeti lideri konumuna yükselen Kucan, bu resimdeki toplantıdan bir ay sonra ülkesinin bağımsızlığını ilan etti.
Miloseviç'in tanklarını sürdüğü ilk ülke olan Slovenya'yı Bosna ve Hırvatistan'a göre çok ucuz kurtaran Kucan, böylelikle daha temiz bir geçmişe de sahip oldu. 1992 seçimlerinin ardından 1997'de de tekrar Devlet Başkanı seçilen Kucan, şimdilerde AB ülkesi lideri olma yönünde emin adımlarla ilerliyor. Celil Sağır / İstanbul (Zaman)
|