Mecburiyet!
Arbede! Ankara'da dün yaşanan çok sıcak saatleri en iyi anlatan kelime buydu... Başkentin büyük kısmında kepenklerini kapatan esnaf... Binlercesinin, hükümeti kıyasıya protestosu...
Kalabalığa karışan ve tansiyonu alabildiğine yükselten 'esnaf dışı' gruplar...
Kısa zamanda kontrolden çıkan bir eylem...
Esnaf temsilcilerinin konuşmasına izin vermeyen, onların bulunduğu kürsüyü önce taşlayıp, sonra ele geçiren yürüyüşçüler...
Dönüp dönüp polisle çatışan protestocular...
Ana caddeleri trafiğe kapatılmış, kaos fotoğrafı içeren bir başkent!
***
Bu fotoğrafı bizlere hediye eden koalisyon hükümeti, cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik bunalımına imza attı...
Kamuoyunun son derece haklı taleplerine, 'acil siyasi reform' isteklerine sürekli kulaklarını tıkadı...
Yaşadığımız büyük ekonomik bunalımın en önemli nedeni olan Yolsuzluk Ekonomisi'ne karşı mutlak surette gerekli yapısal çözümlere ısrarla burun kıvırdı...
Başka?
Yolsuzlukla mücadelede göstere göstere frene bastı!
Böylelikle, yolsuzlukların siyaset dünyasındaki sorumlularının üzerine gidilemedi...
Ortalık kasıp kavrulurken, hükümet ısrarla hiçbir bedel ödemeden yoluna devam etmek istedi; şu anda da bu vahim hatasını sürdürüyor...
Merkez Bankası Başkanı ile Hazine Müsteşarı'nın defterini dürmenin bedel ödemekle uzaktan yakından bir ilgisi bulunmadığını söylemeye gerek var mı?
Koalisyon hükümeti, krizden önce yolsuzluk tartışmaları bacayı sarmışken, kabinede revizyona gitmedi...
Krizin hemen sonrasında bile çaplı bir kabine revizyonunu gerekli görmedi!
Bu saatten sonra yapılacak bir kabine revizyonu ise, artık yalınkat bir çözümdür, arzu edilen neticeyi sağlayamaz....
***
Ankara, dün "arbede"yi yaşarken, bir süredir kulislerde seyahat eden "yeni hükümet formülleri" de gaza bastı!
"Geniş çaplı kabine revizyonu içeren mevcut hükümetin yeni versiyonu" şıkkından, sürpriz isimlerin yer aldığı "Milli Koalisyon Hükümeti"ne kadar bir dizi "Yeni Formüllü Alo!" üretimi hızlandı...
Yoğun toplumsal talepleri ve bazı 'kurumsal' mesajları ıskalamaya devam ederse; koalisyon hükümetinin, şu andan itibaren çok daha fazla baskı altına gireceği kesin!
Hükümet, bir yandan "Dere geçilirken at değiştirilmez" felsefesiyle, istifa taleplerini yersiz bulurken; diğer taraftan siyasi reformlara bilinçli bir biçimde direniyor...
İşin püf noktası, burada saklı, zaten...
Hem "Devam etmeye mecburum!" diyeceksin; hem kabine revizyonu dahi yapmadan, etliye sütlüye elini sürmeyeceksin...
Devam etmeye mecbursun, fakat siyasi reforma mecbur değilsin!
Olacak iş mi, bu?
Hükümeti oluşturan partiler, yapısal reformlara imza attıkları takdirde, siyasetteki varlık nedenlerini yitirecekler; dirençleri bu yüzden...
Bu, müthiş direnç ise, Türkiye'ye şu ana kadar olduğu gibi çok şey kaybettiriyor, dahası geleceğini kaybettiriyor...
t.korkmaz@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
27/
03/
2001...
CHP'den kopanlar, Erdal Bey'i klonlamalı!
28/
03/
2001...
Picasso'nun Faydaları!
29/
03/
2001...
Hey, onbeşli onbeşli, 'reform' yolları taşlı!
30/
03/
2001...
Geeel vatandaş, desteğin kralı burada!
03/
04/
2001...
Toplumu korumak, ha!
04/
04/
2001...
Ne form, ne form? Reform, reform!
05/
04/
2001...
Aceleye gerek yok!
06/
04/
2001...
Ankara, Ankara, duy sesimizi!
10/
04/
2001...
Biz unuturuz Ahmet'i, Bush'un adamları unutmaz!
11/
04/
2001...
Bakanlar Kurulu Dolmuşu, buradan geçer mi?
|