Vanlıyam şanlıyam...
VAN – Gazetemizin başlattığı kampanya son hızıyla devam ediyor. Zaman'ın görünen çalışanları, işin icraatını yapan adsız kahramanlarıyla buluşmaya devam ediyor. Bu vesileyle bugün, Erzurum Bölge Temsilcimiz Esalettin Gül ve Matbaa Müdürümüz M. Kemal Al ile beraber serhat şehrimiz Van'dayız. Temsilcimiz Salih Aslan, Haber Müdürü M. Alihan Hasanoğlu, temsilciliğin beyefendi çalışanları ve Van'ın şanlı kahramanlarının üstün gayretleriyle Zaman, Van'da en fazla satan gazete. Ancak Vanlılar bu tirajı şanlarına layık görmüyor. Geçtiğimiz kampanyalarda birinciliği kimselere kaptırmayan Zaman'ın Van'daki efsane okurları kolları sıvayarak birinciliği Gakkoşlardan almayı düşünüyor.
Bir milyona yakın nüfusuyla bu serhat şehrimiz sıcaklığı, maneviyet dünyamıza uzanan geçmişiyle insanı gerçekten de cezbediyor.
Görüştüğümüz Van Valisi Durmuş Koç ve Emniyet Müdürü Zeki Çatalkaya, kentin giderek huzur ve güven şehrine dönüştüğünü belirtiyorlar. Bunu kaldırılan güvenlik ve bariyer noktaları ile daha iyi anlıyoruz. Adı göl olmasına rağmen Van deniziyle sahil kentlerinin bütün özelliklerini taşıyan bu ilimiz eğitim ve kültür faaliyetleriyle de çevresinden kendisini fark ettiriyor.
Bir araya geldiğimiz Van Ticaret ve Sanayi Odası (VATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Kayhan Türkmenoğlu, VASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Dikici, yönetim kurulu üyelerinden Mustafa Özkök ile İskender Koç, VANSİAD'tan Mehmet Çaldağ ile üyelerden Mahmut Gedik, Fatih Atilla, Dündar Türkmenoğlu, oldukça enteresan konuları dile getirdiler; Bölgenin kalkınmasının turizm, sınır ticareti, tarım ve hayvancılıkla mümkün olacağını, ancak her nedense bunun engellendiği üzerinde duruyorlar.
İranla ciddi bir pazar oluşturulabilirken sadece kına, deri ve mermerle bu ticaret sınırlandırılmış. Daha önce Van'da gümrüklenen karpuz ithalatı şimdi Mersin'e alınmış. İran'da parekende 150 bin lira olan karpuzu, Vanlılar bu yüzden 1,5 milyona yiyebiliyorlar. Hayvancılık 'küpeleme' sistemi yüzünden bitme noktasına gelmiş. Nakit para sıkıntısı çeken köylü bir hayvanını getirip merkezde satabilmek için yedi adet evrak düzenledikten sonra özel izin alabiliyor. Bu gibi düzenlemeler belirli suîstimallere sebep oluyor. Kalkınmada öncelikli iller arasında olmasına rağmen sanayi adına bir gelişme görmek adeta imkansız.
Neredeyse 20 senedir faaliyet gösteren Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nin ziraat, su ürünleri bölümünün hayvancılığın gelişmesi adına bir katkı sağladığı da maalesef söylenemez.
Orman Müdürlüğü'nün kendi çevresine bile ağaç dikmemesi olanları bariz bir şekilde gözler önüne seriyor.
Vali Koç, sınır ticaretine konan engelin bir türlü kaldırılamadığından yakınıyor, 44 kalem malın ihraç ve ithali için yaptığı müracaata sadece 4 kalem izniyle cevap verildiğini belirtiyor. İşte bunlar maalesef Türkiye'mizin gerçekleri.
Sahi kapı kapı boş dileneceğimize ilgili ve yetkililerin BM'nin Irak'a koyduğu ambargonun Türkiye için bir seneliğine kaldırılmasını talep etmemiz, sınır ticaretimizin serbest bırakılması sizce krizden çıkma adına daha onurlu bir yol olmaz mı? Ne dersiniz?
İşçi emeklisi Öztuna soruyor: Hani enflasyon oranındaki zam?
İşçi emeklileri, son krizle birlikte artan enflasyon oranında kendilerine zam yapılmamasından yakınıyor. A.Kemal Öztuna isimli işçi emeklisi vatandaşımız konuyla ilgili şunları dile getiriyor: "Biz işçi emeklileri olarak daha önce her ay açıklanan enflasyon oranında zam alıyorduk. Fakat hükümetin mart ayı enflasyonunu tüketici bazında yüzde 6,1 oranında açıklamasına rağmen son aldığımız maaşımıza bu oran yüzde 4 olarak yansımış bulunmaktadır. Mağduriyetimizin giderilerek maaşımızın yeniden enflasyon oranına göre ayarlanmasını bekliyoruz"
|