Derviş: Siyasetle ekonomiyi ayırmalıyız
Devlet Bakanı Kemal Derviş, Türkiye'de birbirine çok giren siyaset ile ekonomiyi mutlaka ayırmak zorunda olduklarını söyledi.
Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, Türkiye'de siyaset ile ekonominin birbiriyle etkileşim içinde olduğunu belirterek, "Türkiye'de siyaset ile ekonomi birbirine çok girmiş durumda. Siyaset ile ekonomiyi mutlaka birbirinden ayırmalıyız." dedi.
Antalya Kemer'de düzenlenen "Ulusal İstikrar Programı ve 2000'li Yıllarda Tekstilde Dış Rekabet" konulu seminerde konuşan Derviş, ulusal istikrar programının bir ekonomi programı olmasının yanında, aynı zamanda yeniden yapılanma programı olduğunu da vurguladı. Yeniden yapılanma sürecinin temelinin, siyaset ile ekonominin birbirinden ayrılmasını sağlamak olduğuna değinen Derviş, "Bu yapı değişikliğinin bir temeli var. O da şu: Siyasi alan ile ekonomik alan arasındaki sınır. Etkileşim değişmelidir. Siyaset ile ekonomi birçok ülkede olduğu gibi, Türkiye'de de birbirine çok girmiş durumda. Bundan hem siyaset, hem de ekonomi zarar görüyor. Siyasetin ekonomiyi kullanma süreci durmalıdır. Siyasete sevginin artması için bu mutlaka gerçekleştirilmelidir." diye konuştu.
Şubatta hiç borçlanamayan Hazine'nin 21 Mart'taki ihalede bileşik faizle yıllık yüzde 193'ten borçlandığını ve geçen haftaki ihalede bileşik faizin yüzde 118'e indiğini hatırlatan Derviş, "Sanıyorum ki bu, piyasalardan programa güvenin yansımasıdır. Bu sevindiricidir." dedi. Bakan Derviş, bu faiz oranının da çok yüksek olduğunu ve aşağılara çekilmesi gerektiğine dikkat çekerek, "En önemli hedefimiz, faizi bu yıl yüzde 30'a, gelecek yıl da yüzde 15'e indirmektir. Faizi yüzde 15'e indirdiğimiz anda birazcık nefes alabileceğiz." diye konuştu.
Türkiye'nin borçlarını ödememesi gibi bir yola başvurmayı kesinlikle düşünmediklerini vurgulayan Derviş, "Bir an şunu düşünelim: (Fazla borçlandık, borçlarımızı ödemeyelim) şu yeniden tesis ettiğimiz güvene ne olur o zaman? Bu belki 20 yıl önce mümkündü. Sınırlarımız daha kapalıydı, sermaye akışık değildi. Bunu bugün düşünmemiz mümkün bile değil. Bugün yaşadığımızdan çok daha ciddi bir bunalımla karşı karşıya kalabiliriz. Hükümet olarak bunu düşünmüyoruz." dedi.
Devlet Bakanı Kemal Derviş ayrıca, Merkez Bankası'nın para basmasının da çare olmadığına değinerek, bu uygulamanın enflasyonu aylık yüzde 20—30'lara çıkarabileceğine işaret etti.
Yeni programın üç boyutu
1- Giderlerin azaltılması: Devletin giderlerinde geçen yıla kıyasla yüzde 9 bir küçülme hedefliyoruz. Giderleri azaltmak son derece güç bir gayrettir. Kamu açığını kapatamazsak, borç dinamiğini olumlu bir yere götüremeyiz. Bunu mutlaka yapmamız lazım. Vergi konusunda bazı ayarlamalar yapıyoruz ve daha da yapılacak, ancak yeni büyük bir vergi, külfet getiren bir vergi düşünmüyoruz.
2- Borçlanmada dikkat: Pahalı borçlanmamak için gereken gayreti göstereceğiz. IMF, Dünya Bankası ve resmi kaynaklardan aldığımız borç, piyasalardan aldığımız borca kıyasla hem çok daha uzun vadeli, hem de çok daha düşük maliyetlidir. Onun için mutlaka dış desteği arıyoruz. Son aşamasına geldik. Önemli ölçüde dış destek bulacağız.
