GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

26/04/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



HABERLER 


Anayasa değişmeli

Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin, devletin sürekliliği için anayasanın yeni gereksinimlere cevap verecek biçimde değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Türkçeden başka dille eğitime karşı çıkan Bumin, YAŞ ve HSYK kararlarına yargı yolunun kapalı olmasının, 'hak arama özgürlüğü'nü tehdit ettiğini kaydetti.

Anayasa Mahkemesi'nin 39. kuruluş yıldönümü dolayısıyla dün bir tören düzenlendi. Törene Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, TBMM Başkanı Ömer İzgi, FP Genel Başkanı Recai Kutan, DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, Danıştay Başkan vekilleri Dalova Sancar ve Nursel Aymakoğlu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu ve Danıştay Başsavcısı Yaşar Selim Asmaz'ın yanı sıra çok sayıda davetli katıldı.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Bumin, uzun konuşmasında Anayasa değişikliğinin gerekliliğini dile getirdi. Bumin, demokratik hukuk devletinde güdülen amaç ne olursa olsun, özgürlük kısıtlamalarının bu rejimlere özgü olmayan yöntemlerle yapılmaması ve belli bir özgürlüğün kullanılmasını ortadan kaldıracak düzeye vardırılmaması gerektiğini söyledi. Türkiye'yi dış ülkeler nezdinde en çok eleştiriye uğratan kararlardan bir bölümünün de siyasi parti kapatma davaları olduğuna dikkat çeken Bumin, "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne uyum sağlayabilmek için ifade özgürlüğü bakımından AİHM kararlarında öngörülen 'söylenen sözün veya yazılan yazının şiddet, silahlı mücadele, ayaklanma, düşmanlık ve nefreti açıkça teşvik ya da tahrik niteliğinde olması' ölçütü, Anayasa veya Siyasi Partiler Kanunu'nda yapılacak değişiklikte siyasi partilerin kapatma nedeni olarak sayılabilir. Ancak, hukuk devleti ilkesinin benimsendiği ülkelerde örneğine rastlanmayan biçimde salt çoğunluk yerine nitelikli çoğunluk getirilerek 4 oyun 7 oya üstün sayılmasının mantıksal ve hukuksal açıklaması bulunmamaktadır." diye konuştu.

Başörtüsü yasağı

Anayasa Mahkemesi'ne üye seçimindeki sistemi de eleştiren Bumin, konuşmasında, laiklik ve başörtüsüne ilişkin görüşlerini de açıkladı. Bu konuda, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ndeki düzenlemeleri anlatan Bumin, laik eğitimde dinsel inançlara göre ayırım gözetilemeyeceğini vurguladı. Bumin, şunları söyledi: "Tüm siyasal partilerin; dini, din duygularını veya dince mukaddes sayılan şeyleri istismar etmemeleri ve siyasi çıkarları için kullanmamaları gerekir. Yükseköğretim kurumlarındaki kılık, kıyafet ve başörtüsü konusunda Atatürk devrimleri ile laik cumhuriyet ilkelerine aykırı davranışları destekleyen tutumlardan kaçınma ve bu konuda gereken hassasiyet ve özeni gösterme, Anayasa'nın buyruğu gereğidir."

Anayasa Mahkemesi'nin Yüce Divan görevinin devam etmesi gerektiğini belirten Bumin, hukuk devletinin gerçekleşmesindeki engelleri de söyledi. Cumhurbaşkanının, devletin başı sıfatıyla yaptıkları dışında kalan tüm eylem ve işlemlerin, Yüksek Askeri Şûra kararlarının ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) kararlarının, yargı denetiminin dışında kalmasının Anayasa'nın 'idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır' ilkesiyle bağdaşmadığını vurgulayan Bumin, HSYK'nın oluşum biçimi ve kurulun sekretaryası ile Teftiş Kurulu'nun Adalet Bakanlığı'na bağlı olmasının, mahkemelerin bağımsızlığını ve hakimlik teminatı ilkesini zedelediğini söyledi.

12 Eylül yargıya açılmalı

Anayasa'nın geçici 15. maddesinin son fıkrasının kaldırılarak, 12 Eylül döneminde çıkarılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerin de Anayasa Mahkemesi'nin yargısal denetimine tabi tutulmasını isteyen Bumin, olağanüstü dönemlerde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelere karşı Anayasa Mahkemesi'nin yargısal denetim yolunu tıkayan, Anayasa'nın 148. maddesi, bu dönemde temel hak ve özgürlüklerin kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenmesine imkân tanıyan 91. maddesi ve olağanüstü hallerde yürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayan 125. maddesinin de değiştirilmesi gerektiğini anlattı.

