GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

16/04/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Fikir Platformu

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



RÖPORTAJ 

Aydın HASKEBABÇI



Selçuk Yaşar: Ben artık sanayiciyim

Ege Bölgesi'nde sanayinin öncüsü olan Yaşar Holding'in başkanı Selçuk Yaşar, Türkiye'nin zor bir dönemeçten geçtiğini; ancak gelecekten ümitli olduğunu söylüyor. Bugün 45 şirket ve iki vakıftan oluşan Yaşar Holding 10 bin kişiye iş imkanı sağlıyor. DYO ve Pınar markalarıyla boya ve gıda sanayiinde Türkiye'nin en büyük holdingi olan Yaşar Holding, sportif, kültürel ve sosyal çalışmalara büyük ölçüde katkıda bulunuyor.

Selçuk Yaşar–Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkanı

1925 yılında Rodos'ta doğdu. Orta ve lise tahsilini Fransız Saint Joseph Lisesi'nde yaptı. 1948 yılında İzmir Ticari İlimler Yüksekokulu'ndan mezun oldu. Babası Durmuş Yaşar'ın dükkanında iş hayatına atılan Yaşar, 1954 yılında Türkiye'nin ilk boya fabrikası 'Durmuş Yaşar ve Oğulları' boya fabrikası DYO'yu kurdu. Ülkemizdeki ilk özel et ve süt fabrikası olan Pınar'ı kuran Yaşar, bir dönem Ege Ekspres ve Gazete Ege gibi gazeteleri yayınladı. SETBİR ve ESİAD Onur Kurulu Başkanı olan Selçuk Yaşar, Karşıyaka Spor Kulübü'nün de en büyük destekçisi. İngilizce ve Fransızca bilen Selçuk Yaşar'ın 3 çocuğu ve 4 torunu var.

Türkiye ekonomisi sıkıntılı günlerden geçiyor. Tecrübeli bir sanayici olarak siz ülkemizin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Ben Türkiye'nin geleceğini parlak görüyorum. Bu krizi de beraberce atlatırız. Türkiye bir taraftan da büyüyor. Bugün dünyada itibarı da çok yüksek. O bakımdan karamsar olmaya lüzum yoktur. Ancak sanayici, esnaf, işçi, işveren ve medya herkes bu dönemde üzerine düşen görevleri yapmalıdır. Kendimizi daha kötü göstermekle veya dedikodu yapmakla Türkiye'nin sosyal ve ekonomik gelişmesini, özellikle turizmi kendi kendimize engellemiş oluruz.

Sizce bu krizin temel sebebi nedir?

Kurlardaki bu artış ve yaşanan kriz tamamen kötü yönetimden kaynaklanıyor. Siyasilerden ziyade bürokratların bu işte suçu var. Merkez Bankası Başkanı, Hazine Müsteşarı ve Hazine'den sorumlu bakan bana göre yanlış işler yaptılar ve onlar da zaten gitti. IMF yönetimi ile bu paketi bürokraside götüren insanlar ne yazık ki bu işi beceremediler.

Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Derviş yeni bir programla halkın karşısına çıktı. Sayın Derviş hakkındaki görüşünüz nedir?

Kemal Derviş'in Türkiye'ye büyük bir hizmeti olacağına inanıyorum. Siyasilerin de desteği ile bu program başarıya ulaşabilir. Türk halkı vatansever ve aynı zamanda gerçekçidir. Kendisine doğru söyleyeni anlar ve destekler.

Yaşar Holding olarak sizin bu yıla bakışınız nedir?

Biz Yaşar Grubu olarak 2000 yılında 2 milyar dolarlık satış gerçekleştirdik. Boya ve gıdada Türkiye lideriyiz. 2000 yılı dış ticaret hacmimiz ise 500 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu yıl ise hedefimiz gıda, içecek ve boya sektörlerinde stratejik ortaklıklar yapmak ve geliştirmekve sanayi şirketlerimizin verimliliklerini artırmak olarak belirtebiliriz.