3- Gizli borçlanmaya son: Kamu bankaları yoluyla gizli borçlanma, bu bankaların görev zararlarını son 6—7 yıl içinde inanılmaz bir şekilde tırmandırdı. TBMM'nin de desteğiyle bu konuda kesin bir karar alındı ve gizli borçlanmanın son ayına gelindi. Gizli borçlanmayacağız, borçlanma politikasında dikkatli olacağız ve kamu maliyesini de birazcık daraltacağız.
(Ümit Karakaya - Bahadır Top / ANTALYA (Zaman))
Esprili sohbet
Bakan Derviş ile işadamı Halit Narin, seminer öncesi esprili bir sohbet yaptılar.
Derviş, Türkiye'nin döviz kuru sebebiyle turizm ve tekstilde daha kolay rekabet edebilir duruma geçeceğini belirtti. Halit Narin ise, "Biz daha orada değiliz ki Sayın Derviş, biz iş peşindeyiz. Biz kur peşinde değiliz. Derdimizin kurla alakası yok. Siz ekonomist olduğunuz için sizin işiniz kurla başlıyor. Bizimki de işle başlıyor." karşılığını verdi.
Narin, "Bir bankalara (Hazine bonosu satmayacağım) desen, bak faiz yüzde 30'lara kuş gibi nasıl düşüyor? Devlet halka satsın. Bankaları aradan çıkarın. Bankacılık sektörüyle sistem yürümüyor. Bugüne kadar yürüseydi, yürürdü. Satın halka, her gün satın. Haftalık, aylık sistemlerle, halk tasarrufunu Hazine bonosunda bulsun." derken, Derviş de, "Bu konuyu kolaylaştıracak şeyler yapacağız. Halkın doğrudan piyasaya girmesinde büyük yarar var." cevabını verdi.
AB'den IMF ve G-7'lere: Türkiye'ye para verin
Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin maliye bakanları, Türkiye'nin ekonomik programına tam destek verirken, IMF ve G—7'lerden Türkiye'nin krizden çıkışına yardım için istisnai dış yardım temin etmelerini istediler.
İsveç'in Malmö kentinde toplanan Avrupa Birliği maliye bakanları, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Yediler Grubu'ndan (G—7), Türkiye'nin ekonomik krizden çıkışına yardım için istisnai dış yardım temin etmelerini istedi.
AB üyesi 15 ülkenin maliye bakanları ile AB'ye üye adayı 13 ülkenin maliye bakanlarının toplantısında, Türkiye'nin bu yardımı hak ettiği belirtildi. AB maliye—ekonomi bakanları ve merkez bankası başkanlarından oluşan ECOFIN Konseyi'nin dönem başkanı İsveç Maliye Bakanı Bosse Ringholm tarafından okunan bildiride, yardım miktarı telaffuz edilmemekle birlikte, kemer sıkma politikasındaki iddialı mali toparlanma ve mali sektörün yeniden yapılandırılması gibi önemli yapısal reformlar takdir edildi. Açıklamada, "Türkiye'ye tam destek verildiği" yönündeki teyit vurgulanarak, geçen hafta açıklanan önlemlerin, yapısal reformun ve mali sektörün yeniden yapılanması çalışmalarının gayet memnuniyet verici hususlar olduğu kaydedildi.
Dış kaynak umudu arttı
AB'ye aday 13 ülkenin maliye bakanlarının Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da yaptığı 'katılım kriter' toplantısı ile İsveç'in Malmö kentinde AB üyesi ülkeler ve 13 aday ülkenin maliye bakanlarının katıldığı 'diyalog' toplantısına katılan Maliye Bakanı Sümer Oral, 3 günlük temaslarını değerlendirdi. Bakan Oral, AB'nin 'Türkiye'nin ekonomik programına destek verdiğini' açıklamasının, dış finans konusunda umutları daha da artırdığını söyledi.
Toplantılarda beklenenden daha fazla ilgi gördüğünü belirten Oral, AB dönem başkanı İsveç'in Maliye Bakanı Bosse Ringholm'un yeni ekonomik programa tam destek veren açıklanmasını ve olumlu diğer gelişmeleri Başbakan Ecevit'e bildirdiğini açıkladı ve görüşmeleri Devlet Bakanı Derviş'in ABD ve Avrupa'ya yapacağı temasları öncesinde oldukça önemli bulduğunu kaydetti.