Bumin, Anayasa'nın 42'nci maddesinde Türkçeden başka hiçbir dilin eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına anadilleri olarak okutulamayacağını düzenlediğini hatırlattı. Bumin, "Bu nedenle, Türkçeden başka kimi etnik gruplara ait dillerin eğitim kurumlarında anadil olarak okutulmasına ilişkin görüşler, Anayasa karşısında himaye göremez." dedi. ANKARA (Zaman)




'Yasak, Fransız anlayışının ürünü'

Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin'in mahkemenin yıldönümünde yaptığı konuşmada 'Üniversitelerde başörtüsüne hoşgörülü bakılamaz.' şeklindeki görüşlerine hukukçular karşı çıktı.

Hukukçu Kazım Berzeg, din ve vicdan özgürlüğü konusundaki bu bakış açısının çağdaş Batılı demokratik değerlerle uzlaşmadığını söyledi. Bu görüşlerin Fransız laiklik anlayışından kaynaklandığını, çağdaş ülkeler arasında sadece Fransa'da farklı bir laiklik anlayışının bulunduğunu vurgulayan Berzeg, "Fransa, Türkiye için çağdaşlaşmanın yanlış kapısıdır." dedi. Berzeg, Türkiye'de başörtüsü meselesinin lüzumsuz yere ihtilaf haline getirildiğini. çağdaş bir demokraside kimsenin insanların, düşüncelerine, inançlarına, kılık kıyafetlerine karışamadığını sözlerine ekledi. Murat Aydın-İSTANBUL (cha)




Çapan gözaltında

Tedavi için gittiği Almanya'dan önceki gün Türkiye'ye dönen Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan, imar işlerinde yolsuzluk yapıldığı iddiasına ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında gözlem altına alındı.

Türkiye'ye giriş yaptığı Atatürk Havalimanı'nda hakkında yurtdışına çıkış yasağı bulunduğu gerekçesiyle pasaportuna el konulan ve DGM'nin ifade çağrısı tebliğ edilen Çapan, soruşturmayı yürüten İstanbul DGM Cumhuriyet Savcısı Ahmet Kelebek'in talimatı üzerine İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince, Esenyurt'taki evinde gözlem altına alındı.

Onuk da gözaltında

Çapan'ın, jandarmada sorgulandıktan sonra İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'na sevk edileceği ifade edildi. Çapan ile aynı soruşturma kapsamında adı geçen Ekin Tekstil'in sahibi Kemal Onuk'un da gözlem altına alındığı belirtildi. Esenyurt Belde Belediyesi ile ilgili olarak başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan 19 sanıktan, Gürbüz Çapan'ın kardeşleri Çetin ve Zeki Çapan'ın da aralarında bulunduğu 9 sanık tutuklanmıştı.




Ölüm orucunda 2 ölüm daha

F tipi cezaevlerini protesto için yapılan ölüm oruçlarında iki kişi daha öldü. Edirne F Tipi Cezaevi'nde terör örgütü DHKP-C üyesi olmaktan yatan ve ölüm orucu nedeniyle sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde tedavi edilen Sedat Karakurt (25) önceki akşam öldü.

İzmir'de ise, tutuklu ve hükümlülerin cezaevlerindeki eylemlerine destek vermek amacıyla evinde 'ölüm orucu' tutan 3 kişiden biri öldü. Kahramanlar 1421 Sokak 15 No'lu evde, 150 gündür ölüm orucu tutan Erdoğan Güler (29), dün sabah hayatını kaybetti. Aynı evde ölüm orucu tutan Ahmet Özdemir (20) ve Mehmet Ali Kanmaz'ın (38) sağlık durumlarının da ciddi olduğu belirtildi.

Öte yandan, Kocaeli'nin Gebze ilçesindeki Özel Tip Cezaevi'nde kalan 2 kişi, ölüm orucu eylemini sona erdirdi. Yasadışı örgüt üyeliği suçundan tutuklu bulunan Neriman Soylu Candan'ın geçen yılın 21 Aralık, Suzan Baran'ın da 29 Ocak tarihinden bu yana sürdürdükleri ölüm orucu eylemine, salı akşamı itibarıyla son verdikleri belirtildi.




