Ölümsüz sesler, ölümsüz eserler
Müzikte yaşadığımız erozyona rağmen 'klasiklerimiz' bütün gücüyle var olma mücadelesi veriyor. Üç usta ismin albümleri de bunun bir kanıtı. Türk musikisi hayranlarını umutlandıran çalışma; kulaklarınızın pasını silecek cinsten.
Geçtiğimiz hafta Türk Musikisi Vakfı ile Koç Allianz, yakın dönem Türk müziğinin üç önemli ismini bir araya getirdi. Koç Allianz Genel Müdürlüğü'ndeki Alâeddin Yavaşca, İnci Çayırlı ve Melihat Gülses üçlüsünün 'Ölümsüz sesler, ölümsüz eserler' başlıklı konserini seçkin bir davetli topluluğu izledi.
Birkaç saatliğine de olsa kriz unutuldu, nefesler tutuldu ve müzikseverler üç değerli sesin bir araya gelerek verdiği konserin tadını çıkardı. Sınırlı sayıda müzikseverin katıldığı geçen haftaki konsere gelemeyenler de unutulmadı ve Türk Musikisi Vakfı tarafından yayınlanan üç sanatçının albümü müzik marketlerdeki yerini aldı.
En kıdemli müzik ustası
Cumhuriyet dönemi Türk musiki tarihinin çok önemli bir sesi Alâeddin Yavaşca. Sadece ses sanatkarı da değil; günümüzün en kıdemli müzik ustası ve bestekârı. Türk müziğinde 'doğru ve güzel icra' denince bugün ilk akla gelen isim olan Alâeddin Yavaşca, eskilerin tabiriyle 'Fem–i muhsin'i yani güzel söz söyleyen ağzı. Yavaşca'nın bu sıfatının oluşmasında Allah vergisi kabiliyeti kadar yetiştiği çevrenin de önemli bir yeri var. Cumhuriyetin ilk yıllarında doğan Yavaşca, 'Son Osmanlı' olarak tabir edilen Sadeddin Kaynak, Münir Nurettin Selçuk, Dr. Suphi Ezgi, Hüseyin Sadeddin Arel, Mesut Cemil, Süleyman Erguner gibi usta müzisyenlerden ders ve feyz almıştır. Geleneksel musıkiye yatkın yapısı ve kişisel gayretiyle günümüzün en yetkin sesi olan sanatçının konserleri nağmelerin uçuştuğu ve melodilerin yükseldiği mekanlara dönüşüyor. "2001 yılında Alâeddin Yavaşca" albümüne gelince. 19 eserin yer aldığı çalışma, sanatçının müzikal yaşamının özeti gibi. Albümde sanatçının bestelerinden başka, Sadeddin Kaynak, Kemal Demir, Zeki Arif Ataergin'i dinlemek mümkün. Yine keman, ney ve kemençe taksimlerine de diyecek yok.
50 yılın ustaları bir arada
'Ölümsüz sesler, ölümsüz eserler' dizisinin ikinci albümü ise son elli yıllık musiki icracılığında kendine has ses rengi ve üslubuyla öne çıkan bir isme ait: İnci Çayırlı. Gerek teknik bilgileri, icradaki kabiliyeti ve musiki terbiyesi ile geleneği yaşatanlar listesinin üst sıralarında yer alan Çayırlı'nın albümü de ustalar geçidine sahne oluyor. Lemi Atlı, Şekerci Cemil Bey, Selahattin İçli, Sadettin Öktenay, Hasan Esen, Cevdet Çağla, Avni Anıl, Necip Gülses'in eserlerinden bir seçki yapmış sanatçı.
Nar Çiçekleri
Bir üçüncü sanatçımız ise Melihat Gülses. Türk Musikisi Vakfı Başkanı Yılmaz Karakoyunlu, Melihat Gülses albümünün kapağına şöyle bir sunuş yazmış: "Bu musiki bazen yaslı yüreğin sızlanışından, bazen bahar dalının yeşilinden, bazen açmaya hazır tomurcuğun feryadından, bazen de bir nar çiçeğinin öyküsünden söz eder.
Melihat Gülses'in icralarında, Türk musikisinin işte bu ihtişam özelliği dikkat çeker. Onun sesinde bazen nar çiçekleri, bazen akasyalar açar. Bazen masmavi bir limana dönüşen gözlerin sükunetinde deryanın coştuğunu fark edersiniz. Nar Çiçekleri albümü sanatçının ses güzelliğini ve teknik üstünlüğünü sergileyen mükemmel bir albüm."
