İşgal uyarısı
İstanbul'da 45 idarenin taşınmazları üzerinde denetleme yapan Sayıştay, şehrin büyük bir kısmının işgal altında olduğunu rapor ederek Meclis'i uyardı. Milli Emlak'ın envanter kayıtlarında bulunan taşınmazlardan 17 bin 123 adedinin işgal edildiğine dikkat çekilirken, bu alanın toplam 311 milyon metrekare olduğu belirlendi.
Sayıştay denetçileri tarafından hazırlanan ve TBMM'ye gönderilen raporda, "Örgütlenme biçimi ne olursa olsun kamu idarelerinin büyük bir kısmında kamu taşınmazlarının işgal edildiği görülmüştür. İşgal olayını sadece ekonomik ve toplumsal gerekçelere dayalı sebeplerle açıklamak mümkün değildir. Bazen, ilgili idarenin tasarrufundaki taşınmazların kayıtlarının dahi olmadığı bir ortam, işgal olayının yaşanmasına önemli bir katkı sağlamaktadır." denildi.
Talana yasal düzenleme
Raporda, Milli Emlak Daire Başkanlığı'ndan envanter kayıtlarında bulunan taşınmazlardan 17 bin 123 adedinin işgal edildiğine dikkat çekilirken, bu alanın toplam 311 milyon metrekareye karşılık geldiği belirlendi. 1992-1996 yılları arasında İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü sahasında alan açma, yerleşme ve işgal amaçlı bin 305 olayın meydana geldiğini kayda geçiren Sayıştay denetçileri hazırladıkları raporda şu ifadelere yer verdiler:
"Ormanlarla ilgili temel sorunlardan birisi, işgal edilen orman alanlarının daha sonraki yasal düzenlemelerle yasal bir kazanım sürecine dönüştürülmesidir. Uygulamada, işgal edilmiş ve üzerine kaçak yapılar inşa edilmiş alanlar da orman niteliğini kaybetmiş sayılmakta ve bu alanlar yeniden ağaçlandırma düşünülmeksizin orman sınırları dışına çıkarılmaktadır. Bu durum, yeni konut ve işyeri alanları yaratma amaçlı işgal ve diğer fiilleri özendirici bir rol oynamaktadır. Bu sayede hem orman alanlarının bütünlüğü bozulabilmekte, hem de su rejiminde değişiklikler meydana gelebilmektedir. Çeşitli yasalarla İstanbul'da orman niteliğini kaybetmiş sayılan alanların miktarı 16.153 hektardır."
Raporda, yeni kurulan üniversitelerin kullanımına sunulmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı'na toplam 30 milyon metrekare orman alanı için izin verildiğine dikkat çekildi; İstanbul Teknik Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi'nin de bazı taşınmazlarının işgal edildiği tespit edildi. ( Süleyman Kurt / ANKARA (Zaman))
Kamu, lojman zengini
"Devlette tasarruf" tartışmalarının odağında yer alan lojmanların sayısının 229 bin 988 olduğu açıklandı. Kamu, bu lojmanlara 2000 yılında 39 trilyon 650 milyar lira harcama yaptı.
Maliye Bakanı Sümer Oral, FP Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış'ın kamu konutları ve sosyal tesislere ilişkin soru önergesini cevapladı. Genel ve katma bütçeli idarelerin kullanımında toplam 229 bin 988 kamu konutu bulunduğunu bildiren Bakan Oral, bunlardan 200 bin 229'unun genel bütçeli, 29 bin 759'unun da katma bütçeli idarelerde olduğunu kaydetti.
Milli Savunma önde
Buna göre, Milli Savunma Bakanlığı 56 bin 424 konutla en fazla lojmana sahip kamu kurumu olurken, bu kurumu 40 bin 938'le Milli Eğitim Bakanlığı, 38 bin 39'la da Emniyet Genel Müdürlüğü izliyor. Bu bakanlıkların ardından 19 bin 319'la Sağlık Bakanlığı, 13 bin 947 ile Jandarma Genel Komutanlığı, 8 bin 109'la Maliye Bakanlığı, 5 bin 709'la Adalet Bakanlığı, 5 bin 507 ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, bin 755'le Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, bin 658'le Gümrük Müsteşarlığı, bin 414'le İçişleri Bakanlığı, bin 28'le de Türkiye Büyük Millet Meclisi izliyor.