Siz Ege Bölgesi'nin yıllardır Ankara'da lobisinin olmamasından, İzmirli milletvekillerinin de Ege'ye sahip çıkmamasından yakınıyorsunuz. Neden?

Çünkü, bir iki istisna hariç İzmir'e gerekli hizmeti veremiyorlar. Bir de Seçim Kanunu ve Siyasal Partiler Kanunu değişmeli. Herkes söylüyor ya, ben de katılıyorum bu görüşe. Çünkü o zaman teke tek ben milletvekili seçerim. Şimdi tayinle geliyor. Benim vekilimi, ben tanımalıyım. İzmir'den seçilen 24 milletvekilinin ben ancak 5 tanesini tanıyorum. Geçmiş dönemlerde bazılarını biliyorum ki hiç uğramadılar İzmir'e. Mesela; Başbakan yardımcılığı yapan Erdal İnönü, İzmir Karşıyaka'dan seçilmesine rağmen Karşıyaka'ya bir defa gelmemiştir.

1950'lerde ise Demokrat Parti'nin ileri gelenleri hep İzmir ve çevresinden çıkmıştı. Bizim boya fabrikasını ilk kurduğumuz yıllarda Demokrat Parti baştaydı. Sonraki yıllarda ise İstanbul'un gelişmesini İzmir yakalayamadı. Kabahat bana göre İzmirliler'indir.

Hiç 'İzmir'de kalmayıp İstanbul'a gelseydim' düşünceniz oldu mı?

Böyle bir hayıflanmam yok. Ben İstanbul'da olsaydım ülkeme bu kadar eseri veremezdim. Çünkü Ege Bölgesi gıda sanayii açısından büyük önemi haiz. Ancak bugün İstanbul'daki büyümeyi görünce genel yönetimi İstanbul'a taşıma fikri oluştu. Pınar'ın idare merkezini belki taşıyabilirdik.

İzmir'deki ve Anadolu'nun çeşitli şehirlerindeki holdinglere de idare merkezlerini İstanbul'a taşımalarını tavsiye eder misiniz?

Hepsine tavsiye etmem. Mesela Yimpaş, Yozgat merkezli olarak büyümüştür, merkezinin de orada bulunmasında fayda var. Ancak İstanbul'da da bir idare merkezi bulunmalı; çünkü İstanbul ihmal edilemez.

Siz Yaşar Grubu olarak pek çok ilk ürünü ülkemize kazandırdınız. Hatta suyu şişeleyip sattığınız dönemde "Su da satılır mı?" diye eleştirilmiştiniz.

Evet, yirmiye yakın ilki biz başlattık. Örneğin; Pınar Şaşal İzmir'den çıktı, İstanbul'da Şaşal gibi su yok. Şu anda İngiltere'den Japonya'ya kadar su ihraç ediyoruz. Türkiye'de ilk 1000 yataklı oteli Çeşme Altınyunus'u Türk turizmine kazandırdık. Ülkemizdeki ilk balık çiftliğini de biz kurduk.

Geçmiş dönemde Ege Bölgesi'nde iki gazete, dergiler ve bir de televizyon kurdunuz. Ancak medya sektörüne sonraları pek fazla eğilmediniz. Neden?

Ben bu işi milli bir görev gibi yaptım, bir iş olarak görmedim. Bu işleri yalnız da yapmadım. Ege Sanayici ve İşadamları Derneği'ni kurduk ve 25 tane sanayici ile beraber yaptık. Mesela; biz Gazete Ege'yi kurduğumuzda İzmir basını ölmüştü. 150 tane genci gazeteye aldım. Ben bu gazeteyi çıkarınca büyük gazeteler, gazetelerin Ege ilavelerini çıkarmaya başladılar. İzmir basını böylece bir rekabete girdi ve atağa geçti. Şimdi Gazete Ege kapandı, onlar da tasarruf diye Ege nüshalarını kapattılar. Aslında Ege Tv de benim eserim. Üç sene Altemur Kılıç ile beraber Devir dergisini çıkardım. Güngör Mengi ilk köşe yazısını bu dergide yazdı.