RTÜK frekans ihalesinde ısrarlı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Nuri Kayış, bugün yapılması planlanan Ulusal Televizyon Kanalları Sıralama İhalesi'ni yargının verdiği karara uyarak ertelemek zorunda kaldıklarını, bu durumun kendilerini ihalenin bir an önce yapılması hedefinden döndüremeyeceğini söyledi.

Kayış, dün Üst Kurul toplantısından sonra yaptığı açıklamada, "26 Nisan'daki ve daha sonraki ihaleleri gerçekleştirebilseydik, devletin kasasına yüzlerce trilyon lira girecekti. Yayın kuruluşlarına lisanslarını verebilseydik, onların denetimi çok kolay olacak, rejim karşıtı yayınları tümüyle susturma imkanına kavuşacaktık." dedi. İhalenin en kısa zamanda gerçekleştirilebilmesi için yasal çerçevede ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını kaydeden Kayış, ihalenin 1,5-2 ay içinde yapılabileceğini sözlerine ekledi.




3 ilin emniyet müdürü değişti

İzmir, Amasya ve Kocaeli emniyet müdürleri merkeze alınırken, İzmir Emniyet Müdürlüğü'ne Halil İbrahim Tataş, Denizli Emniyet Müdürlüğü'ne Mümtaz Karaduman, Kocaeli Emniyet Müdürlüğü'ne Feyzullah Arslan ve Zonguldak Emniyet Müdürlüğü'ne Mustafa Öncül getirildi.

Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yer alan atama kararlarına göre, Amasya Emniyet Müdürü Zekeriya Yelkenci, İzmir Emniyet Müdürü Hasan Yücesan ve Kocaeli Emniyet Müdürü Erdinç Sarıalp başka bir göreve atanmak üzere Emniyet Genel Müdürlüğü emrine alındılar. Denizli Emniyet Müdürlüğü'ne Zonguldak Emniyet Müdürü Mümtaz Karaduman, İzmir Emniyet Müdürlüğü'ne Denizli Emniyet Müdürü Halil İbrahim Tataş, Kocaeli Emniyet Müdürlüğü'ne Elazığ Emniyet Müdürü Feyzullah Arslan ve Zonguldak Emniyet Müdürlüğü'ne Aksaray Polis Okulu Müdürü Mustafa Öncül getirildiler.




İHL'liye polislik yasağı

İHL mezunlarının polis olması yasaklayan tasarı, DSP ve ANAP'ın oylarıyla kabul edildi. MHP'liler oylamaya gelmedi. DYP ve FP red oyu kullandı.

TBMM Genel Kurulu, 'Emniyet Kanunu'nda Değişiklik Öngören Tasarı'nın 10. maddesini kabul etti. Polis meslek yüksekokullarına öğrenci alımına sınırlama getiren madde, tartışmalı oylama sonucunda kabul edildi. Buna göre, imamhatip mezunları polis meslek yüksekokullarına alınmayacak.

Polis meslek yüksekokullarına imam hatipliler dışındaki meslek liselerinden öğrenci kabul edilecek. FP milletvekillerinin yoğun katılımına rağmen, dünkü oylamada MHP'li milletveklilerinin katılmayarak salondan çıktığı görüldü.

İHL mezunlarının polis yüksekokullarına girmelerini engelleyen kanun tasarısının görüşmeleri sırasında FPMHP kavgası yaşandı. FP'li Yasin Hatiboğlu konuşurken, MHP sıralarına "Ya siz? O okulları ürkeklerin değil erkeklerin koruyacağını söylediniz. Şimdi halka ne diyeceksiniz?" diye hitap etti. MHP sıraları buna tepki gösterince Hatiboğlu, "Ne açığı, 3 bin kişilik okullarda şimdi 300 öğrenci var." dedi. MHP Grup Başkan Vekili Mehmet Şandır da müdahale edince Hatiboğlu, "Siz savunmuyorsunuz. İstiyorsunuz ki ben de savunmayayım." karşılığını verdi. Bunun üzerine MHP ve FP sıraları hareketlendi. MHP'li Mustafa Verkaya, "İstismar etmeyin. Böyle konuşamazsın." diyerek FP sıralarına yürümek istedi. Karşılıklı atışmalar oldu. FP'liler, MHP'lilere "Erkekliğiniz bu sıralara yöneliyor. DSP sıralarına uğramıyor." diye seslendiler.