2 bin sosyal tesis
Lojmanların yanı sıra kamunun 2 bin 340 da sosyal tesise sahip olduğu ve bunlardan bin 500'ünün genel bütçeli idareler, 840'ının da katma bütçeli idarelerin kullanımında olduğu bildirildi. En fazla sosyal tesise sahip kamu kurumu 816 ile Milli Eğitim Bakanlığı olurken, bu bakanlığın ardından 258 sosyal tesisle Milli Savunma Bakanlığı, 122 tesis ile de Emniyet Genel Müdürlüğü sıralanıyor.
Bu arada devlet, kamu konutları için 1999 yılında 19 trilyon 727 milyar 153 milyon lira, 2000 yılında da 39 trilyon 650 milyar 154 milyon lira harcama yaptı. Bu konutlardan 199 yılında 21 trilyon 87 milyar lira, 2000 yılında da 39 trilyon 351 milyar lira kira geliri elde edildi.
Bakanlık KİT'ler ve yerel yönetimlere ait kamu konutu ve sosyal tesislerin sayısı ve harcamalarına ilişkin soruları ise, bunların bakanlığın takibinde olmaması ve cevap süresinin yetersizliği nedeniyle cevaplamadı.
Yapılaşma hız kesti
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Türkiye genelinde yapılan bir araştırmaya göre, bir önceki yıla oranla geçtiğimiz yıl inşaat ruhsatlarında yüzde 17,9 azalma gerçekleşti.
İnşaat sektörünün içinde bulunduğu durumun ortaya çıkarıldığı araştırma sonucunda, ruhsatlardaki azalış Marmara Bölgesi'nde yüzde 30 oldu. Arsa payı hariç, bina maliyeti ise aynı dönemde önceki yıla göre yüzde 49,4 arttı. Araştırmayla inşaat sektörünün itici gücü olan kamu yatırımlarının bütçe içerisindeki payının reel olarak gerilediği belirlendi. 2000 yılında umduğunu bulamayan inşaat sektörü yaşanan krizle birlikte 2001 yılına da iyimser bakmıyor. Krizle birlikte alınan tasarruf tedbirlerinin yatırımları daha da gerileteceği ortaya atılırken, sektörü etkileyen önemli bir konuda yapı denetimi hakkında çıkartılan kanun hükmünde kararname olduğu vurgulandı.
Konut talebi arttı
İnşaatların 1994'ten itibaren durgunluk sürecine girdiği belirtilen araştırmada, 1998 yılının ilk aylarında konut inşaatında gerilemenin başladığı ortaya çıktı. Türkiye'nin her yıl 500 bin olan konut talep miktarı, deprem sonucunda hasar gören konutlar sebebiyle 80 bin adet arttı. 2000 yılında 80 ilde sadece 302 bin 916 adet konut yapımı için ruhsat alınırken, önceki yıla göre yüzde 10,8 azalış gözlendi. Yapı kullanım izinleri ise yüzde 10,9 artarak 239 bin 111'e ulaştı. Kamil Oğuz / İSTANBUL (cha)
Sürgün gibi tayin
Başbakan Ecevit'e mektup yazarak örtü yasağının kaldırılmasını isteyen Diyanet Başmüfettişi Abdülkadir Sezgin, Mersin vaizliğine tayin edildi.
Diğer başmüfettiş Vasfi Yüce ise Karaman vaizliğine getirildi. Söz konusu tayinler, kurumdaki diğer çalışanlar tarafından sürgün olarak nitelendirildi. Alevilik uzmanı olarak tanınan Abdülkadir Sezgin, bu konuda birçok konferans vermiş, araştırma yapmıştı. Yeni görevleriyle ilgili Başkanlık kararını tebellüğ eden başmüfettişlerin, ileriki günlerde haklarını aramak için yargıya müracat etmeleri bekleniyor. ANKARA (Zaman)
İşçiler müdürü rehin aldı
Adana'nın Ceyhan ilçesinde kurulu bulunan Toros Gübre Fabrikası'ndaki 75 işçi, işten atılacaklarını öğrenince fabrikanın idare binasını işgal ederek, müdür dahil diğer yetkilileri rehin aldı.
Petrol-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın, ekonomik krizin faturasının işçilere çıkartıldığını belirterek, işverenle her türlü uzlaşma girişiminin sonuçsuz kaldığını ve işçilerin fabrikada üretimi durdurarak beklediğini kaydetti. Kaç kişinin daha işten atılacağının belli olmadığını belirten Öztaşkın, "Böylesi ağır bir bedeli ödemeyeceğimiz bilinmelidir." dedi.
Mevlüt Yiğit / CEYHAN (Zaman)
Mesir şenlikleri başladı
461'inci Mesir Şenlikleri, görkemli törenle start aldı. Manisa Valisi Muzaffer Ecemiş, törende, "Atalarımızın bize bıraktığı, birlik ve beraberliğimizi pekiştiren, Manisa'yı Manisa yapan bu çok güzel geleneği devam ettiriyoruz." dedi.
