GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

12/04/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



KÜLTÜR-SANAT 


Kara mizah cenneti!

Tamer Korkmaz Ankara'nın yalnız adamı. Politikanın başkentinde, bunca gündemin göbeğinde yaşayan ancak ruhundaki fırtınaları sadece Ankara kalesiyle paylaşabilen bir yalnız adam.
Ankara politik bir merkez. Her şeyin politika ve politikacılar çerçevesinde yaşandığı bir dünya. Bu dünyanın içinde farklı meslek gruplarını temsilen yer alsanız bile, siyaset mesleğinin etkilerini bazen az bazen daha fazla üzerinizde hissetmeniz kaçınılmaz. Özellikle Ankaralı gazeteciler için politika yaşamın bir parçası. Politikanın nabzını tutan Ankaralı gazetecilerin üslubuna yansıyan da doğal olarak, merkezdeki siyaset aleminin renkli gibi görünen ama aslında çok tekdüze ve soğuk bir karaktere sahip özellikleri. Tamer Korkmaz da Ankara'da yaşayan ve siyaset yazan bir kalem. Ancak onu meslektaşlarından ayıran önemli bir farkı var; üslup. Zaman okurları onu yıllardır ironik ve renkli tarzı ile tanıyor.

Düz anlatım benim işim değil

Tamer Korkmaz'ın Birey Yayıncılık'tan piyasaya çıkan kitabının adı da onun ironik üslubunun bir yansıması: 'Kükreyen Fare ve Müridleri'. Günlük politika yazan özellikle de mesleğini Ankara'da icra eden yazarlar için sade ve düz bir anlatım genel bir tercih. Zaten Ankara'nın günlük koşuşturmacası ve sürekli değişen gündemi, bir yazara üsluba özen gösterme fırsatını tanımıyor. Tamer Korkmaz ise "Sade ve düz bir anlatım benim işim değil." diyor. Ona göre sade ve düz yazı türü geçerliliğini çoktan yitirdi ve bu tarz ile etki ve kalıcılık sağlamak çok zor.

'Politikayı kristalize ediyorum'

Korkmaz'ın bu noktadaki yaklaşımı üslubuna da uygun: "İronik bir anlatımı tercih etmem Türkiye'nin bir kara mizah cenneti olmasıyla da ilgili. Hatta zaman zaman öyle hadiseler yaşıyoruz ki kara mizah bile telef oluyor. Aynı şekilde hayatımızda yer yer 'gerçeküstü' ile 'gerçek' birbirine karışıyor. Mesleklerinin dışında işler yapmalarından dolayı ayda 100 bin dolar kazanan genel yayın yönetmenlerinin bulunduğu bir ülkede sürrealizm damardan girmiş demektir! Zaten Ankara'daki politika da çoktan sürreel hale geldi!" Üslup farkına rağmen Korkmaz'ın yazılarının ana eksenini politika ve politikacılar oluşturuyor. "Elbette Ankara'da yaşayan bir yazar olarak politika ile yeterince ilgiliyim. Fakat, bunların yazılarıma yansıma biçimi farklı." diyen Korkmaz, politika dünyasından elde ettiklerini kristalize ederek yazılarına yansıttığının altını çiziyor.

Fenerbahçe 'Küçük Türkiye'

Tamer Korkmaz'ı iyi izleyen okurların sık sık karşılarına çıkan iki konu var: "Sinema ve futbol." Yazar iyi bir sinema ve futbol izleyicisi. Ayrıca sağlıklı bir Fenerbahçe taraftarı. Korkmaz, sinemadaki figürleri yazılarının içinde daha derinlemesine bir etki sağlamak için kullandığının altını çiziyor. "Futbolla ilgili figürler kullanmam ise futbolla hayatımız arasındaki paralelliklerle ilgili. Bu da metaforik bir anlatımın içinde değerlendirilmeli." diyor.

Çok küçük yaşlardan beri futbola ilgi duyduğunu belirten Korkmaz, bu ilginin bir tutkunun ötesinde, sosyal bir fotoğrafı görmesini sağladığını belirtiyor. Sosyal fotoğrafın sosyolojik yorumu da ilginç: "Fenerbahçe ise Küçük Türkiye! Ben hiçbir zaman klasik taraftar olmadım, olmam da. Fener'in kurumsal gidişatına daima çözüm öneren bir muhalif oldum; işlerin düzelmesi buradan geçiyor, illüzyondan değil." (Zafer Özcan)




Spor gazetesi projesi hazır

Tamer Korkmaz bunca ilgisine ve altyapısına rağmen günlük spor yorumları yazmıyor. Günlük spor gazetesine imza atma fikri onu daha fazla heyecanlandırıyor. Ve ilgilenenlere bir teklifi var: "Türkiye'deki örneklerine hiç benzemeyen böyle bir proje hazır, elimin altında, ilgileniyorsanız size verebilirim!"

'Kükreyen Fare ve Müridleri' zevkle okunabilecek bir kitap. Tamer Korkmaz ise okura özellikle kitabın ilk yazısı olan 'Birkaç İyi Adam' ve son iki çalışma olan 'Gerçekçi Ol İmkansızı İste' ile 'Bir Gün Bir Cuma Gelir Seni Sigaya Çeker' başlıklı yazıları tavsiye ediyor ve ekliyor: "Bu yazılar benim hem gazeteci olarak durumumu, hem de hayata karşı pozisyonumu, duruşumu anlatıyor. Bir nevi manifestom."




