GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

12/04/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Hasan ÜNAL

Analiz

Böyle giderse...

Türkiye kelimenin tam anlamıyla bir kargaşa ve kaos ortamına sürüklendi. Gazete ve televizyonlarda birbiri ardına patlatılan balonlar sırasıyla söndü.

Önce Avrupa Birliği'ne bir iki yıl içerisinde girecekmişiz ve sanki bu mümkünmüş ve sanki AB içinde bu konuda tam bir kararlılık varmış gibi satılan yalanların mumu Nice'te aralık ayında yapılan toplantıda söndü. Her ne kadar bu gündeme hâlâ sıkı sıkıya sarılmaya çalışan kerameti yolsuzluk iddialarından menkul çevreler varsa da artık bu işin bir yalan ve tezgâh olduğu gün gibi ortada.

Bir balon da Türk-Yunan ilişkilerinde yaşandı. Yunanistan'da sistematik bir tarzda sürdürülen Türk düşmanlığı bir gecede sona ermiş gibi satıldı halka. Aslında temel sorunlara dair görüşleri Türk düşmanlığının mimarlarından olan babası Andreas Papandreu'dan hiç mi hiç farklı olmayan Yorgos Papandreu bambaşka bir dostluk politikasının mimarı gibi Türk kamuoyuna sunuldu. Oysa bunların hiçbirisi doğru değildi ve bu köşeden neden doğru olmadıklarını defalarca yazmıştık. Ancak halk büyük bir psikolojik bombardımana tabi tutuldu.

Ama esas yalan bombardımanı ekonomik programın muhteşemliği üzerine yoğunlaştı. Bir yandan hükümet, bir yandan ekonomi bürokrasisi, programın faziletlerini halka anlata anlata bitiremediler. Gazete ve televizyonlar programa övgü düzmekte onlardan geri kalmadı. Ancak ne olduysa oldu ve tıpkı diğer balonlar gibi bu da söndü. Şimdi tam bir perişanlık var. Bugüne kadar yürüyüşlere ilgi göstermeyen ve toplumun en munis kesimini oluşturan esnaf bile sokaklarda. İşçiyi, memuru ve diğerlerini sokaklarda görmeye alışmıştık; ama esnafı belki de Cumhuriyet tarihinde ilk defa görüyoruz.

Bu da vaziyetin ne derece ciddi olduğunu gösteriyor. Her gün binlerce küçük ve orta ölçekli işletme batıyor. Yılbaşından bu yana batmış olan işyerlerinin sayıları on binlerle ifade ediliyor. Ancak bu arada belli grupların kriz sırasında büyük paralar elde ettiklerine dair dünya kadar dedikodu ortalıkta dolaşıyor. Mesela, doların dalgalanmaya bırakılmasından hemen önceki günlerde Merkez Bankası'ndan kimlerin beş milyar dolar almış olabileceğine dair dünya kadar dedikodu var ve mesele Meclis'e bile intikal etti. Ancak bu parayı kimlerin aldığını hükümet açıklamamakta kararlı. İşin garip tarafı ise bütün bu şaibelerin iktidar mensupları üzerinde yoğunlaşması.

Ama onlar da karşı atağa geçerek ya AB balonunu yeniden canlandırmaya çalışıyorlar ya da alternatifleri olmadığını gözümüzün içine baka baka söylemekten hicap duymuyorlar. Öyle görünüyor ki, bütün bu balonlar ve yalanlar yolsuzlukları örtmek ve dikkat dağıtmak için yapılmış. Bu arada yolsuzlukların üzerine gitmesinden çekinilen Genelkurmay'ı zapturapt altına almak için de AB ve Yunanistan balonları tezgâhlanmış.

Türkiye şimdi içeride kaos ve dışarıda da zaafiyet içerisinde. Savunma ve dış politika alanlarında yapması gerekenleri yapamayacağı ortada. Zaten belki yapılmak istenenlerden birisi buydu. Yunanistan kıs kıs gülüyor; sıkışmış durumdaki Türkiye'den IMF'nin neler isteyeceğini önceden öğrendiğini söylemekten çekinmiyor; buna rağmen içeride aynı basın aynı Yunanistan'ı halka satmaktan vazgeçmiyor. Türkiye'yi kurtarmakla görevli bakanımız Papandreu'ya durumumuzun ne kadar vahim olduğunu anlatıyor. İşin daha da kötüsü, Türkiye'den ümidini kesen Türk şirketleri etrafımızdaki ülkelerde iş imkânları bulabilmek için yırtınıyorlar. O ülkeler ki, düne kadar her şeye muhtaç görünüyorlardı. Ama siyasî istikrar olduğu için şimdi yavaş da olsa kalkınıyorlar.

Bu gidişat gidişat değildir. Böyle devlet olunamaz. Kelimenin tam anlamıyla dört başı mamur bir yolsuzluk ekonomisi üzerimize çullanmış ve Türkiye'nin sadece içini kemirmekle kalmıyor; ayrıca dış politika ve güvenlik çıkarlarımızı da zedeliyor. Allah sonumuzu hayır etsin.


h.unal@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

16/ 03/ 2001... Ulusal programlar ve sun'i gündem
19/ 03/ 2001... Makedonya'da bıçak sırtı sorular
22/ 03/ 2001... Kemal Derviş komploları
23/ 03/ 2001... Kemal Derviş ve Amerika bağlantısı
26/ 03/ 2001... Kosova-Makedonya mukayeseleri
29/ 03/ 2001... 'Ne kadar ekmek o kadar köfte'
30/ 03/ 2001... Makedonya'daki çıkmaz sokak
02/ 04/ 2001... Miloseviç giderken
05/ 04/ 2001... AGSK / AGSP tartışmaları
09/ 04/ 2001... Zarf Yorgos Papandreu ama mazruf Andreas Papandreu...


| Ana Sayfa | Haberler| Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.