Törene, Manisa Belediye Başkanı Adil Aygül, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Kazım Usta, Celal Bayar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Semra Öncü, Manisa'nın kardeş şehri olan KKTC Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar, Manisa Mesiri Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Yavuz Özgün ile çok sayıda vatandaş katıldı. 3 gün devam edecek şenlikler, 21 Mart'taki Nevruz günü kutlamalarında karılmaya başlanan mesir macununun, tarihi Sultan Camii'nin minare ve kubbelerinden atılmasıyla sona erecek.
Muharrem Gökçen / MANİSA (Zaman)
Harç alınmayacak
Lüleburgaz Asliye Hukuk Mahkemesi, hatalı iğne yapıldığı için sol kolu kesilen Ayşen Başaran'la ilgili davanın gerekçeli kararını açıkladı.
Kararda, 120 milyar lirayı bulan tazminatın SSK'dan alınması için harç yatırılmasına gerek olmadığı ifade edildi. Başaran ailesi, böylece yüksek miktardaki harç sıkıntısından kurtulmuş oldu.
Kur'an Kursları sokak çocuklarına
Diyanet, kapatılan Kur'an kursu binalarını onararak sokak çocuklarına tahsis ediyor. Projenin ilk uygulaması, İslami İlimler Külliyesi.
Diyanet İşleri Başkanlığı, kapatılan Kur'an kursları binalarının onarılarak sokak çocuklarının hizmetine sunulmasına ilişkin projeyi uygulamaya koydu. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, projenin hayata geçirilmesi için oluşturulan komisyonun çalışmalarına başladığını açıkladı. Yılmaz'ın verdiği bilgiye göre, komisyon öncelikle kapatılan Kur'an kursu ve kullanılmayan binaların yer ve sayılarını tespit edecek. Diyanet, ilk olarak Ankara'nın Karapürçek beldesinde Türkiye Diyanet Vakfı'na ait İslami İlimler Külliyesi'ni sokak çocukları ve sokakta çalışan çocuklara tahsis edecek.
İslami İlimler Külliyesi, çocukların eğitim, öğretim ve tedavi edilebileceği bir merkeze dönüştürülecek. Merkezde, 250–300 civarında çocuk barınabilecek. Çocukların eğitim, öğretim ve tedavi giderleri ile diğer harcamalar, Diyanet Vakfı tarafından karşılanacak. Merkezde, çocukların yeme içme, barınma sorunları çözümlenecek ve okul çağında olup eğitime devam etmeyenler servisle okula götürülüp getirilecek, uyuşturucu ve madde bağımlısı olan çocukların da tedavisi yapılacak. Külliyenin Çocuk Eğitim ve Tedavi Merkezi'ne dönüştürülmesi için önümüzdeki günlerde onarım çalışmalarına başlanacak. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra merkezin yönetimi SHÇEK'e devredilecek.
İhale yasasına AB engeli
Öncelikli yasalar arasında yer alan Devlet İhale Kanunu taslağı, AB ile olan anlaşmazlık yüzünden öngörülen sürede Başbakanlık'a sevk edilemedi.
AB, başta davet usulü olmak üzere taslaktaki yapımla ilgili maddelere, bazı ihalelerin uygulama projesi dışında bırakılmasına ve ilgili bakanlara geniş yetki tanınmasına karşı çıkıyor. Taslağa, bugüne kadar 35 bakanlık, bağlı ve ilgili kuruluştan, 50'yi aşkın üniversiteden ve 19 meslek kuruluşundan yazılı görüş alınarak son şekli verilmişti.
9 vekil ifade verdi
MHP milletvekilleri Mehmet Kundakçı ve Cahit Tekelioğlu hakkında, DYP Şanlıurfa Milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu'nun ölümüyle ilgili olarak açılan davaya devam edildi.
TBMM Başkan Vekili Murat Sökmenoğlu, İdare Amiri Ahmet Çakar ve MHP Milletvekili Nesrin Ünal'ın da aralarında bulunduğu 9 milletvekili, 1 doktor, 2 TBMM personeli ve Meclis'te görevli 5 emniyet mensubu tanık olarak dinlendi. Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davanın dünkü duruşmasına, Tekelioğlu ve Kundakçı gelmedi.
Meslek liselilere müjde
YÖK, Çıraklık ve Mesleki Eğitim Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Milli Eğitim Temel Kanunu, Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilat Kanunu ve Eğitime Katkı Payı Alınması Kanunu'nda değişiklikler getiren tasarı, Türk milli eğitim sisteminde yıllardır tartışılan ve Milli Eğitim şûralarında karar altına alınan pek çok değişikliği öngörüyor.