AB, ABD ile birlikte Japonya'nın da Türkiye'ye dış destek konusunda görüşlerini dile getirdiğini ifade eden Bakan Oral, Almanya, Belçika ve İsveç maliye bakanlarıyla ikili görüşmelerde bulunduğunu da kaydetti. Oral, temaslarını tamamlayarak Kopenhag'dan ayrıldı.
Öte yandan Malmö'de toplanan 1000 kadar gösterici, başını ABD'nin çektiği küreselleşme politikalarını protesto etti, polis 50 kadar göstericiyi gözaltına aldı.
(Hasan Cücük / KOPENHAG (cha))
Aygün: Dışarıdaki servetler kaynak sıkıntısını çözer
Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, yurtdışındaki servetlerin beyanına imkan tanıyacak düzenlemeler yapılır, bu paralar ülkeye getirilirse döviz ve kaynak sıkıntısının ortadan kalkacağını söyledi.
Yurtdışında tutulan döviz miktarının 20 milyar dolar olduğunu belirten Aygün, bu paranın yurda getirilmesi için yurtdışındaki servetlerin beyanına imkan tanıyacak düzenlemelerin yapılması gerektiğini belirterek, "Bazı şirketler de bilançolarını düzelterek gerçeğe uygun duruma getirebilirler." dedi. Aygün, çıkarılacak bir yasayla yurtdışındaki kaynakların yüzde 1 ya da 2 gibi sembolik bir ödeme karşılığında getirilebileceğini kaydetti.
Esnafa yüzde 55 faiz uygulanmıyor
Hükümetin esnaf kredi faizlerinin eski seviyesine çekileceğini açıklamasına rağmen, kredi kullanan esnafların ödemelerini yüksek faiz oranıyla yapmak zorunda kaldıkları bildirildi.
İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (İESOB) Başkan Vekili Mustafa Ak, hükümetin, "esnafa müjde" adı altında, esnaf kefalet kooperatifleri kredilerinin faizlerinin, eskiden uygulanan yüzde 55 oranına çekildiğini açıkladığını hatırlatarak, "Ancak uygulama yok." dedi. Uygulamaya geçilmediği için bir kaos doğduğunu belirten Ak, "Elinde parası olan esnaflar, yüksek faiz oranlarıyla büyümüş olan borçlarını yatırıp yatırmamak konusunda kararsız kalıyor. Pek çok esnafın da, ancak eski faiz oranlarına göre ödeme yapabilecek kadar parası var." diye konuştu. Banka şubelerinin, yüzde 55'lik eski faiz oranına göre yapılan ödemeleri kabul etmediğini belirten Ak, hükümetin açıklamalarını derhal fiiliyata geçirmesini istedi.
Yüzde 97 uygulanıyor
İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birliği Başkanı Selahattin Hünü de, "Halk Bankası halen yüzde 97'lik faiz oranı uyguluyor. Buna göre, kredi kullanırken, yaklaşık 700'er milyon liralık ödemeler yapacağı söylenen esnaftan, yaklaşık olarak 1'er milyar lira isteniyor. Bu durumda olan esnaflarımıza, birlik olarak destek veriyoruz. Ortaklarımız, yüzde 55 faize göre hesaplanan borcunu bize getirsin. Üstünü risk fonumuzdan biz tamamlayıp bankaya verelim. Temerrüt faizi işlemesin." diye konuştu.
Pilicimiz pahalı
Dünya beyaz et üretimi içerisinde 'yok denecek kadar az' bir paya sahip olan Türkiye, piliç etini çok pahalıya mal ediyor.
Türkiye, 2000 yılında bir ton piliç etini bin 590 dolara mal ederken, bu rakam dünya piyasalarında 470 dolar seviyesinde kaldı. Ülkemizde geçen yıl 670 bin ton olarak gerçekleşen beyaz et üretimi de, dünyadaki toplam 64 milyon 400 bin tonluk üretimin yüzde 1'ine tekabül ediyor.
