GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

17/04/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Faruk MERCAN

Büyük ülke olmanın üç şartı

Sekiz yıl sonra Özal'ı özlemle anıyoruz: Tarih 9 Kasım 1989, Cumhurbaşkanı seçilen Turgut Özal, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yemin ediyor. Yeminin ardından da, Meclis kürsüsünden o tarihî konuşmasını yapıyor.

Türkiye'nin geleceğini gösteren ışıkların yakın tarihimizde gizli olduğunu belirten Özal, önce şu tespiti yapıyor:

Her şeyin başı üç temel özgürlük

"Türkiye, hiçbir kuşku yoktur ki, 2000'li yılların başlarında Avrupa'nın büyük ülkeleri arasında olacaktır. Türkiye'miz, artık nüfusu fazla, halkı yoksul, kalkınmamış ülkeler arasından çıkmıştır. Önümüzdeki yakın dönemde görmeyi arzu ettiğimiz Türkiye, Avrupa Topluluğu içinde mümtaz yerini almış bir Türkiye'dir. Bu uğurda, ülkemiz bugüne kadar epey mesafe kat etmiştir."

Ancak Özal'a göre bu hedefe ulaşmanın üç temel şartı vardı. 21. yüzyıla doğru giderken, üç büyük ve temel hürriyeti geliştirmek, bunları sımsıkı korumak uygar dünyanın önde gelen devletlerinden biri olmamızın vazgeçilmez şartıydı:

1. Düşünce hürriyeti

"Bu üç hürriyetten birincisi, düşünce hürriyetidir. Düşünme kabiliyeti çeşitli yollarla engellenen, düşündüğünü söyleyemeyen, düşünceye saygıyı öğrenemeyen bir toplumun ilerlemesine imkan ve ihtimal yoktur. Bir toplumun bütünleşmesinin temel taşı her ferdin, her kurumun bir diğerinin düşüncesine saygı göstermesidir. Bu karşılıklı saygı zemini üzerinde, serbestçe tartışarak daha iyiyi, daha doğruyu ve daha güzeli üretmesidir. Eğer, düşünce hürriyeti, düşünceyi ifade hürriyeti ve düşünceye saygı bilinci oluşmazsa, işte o zaman kutuplaşmalar, kamplaşmalar, bölünme ve parçalanmalar da doğar. Şunu bütün inancımla huzurunuzda ifade etmek isterim: Milli birliğimizi korumanın vazgeçilmez gereği, düşünce hürriyeti, ifade hürriyeti ve düşünceye saygı bilincidir."

2. Din ve vicdan hürriyeti

"İkinci hürriyet ise, evrensel kapsamda ve evrensel anlamda, insanın, insana duyduğu sevginin, saygının simgesi ve göstergesidir. Bu hürriyet de, evrensel anlamda din ve vicdan hürriyetidir. Laik ve demokratik olma iddiası ve iradesindeki gelişmiş ülkeler, bu hürriyete sımsıkı sarılabilmeyi başarmış ülkelerdir. Çünkü yalnız huzurlu insan, dini ve vicdanı baskı altında tutulmayan insan, daha çok çalışma, daha çok kazanma ve kendi vicdanî inançları içinde mutlu yaşama istek ve kabiliyetine sahiptir. Laikliğin temel bir gereği vardır: Din ve vicdan hürriyeti. Din ve vicdan hürriyetinin de tek bir güvencesi vardır: Laiklik. Bu iki temel kavram birbirlerinin varlık nedenidir. Ve her biri bir diğerinin koruyucusudur."

3. Teşebbüs hürriyeti

"Ve üçüncü büyük hürriyet: Teşebbüs hürriyetidir. Uygar bir rekabet ortamı içinde insanların daha çok çalışma, daha çok kazanma isteklerinin önüne engel konulmamalıdır. Asla yasakçılığa sapmamak, devlet müdahaleciliğini şartların el verdiği oranda, asgari seviyede tutmak kalkınmanın ilk ve temel gereğidir. Eğer, ferdin iş kurma, teşebbüse girişme, daha çok çalışıp, daha çok üretip, daha çok kazanma hevesi engellenirse bir milletin kalkınmasına imkan var mıdır? Ama fert, bu amaçlar yönünde, devlet , bürokrasi ve toplum tarafından desteklenirse, bir millet elbette ki, hızla kalkınacaktır. Derin inancım odur ki, Batı'nın gelişmiş ülkelerine ekonomik alanda bir an önce yetişmemizin ana motoru, hızlandırıcı motoru, teşebbüs hürriyetidir."

Değişim bu üç şarta bağlı

Turgut Özal, dünyanın çehresini değiştiren ve insanlığına uzayda, tıpta, eğitimde, günlük yaşantıda yepyeni boyutlar açan asli unsurun yüksek teknoloji olduğunu, Türkiye'nin behemahal dünyayı değiştiren bu yüksek teknoloji çağını yakalaması gerektiğini belirtti. Özal'a göre yüksek teknoloji çağında yeralabilmek de, bu üç temel özgürlüğün tam olarak hayata geçirilmesine bağlıydı:

"Bu gelişmenin içinde yer alabilmek, ancak sözünü ettiğim bu üç hürriyeti benimsemek ile mümkündür. Nitekim, bunun en güzel örneğini, yaşadığımız son yıllarda en katı doktriner sistemlerin değişmesinde görüyoruz. Bu üç hürriyetin vazgeçilmezliğini evrensel boyutta idrak edilmesinde görüyoruz."