2 hafta önce maddenin görüşülmesi sırasında İçişleri Bakanı Sadettin Tantan imzasıyla hükümet adına verilen ve polis meslek yüksekokullarına, genel lise mezunlarının yanı sıra, "erkek teknik öğretim, kız teknik öğretim, ticari ve turizm öğretimine bağlı mezunları arasından" öğrenci alınması yönündeki önerge kabul edilmişti. Aynı görüşmelerde MHP'lilerin verdiği ve DYP ve FP'liler tarafından da olumlu bulunan, lise ve dengi okul mezunlarının alınmasını düzenleyen önerge ise işleme konmamıştı. Bunun üzerine MHP'lilerin bir bölümü oylamaya katılmayarak salondan çıkmışlardı. Karar yeter sayısının bulunamaması üzerine birleşim kapatılmıştı.

FP Grup Başkan Vekili Yasin Hatiboğlu, 10. maddenin oylamasında İçtüzüğe aykırı hareket edildiğini belirterek, yasayı Anayasa Mahkemesi'ne götüreceklerini bildirdi.




Ya gerçek olsaydı

Bolu Valiliği Kriz Merkezi'nce düzenlenen "Acil Durum Tatbikatı"nda, kurtarma görevlileri, canlı arama cihazını kullanamadılar.

Sivil savunma ekipleri, Bolu Valiliği Kriz Merkezi Başkanı Vali Yardımcısı Osman Bulgurlu'nun, cihazın nasıl çalıştığını göstermesinden sonra, kurtarılacak kişiyi banyoda buldu. Vali Yardımcısı Bulgurlu, "Bu, tatbikat değil, gerçek deprem ya da yangın olsaydı, sivil savunma yüzde 90 başarısız olacaktı. Bu hatayı telafi etmek için daha fazla çalışın." dedi. Sivil Savunma Müdürü Gülseven, kurtarma aracının 112 milyar liraya mal olduğunu belirterek şöyle konuştu: "Kurtarma ekibi için 10 kişilik kadro tahsisi yapıldı. Ancak tahsisi yapılan kadrolar gelmediği için, Köy Hizmetleri'nden 4 işçiyi geçici olarak bu göreve getirdik." BOLU (Zaman)




Kadın üyeye destek var

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı ve MEB Din Öğretimi Genel Müdürü Prof. Dr. Mualla Selçuk'un Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyeliği'ne atanmasının yankıları devam ediyor.

SÜ İlahiyat Fakültesi öğretim görevlisi ve Din İşleri Yüksek Kurulu eski üyesi Şerafettin Gölcük, bir kadın üyenin Din İşleri Yüksek Kurulu'na seçilmesinin son derece isabetli ve gerekli olduğunu söyledi. Mualla Selçuk'un bu kurula seçilmesinin yararlı olacağını belirten Gölcük, "Mualla Hanım'ın bir din eğitim uzmanı olarak yararlı işler yapacağını umuyorum." dedi.

Kadın vaizeler de var

Prof. Dr. Hayrettin Karaman da, kadınlarla ilgili konuların kadınlara sorularak çözüm aranması gerektiğini, kadınların da fetva verebileceğini belirterek, şöyle konuştu: "Aslında İslam tarihinde çok sayıda fetva veren kadın alimlerimiz var. Peygamber Efendimiz'in eşi Hz. Aişe, Peygamberimiz'den öğrendiği bilgilerle daha sonra karşılaşılan birçok meseleye çözüm getirmiştir. Bundan başka Semerkandlı bir fakih olan Alaeddin Semerkandi'nin fıkıhta iyi yetişmiş kızı, damadı ile beraber fetvalara imza attı. Hatta kendisi olmadan verilen fetvalara kızının itiraz etmesi sonucunda, bazı fetvalardan dönüldü. Günümüzde ilahiyat fakültelerinden mezun olan bazı öğrenciler de Diyanet İşleri Başkanlığı'nda vaize olarak çalışıyor. Bunlar camilerde kadınlara vaaz vermekte, onların sorularını cevaplandırmakta dolayısı ile bir nevi fetva vermektedir."




Türkiye işgali kınadı

Türkiye, Swiss Otel'de yapılan rehin alma eylemini şiddetle kınadı. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Türkiye, Swiss Otel'de gerçekleştirilen terör eylemini şiddetle kınamaktadır. Olayı gerçekleştiren eylemciler hakkındaki hukuki süreç başlamış bulunmaktadır. Türkiye, Rusya Federasyonu ile ilişkilerinin her alanda geliştirilmesine büyük önem vermektedir."