TÜBİTAK tarafından tespit edilen uluslararası bilimsel yarışmalarda ödül kazanan öğrenciler, ödül kazandıkları alanlarda ÖSYM ve TÜBİTAK'ın belirleyecekleri bölümlere sınavsız girebilecekler.
Mesleki ve teknik liselerden mezun olan öğrenciler, istedikleri takdirde bitirdikleri bölümün devamı niteliğindeki meslek yüksekokullarına sınavsız girebilecek. Meslek yüksek okulunu bitiren bu öğrencilerin yüzde 10'undan az olmamak üzere ayrılan kontenjanlara göre, lisans programlarına (4 yıllık fakülte) dikey geçiş yapılabilecek.
Tasarı, vakıfların, herhangi bir üniversite veya enstitüye bağlı olmaksızın meslek yüksek okulu açmalarına da imkân sağlıyor. İllerde Mesleki ve Teknik Eğitim Bölgesi kurulmasını öngören tasarı, eğitime katkı payının ilköğretim ve ortaöğretim giderlerinde kullanılmak üzere 2010 yılı sonuna kadar devam ettirilmesini de öngörüyor.
Yasağa iptal davası
Başörtülü velilerin okullardaki İstiklal Marşı törenlerine katılmasını yasaklayan Bayrak Tüzüğü için Danıştay'da iptal davası açılıyor.
Zeliha Bayram isimli başörtülü bir bayan, bir mağduriyetle karşı karşıya kalmamak için Danıştay'a gidiyor. Bayram'ın avukatı Bülent Deniz, müvekkiliyle birlikte Mazlum–Der İstanbul Şubesi'nde yaptığı basın toplantısında, Bayrak Tüzüğü'nün başörtülü vatandaşların törenlere katılmasına engel olabilecek şekilde yorumlanabileceğine dikkat çekerek, şöyle konuştu: "Yeni tüzüğün 22/f maddesinde 'Okullarda yapılan törenlerde, bu törene katılan öğretmen, öğrenci ve veliler başı açık durumda katılırlar.' hükmü var. Bu durum Anayasa'nın, din ve vicdan hürriyetini düzenleyen 24. maddesine aykırıdır. Konuyla ilgili olarak bir mağduriyet yaşanmadan Danıştay'da iptal davası açıyoruz. Ayrıca tüzük değişikliğini yapan Bakanlar Kurulu aleyhinde suç duyurusunda bulunacağız. Bütün bu çabalarımızdan sonuç alamazsak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) gideceğiz. Eğer herhangi bir yerde bir mülki amir 'tüzüğe uyuyorum' diye bu yasağı uygularsa bu durum yasakçı zihniyetin geleneği olur. Manevi tazminat hakkımızı şimdilik saklı tutacağız." Mazlum—Der İstanbul Şubesi Başkan Yardımcısı Ahmet Mercan da özgürlük vaat eden mevzuatın, tüzük ve yönetmeliklerle sınırlandırılamayacağına dikkat çekerek, "Bu ülkede bayrakla ilgili sorunu olan kişi ve kesim yoktur. Hiç sorun olmayan bir şeyi bulup çıkarıp, sorun haline getirmek bir başarıdır. Ama negatif bir başarıdır." dedi.
6 Nisan 2001 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bayrak Tüzüğü'nde "Öğretmenler, öğrenciler ve diğer kişiler törene başı açık olarak saygı duruşu ile katılırlar." hükmü yer alıyor. (Gürhan Savgı / İSTANBUL (cha))
Dolar kredisine ihtiyati tedbir
Ankara Tüketici Mahkemesi, dolar ödemeli tüketici kredisi davasında, ihtiyati tedbir kararı verdi.
Tüketici Hakları Derneği Avukatı Songül Ercan'ın S. Selhan Akçay adlı vatandaş adına açtığı pilot davaya bakan Ankara Tüketici Mahkemesi, dolar kurunu 694 bin lira olarak belirlerken, dava sonuçlanana kadar Akçay'ın taksitlerini kriz öncesi kurdan ödemesini kararlaştırdı.
Beyaz Enerji'ye çete davası
Ankara DGM Cumhuriyet Savcısı Talat Şalk, yaklaşık 3 aydır sürdürdüğü 'Beyaz Enerji Operasyonu' soruşturmasına ilişkin iddianameyi tamamladı.