 

Medya sektörünü yakından bilen bir işadamı olarak acaba büyük medya patronları nerede hata yaptı?

Hata borçlanarak fazla yatırım yapmak ve çok büyümekte. Fakat bu kriz de geçer ve her şey yerli yerine oturur.

Yaşarbank ile ilgili çok şey yazılıp söylendi; ama bir de sizin ağzınızdan bankaya el konulması ve sonrasında yaşanan durumun bir değerlendirmesini alabilir miyiz?

Yaşarbank'ta benim tayin ettiğim murahhas aza ve genel müdürler başarılı olamadılar. Ne yaptılar? 1994 krizinde döviz yüzünden bankayı zarar ettirdiler. Şimdi hapiste olan bazı isimlere batık krediler verdiler. Bu kredilerin pek çoğunu biz yıllar boyunca tahsil edemedik. Böylece bankanın zararı yükseldi. Ayrıca, Türkiye'ye yatırıma gelen bankadaki yabancı ortağımız da Türkiye'den çekilme kararı aldı. Ve ana sermayesi küçük kaldığı için banka elimizden alındı. Açıkçası yöneticiler ve ben de bankayı iyi idare edemedik. Ama hiç bir zaman bankadan holdinge gayri kanunî bir aktarma yapmadık. O bakımdan vicdanım rahat. Adeta bankanın verdiği krediler yüzünden biz hortumlandık. Merkez Bankası eski Başkanı Gazi Erçel, 7 sene bankamızı idare etti. Ve bankanın bu duruma gelmesinin de baş sorumlusu maalesef odur.

Biz bankaya 15 senede 300-400 milyon dolar kaynak aktardık ve gitti o para. Ama bugün o bankanın değeri 500 milyon doları geçer. 85 şubeli ve yüzlerce yerde gayrimenkulleri var. Bu olaydan sonra biz de bir daha kesinlikle bankacılığa girmeme kararı aldık. Biz sanayiciyiz ve sanayiye önem vereceğiz. Pınar ve DYO markalarımızı bir dünya markası yapmak için çalışacağız. Geçen yıl sadece Arap ülkelerine 25 milyon dolar ihracatımız var.

Yurtdışında özellikle Dubai'de imalat projeniz vardı. Bu proje hayata geçiyor mu?

Araplarla yüzde 50/50 ortak bir projemiz var. Pınar'ın kaymaklı yoğurt, lapne peyniri gibi ürünlerini orada üreteceğiz. Arap ortağımızın 4 bin tane ineği var ve orada süt bol.

Pınar ürünleri arasına hindiden sonra şimdi de ördek eti katılıyor sanıyorum.

Evet bu projeyi de başlattık. Ben hindi ve ördek etini tavsiye ediyorum. Ancak Türkiye'yi kurtaracak asıl et üretimi için TİGEM çiftliklerine hayvanlar getirttik. Holstein ineği yerine Amerika'dan Charolais, Hereford ve Angus cinsi 1 ton ağırlığında hayvanlar getirttik. Bizim yerli hayvanların 2-3 katı büyüklükte ve çok lezzetli eti var. Ayrıca bu hayvanlar yem yerine merada besleniyor. İnşallah bu proje ile ülkemizdeki et fiyatları da önemli ölçüde düşer.

Pınar markasının kullanımı ile ilgili Almanya'da bir problem olduğu doğru mu?

Almanya'da Ege Türk markası ile sucuk yapan bir işadamı Almanya'da Pınar Et markasını kendi üzerine almış. Onun ile mahkemelik olduk. Bu yüzden Almanya'da Pınar Et ismini kullanamıyoruz. Ancak Pınar Süt ürünlerini satıyoruz.