Rusya'dan nota

Rusya'nın Ankara Büyükelçiliği, Swiss Otel'deki olay yüzünden Dışişleri Bakanlığı'na dün yazılı bir nota verdi. Maslahatgüzar Famin Nikolay tarafından verilen notada, Türkiye'deki Rus temsilciliklerinin ve Rus vatandaşlarının güvenliğine yönelik önlemlerin artırılması istendi. Bu arada İstanbul Emniyet Müdürü Kazım Abanoz, dün Milliyet'te yer alan MİT'i eleştiren sözlerinin, çarpıtma olduğunu bildirerek, "MİT bizim başımızın tacı. Böyle şey söylenir mi?" dedi.




Mezar açmaya son

Yeni geliştirilen 'y kromozomu' yöntemiyle babaları ölmüş erkek çocuklarının babalık tayini için mezardan kemik örneği alınmasına gerek duyulmuyor.

ABD ile yaptıkları ortak çalışmalar sonucunda geliştirdikleri yeni yöntem hakkında bilgi veren İstanbul Üniversitesi Fen Bilimleri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ersi Kalfoğlu, "Aynı sülaleden gelen tüm erkeklerin y kromozomlarının aynı olması beklenir. Sülaleden herhangi birinin y kromozomu elde edilirse, aynı bilgiye ulaşmak mümkün. Artık babalık tayini için mezar kazırlmayacak." dedi.




Aşı günleri start aldı

Sağlık Bakanlığı, 25 Nisan-1 Mayıs ve 30 Mayıs-5 Haziran tarihleri arasında "Çocuk Felci Aşı Günleri" düzenledi.

Kampanyanın başlaması nedeniyle basın toplantısı tertip eden İstanbul İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Osman Karaaslan, 5 yaşın altında, daha önce aşılama durumuna bakılmaksızın tüm çocukların aşılanmasını hedeflediklerini söyledi. İSTANBUL (Zaman)




Demirel: Çağlar'a üzülüyorum

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, ABD'de tutuklu bulunan işadamı Cavit Çağlar'ın büyük sıkıntısı olduğunu, buna fevkalade üzüldüğünü söyledi.

Çağlar'ın bir an evvel bu sıkıntılı durumdan kurtulmasını istediğini ifade eden Demirel, "Eğer birisine bir şey isnat ediliyorsa, biraz sabırlı olmak lazım, beklemek lazım. İsnat edilen şey, itham edilen şey, kötülenen şey doğru mu? Savunma hakkı vermek lazım. Yoksa yargısız infazlarla insanları mutsuz etmek, insanlara haksızlık yapmak her zaman mümkündür.

Kim olursa olsun, bir Türk vatandaşının yabancı diyarlarda büyük sıkıntılara uğramasını herhalde hiçbir Türk vatandaşı hazmetmez. Bir an evvel düzlüğe çıksın, herkes ister.

Cereyan eden muamelattır. Muamelatın bir an evvel tamamlanması lazım. Ülkesine dönmesi için müracaat etmiştir. Bu müracaatın bir an evvel ikbal edilip ülkesine getirilmesi lazım.

Cavit Çağlar olayı bu... Siz de biliyorsunuz olayın bundan ibaret olduğunu da Cavit Çağlar ile benim ismimi yan yana koymayı çok özenle herkes yapar. Ondan da bir şikayetim yoktur, onu da söyleyeyim.

Söylediklerimin ne kadar orasından burasından çekileceğini biliyorum. Yalnız eğer bu ülkede ben, düşündüklerimi söylemekten kamuoyu baskısıyla veya yargısız infaz baskısıyla çekinirsem, bundan hiç kimse sevinmesin. Benim söyleyemediğimi kolay kolay pek kimse söyleyemez. Ve o da iyi bir şey değildir." dedi.

İsrail ile Filistin arasındaki çatışmaların önlenmesinde aracılık yapmak üzere oluşturulan Ortadoğu Araştırma Komisyonu'nun toplantısına katılmak üzere dün ABD'ye giden Demirel, ABD'de Cavit Çağlar'ı ziyaret etmeyi planlayıp planlamadığının sorulması üzerine, "İmkanı var mı?" karşılığını verdi.




Harp okulunda büyük yangın

İstanbul Yeşilyurt'ta bulunan Hava Harp Okulu çatısında sebebi belirlenemeyen bir yangın çıktı.