İddianamenin bir örneğini DGM Başsavcısı Cevdet Volkan'a sunan Şalk, DGM'den ayrılırken gazetecilerin soruları üzerine, "İddianame salı günü açıklanacak." diye konuştu. "Dava, 4422 sayılı yasa uyarınca mı açıldı?" sorusuna Şalk, "Hayır, 4422'yi bulamadım." dedi. Şalk, davayı TCK'nın "cürüm işlemek için teşekkül oluşturma" hükmünü içeren 313. maddesinden açtığını bildirdi. Bu maddeye göre sanıklar, sadece teşekkülü meydana getirmekten dolayı iki yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezasına çarptırılıyor.
Savcı Şalk, organize suçlarla ilgili olarak çıkarılan 4422 sayılı yasayı uygulamadı. Eğer bu yasayı uygulasaydı sanıkların ceza oranları daha yüksek olacaktı. İrfan Kılıç / ANKARA (Zaman)
Fidyecileri müftü yakalattı
Üç genç, Hürriyet'in 'Fidye nasıl istenir, bir insan nasıl tehdit edilir?' haberi üzerine memurdan fidye istediler. Telefonda fidyecilerin yerini tespit eden müftü, şahısları polise yakalattı.
Sakarya Müftülüğü'nde görevli mutemet Salim Yıldırım'dan 10 bin dolar isteyen 3 acemi fidyeci genç, Müftü Ahmet Şark'ın uyanıklığı sayesinde polis tarafından suçüstü yakalandı. Önceki gün mutemet Salim Yıldırım'ı arayan kimliği belirsiz kişiler, kendisini ve çocuklarını ölümle tehdit ederek 10 bin dolar para istediler. Salim Yıldırım, devlet memuru olduğunu ve 200 milyon lira maaş aldığını söylemesine rağmen şahısları ikna edemedi. Yıldırım, bunun üzerine Müftü Ahmet Şark'a durumu anlattı. Bu arada fidyeciler Yıldırım'ı yeniden aradılar. Yıldırım ile birlikte şahısların isteklerini diğer telefondan dinleyen Müftü Şark, müftülük personelini çevrede bulunan ankesörlü telefonları kontrol etmeye göndererek fidyecileri tespit ettirmeyi başardı. Şark, hemen durumu polise bildirdi ve fidyecilerin suçüstü yakalanmasını sağladı. Şark, telefonun ankesörlü telefon olduğunu kuş sesinden anladığını belirterek, "Fidyeciler Hürriyet gazetesinde çıkan 'Fidye nasıl istenir, bir insan nasıl tehdit edilir?' haber küpürü ile yakalandılar. Bu habere göre telefondan mutemeti tehdit ediyorlardı." dedi. Daha önce malulen emekli olan memur Ali Özkan'ın da gençlerle birlikte olayı planladığı belirlendi. Serkan Çetin (18), Recep Karagöz (18) ve İbrahim Kılıç'ın (20) Hürriyet gazetesinde okudukları haber üzerine böyle bir planı gerçekleştirdiklerini söyledikleri öğrenildi. (Duran Savaş/ ADAPAZARI (cha))
Adalet Bakanı Türk: Tehdit ediliyorum
Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, ölüm oruçları nedeniyle tehdit altında olduğunu ifade etti.
Bakan Türk, bir gazetecinin, "F tipi cezaevleri nedeniyle terör örgütlerinden tehdit alıyor musunuz?" şeklindeki sorusu üzerine şunları söyledi: "Bu konulardan söz etmekten hoşlanan bir insan değilim. Dün Ankara'da yaptığım basın toplantısında F tipi ile ilgili arabulucu olmaya çalışan bazı sivil toplum örgütleri, yazarlar, ölüm oruçlarının sona ermesi için çaba sarf etmişlerdir. Bu kişilere, yasa dışı örgütler tarafından tehditler gelmektedir. Bu tehditler de böyle gizli bir şekilde değil. Bu tehditler, elektronik posta, ya da faks yoluyla gelmekte. Böyle olunca doğrudan doğruya cezaevleri ile ilgili bir bakanlığın başında bulunan bir insanın durumunu siz düşünebilirsiniz." (Ersan Temizel/ KAYSERİ (Zaman))
RTÜK'e ihale davası
Ulusal Tv kanalları, frekans ihalesinin yapılmasına bir hafta kala, ihalenin iptali için peş peşe mahkemeye müracaat ettiler. İlk müracatı CNN Türk'ün şirketi olan Eko Tv Yayıncılık AŞ yaparken, bunu Kanal D, Show Tv, Cine 5 ve Kanal 7 izledi. Ankara 6. İdare Mahkemesi RTÜK'e savunma için üç gün süre tanıdı.