Cam dile gelince
Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Avrupa'nın en görkemli cam sanatı örneklerine ev sahipliği yapıyor bugünlerde. 19. yüzyılın başından günümüze kadar uzanan dönemde üretilen klasik cam ve kristal çalışmalar, Art Nouveau ve Art Déco akımını yansıtan cam eserler ile modern tasarımlı cam eşyalar "Camın Görkemi, Valon Bölgesi'nde Camın Serüveni" başlığı altında sergileniyor.
Uluslararası birçok kuruluşla işbirliği yapılarak gerçekleştirilen sergide, Belçika Liège Curtius Müzesi, Charleroi Cam Müzesi, Namur Eski Sanatlar Müzesi ve Cam Bilimi Enstitüsü'nden gelen 50 eser yer alıyor. Daha çok vazoların, kadeh takımlarının bulunduğu sergideki, dönemlerinin en iyi örnekleri olan farklı renk ve desenlerle oluşturulmuş eserler 29 Nisan'a kadar görülebilecek.
Camın serüveni
1802'de Fransız kimyacı Ayme Gabriel d'Artigues, Voneche imparatorluk cam eşyacılığını yeniden ele alır ve Lorraine ve Alsace'dan işçiler getirterek üretim imkanlarını mükemmelleştirir. Kullandığı kimi hammaddeleri bile kendi üretmeye başlar. Voneche camlarının üretimi bütün Avrupa'ya yayılır; asitle kazıma yöntemi giderek daha çok kullanılmaya başlanır. Sanatsal yaratıcılığın zirveye ulaştığı Art Nouveau dönemi süslemelerinde arabesk çiçek motifleri ve doğa temaları ön plana çıkar. 1920–30'lu yıllar Art Deco'nun Art Nouveau'yu tahtından indirdiği yıllardır. Görkemin yerine sadelik ön plana çıkar. Otuzlu yyllar birbiri ardına ortaya çıkan krizlerin ve kalkınma hamlelerinin görüldüğü bir dönemdir. Lüks cam eşyaların üretimi inişe geçer. Fabrikalar fırınlarını söndürmeye başlar.
Çağdaş bir çizgiye doğru
1958'de Brüksel'de açılan evrensel sergi, cam işçiliğini canlandırmak için itici olur ve 1959'dan itibaren Graffart, modern ve akıcı bir anlayışla ısı ile şekillendirilen ve cam sanatının yeni ustası Louis Leloup'nun üfleyerek yaptığı parçaları üretir.
Chocolat'a sevenlere
Oscar'a 5 ayrı dalda aday gösterilen Chocolat'ın müziklerinden oluşan soundtrack albüm, Sony Classical etiketiyle müzik marketlerdeki yerini aldı.
Başrollerini Juliette Binoche ve Judi Dench'ın paylaştığı film, mistik bir çikolata dükkanında geçen, komik bir hikayeyi anlatıyor. Filmin müziklerine imza atan Rachel Portman, 1997 yılında "Emma" filmine yaptığı müziklerle "en iyi orijinal film müziği" dalında ilk kez bir bayan kompozitör olarak Oscar ödülü kazanmayı başardı.
En romantik şarkılar
Birbirinden güzel ve birbirinden romantik 19 şarkı, Power Love Zone 2' albümünde bir araya getirilmiş. En güzel aşk şarkılarının da toplandığı albümde neler yok ki:
Goran Karan "Stay With Me", Notre Dame'ın Kamburu müzikalinin eşsiz balladı "Belle", "You'll Never Know" ve "Broken Heart", Nothing Hill filminden "When You Say Nothing At All", Elton John'un unutulmaz eseri "Candle In The Wind" ve daha fazlası...
İş'te Müzik dergisi
Yurtiçi ve yurtdışından müziğin yıldızlarını sanatseverlerle buluşturan İş Sanat, müzik dergisiyle bu etkinlikleri daha da kalıcı kılıyor.
"Kaplan ve Ejderha" adlı filmin müziğiyle yeniden gün-deme gelen ünlü sanatçı Yo Yo Ma, Rusya'nın en seçkin müzisyenlerinden biri ünlü kemancı Dimitri Sitkovetski, Fado'nun dev ismi Amalia Rodriguez'in tahtını sallayan Cristina Branco ve Türkiyeli genç yetenekler Ametist Beşlisi ile yapılan söyleşiler, derginin öne çıkan konuları.
|