Dün saat 12.30 sularında başlayan ve yoğun rüzgârın etkisiyle giderek büyüyen yangına itfaiye ekipleri ile askerler müdahale etti. Güvenlik nedeniyle içeride bulunan tüm askerler dışarı çıkartılırken, subay ailelerinin çocukları da otobüslerle tahliye edildi. 7 katlı binanın çatı kısmında büyük hasara yol açan yangını kontrol altına alan itfaiye ekipleri, can kaybı olmamasının sevindirici olduğunu ifade ettiler.

Murat Akan / İSTANBUL (Zaman)




Velileri sevindiren karar

Hükümet, Bayrak Tüzüğü'nde yapılan değişikliği Danıştay'a yollama kararı aldı. Yeni yapılacak düzenleme ile bayrak töreni sırasında başın açık olması zorunluluğu, kamu görevlileriyle sınırlandırılıyor.

Bakanlar Kurulu'nun yaklaşık 1,5 saat süren toplantısında ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Şükrü Sina Gürel, Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu'nun, Bayrak Kanunu uyarınca bakanlığınca hazırlanan tüzük ile ilgili sonuçları Bakanlar Kurulu'na aktardığını ifade etti.

Öğretmen ve öğrenci için

Gürel, Bakanlar Kurulu'nun, MSB'nin ilk hazırlığında da olduğu gibi bayrak törenleri sırasında yalnızca öğretmenler, öğrenciler ve öteki kamu görevlilerinin bu tüzük koşullarına uymak zorunda olduğunu içeren bir değişiklik yaparak, tekrar Danıştay'a yollamayı kararlaştırdığını ifade etti.

Taslağa sonradan eklendi

Hükümet Sözcüsü Şükrü Sina Gürel, "Önce Milli Savunma Bakanlığımızca hazırlanan sonra Bakanlar Kurulumuzca kabul edilen ve Danıştay'a gönderilen tüzük taslağında sakınca yaratabilecek bir hüküm yoktu. Danıştay'da eklenen bazı unsurlar bu karışıklığa yol açmış durumda. Dolayısıyla yeniden bunun ele alınarak sadece öğretmenler, öğrenciler ve öteki kamu görevlilerini kapsayan bir düzenleme şimdi yapıldı ve tekrar Danıştay'a yollandı." şeklinde konuştu. ANKARA (Zaman)




Anzaklardan dostluk mesajı

Anzak Koyu'nda toplanan Anzaklar, atalarını "Şafak Ayini" ile andılar. Törende konuşan Avustralya ve Yeni Zelanda yetkilileri, dostluk ve barış mesajları verdiler.

Gelibolu Yarımadası Anzak Koyu'nda düzenlenen törenlere, Avustralya adına, Dışişleri Bakanı Alexander Downer, Genelkurmay Başkanı Oramiral Christopher Barrie, Yeni Zelanda adına Dışişleri Bakanı Phil Goff ve Türkiye adına Çanakkale Vali Yardımcısı Gürbüz İpek katıldı. Anzak Koyu'nda başlayan törende, önce bir papaz tarafından savaşta ölenler için dualar okundu. Daha sonra Anzak Anıtı'na çelenkler konuldu ve Avustralya, Yeni Zelanda ve Türkiye milli marşları çalınarak saygı duruşunda bulunuldu. Gelibolu Yarımadası'nda, 86 yıl önce birçok insanın hayatını kaybettiğini belirten Downer, "Bu nedenle, Gelibolu bizim için ayrı bir yer tutuyor." dedi. Oldukça duygusal anların yaşandığı "Şafak Ayini" sırasında, törene katılmak için Avustralya ve Yeni Zelanda'dan gelen 10 bin kadar turist, mumlar yakarak, çıkarmanın yapıldığı sahilde dolaştılar. ÇANAKKALE (cha)




Bir ZAMAN okurunun feryadı

Yoğun duygularımı sizlerle paylaşmak için yazıyorum bu cümleleri.

Türkiye'mizin dünyalar güzeli bir köşesinde, 25 Nisan sabahı saat 05.30'da başlayan bir resmi tören yapıldı. Bu tören TRT-INT kanalından canlı olarak yayınlandı. Bu törene çoğunluğu genç olan 6 bin kişilik kalabalık bir insan topluluğu katıldı. Binlerce insan; soğuğa, karanlığa, rüzgara, yorgunluğa, uykusuzluğa rağmen deniz kenarında açık havada bir arada toplanmıştı. Törende konuşmacılar sözlerine başlamadan önce dualar ediyor ve adına toplandıkları kahramanları için vefa dolu sözler söylüyorlardı. Herkes birlikte kahramanları için ilahiler söylüyordu. Tabii ki Türkiye bundan habersizdi, mışıl mışıl uykudaydı. Evet, bu insanlar dedelerini anmaya gelen Yeni Zellandalı ve Avustralyalı insanlardı. Gelibolu'muzun bir koyunda (Anzak koyu) yapıldı bu seremoni.