Turgut Özal, yüksek teknoloji hedefinde, savunma sanayiine özel önem vermekte ve şöyle demekteydi: "Silahlı kuvvetlerimizi güçlü kılma, savunma sanayiimize çağdaş boyutlar getirme, dün olduğu gibi bundan böyle de milli bir hedef olmalıdır."

Hoşgörü ve tolerans

Özal, öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin, ardından bütün toplumun benimsemesi gereken anahtar kavramı ise şöyle açıkladı: "Bu kavram da; hoşgörüdür, toleranstır." Özal'a göre bu alanda esas görev Meclis'e düşmekteydi: "Bir zamanların siyasî deyimi ve siyasî gerçeği ile, çatıda kavga başlayınca, bu kavganın dalga dalga bütün toplumumuza yayıldığını biliyorsunuz. Çatıdaki kavganın, fert ve millet olarak bizlere nelere mal olduğunu gördük, yaşadık."

Evrensel boyutta insan hakları

"Kavgasız Türkiye kavramı, kavgalı bir Türkiye'den çeşitli çıkarlar uman dış ve iç düşmanlara karşı en sağlam kalemizdir." diyen Özal, dünyanın gelişmiş demokratik ve uygar ülkeleri arasında yer almaya azmetmiş bir Türkiye'nin gündemine behemehal girmesi gereken konuyu da "insan hakları" olarak gösterdi: "Bir gerçeği huzurunuzda bir kez daha vurgulamak isterim.Devlet de, kalkınma da, iktisadi gelişme de tek bir amaç taşır: İnsanın, insanca, özgürce, refah ve mutluluk içinde yaşaması. İnsandan daha mübarek, ne bir mahluk, ne bir kurum ne de bir doktrin vardır... İnsan haklarının ne olup ne olmadığını, en gelişmiş Batı ülkelerinin dahi çözebildiğine inandığımı söyleyemeyeceğim. Batı'nın tablosu, bizim için hiçbir zaman bir gerekçe, bir mazeret olmamalıdır. Fakat demokrasiyi tam anlamıyla yerleştirme sürecindeki Türkiye'miz,insan haklarını da evrensel boyutta yerleştirme gayreti içinde olmalıdır."

Özel sektör eğitime sahip çıksın

Özal'ın, Meclis'te bir insan hakları komisyonu kurulması fikri kısa süre sonra yankısını buldu ve Meclis'te bu komisyon kuruldu.

Türkiye'nin bir hukuk reformu yapması gerektiğini belirten Özal, Türkiye'nin, yükselen maddi gücünün, "eğitimde kaliteyi yükseltmek" ve tüm toplumu kapsayacak bir "sağlık sigortasını oluşturmaya" katkı sağlaması gerektiğini belirtti.

Özal, yaklaşık 3,5 yıl süren ve 17 Nisan 1993 günü vefatıyla noktalanan cumhurbaşkanlığı boyunca bu tarihi konuşmasındaki görüşlerini her fırsatta dile getirdi.

Eğitim ve sağlıkta rekabet

Örneğin, 16 Ekim 1992 günü İstanbul'da, "Geleceğe bakış" konulu toplantıda, "Ben birçok ülkeyi gördüm. Bir şeyler bulabilen, bir şeyler keşfedebilen, bir şeyler icat edebilen ve birtakım yenilikler getiren ülkelerin hepsinde, en önemli hususiyet ve serbest bir düşünce ve düşünceyi ifade hürriyetinin olduğunu gördüm." dedi.

"Eğer serbest pazar düşünüyorsanız, onun temelinde serbest bir teşebbüs hürriyeti var demektir... İnanınız gelecek asır ferdin asrıdır. Merkezde, toplumun merkezinde, hareketin merkezinde insan var. Devlet geriye çekilecek, insan öne çıkacak..." dedi.

Türkiye'nin yığılmış eğitim ve sağlık problemlerine temas ederken ise şunları söyledi: "Eğitim sisteminde, artık bu tekdüze eğitimden vazgeçmemiz gerekli. Eğitimde ve sağlıkta, aynen sanayide ve ticarette olduğu gibi rekabetin girmesi şart. Rekabetsiz eğitim olmaz, gelişemez..."


f.mercan@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

03/ 03/ 2001... Tantan’a göre medya problemi
10/ 03/ 2001... Jandarmanın Malki dosyası (1)
11/ 03/ 2001... Jandarma'nın Malki dosyası (2)
17/ 03/ 2001... Yener Kaya'nın operasyonları
24/ 03/ 2001... Gazi Erçel: Yiğit, uçakta Çakıcı'yı anlattı
31/ 03/ 2001... Merkez Bankası'na kadar uzanır mı?
07/ 04/ 2001... 6 yıl önceki kehanet
12/ 04/ 2001... 156. yıl balosundan notlar
14/ 04/ 2001... Merkez Bankası başkanları ve MİT


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.