Nil'den iki yeni kitap

Mehmet Erdoğan Bir Yağmurlu Geceydi kitabında 52 hikayesi ile bizlere, zamanımızdan ta eski devirlere kadar uzanan gizemli bir yolu işaretliyor. Bir süredir özlem çektiren Nil Yayınları, iki kitapla yeniden okuyucularla buluşuyor. Geçtiğimiz günlerde çıkan iki kitap Bir Yağmurlu Geceydi ve Zaman Kuşları isimlerini taşıyor.

Deneme ve şiirleriyle Nil okuyucularının yakından tanıdığı Mehmet Erdoğan, 'Bir Yağmurlu Geceydi' isimli eserde hepimizi bir yerinden mutlaka yakalayacak sır dolu hikayelere yer veriyor. Eser, Erdoğan'ın daha önce yayınlanan Kalem Sırra Dokundu kitabıyla aynı tarzda kaleme alınmış. Erdoğan, 52 hikayesi ile bizlere, zamanımızdan ta eski devirlere kadar uzanan gizemli bir yolu işaretliyor.

Hayat; zamanın, göz açıp kapama miktarı insana sunulmuş bir bölümü. Sanatçı ise bu kısacık anda elindeki fotoğraf makinesiyle hayatın renklerini yakalamak için oradan oraya koşturan bir gönül insanı. Zaman Kuşları, Mustafa Üftadeoğlu'nun birbirinden güzel hikâyelerini bir araya getirdiği bir demet. Düşündüren, gülümseten, hüzünlendiren; kısaca hayatın tüm renklerini taşıyan hikâyeler sunuyor.




Okuyucu korsana yöneldi

Geçen yıl yaşanan krizin yaraları sarılmadan yaşanan son kriz, kitap satışlarını neredeyse sıfır düzeyine düşürdü. Okuyucu, korsan kitaba yöneldi. Yayıncılar, son ekonomik kriz sonucu kitap sektörünün ağır bir darbe aldığını, kitap satışlarının önemli ölçüde azaldığını bildirdiler.

Türkiye Yayıncılar Birliği Genel Sekreteri, yayınevi sahibi Metin Celal, geçen yıl yaşanan krizin yaraları sarılmadan son krizin geldiğini belirterek, kitap satışlarının neredeyse sıfır düzeyine düştüğünü söyledi. Diğer esnaf gibi, hükümetin alacağı tedbirleri beklediklerini anlatan Celal, "Bizimle ilgilenen Milli Eğitim ve Kültür bakanlıklarının çözüm önerilerini bekliyoruz; ama onlardan ses çıkmıyor. Her sene daha kötüye doğru gidiş var." diye konuştu. Bu krizle korsan yayıncılığın da arttığını söyleyen Celal, şunları kaydetti: "Korsan yayıncılığı, krizler azdırır. Çünkü gerçek yayıncılar, girdileri dolara bağlı olduğu ve dolar da yüzde 70 arttığı için nisan ayı başında zam yapmak zorunda kaldılar. Böylece kitap fiyatları arttı ve okuyucu, daha ucuz gibi görünen korsan kitaba yöneldi. Ancak bu zamların da yeterli olacağını zannetmiyorum. Çünkü doların artışı yüzde 100'e varacak görünüyor. Yerli SEKA kağıdı kullanma imkanımız yok."




Ebubekir Eroğlu'ndan Berzah

Şairin şiir mecrasındaki 30 yıllık yolculuğu sürüyor. Çağdaş Türk şiirinin önemli burçlarından biri olan Eroğlu'nun Kuşluk Saatleri ile başlayan, Kayıpların Şarkısı, Yirmidört Şiir ve Şahitsiz Vakitler'le süren otuz yıllık şiir mecrasında uzun bir yolculuk.

'Eroğlu'nun insanın evrene ve kendine (ruhuna) bakışını yansıttığı şiirini, modern bir mistisizm olarak algılayabiliriz. İşte şairin Eksilmeyen Su Gazeli'nden bir dörtlük: Eskilerin ırmak gibi şairleri vardı / şelale olup köpük köpük dökülen / nasip oldu bir ömür kıyılarında gezindik / eksilmeyen su nerden geliyor / merak ettik




28 Şubat'ın perde arkası

Erkaya, Türkiye'nin dününü ve bugününü anlatıyor. 28 Şubat'ın mimarlarından Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Güven Erkaya'nın anılarını anlatan Bir Asker Bir Diplomat kitabı Doğan Yayıncılık'tan çıktı.

Son haftaların en çok tartışılan kitabı, Erkaya'nın emekli büyükelçi Taner Baytok'a verdiği 28 Şubat ve süreciyle ilgili anılardan oluşuyor. Erkaya'nın kendisinin ölümünden sonra yayınlanmasını şart koştuğu kitap, Türkiye'nin dününü, bugününü ve yarınını anlamak ve yorumlamak isteyenler için önemli bir kaynak. Eserde, 'savunmadan silahsızlanmaya, Kıbrıs'tan Ege sorununa birçok konu var.




Muhteşem Süleyman

Kanuni Sultan Süleyman'ın iç dünyasına bir bakış. Louis Gardel, daha önce Can Yayınları arasında çıkan romanı Sevenlerin Şafağı'nda, Osmanlı tarihinin altın çağının büyük hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman'ın hayatından bir kesiti işlemişti.

Muhteşem Süleyman'da aynı yolculuğu sürdürüyor. Yabancıların Muhteşem Süleyman diye andıkları Kanuni'nin, savaşlarla, zaferlerle, kavgalarla örülmüş hayatından kesitler bulacaksınız bu kitapta. Batılı bir gözde Osmanlı'nın en hareketli döneminin duraklamaya geçtiği dönemi inceliyor Louis Gardel.



| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.