'Derviş'e dair...
Nur–i aynim, muazzez kaarilerim, geçen hafdaki hoşamedi lakırdılarım, bağzı dostlarım üzerinde menfi te'sir icra etmiş bulunduğunu istima edeyorum.
Yok, efendim neymiş, İrfan Külyutmaz, kaarilerine Hacivad ağzıylan, hoşamedide bulunayor imiş! Kabahatimiz de, lakırdıya, 'huzur u hazıran, bezm–İrfan, vakt–i safa–yı canan, laindir, münafıkdır, haindir, kafirdir şeytan!' deyerekden başlamış olmak! La havle vela kuvvete! Yahu, size ne a birader, ben muazzez kaarilerime, nasıl hitab etmek isdeyorsam, öyle hitab ederim! Geçen def'a içimden öyle geldi, öyle hitab etdim! Hem Hacivad lakırdısı da nerden çıkdı? Fesübhanallah!
Efendim, geçen hafdayı, memleketimizin bilumum iktisadiyyatını yedd–i eminine tevdi' etdiğimiz Kemal Derviş beyefendi'nin bu vaziyfesinde muvaffak olması içün dua ve sena ile geçdi. Bendenize sorarsanız, memleketimizin bir 'derviş'e emanet edilmiş olmasında, hiç şübhe yok, hayır vardır. İstima edeyorum ki, ebaenced Osmanlı bir aileden gelmekdedir ve merhum büyük–büyük pederleri, Halil Hamid Paşa'dır. Eh, Kemal beyefendi hem Osmanlı hem derviş ise, bu Rabb'ımın bize bir işaretidir, deye düşüneyorum.
Geçenlerde, merhum profesör Amil Çelebioğlu'nun, maarif vekaletimiz tarafından neşrolunan 'Eski Türk Edebiyyatı Araştırmaları' kitabını kıraat edeyordum. İçinde fevkalhad kıymetli ve müfid mekaleler var. Bunlardan 'Muhtelif Şerhlere Göre Mesnevi'nin İlk Beytiyle İlgili Düşünceler' serlevhalı mekalede, Mevlana hazretlerinin Mesnevi–i Şeriyf'lerinin, 'Bişnev' lafziyle ve bilmünasebe 'b' ('ba') harfiyle başlamış olmasına atfedilen symbolique mânâlar üzerinde durulurken, merhum Amil Çelebioğlu, 'kültürümüzde, edebiyyatımızda bir gelenek olarak, kelimelerdeki harflerin edebi, tasavvufi, hemen her türlü tefsir, teşbih ve değerlendirmelerini tesbit etme'nin mümkin olduğunu ifade ile, misal olarakdan, 'edeb' ve 'derviş' kelimelerini gösdermekdedir: Malumualiniz, 'edeb', Tasavvuf'da, 'eline, diline, beline hakim olmak'dır ve bu kelimedeki 'e', 'eline'nin, 'd' 'diline'nin ve 'b' de 'beline'nin remzidir. Merhum Çelebioğlu, 'derviş' kelimesindeki harflerin de birer remiz olduğunu ifade ediyor: 'Derviş'deki 'd', Tasavvuf'da 'dünya'yı, 'r' 'riya'yı, 'v' 'varlık'ı, 'i' ('y') 'yalan'ı ve 'ş' 'şehvet'i temsil etmekte olduğundan, 'derviş' bu mânâda 'dünyayı, riyayı, varlığı, yalanı ve şehveti terk edebilen kişi' demekdir...
Muazzez kaarilerim, memleketimizin bilumum iktisadiyyatını yedd–i eminine tevdi' etdiğimiz Kemal Derviş beyefendi'nin bize bu mânâda bir lutf–i İlahi olduğunu ifade etmek isdeyorum. Bugüne kadarki icraatlarında Kemal Derviş beyefendi, ismine atfedilen yokarıdaki symbolique mânâya mugayir hiçbir ef'alde bulunmamışdır. Mes'ele tamamiyle ber'akisdir: Zira, Kemal Derviş beyefendi, Türk halkına hakikatleri ifade etmek muktezası ile yalan söylenmeyeceğini, bundan böyle riya ve tabasbusa meydan verilmeyeceğini, devletin malının 'meta–ı dünya ve hayat' kabilinden lalettayin har vurulup harman savrulmayacağını müstemirren ifade buyurmuşlardır ki, bu da Derviş beyefendi'nin 'derviş'likde bir hayli mesafe aldığının aynelyakin isbatıdır, deye düşüneyorum.
Efendim, Hercai Kıllabdan beyefendi hakkında kaleme aldıklarımın, taabir–i mahsusası ile 'kabak tadı' verdiğini ifade eden muazzez kaarilerime ve bu meyanda Azeri kardaşım Kızıltuğ beyefendi evladıma arz–ı teşekkürde bulunmak isdeyorum. Zira, hakiykaten, muazzez kaarilerim, Hercai beyefendi'nin, kendisi hakkındaki plaisanterie'lerimi, yaniya latifelerimi fevkalhad ciddiye almış olarakdan, bendenize küsdüğünü, Sivas karyesinde konuşlanmış bulunan 'minik kuş'umdan istima edeyorum. Hercai Kıllabdan beyefendi'nin, frenklerin 'esprit de serieux' taabir etdikleri ciddiyet illetine mübtela olduğunu bilmeyordum. Bendeniz, o zatın küsmelerinden değil de, siz muazzez kaarilerimin Kıllabdan meselesinin artık 'kabak tadı' verdiğinden bahisle bendenize tevcih etdikleri tenkıydlerden dolayı, bu mes'eleye burada nihayet vermek azim ve kararındayım... Bu iş burda biter, vesselam!
Efendim, Azeri Kızıltuğ efendi evladım, birkaç hafdadan beri vaad etdiğim halde, Kıllabdan mes'elesini vesiyle ederekden, Artvin asıllı İtalyan hanende ve 'cihan münevveri' Zolfo Livanelli hakkında kaleme almakda olduğum mekalemi müstemirren te'hir etmemi tenkıyd ile, 'Zolfo'dan ne zaman bahsedeceğimi sormaktadır. Heman arz edeyorum, muazzez kaarilerim: Gelecek hafda, inşaallah ü Teala, bu mes'eleyi ariz amik mütalaa edeceğiz.
Muazzez kaarilerim, bu hafdalık da bu kadar. Telakıy gelecek hafdaya inşaallah. O vakde kadar zatınıza hoşca bakınız, şen ve esen kalınız, Au Revoir, canlarım benim...
Yazarımızın en son yazıları
18/
03/
2001...
Ahlaki inkırâza dair...
25/
03/
2001...
Tebdil–i mekan'a dair...
01/
04/
2001...
Kıllabdan Beyefendi, neden kıllanayor?
08/
04/
2001...
'Kelime oyunları'na dair...
15/
04/
2001...
'Minik kuş'lara dair...
|