Dünya çapında yayılan deli dana hastalığı Pınar'ın satışlarını nasıl etkiledi?

Türkiye'de deli dana hastalığı yok ki. Zaten bizim tesislerimiz Avrupa'nın en güzel tesislerinden biri. Bu yüzden McDonald's gibi dünya devi bir marka sadece Türkiye'de değil, başka ülkelerde de kullandığı etleri bizden alır. Çünkü biz 14 ayrı veteriner kontrolünden sonra hayvan kesimi yaparız. İhracatta da hiçbir sıkıntımız yok.

Karşıyaka Spor Kulübü'ne siz yıllarınızı verdiniz. Takımın şu anki durumu nasıl?

Ben 42 senedir kulübün arkasındayım. Herhalde 100 milyon dolar harcamışımdır. Şu anda da 15 bin kişilik stad yapımı için çalışmalar sürüyor. Ben de gençliğimde o kulüpte basketbol, voleybol ve yelken sporu ile uğraştım. Hatta kardeşim Selman Yaşar ile birlikte 1945'te Türkiye Yelken birinciliğini aldık biz. Kardeşim geçen yıllarda kalp hastalığından öldü.

Yaşar Holding olarak İzmir'de bir de özel üniversite kurma projeniz var. Bu proje ne zaman hayata geçecek?

Üniversite için Meclis'ten onay geçti, yeri de hazır. Ancak kriz dolayısıyla 2002 yılına sarktı. Holdinge ait Hedef çiftliğinde üniversite için geniş bir yer ayırdık. Koç Üniversitesi gibi İngilizce eğitim verecek ve yaklaşık 10 fakülteden oluşacak büyük bir üniversite düşünüyoruz. O işin başında da eski bakanlarımızdan Orhan Kilercioğlu var.

Babanızın kurduğu ilk boya dükkanından bugünlere toplam 10 bin kişiye istihdam sağlayan dev bir holdinge gelindi. Size göre sanayideki bu başarının sırrı nedir?

Vallahi eğitim önemli. Bir de istemek ve ona göre çalışmak. Ayrıca Türkiye'nin ekonomik koşulları ona imkan verdi. Ben aynı şekilde gitseydim Fransa'da muvaffak olamazdım. Türkiye'nin o dönemde bu ürünlere ihtiyacı vardı. Doğru zamanda doğru atılımlar yaptık. Bir de yaratıcı yönetici olmak lazım. Bütün gençlere tavsiyem emir kulu olmamaları. Farklı şeyler ortaya koymaları. Kitap okumaları. Ben İngilizce ve Fransızca olarak iki lisan bilirim. Halen her hafta iki yabancı dergiyi muntazaman okurum. Sabahları gazetelerin ise sadece özetlerini okurum.

Şirkette kızlarınız ile birliktesiniz sanırım?

Feyhan ve İdil benim adeta iki yardımcım. İkisi de evlendiler ve şirkette çalışıyorlar. Ama ben bir şeye inanıyorum. Dünyada büyük şirketler yalnız aile fertleriyle değil, profesyonel denilen amatör ruhlu yöneticiler ile birlikte yönetilir. Benim 25 tane tepe noktada yöneticim var. Bu arkadaşlarım benim için en az çocuklarım kadar değerlidir. Oğlum Selim ise şimdilik ayrı işler yapıyor. Yıllarca beraber çalıştık; ama inşallah yine gelecek.

Şimdiye kadar kaç ülkeyi gezme fırsatını buldunuz?

Avustralya, Güney Amerika ve Afrika dışında bütün ülkeleri gördüm sayılır. İran ve Irak'a ise gitmedim.

Yazarlık nasıl gidiyor? Yeni kitap projeleri var mı?

Ben şimdiye kadar arkadaşlarımın da yardımıyla 10'u aşkın kitap yazdım. Bu arada vakit buldukça anılarımı yazmaya çalışıyorum.



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.