Eko Tv avukatları Hüseyin Yarsuvat ve Melike Soydaş tarafından mahkemeye verilen dava dilekçesinde 1995 yılından beri RTÜK`ün yasa gereği aldığı paylar ve verdiği cezalarla ilgili işlemlerde Eko Tv`nin de aralarında olduğu 16 tv şirketini ulusal Tv olarak kabul ettiğine dikkat çekildi.
RTÜK'e 3 gün süre
Ankara 6. İdare Mahkemesi, savunma yapması için RTÜK`e üç gün süre tanıdı. Karar üzerine RTÜK olağanüstü toplandı. Toplantıda frekans ihalesiyle ilgili mahkemeye yapılan yürütmeyi durdurma müracaatları değerlendirildi. RTÜK mahkemeye 24 Nisan'da cevap verecek.
Bir bir RTÜK üyesi, 1997 yılında 15 kanala yapılması düşünülen tahsisin 26 Nisan'da yapılacak ihalede 11 kanala düşürülme gerekçesini, şöyle açıkladı: "1995'te 65 ve 69 kanallar karasaldan dijital yayın için ayrılmamıştı. Bu 4 frekansı karasaldan dijital yayın yapmak isteyen kanallara ayırdık. Kanallar para vermemek için bunu durdurmaya çalışıyor."
Ahmet Bıyık/Ankara Cha
Milliyet'e üçlü yalanlama
İçişleri Bakanı Tantan, Milliyet'in 'Valiye büyük tuzak' haberini yalanladı. "Başarı-mız gölgelenmeye çalışılıyor." diyen Tantan, hizmetlerinin süreceğini söyledi.
İçişleri Bakanı Sadettin Tantan Milliyet Gazetesi'nin yayınladığı "Polisten valiye korkunç tuzak" başlıklı haberin gerçeği yansıtmadığını açıkladı.
Konuyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı tarafından gazete ve televizyonlara gönderilen ve Bakan Sadettin Tantan'ın imzasını taşıyan basın açıklamasında söz konusu yazarın daha önce de benzeri haberler yaptığı hatırlatıldı.
İstanbul Emniyeti'nde irticai karakterli bir grup oluşturulduğu, bu sebeple İstanbul Emniyet Müdürü ile İstanbul Valisi arasında sorun yaşandığı yolundaki iddiaların araştırıldığı belirtilen açıklamada, "Ellerinde bu konuda yetkili adli ve idari makamlara suç duyurusunda bulunmak için gerekli herhangi bir delil bulunmayanlar, konuyu gazete sayfalarına taşıyarak ve gerçek dışı ve belirli amaçlara yönelik senaryonun bir parçası olarak İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Teşkilatı'nı haksız isnatlarla töhmet altında bırakmaya ve son yıllarda elde edilen başarıları gölgelemeye çalışmaktadırlar." denildi.
Toplu atama olmaz
İçişleri Bakanlığı'nın toplu personel atanması konusunda herhangi bir tasarrufunun bulunmadığı belirtilen bakanlık açıklamasında, "Personel tayinlerinin ilgililerin dosyalarındaki özlük ve diğer bilgilerine göre gerekli değerlendirmeler yapılarak gerçekleştirildiği bilinmelidir." görüşüne yer verildi.
Bakanlık bünyesinde çalışmaları sürdürülen yasa tasarıları ile ilgili olarak hükümete bilgi verilmediği iddiasının da gerçekle bağdaşmadığı ifade edilen açıklamada, "Bakanlığıma ait yasalar; bilim adamları ve teknokratlar tarafından belirli programlar dahilinde ve belirlenmiş süreler içinde hazırlanmaktadır. Bu metinler, gerek hazırlık aşamasında, gerek yasalaşma sürecinde ve yasalaşmasından sonra her yönüyle çok katılımlı olarak tartışılmaktadır... Ancak, Emniyet Teşkilatı'nın çağın gerekleri doğrultusunda, yapılandıracak reform niteliğindeki çabaların engellenmeye çalışıldığı da görülmektedir. Polisi kendi amaçları doğrultusunda kullanmak isteyen güçler, Polis Akademisi'nin üniversite olmasını, emniyet teşkilatının daha da güçlenmesini önlemeye dönük faalyetleriyle gerçek yüzlerini göstermişlerdir." görüşlerine yer verildi.
