Devletin malı
Cihan Haber Ajansı'nın İzmir muhabirlerinden Uğur Eskier, üye olduğu mail grubuna gelen bir konuyu bize aktardı. Yaşanan hadise doğruymuş. Bize hayli ilginç geldi. Bakalım siz ne düşüneceksiniz?
Tarih Ağustos 2000, Devlet Demiryolları, Ankara'ya yeni atanan mühendis ve müdürlere devlet tarafından telefon alma ve kullanma hakkı tanımış. Doğal olarak da, telefon satışı yapan şirketlere teklif verilmesi için başvuruda bulunulmuş.
Bu şirketlerden bir tanesi de maili gönderen şahsın şirketi. Gerisini onun ağzından dinleyelim:
"Bu başvuruyu değerlendirip, fiyatlarımızı faksladık. Bunlar arasında (o tarihlerdeki fiyatlarıyla) Nokia 8250 için 250 milyon lira ve Nokia 8850 için ise 480 milyon lira gibi bir teklif vardı.
Yeni atanan bu 5 kişinin tercihi de Nokia 8850'den yana oldu. Telefonu tanıtmak için gittiğimizde uyarmak istedik.
– Bakın bu iki telefon arasındaki fiyat farkı sadece ekranının beyaz olmasından ve kapaklı olmasından kaynaklanıyor. Başka bir fark yok. Sadece bunun için 250 milyon lira fazla para vermenize gerek yok, dedik.
Onların cevabını duyunca, tüylerim diken diken oldu:
– Kardeşim sen özelliklerini boşver. En pahalısı hangisi ise onu fatura et. Nasıl olsa parasını devlet ödeyecek!"
Büstü kalsın
Memleketin her tarafında açıkgözler, dolandırıcılar kol geziyor. Bir kısmı da resmi makamların ismini kullanarak dolaşıyor. Akhisar'da yaşanan da bunlardan biri. Kendini 'Ben komser Mehmet!' diye tanıtan bir (veya daha fazla) kişi, telefonla özel kurumları arıyor ve Atatürk maskı satıyormuş. Diyelim ki, 5-10 milyona satılacak mask için 75 milyon istiyor. Buna KDV'yi de ilave edin. Şöyle böyle 90 milyonu buluyor. Kısa günün kârı. Bundan ne emniyetin haberi var, ne de emniyette 'komser Mehmet' var. Birileri Atatürk'ü ticarete alet etmek için dolaşıp duruyor ve birilerini dolandırmaya çalışıyor. Büstü veriyor, paranın üstünü götürüyorlar. Belki ilgilenen birileri çıkar diye yazıyoruz.
Yaşasın ağustos böcekleri
La Fontaine, ağustos böceği ile karıncanın fablını kaleme alırken hiç de ileri görüşlü değilmiş. Karınca bütün yaz çalışıyor, ağustos böceği ise çalarak eğleniyor. Buna rağmen karınca aç, ağustos böceği kısa sürede tanınıyor ve reklamlara çıkıyor. Ondan sonra televizyonlara transfer oluyor. Gelsin şöhret, para, mal mülk.
Vergi listelerine bir göz atın, ne demek istediğimizi daha iyi anlarsınız. En üst sıralarda Beyaz, Avşar ve benzerleri. Hiçbir üretim yapmayan, sadece reklamlar vasıtasıyla üretime dolaylı katkıda bulunan insanlar. Habire o kanal senin, bu kanal benim dolaşıp duruyorlar. Karşılığını da alıyorlar ve vergi olarak veriyorlar. Sadece ağustos böceği gibi yaz aylarında değil, bütün yıl cır cır ötüp duruyorlar.
Bu memleket nereye gidiyor diye sormanın anlamı yok. Bu nadide sanatçılar yine ötüyor ve kazanıyor. Bir de hiç ötmeden götürenler var. O daha kötü.
Bankam atik
Herkes biliyor ki, patronları içeride, Sabah gazetesi dışarıda en zor günlerini yaşıyor. Yaşamakla ölmek arasında gidip gidip geliyor. Müessesesi zorda olunca çalışanların durumunun da iyi olması imkansız. Daha da kötüsü var. Bir Sabah çalışanı, otomatik ödeme için ayırdığı 50 milyon lirasının faturaların son ödeme tarihinden önce buharlaştığını fark etmiş. Öğrendiğine göre Demirbank'taki son parasına kendi gazetesi bir kıyak çekerek el koymuş. Durum gerçekten kritik. Nasıl olur da bir insanın kendi özel hesabındaki parasına el koyarlar? Hortum oraya kadar uzanabilir mi? Anlamak zor!
DUVAR
Her olayda dış güçlerin parmağı yoktur, içerideki dış bankalara
da bakın
Talih kuşu değil
Kolombiya'da havaalanındaki aramada yanlarında 1 milyon dolarla yakalanan aile, sorgulamaları sırasında parayı kendilerine Hz. Meryem'in verdiğini iddia etmişler. Millet talih kuşunu kovalaya dursun, elalem işi nerelerden bitiriyor bakın!
Temiz toplum!
– Hava kirlendi
– Çevre kirlendi
– Denizler kirlendi
– Dereler kirlendi
– Siyaset kirlendi
– Ticaret kirlendi
– Yaşasın temiz toplum!
Necdet Tekin
|