Onları bu şekilde görünce kendi dedelerimize, şehitlerimize, kahramanlarımıza aynı vefayı gösteremediğimize ağladım. Onları unutulmaya terk ettiğimizi, yeni nesle hakkıyla anlatamadığımızı, burnumuzun dibinde olmasına rağmen anma günlerinde suni sözler ve temennilerle törenlerimizi yaptığımızı anımsadım. Bir Y.Zelandalı, bir Avustralyalı kadar olamadığımızdan dolayı utandım kendimizden. Kahraman dedelerimiz bizi affetsinler.




Polis branşlaşıyor

Polisler, okullarda Çevik, Asayiş ve Trafik şeklinde branşlara ayrılacak

Emniyet Genel Müdürü Turan Genç başkanlığında geçtiğimiz günlerde toplanan 2. Eğitim Kurulu'nda polis meslek yüksek okullarında eğitim görecek polislerin branşlara ayırılmasına karar verildi. Buna göre polisler, okullarda Çevik Kuvvet Temel Eğitimi, Asayiş Temel Eğitimi ve Trafik Temel Eğitimi şeklinde branşlara ayrılarak eğitim görecekler. Yüksekokul öğrencilerinin envanteri Personel Daire Başkanlığı'nca çıkarılacak ve bu öğrencilerin alanlarıyla ilgili branşlara atanmaları sağlanacak.

Sedat Güneç / ANKARA (Zaman)




Tantan: Kesintisiz DEVAM

İçişleri Bakanı Tantan, "Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı, soyulan paraların geri gelmesi noktasında feryat ediyorlarsa, bu işin üzerine kesintisiz gitmek mecburiyetindeyiz." dedi.

Marmara Üniversitesi (MÜ) Hukuk Fakültesi tarafından Hilton Oteli'nde düzenlenen 7. Hukuk İhtisas Seminerleri'nin, "Bilişim Suçları ve İnternet Suçları ile 4422 Sayılı Kanunun Bir Yıllık Uygulaması ve Yönetmeliği"nin ele alınacağı ikinci bölüm toplantılarına katılan İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, her operasyonda insanların nasıl soyulduğu gerçeğinin yattığını belirtti. Tantan, şunları söyledi:

"Hiç kimse bu mücadelede kendini kurtarma şansına sahip değildir. Bugün birtakım kurumlara ayrıcalıklar tanınmışsa, sendikalar denetlenemiyorsa, eğer SPK denetlenemiyorsa, savcılık ayağında oraya denetleme getirilemiyorsa, o zaman şeffaflıktan söz etmemiz mümkün değildir. Onun için 4422 sayılı yasa ile kara para ile mücadele yasası birlikte ele alınarak, birlikte işlemesini sağlamak gerekmektedir. Yıllardır soygun düzeninin mimarları, kendilerinin ele verilmemesi noktasında büyük mücadele içerisindeler. Ancak onlara karşı halkın tepkisi, en üst seviyelere kadar çıkmıştır. Bugün ülkemizde Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı, bu ülkeden soyulan paraların geri gelmesi noktasında feryat ediyorlarsa, burada bütün uygulayıcılar olarak bu işin üzerine kesintisiz ve eksiksiz gitmek mecburiyetindeyiz."

Bakan Tantan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Eğer, bankacılık sisteminde yolsuzluk var ve halkın gündemine gelmişse, o zaman bunu 'Hazine, Maliye ayağında ne vardır?' diye bakmak gerekir." Erkan Acar/İSTANBUL (cha)




Veli Göçer'in oğluna gözaltı

17 Ağustos'ta meydana gelen depremde müteahhitliğini yaptığı binaların yıkılması sonucu çok sayıda kişinin ölümünden sorumlu tutulan ve yargılaması süren Veli Göçer'in oğlu Can Göçer(29), Kadıköy'de gözlem altına alındı.

Can Göçer'in Konya 6. Asliye Ceza Mahkemesi ile Yalova 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından hakkında verilen 2 ayrı gıyabi tutuklama kararı nedeniyle arandığı bildirildi.