Gülen'in polis koruması yok
Açıklamada, Fethullah Gülen'i korumak amacıyla tahsis edilen bir polis memuru ile ilgili spekülasyonlara da cevap veren Tantan şöyle dedi: "Fethullah Gülen'e yakın koruma verilmesi konusundaki işlem benim bakanlık dönemimden önce, 1996 yılında gerçekleşmiştir. Adı geçenin müracaatı üzerine, basın yayın organlarında adının geçmesi ve yasadışı İBDA/C terör örgütünün hedefi olması nedeniyle İstanbul İl Koruma Komisyonu tarafından hakkında yakın koruma kararı alınmış, bu karar Merkez Koruma Komisyonu'nca uygun görüldükten sonra 30.07.1996 tarihinde Bakan -olur-u ile kesinleşmiştir. Rahatsızlığı nedeniyle tedavi için ABD'ye giden şahsın koruma görevlisinin de Koruma Hizmetleri Yönetmeliği gereğince yurtdışında görevlendirilmesini talep etmesi üzerine, anılan yönetmeliğin -Hakkında koruma kararı alınan şahısların yurtdışı seyahatlerinde gidilen ülkedeki misyon tarafından korumalarının sağlanamaması halinde, koruma görevlilerini iaşe, ibate, yolluk ve yevmiyelerini kendileri ödemek suretiyle götürebilirler- hükmü uyarınca, koruma görevlisi 04.05.1999 - 04.06.1999 tarihleri arasında 1 ay süreyle geçici olarak ABD'de görevlendirilmiş; bu görev tedavinin uzaması nedeniyle talep üzerine 04.06.1999 tarihinden itibaren 1 ay süreyle uzatılmıştır." Tantan, Gülen'e tahsis edilen korumanın şimdi kendisine yakın bir işadamına koruma olarak verildiği iddialarını da yalanladı.
Tantan: Hizmetim sürecek
Bugüne kadar memlekete namus ve şerefiyle hizmet verdiğini belirten Sadettin Tantan, açıklamasını, bu tür haberlerin kendisini yıldıramayacağını, dün olduğu gibi, bugün de memleket yararını her şeyin üstünde gören hizmet anlayışını sürdüreceğini belirterek noktaladı. Ankara (cha)
Abanoz: Ancak suçluları izleriz
Milliyet'teki 'Vali'ye büyük tuzak' haberine imza atan Tuncay Özkan, 1 Şubat 2001'de de Radikal'de benzer bir haber yayınlamış.
İstanbul Emniyet Müdürü Kazım Abanoz, "Vali Erol Çakır'ı, özel ekip kurarak izlettiği ve telefonlarını dinlettiği" iddialarıyla ilgili olarak "Biz, ancak suçluları dinleriz. O da kanunlar çerçevesinde savcılık kararı ile olur." dedi. "Vali ile aramızda herhangi bir sorun yok. İlişkilerimiz gayet iyi." diyen Abanoz, bu konuda başka soru sorulmamasını istedi. İstanbul Valisi Erol Çakır da söz konusu iddiaları yalanladı. Çakır, gazetenin iddiaları konusunda somut bir belge bulunmadığını kaydetti.
Düzeltme istenecek
Emniyet Genel Müdürü Turan Genç de sözkonusu haberle ilgili şunları söyledi: "Konu abartılmış. Belki yanlış anlamadan kaynaklanan ve basına yansıyan yanlış bilgi olabilir. O bilgilerin düzeltilmesini ilgili gazeteden isteyeceğiz. İstanbul Emniyet Müdürü birlikte çalışacağı arkadaşlar arasında bir görev değişikliği düşünmüş. O da aşıldı zannederim, ya da aşılmak üzere." Kazım Canlan / Sedat Güneç İSTANBUL-ANKARA (Zaman)
Rutin iş krize döndü
İstanbul Valisi Erol Çakır ile Emniyet Müdürü Kazım Abanoz arasında gerginliğe yol açan polis tayinlerinin rutin bir işlem olduğu öğrenildi.
Yaklaşık 30 bin polisin bulunduğu İstanbul'da yılda dört bin polisin il dışına tayini çıkıyor. Ancak, uygulamada bunların az bir bölümü gönderilebiliyor.
Son yıllarda İstanbul Emniyeti'ndeki tayinlerin oranı yılda 700'e kadar düştü. Bu, belirli alanlarda yığılmalara ve pek çok polisin on yıldan fazla aynı yerde kalmasına yol açtı. Bu durumu gören İstanbul Emniyet Müdürü Kazım Abanoz'un, Vali Erol Çakır'a bir liste götürmediği ancak, aralarında Çevik Kuvvet polisinin yürüyüşüne katılan ve soruşturma geçiren 1500 polisin de bulunduğu yaklaşık 3 bin kişilik bir tayinin gerekliliğinden söz ettiği belirtiliyor. Bu kapsama alınan polislerin çoğunluğunu da 10 yıldan fazla bir süredir İstanbul'da görev yapan polisler oluşturuyor.
