Dananın nüfus cüzdanı
Bir pazar günü yolumuz Mannheim'a uğradı. Öğle vakti olduğu için namaz kılmaya, Yavuz Sultan Selim Camii'ne gittik. Abdest alma yerleri temizdi. Şadırvan güzeldi.
Caminin içi Osmanlı selâtin camilerinin içini hatırlatıyordu. Mihrap mermerdendi. Minber ve vaaz kürsüsü oldukça ihtimamla işlenip yapılmıştı. Üçgen şeklindeki pencerelerinin tipleri hoştu. Yazılar, işlemeler zevk, güzellik ve estetikten nasibini almıştı. Daha güzellerine Türkiye'de rastlayabiliriz; ama Almanya'da bu kadarına şahit olmak insana bambaşka bir his veriyor. Artık gözüme her şey nadide gelmeye başladı. Yalnız girişte merdiven başlangıcının sağ duvarında hattın imzası ğayn harfiyle Gıyaseddin yazılacağına Kaf harfi ile Kıyaseddin yazılmıştı. "O kadar kusur kadı kızında da bulunur." demişler.
Zaten bu Gıyas kelimesiyle benim başka bir hatıram da vardır. Bir yaz tenezzühünde, kuyumuzun suyu tükenmeye başlamıştı. Başımızdaki rehberimiz biraz yaşım büyük olduğu için bana "Talebeleri topla onlara 'Yâ Gıyâse'l–müstegîsîn!' çektir." dedi. Ben de topladım arkadaşları ve onlara "Dediklerimi tekrar edin." dedim. Sayısını hatırlamıyorum. Ben söylüyorum onlar tekrarlıyorlardı. Birden rehberimiz arkamdan "Tamam artık yeter. Bunlar yanlış söylüyorlar. Sen 'Yâ Gıyas' diyorsun, onlar 'Lâ Gıyas' diyorlar. Kuyunun dibinde azıcık su kaldı, onu da çektirip kurutacaksınız!" dedi. Tabii ben fark etmemişim. Doğru söylüyorlar zannetmişim. Her ne ise...
Cami dolu idi. Caminin sermahfilinde kadınlar da vardı. Zaten cami kütüphanesi, seminer salonları, hac bürosu ve her türlü oda, ofis ve donanımı ile tam teşekküllü... Yaptıranların çoğunun Gümüşhaneliler olduklarını söylediler. Hepsinden Allah razı olsun. Bir hocamız o pazar günü vaaz ediyordu. Fakat cuma hatta bayram günü gibi güzel bir hava vardı.
Hocamız, Kevser Sûresi'ni izah ediyor, bilhassa kurban üzerinde duruyordu. Deli danaya da bir dokundurduktan sonra, kesilecek hayvanların yaşlarını da söyledi. Danaların iki yaşını doldurma şartını tekrarla altını çizerek anlattı. "Koyunların altı aylık kuzuları anneleri ile yan yana gelince aynen onlar kadar olmuşsa, bir yaşına kadar beklemeden kurban edilebilir. Ama danalar iki yaşını doldurmayınca analarından hatta babalarından da büyük olsalar kurban olarak kesilemezler." dedi. Cemaatten birisi "Ama biz dana sahibine soruyoruz, o da bize iki yaşını doldurdu diyor. Eğer doldurmamışsa ne olacak?" dedi. Hocamız "Hayır, kurban kabul olmaz. Ehline sorup gerçeğini araştırmanız gerekir." dedi. Cemaatten birisi "Hocam zaten Avrupa'da hayvanların insanlar gibi nüfus kâğıtları oluyor. Oradan dananın yaşı tespit edilebilir." dedi. Hocamız "Çok iyi bir şey, ben de yeni öğrenmiş oldum." dedi. Gerçekten ben de böylece öğrenmiş oldum.
Keşke Türkiye'de de nüfus kâğıtları olsa...
a.aymaz@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
03/
03/
2001...
Haya medeniyeti
09/
03/
2001...
Mübarek Anadolu'nun mahsulü
10/
03/
2001...
"Lâ şarkıyyetin velâ garbiyye..."
17/
03/
2001...
Kürsüden akademik sohbetler
18/
03/
2001...
Ekstradan gelen kazançlar
24/
03/
2001...
Baştan düşen bir kepek zerresi bile
25/
03/
2001...
Nedvî'nin çağrısı
31/
03/
2001...
Hemen değilse ne zaman?
01/
04/
2001...
Cüzzamdan şifa bulan kral
07/
04/
2001...
İnternet sayfaları
|