Et ve Balık Kurumu'nun (EBK) yaptığı araştırmaya göre, 1997'de 620 bin ton piliç eti üreten Türkiye, bir ton tavuğu bin 790 dolara mal ederken, dünya fiyatları 843 dolar olarak gerçekleşti. Aynı yıl dünyada 59 milyon 700 bin ton piliç eti üretildi. 1998'de Türkiye'nin piliç üretimi değişmezken, bir ton karşılığı fiyat 2 bin 230 dolara fırladı. Piliç eti üretiminin nispi bir artış gösterdiği 1999'da ise, üretim 660 bin tona ulaşırken, buna bağlı olarak fiyatlar da bin 880 dolara geriledi. Türkiye geçen yıl da üretimini artırdı ve 670 bin tonluk seviyeyi yakaladı. 2000'in ton başına fiyatı ise, bin 590 dolarda kaldı.
EBK'nın araştırması, Türkiye'nin beyaz eti pahalıya mâl ettiğini ve bu durumun ihracat kapılarını kapattığını gözler önüne seriyor. Araştırmaya göre; birim fiyatlarının dünyadaki fiyatların çok üstünde seyretmesi, sektörü iç piyasaya çalışmak zorunda bırakıyor. Ancak ekonomik kriz sebebiyle iç piyasadaki daralmanın ardından beyaz et üreticileri kendilerini krizin eşiğinde buldu.
Et ve Balık Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Seyfettin Aslan, EBK'nın istikrar unsuru olma çabalarının sonuçsuz kaldığını belirterek, "Son 15 yılda (180 ay) piliç alım fiyatları 98 ay üretim maliyetlerinin altında, 82 ay da üzerinde seyretmiştir. EBK, bu sürede fiyat istikrarı unsuru olmaya çalışmasına rağmen 'başarılı olmuştur' demek mümkün değildir." dedi.
(Turhan Bozkurt / İSTANBUL (cha))
Kombassan ABD'den çekildi
Kombassan Holding'in ABD'de sahibi olduğu kadın giyim eşyaları satan mağazalar zinciri Hit or Miss, iflas nedeniyle son 38 mağazasını kapattı.
Merkezi Massachusetts eyaletinde bulunan Hit or Miss'in Genel Müdürü Donna Moore, Boston'da yaptığı açıklamada, mağazalar zincirinin içinde bulunduğu mali sıkıntılardan kurtulamayarak kepenk kapatmak zorunda kaldığını bildirdi. Moore, Kombassan'ın içinde bulunduğu sıkıntılar yüzünden Hit or Miss'e yardım edemediğini ve bu yüzden ABD'deki şirketin iflastan kurtulmak için hazırladığı planın başarısızlığa uğradığını kaydetti.
En iyi döneminde ABD'de 600'ü aşkın mağazası bulunan Hit or Miss, kasım ayında mağaza sayısını önce 142'ye, sonra da 38'e indirmişti. Washington bölgesinde de mağazaları bulunan Hit or Miss'in son 38 mağazasını kapatmasıyla yaklaşık 150 çalışanı işsiz kalacak.
Öte yandan bu 38 mağazada kalan malların, aynı dalda faaliyet gösteren diğer şirketlere satıldığı belirtildi.
Tofaş'ın kuşlarını kriz kurtardı
Ekonomik krizler Türk otomobil tüketicisini ucuz modellere yöneltiyor.
Tofaş'ın 13 yıldır aynı karoseri ile ürettiği kuş serisi otomobiller (Şahin, Doğan, Kartal) de krizle birlikte tekrar rağbet görmenin keyfini yaşıyor. Tofaş CEO'su Jan Nahum'un 'Talep devam ettiği müddetçe üreteceğiz.' dediği bu modellere 2000'de Tofaş müşterisinin yaklaşık yarısı talep göstermiş. Bir taraftan Doblo ve Palio modelleri ile ihracatta başarı gösteren Tofaş'ta kuş serisi de krizle birlikte kendini kurtarmış oldu. Tofaş'ın ürettiği güncel Fiat modellerine rağmen kuş serisi otomobillere olan fazla talep, ikinci el dolaşımının yüksek olmasından kaynaklanıyor. Tofaş Oto Genel Müdür Yardımcısı Hasan Egeli, bu araçların, geniş iç hacimi ve fiyat avantajı nedeniyle büyük ilgi görmeye devam ettiğini belirtti. Kuş serisi 2000'de 39 bin 91 adet satıldı ve toplam satış içinde yüzde 48,51'lik paya ulaştı. Bu modellerin son 3 yıldaki toplam satışı ise 104 bin 335 adeti buldu. Ekonomi Servisi
SSK prim artışı yüzde 40'a düşüyor
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, SSK prim artışının yüzde 48,8'den yüzde 40'a düşürülmesini düzenleyen bir kararname hazırlandığını ve kararnamenin şu anda Bakanlar Kurulu'nda imzada olduğunu bildirdi.
Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası tarafından düzenlenen seminere katılmak üzere Antalya'da bulunan Bakan Okuyan, gazetecilere yaptığı açıklamada, SSK prim artışında 4447 sayılı yasa uyarınca enflasyon oranı ile büyüme hızının toplamının otomatik olarak devreye sokulduğunu ve bunun da 1 Nisan tarihinden beri yüzde 48,8 olarak uygulamaya girdiğini hatırlattı. İlgili yasaya göre hükümetin, gelecek enflasyonu dikkate alarak farklı bir rakam tespit edebildiğini belirten Okuyan, "Bu, geçen sene yüzde 25 olarak belirlendi. Aslında bir önceki yıla göre hesaplanırsa yüzde 68 idi. Şimdi biz bu yıl yüzde 40 olarak Bakanlar Kurulu'nda kararlaştırdık. Kararnameyi de Bakanlar Kurulu'nun imzasına açtık. Yüzde 8,8 düşüş olacak. Herhalde bu önümüzdeki hafta biter." dedi.
Kaçak işçiye 2,5 milyar ceza
Bakan Okuyan, yabancıların çalışma esaslarının düzenlenmesiyle ilgili kanun tasarısı hazırladıklarını ve bunun Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldığını bildirdi. Tasarıyla ciddi düzenlemeler getirdiklerini belirten Okuyan, "Bir yerde bir yabancı kaçak işçi çalıştırıldığı tespit edilirse, kişi başına 2,5 milyar lira ceza alacak. Aynı yerde ikinci defa yabancı kaçak işçi bulunursa ceza kişi başına 5 milyar liraya çıkacak." diye konuştu.
Hazine bu hafta iki ihale düzenliyor
Hazine bu hafta, biri 3 ay (91 gün), diğeri de 6 ay (168 gün) olmak üzere iki bono ihalesi birden düzenliyor.
Hazine Müsteşarlığı, nisan ayının son ihaleleri kapsamında 24 Nisan Salı günü düzenleyeceği bono ihalelerinin ihraç tarihlerini 25 Nisan Çarşamba olarak belirledi. 3 ay vadeli bono ihalesinde 210 trilyon lira, 6 ay vadelide ise 500 trilyon lira iç borçlanmayı öngören Hazine, geri ödeme tarihlerini sırasıyla 25 Temmuz ve 10 Ekim olarak belirledi.
1,2 katrilyon ödenecek
Hazine'nin en son 17 Nisan tarihinde düzenlediği 8 ay (231 gün) vadeli bono ihalesinde, brüt yıllık faiz yüzde 102,24, brüt bileşik faiz yüzde 119,89 olarak gerçekleşmişti. Bu ihalede, 1 katrilyon 112.9 trilyon lira tutarında teklif kabul edilmişti.
Hazine'nin 25 Nisan tarihinde 388 trilyon lirası anapara, 634,6 trilyon lirası da faizden oluşan toplam 1 katrilyon 22.6 trilyon lira iç borç geri ödemesi bulunuyor.
Bilişim pazarı küçülecek
Türkiye bilişim pazarının yaşanan kriz sebebiyle 2001 yılında yüzde 16 oranında küçüleceği tahmin ediliyor.
Pazarın bu yıl 16 milyar dolar olacağını öngören İnterpro Pazar Araştırma Merkezi, tahminini revize edip, 2000'de pazarın yaklaşık 12,8 milyar dolar gelir elde etmesine rağmen, 2001'de ciddi bir küçülmenin yaşanacağı ve yılı 10,8 milyar dolar gelirle kapatacağı tahmininde bulundu.
|