GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

14/04/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Faruk MERCAN

Merkez Bankası başkanları ve MİT

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, 24 Şubat 2001 günü Merkez Bankası Başkanlığı'ndan ayrılmak zorunda kalan Süleyman Gazi Erçel için kendisine gelen bilgi ve ihbarlara dayanarak, üç gün önce Başbakanlık'a gönderdiği yazıda şu yargılara yer verdi:

"22 Şubat 2001'de dövizde dalgalı kura geçişten önce, döviz talebinde bulunan bankalara 20 ve 21 Şubat günlerinde eski kur üzerinden 4 milyar dolar sattı. 19 Şubat günü de Halk Bankası'ndaki 52 milyar lirasını dolara çevirtti. Bu arada yakınlarını da bilgilendirdi."

22 Şubat'tan itibaren yaşanacakları hangi yakınlarına haber verdiği şimdilik bilinmiyor ama, Halk Bankası'ndaki 52 milyar lirası dolara çevrilmiş. Krizden sonra bu para 83 milyara çıkmış. Krizden önce Merkez Bankası kaynaklarından sattığı 4 milyar dolar da, bu parayı bölüşen dört bankaya 1 katrilyon lira kazanç sağlamış.

Dikkat ederseniz Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Türkiye'nin dalgalı kura geçmekle uğradığı ağır hasar ve zarardan söz etmiyor. Acaba Türkiye, yüzde yüz sınırına dayanan bir oranda parasının değerini düşürmek zorunda mıydı? Bu sorunun cevabını Türkiye'nin önde gelen iktisatçıları ve ekonomi yazarları verdi. Geçmişte Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı da yapmış olan Ercan Kumcu, "Bir kasıt mı var?" başlığını koyduğu yazısında şunları yazdı:

"Bu kadar 'yanlış', bilgisizlikle ya da cahillikle yapılamaz. Olsa olsa, işin içinde bir kasıt olması gerekir... Bu bir cahillikse, bu kadar cahillik ancak tedrisat ile mümkündür." (4 Nisan 2001, Hürriyet).

Örneğin Güngör Uras, Merkez Bankası tarafından yapılan hesaplamaya göre, devalüasyon yapılması gerekse bile bunun tavanının yüzde 10 olması gerektiğini belirtip şunları yazdı:

"Kriz öncesi 1 ABD Doları'nın 690 bin liraya satılması kimseyi rahatsız etmiyordu. Dolara hücum yoktu. Alan memnun, satan memnundu. Sadece ihracatçılar Türk Lirası'nın değerlenmesinden, kur ile enflasyon makasının biraz açılmasından yakınıyordu." (1 Mart 2001, Milliyet).

Merkez Bankası'nı, doları karaborsaya düşürmekle suçlayan Uras, doların çıkması gereken azami rakamın 830-850 bin lira olduğunu, bunun üzerindeki her rakamın "haram" olduğunu yazdı. Ekonomi basınının saygın kalemlerinden Enis Berberoğlu, 21 Şubat akşamı CNN Türk'te, 22 Şubat sabahından itibaren liranın değer kaybının azami yüzde 10 olacağını söyledi.

Emin Pazarcı'nın Akşam'da yazdığına göre, 21 Şubat akşamı hükümet ortaklarını dalgalı kura geçmeye ikna eden kişi Süleyman Gazi Erçel'dir. Gazi Erçel ile ilgili inceleme yapacak olan Başbakanlık müfettişleri herhalde, "Neden yüzde 10 devalüasyon yerine Türkiye yüzde yüze varan dalgalı döviz macerasına sürüklendi?" sorusuna da cevap arayacaktır.

Herhalde müfettişler, Milli İstihbarat Teşkilatı'na başvurup Merkez Bankası dosyasını da isteyecektir. Ve MİT yönetimi de, uluslararası para trafiği ve Merkez Bankası hakkında çok çarpıcı açıklamalar yapan Hakkı Yaman Namlı ve Tarık Ümit'in anlatımlarını Başbakanlık müfettişlerine verecektir.

Örneğin, Arap dünyasından Rusya'ya; Kıbrıs'tan Vatikan'a kadar bu para trafiğinin içinde olan Hakkı Yaman Namlı, Merkez Bankası paralarıyla "ihyâ" olan bazı isimlerden söz ediyor ve şöyle diyor:

"Dünya piyasalarında yatırım fonları var. Siz 100 bin, 200 bin doları bankaya yatırmıyorsunuz, bu fonlara yatırıyorsunuz, yılda yüzde 15, 16, 20, 10, 30 riskine göre bir getiri getiriyor. Merkez Bankası'nın parası vardı içerde ve bu paradan, Türkiye hükümetine resmen yüzde 4- 5 beyan ettiler, bunların faizi düşüktü yüzde 2-3'tü, ve geri kalan payı oturup paylaştılar."

Yediden yetmişe hepimiz için 50 gündür tam bir kâbusa dönüşen ve her gün yeni bir zam yağmuruyla süren bu çöküntünün perde arkasını aydınlatacak ilk adım Merkez Bankası soruşturmasıdır.


f.mercan@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

17/ 02/ 2001... 26 Ekim 1993, yer Ankara
24/ 02/ 2001... Başımıza bu da geldi
03/ 03/ 2001... Tantan’a göre medya problemi
10/ 03/ 2001... Jandarmanın Malki dosyası (1)
11/ 03/ 2001... Jandarma'nın Malki dosyası (2)
17/ 03/ 2001... Yener Kaya'nın operasyonları
24/ 03/ 2001... Gazi Erçel: Yiğit, uçakta Çakıcı'yı anlattı
31/ 03/ 2001... Merkez Bankası'na kadar uzanır mı?
07/ 04/ 2001... 6 yıl önceki kehanet
12/ 04/ 2001... 156. yıl balosundan notlar


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.