GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

15/04/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Recai GÜLLAPDAN

Aykırı Bakışlar

Acaba şahsan ben bir “acan pırovokatür” mü idim?

Aziz kaarilerim, mâlumunuzdur ki bizzat kendi şahsım olaraktan siyasi bir aksiyondan uzak kalmağı daima tercih etmişimdir.

Netekim bugüne değin muhatap olduğum siyâsete atılma tekliflerini tâ’dad edecek olsa idim ne buracıkta yer, ne de siz de sabr ü tâkat kalır idi.

Bilmünasebe siyâsetten müteneffirim fekat ey azizler, şahsan Irfan Beğ gibi cem’iyetimizin aslî müesseselerinden mücerred, lüküs bir kafes içinde imrâr–ı hayat eylemek bana göre değildir. Binaenaleyh çarşusu, mescidi, pazarı, sebze hali, kahvesi ve hatta köşe başı ile bütün bir mahalle, bütün uzuvları ile her gün derûnunda nefes alub verdiğim içtimâi bir muhit teşkil eder. Sırf bu yüzdendir ba’zı siyasi aktivitelerden içtinab her zaman mümkin olamayor.

Netekim Kasap Necati’nin dükkânında başta Konduracı Faruk usta olmak üzere çarşu esnafı ile ayak divânı kurup, melmeket mes’eleleri ve hassaten şu beceriksiz hökümetin tedbirsizliği yüzünden inim inim inleyen esnafın hâlini müzâkere eder iken çarşamba günü icrâ olunacak nümâyiş mevzuuna gelindi. Baktım, arkadaşlar biraz ihtiyatkârâne mütalaalar serdetmekteler. Yok bu işler sinn–i kemâlât bakımından bunlardan geçmiş imiş de, gençler yörüsünler imiş de, estek de köstek de... Bunun üzerine aldım sazı elime. Sazı elime aldım fekat bilâhire elimde kaldı. Neticeten bizim ehibbâ, “siz de bizimle birlikte hökümete kıyam edüb de nümâyişe katılmaz iseniz, şurdan şoraya kımıldamazız; netice itibariyle dülger, sıvacı, marangoz, camcı, kasap ve badanacı gibi sufatlarınızla siz de fiilen esnaf sayılırsınız” deyicek mecbûren...

İki gün sonra sabahın dokuzunda cümle esnaf arkadaşlar ile çarşuda içtimâ eyledik. “Yahu, beni aranızda göricek bazı gammazlar işte acan pırovokatür diye dedikodu iderler” dedimse de dinletemedim. Berber Şinâsi, askerliğini çavuş rütbesiyle itmâm eylediği içün takım kumandanlığını deruhte eyledi. Bizler de dörderli kol halinde yanyana dizilüb, bir gün evvelinden bizzat imâl ettiğimiz pankart, karton, bayrak ve emsâli nümâyiş malzemesini yüklendik lâkin Şinâsi,–Yahu arkadaşlar, siz yanaşık nizam yörüyüşü unutmuş olsanız gerektir; buyrun sıdk–ı can ile şoracıkta bir tâlim eyleyelim demez mi? Yahu hadi ben şahsan neyse fekat emsâlim, torun tosun sahibi koca herifler! Olurdu olmazdı derken Şinâsi, “hazroolll” diye bağırır bağırmaz bütün cemaat şırraak diye hazrola geçiverdik. Bu defa Şinasi’ye eğlence çıktı. Yok sağa dön, yok soldan hizaya gel, olmadı uygun adım derken, bir de baktık ki kâffemiz Sivastopol Marşı’nı çığıra çığıra daracık sokak içinde uygun adımla dört dönmekte değil miyiz. Baktım olmuyor, bazı arkadaşlar milli marşlarımızın güftesini unutmuşlar. Şinasi kumandanın emriyle başladım bunlara marş öğretmeğe. Evvela ben söylüyorum, ardından Konduracı Faruk, Tesbihçi Rıfat, Kasap Necati, Fırıncı Nureddin fülan bağıra bağıra tekrar ediyorlar. Anlayacağınız Piyade Marşı’ydı, Topçu Marşı’ydı, Sakarya Marşı’ydı derken biz koskoca adamlar çarşu içinde dört dönüp bağıra çağıra marş terennüm ederekten elâleme eyi bir seyirlik olduk ki öylesi görülmemiştir vesselâm.

Her ne ise, sıkı tâ’limin faidesini bilâhire gördük. Bizim çarşının esnaf bölüğü böyük elâka celbetti ve takdir gördü. Fekat, cümlemizi koyun postu telebbüs ederek hökümatın ahaliyi ne hale getirdiğini göstermek fikrinde israr ettiği halde aleyhinde ittifak etmemiz üzere sadece kendisi posta bürünen Kasap Necati böyük sükse yaptı. Ona ilâveten pırasa saplarıyla çarşaf üzerine, “Yaktın bizi Karaoğlan!” dövüzü yazmayı akleden Manav Idris de kazata muhabirlerine hayli filim harcattı idi. Bağırdık, çağırdık, pahalılığı, hırsızlığı ve beceriksizlikliği pırotesto edip hökümeti istifaya davet ederek bir nebze olsun dilimizin şişini indirdik. Eyi oldu. Âsâbımız biraz düzeldi.

Demirkırasi şöyledir böyledir fekat, en azından yürek yangınını itfâya medâr olduğu için fenâ da değildir aziz dâvâ arkadaşlarım. Karar aldık, hökümet istifa etmez ise bu defa bizim arkadaşlarla bölük halinde Ankara’ya bir yörüyüş eyleyeceğizdir.


r.gullapdan@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

18/ 03/ 2001... Yıkılmadık ey kaari; Ayakdayız çok şükürdür!
08/ 04/ 2001... Ufak bir sosiyal tarih tahlilini havî bir mekaale–i müfîdedir; arz edeyorum!


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.