Çözümün adresi Meclis olmalı
İstifa çağrılarına kulak vermeyen, surda gedik açtırmayan hükümet uzatmaları oynuyor. Önce TOBB Başkanı Fuat Miras, ardından Devlet Bakanı Kemal Derviş'in Genelkurmay'ı ziyareti önemli göstergeler.
Hükümet inisiyatifi kaybetti. Türkiye artık Kriz Merkezi'nden yönetiliyor. Eylemler ülke geneline yayılmıştı. Bir grup tarafından esnaf eyleminin provoke edilmesi, Ankara'da bir ay eylem yasağını getirdi.
Benzer nedenlerle başka illerde de aynı yasaklar uygulamaya kondu. Bu fiilen 'Olağanüstü Hal' demektir. Bundan sonra özgürlüklerin daha da kısıtlamasını görebiliriz.
Hükümetin revizyon yapmamakta ısrar etmesi toplumsal muhalefeti daha da artıracaktır. Gecikilen her gün yalnızca kaybedilen milyar dolarlar değil, aynı zamanda milletin moral değerleri oluyor.
Kemal Derviş'in ikinci bir başbakan gibi davranması, diğer bakanların kendilerini 'müsteşar' gibi algılamaları işin bir başka boyutu.
Derviş başarılı olursa, önümüzdeki dönemin belirleyici siyasi aktörlerinden biri olabilir. Ancak, bu kolay değil. Derviş, ihtiyaç duyulan dış kaynağın gelebilmesinin birtakım şartlara bağlı olduğunu biliyor.
110 milyar dolar dış borcu bulunan Türkiye, borç verenler açısından en riskli üçüncü ülke. Borç stokumuz milli gelirimizin yüzde 55'inden fazla.
Bu kez gerçekten çok daha derin ve geçiştirilmesi zor bir krizle karşı karşıyayız. Palyatif önlemlerle geçiştirilecek gibi değil. Siyasi sistemimizi baştan aşağı yenilemeden çıkış mümkün değil.
İşleri düzlüğe çıkarabileceğine yönelik halkta hiçbir güven yok. Zamlar yağmur gibi gelmeye devam ediyor. Yarın açıklanacak ekonomik programın dertlere çare olacağını da kimse beklemiyor.
Benzer duygulara, sanırım Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de sahip. Türk-İş heyetini dinleyen Sezer, "Çözüm üretmesi gerekenler sorunun parçası haline geldiler. Dolayısıyla bu da çözümsüzlük getiriyor." diyor.
Sezer'in problemlerin hukuk ve demokratik kurullar içinde kalınarak çözülmesi gerektiğinin altını çizmesi daha önemli.
Tüm ara formüller, adı ister Milli Mutabakat isterse Teknokratlar Hükümeti olsun, ara rejimdir. Parlamenter sisteme müdahaledir; sivil ve siyasi mekanizmanın devreden çıkarılmasıdır. Çözüm, Meclis'in kendi içinden aranmalıdır.
Toplumun her kesiminden yükselen bir talebe Meclis duyarsız kalamaz: Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasası'nın değişmesi gerekir. Mevcut siyaset esnafının tasfiyesini isteyen toplum bu değişiklikler yapılmadan gidilecek bir seçimle tablonun değişmeyeceğini biliyor.
Siyasal elit buna gönülden razı olmasa bile iç ve dış mekanizmaların baskısıyla kabul etmek zorunda. Krizi fırsata dönüştürmenin yolu buradan geçiyor.
Bu yasaları çıkartıp ülkenin ve siyasetin önünü açarak devleti yeniden yapılandırmaktan başka çıkış görünmüyor. Sadece siyaset değil, başta medya olmak üzere kurumlar yerli yerine oturtulmalı.
Bugün Emek Platformu tarafından Ankara'da düzenlenen eylemde ısrar edilmesi işi çığırından çıkarabilir. Emniyet kararlı; mitinge kesinlikle izin verilmeyecek.
Ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği için sakin ve sağduyulu olmak gerekiyor.
i.karayegen@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
09/
02/
2001...
Hesaplar sil baştan
15/
02/
2001...
Su-i misal, emsal olmaz
22/
02/
2001...
Krizin kimseye faydası yok
01/
03/
2001...
Türkiye üçüncü krizi taşıyamaz
04/
03/
2001...
Hiçbir parti barajı aşamıyor
09/
03/
2001...
"Amerika Türkiye'ye muhtaç, biz de Amerika'ya"
17/
03/
2001...
Bu yol AB'ye çıkmaz
24/
03/
2001...
Derviş'in ''Özal'' olma şansı
31/
03/
2001...
Ara rejim kâbusuna vize yok
07/
04/
2001...
Sokak istifaya zorluyor
|