Penbegüllü'ye dört gün gözaltı

Gebze Belediyesi'ndeki bazı ihalelerle yolsuzluk yapıldığı iddiasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan Belediye Başkanı Ahmet Penbegüllü, 4 yardımcısı ve 4 belediye personeli için, DGM Başsavcılığı'ndan 4 gün gözetim süresi alındı.

Emniyet yetkilileri, önceki gün gözaltına alınarak İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürlüğü'ne getirilen Gebze Belediye Başkanı Penbegüllü, başkan yardımcıları Arif Apaydın, Sezai Fevzioğlu, Mahmut Yanalık ve Necmi Özer ile 4 belediye personeli için, İstanbul DGM Başsavcılığı'nca 4 gün gözetim süresi verildiğini bildirdiler. İstanbul




'Kavganın sebebi rant'

İstanbul Emniyet Müdürü Kazım Abanoz, “Suç oluşumlarının birleştiği tek yol rant, son günlerde çıkartılan kavganın temelinde de bu yatıyor." dedi.

Tarabya Oteli'nde düzenlenen "Huzur Toplantısı"nda konuşan Abanoz, ülke düzlüğe çıkma gayretinde iken, devleti soyarak paraları kendi hesaplarına aktarmaya çalışan suç gruplarının olduğunu söyledi.

Bu kişilerin, polis teşkilatı, medya, sivil toplum kuruluşları ve iş dünyasının arasında da bulunduğunu belirten Abanoz, şöyle konuştu: "Suç oluşumlarının birleştiği tek yol rant. Son günlerde çıkartılan kavganın temelinde de bu yatıyor. Son dönemlerde, bu suç örgütleriyle mücadele en üst seviyeye çıkarıldı. Bizim gitmemiz sorun değil. Biz gitsek de başkaları gelerek bu yolsuzlukları ortaya çıkartacaktır."

Telefon dinleme konusuna da değinen Abanoz, suç örgütlerinin eylemlerinde en son teknolojiyi kullandıklarına dikkati çekerek, "Suçlular en son teknolojiyi kullanacak da biz kullanmayacak mıyız? Biz de suçluları en son teknolojiyi kullanarak hukuk kuralları içerisinde yargı kararı alarak dinliyoruz." şeklinde konuştu.

Haklarındaki yayınların teşkilatı yıldırmaya yönelik olduğunu, gerekli kişiler hakkında tazminat davası için başvuruda bulunduklarını söyleyen Abanoz, "Hem emekli olunca az para alıyoruz zaten, havadan kazandıkları paraları da biraz biz alalım ellerinden." dedi.




Boğaz'a üçüncü köprü

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği Ulaşım ve Trafik formunda 3. çevreyoluyla birlikte 3. köprü de gündeme geldi.

Karayolları 17. Bölge Müdür Vekili Asım Öztürk, hazırladıkları 3. köprü ve çevre yolu projesinin ulaşım planlarına geçirilmesini istedi. Öztürk proje hakkında verdiği detaylı bilgide ortasından raylı sistemin geçeceği projenin köprüyle birlikte 1 milyar dolara mal olacağını açıkladı. 60 km uzunluğundaki Göztepe – Hadımköy arasındaki 3. çevre yolunu Arnavutköy ile Çengelköy arasına kurulacak 3. Boğaz köprüsünün birleştireceğini söyledi.

5 etaptan oluşacak proje, bin 105 metrelik köprü ve 3 bin 265 metre boyunda 10 viyadükten oluşacak. Köprü üzerinden geçen gidiş gelişli 14 kilometre boyunda bir de tramvay yolu olacak. Projeyi imar planlarına işlemek üzere İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne gönderdiklerini belirten Öztürk, merkezi yönetimin start vermesi halinde 3 ay içerisinde ihaleye çıkabileceklerini belirtti.

İnsanlar düşünülmeli

Projeye tepkilerini dile getiren İTÜ İnşaat Fakültesi Ulaştırma Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Gerçek, yeni yollarla yeni yerleşimler ve yeni merkezlerin oluşacağına dikkat çekerek şöyle konuştu:

"Yeni yollar açmak çözüm değildir. Avrupa bu yanlıştan dönmüştür. Bizim de bu yanlıştan dönmemiz gerekir. Artık araçların değil insanların ulaşımı sağlanmalıdır. Şehirler yaşanılacak merkezler olmaktan çıkıp ulaşım mekanlarına dönüşüyor. Parklar kavşaklara dönüşüyor. Bu projenin maliyetine kaç kilometre raylı sistem yapabiliriz." dedi.

Kamil Oğuz/İstanbul (cha)



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.