Krizzede ve krizzadeler
Antalya Zaman'dan Enver Öztürk, elindeki 75 milyon liralık çeki bozdurmak için Atatürk Bulvarı üzerindeki Ziraat Bankası şubesine gitmiş. Gerisini ondan dinleyelim:
"Yarım saat kuyrukta bekledikten sonra, çekimin karşılığı olduğunu, paramı alabileceğimi; ancak kimlik fotokopisi getirmem gerektiğini söylediler.
– Diğer bankalarda kimliğimizi veriyoruz, fotokopisini onlar çekiyor, ve paramızı alıyoruz, dediğimde:
– Burası Ziraat Bankası. Burada böyle cevabını aldım.
Bankadan çıkıp, fotokopici aramaya başladım. Neyse ki bu arayışım uzun sürmedi ve 10 dakika içinde bu işimi halledip, geriye bankaya döndüm. Ama sıram geçtiği için yine kuyruğun en sonundaydım.
İki dakikadan az sürecek bir işlem için 1 saatten fazla zaman harcadım. Meğer bu uygulama 1 yıldır böyleymiş. 75 milyon liralık çek için 2 milyon 650 bin lira masraf (fotokopi için verdiğim parayı saymıyorum tabii ki) verdikten sonra paramı alabildim."
İsraf sadece maddi şeylerde olmuyor ki, en büyük israflardan birisi de zaman israfı. Bir krizzedeler var bir de krizzadeler, sonuçta olan gariban vatandaşa oluyor.
Estek köstek
Yolsuzluklardan sorumlu eski Bakan Orhan Kilercioğlu, günlük gazetelerden birine demeç verdi. Yolsuzlukların koordinasyonu ile ilgili bir bakanlığa Türkiye'nin bugün de ihtiyaç duyduğunu anlatan Kilercioğlu, kendi bakanlığı dönemini de anlattı.
Dönemin başbakanı ve kabine üyelerinden 'hiç destek görmediğini' söyleyen Kilercioğlu, "Ben yolsuzluklardan söz ettiğimde, hepsinin yüzü değişiyordu." diyor.
Bugünlere nasıl gelindiği belli. Zamanında yolsuzları duyunca yüzleri değişenler, bugün vatandaşın ağzını burnunu dümdüz etmekle övünebilirler!
Sütunu bozuk
Tartışma işlerinde çok dikkatli olmak lazım. Yoksa, birileri öyle bir kündeye getirirler ki, söylemek istediğinizle kellenizi alırlar da haberiniz olmaz. Geçtiğimiz haftalarda bir 'sütü bozuk' tartışması çıktı da, neler olduğunu gördük. Ani bir afaroz mahkemesi kuruldu ve söyleyen anında infaz edildi. Ondan sonra 'ben şunu demek istediydim, yanlış anlaşıldı' sözleri curcuna içinde eriyip gitti. O yüzden kimseye 'sütü bozuk' demeye niyetimiz yok. Hem bu dönemde sütü bozuk mu olur canım? Herkes pastörize süt kullanıyor. Paketlerde en azından 6 ay raf ömrü olan sütler var artık.
Kendi kendimize düşündük. Herhalde bütün okurlar kafa kafaya verip düşünecek halimiz yok. Sonra yine kendi kendimize dedik ki; acaba sütü bozuk tartışması, gazeteciler arasında yaşansaydı ne olurdu? Neye mi karar verdik? 'Sütunu bozuk olurdu'ya...
Seçmece
Devlet Bakanımız Kemal Derviş eleştirilmeye başlandı. Ekonomik programına ya da yaptığı yapamadığı icraatlarına bizim de tam anlamıyla katılmamız elbette ki mümkün değil. Zaman zaman biz de bu köşeden hem onu, hem de onu göreve getirenleri eleştiriyoruz. Ama bu eleştirilerden bir tanesini komik bulduk.
DYP'li Ahmet İyimaya, Derviş'i, 'seçilmemiş bakan' olmakla eleştirmiş. Tamam, Kemal Derviş'i halk seçmemiş olabilir de. Oradaki bakanlardan hangisinin bakan olmasını halk istedi ki? Bakanları, parti genel başkanları seçip oturtmadılar mı bakan koltuğuna?
Bu açıdan bakıldığında Kemal Derviş de en az diğer bakanlar kadar seçilmiş. Üstelik hem seçilmiş, hem de seçkin.
Sindirme
Genelkurmay Başkanlığı'na yaptığı sürpriz ziyaretle gündeme gelen TOBB Başkanı Fuat Miras, Cumhurbaşkanı Sezer'i eleştirmiş ve demiş ki "Cumhurbaşkanı'nın o koltukta oturmasını, TBMM'den gelmediği ve krize sebep olduğu için sindiremiyorum."
Elbette Sayın Sezer'in bazı icraatlarını eleştirmek mümkün. Ama Sayın Miras şikayet için TBMM'ye gitseydi, Cumhurbaşkanı'nı sindiremeyişini anlayışla karşılamak mümkün olurdu. Miras, sindirmekten bahsederken farklı bir anlamı kastediyor olabilir mi bilemiyoruz. Ama bu ülkede en yetkili kişileri bile sindirenler çıkabiliyor. Toplumun büyük kesimi zaten sindirilmiş vaziyette.
Sindirme işi hayli karışık...
İsrafa çözüm
Sağlık Bakanı Osman Durmuş, Türkiye'de ilaç israfını önleyebilmek için harekete geçmiş. Bakanlık olarak, ilaç israfını önlemeye yönelik bir kitapçık hazırlattıklarını belirterek, çarenin sosyal güvenlik kurumlarını tek şemsiye altında toplamada yattığını da sözlerine eklemiş.
Bunlara hiç gerek yoktu, Sayın Bakanımız. Yeni politikalar çerçevesinde, vatandaş piyasada ilaç bulamayacak. Bulamadığı ilacı israf da edemeyeceğine göre, mesele kökünden halledilmiş olacak. Boşuna kendinizi yormayın. Kitapçık da israf olmasın.
Pardon patron!
Normalde patronlar gazete verirken, banka batıran patronun gazetesi hanımlar için patron vermeye başladı. Üstelik kendi patronları içeride. Yani başlarında patronları yok, başkasına patron veriyorlar.
Askı
BM, borçlarınızı askıya alın tavsiyesinde bulunmuş. Askı olsa satıp para kazanırdık!
|