Bu arada Kazım Abanoz, isimleri bugüne kadar çeşitli olaylara karışmış ve soruşturma geçirmiş polis memurları ve rütbeli polisleri de tayin kapsamına aldı. İstanbul'a geldiği tarihten beri üst düzey görevlerde değişiklik yapmayan Abanoz'un, bazı şube müdürlerini görevden almak istediği belirtiliyor.
Diğer taraftan dün İstanbul polisindeki gelişmelerle ilgili sürpriz bir iddia ortaya atıldı. Bu iddiaya göre, Abanoz'un görevden almak istediği birkaç üst düzey polis, Ankara'da etkili bir siyasetçinin bir yakınını devreye sokarak İstanbul Valisi Erol Çakır'a baskı yaptılar. Bu gelişme üzerine Erol Çakır'ın da özellikle bu isimlerin görevden alınmasına karşı çıktığı, Abanoz ile Çakır arasındaki asıl gerginliğin bu şube müdürlerinin görevden alınmasına dayandığı öne sürüldü.
Ercan Gün / İstanbul (Zaman)
Çağlar: Beni ülkeme gönderin
3 gündür ABD'de tutuklu bulunan işadamı Cavit Çağlar'ın dün yerel saatle 14.00'te New York'ta çıktığı mahkemede tahliye istemi yine reddedildi.
Yaklaşık 1 saat süren davada yargıç, Çağlar'ın avukatının savunmasını yetersiz bularak tahliye istemini reddetti. Yargıç delillerin yeniden gözden geçirilmesi için davanın 30 Nisan 2001 tarihine ertelendiğini açıkladı.
Karardan sonra söz alan Çağlar, Türkiye'ye bir an önce dönmek istediğini belirterek, ''Ben ABD'de herhangi bir suç işlemedim. Benim davam Türkiye'de. Ben on beş bin kişinin çalıştığı bir sektörde önemli bir isimim. Benim davam şahsımla alakalı değil. Kefil olduğum firmaların borçlarıya alakalı. 5-7,5 milyon dolar benim yaptığım iş hacmi yanında çok küçük rakamlardır. Bu sebepten Türkiye'ye iademi talep ediyorum. İki ülke arasında problem olmak istemiyorum. Bugün değilse yarın ülkeme gönderilerek aklanmak en büyük isteğimdir.'' dedi. Yargıç ise bunu kabul etmediğini ancak 30 Nisan'da şartlar oluşursa kendisini Türkiye'ye göndereceğini söyledi. Çağlar mahkemeye getirildiği gibi elleri kelepçeli ve tutuklu elbisesi ile kaldığı cezaevine gönderildi. Çağlar'ın iade işlemlerinin birkaç gün içinde tamamlanmasından sonra gelecek hafta Türkiye'ye getirilmesi bekleniyor. ( Ali Aslan Kılıç / NEW YORK (Zaman)
İlginç diyalog
Davanın hakimi, Çağlar'ın avukatının bütün gerekçelerini geri çevirerek "Sayın avukat sizinle bir türlü anlaşamıyoruz. Hep bahane uyduruyorsunuz. Soracaklarıma 'evet' veya 'hayır' şeklinde cevap veriniz." diye uyardı.
İkazına rağmen itirazlarını sürdüren avukata bu kez de, "Sayın avukat ikimiz de aynı davayı konuşuyoruz. Sen farklı şeylere cevap veriyorsun" dedi. Avukatın, Çağlar'ın kaldığı yerin değiştirilmesi gerektiği şeklindeki itirazına yargıç, "Orası New York oteli değil." cevabını verdi.
Şirketlere 4 haciz
New York'ta yakalanan eski bakan ve işadamı Cavit Çağlar'ın sahibi olduğu Yeşim Tekstil ile kefili Nergis Tekstil aleyhine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilen Etibank tarafından, 4 ayrı dosyadan yaklaşık 30 trilyon liralık haciz kararı aldırıldı.
Etibank'ın avukatlarının İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açtığı 2, 7. ve 6. Asliye Ticaret Mahkemeleri'nde açtığı 1'er davada, Cavit Çağlar'ın sahibi olduğu Yeşim Tekstil ile sözleşmelerde müteselsil kefil görünen yine Çağlar'ın sahibi bulunduğu Nergis Tekstil aleyhine yaklaşık 30 trilyon liralık haciz kararı alındı. Etibank avukatlarının hazırladığı dilekçelerde, Yeşim Tekstil firmasına bankanın Bursa Şubesi'nden genel kredi sözleşmesi gereği kredi verildiği, ancak borçlunun sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediği belirtiliyor.
Nuri İmre / İstanbul (cha)
|