Zaman Kitap'ın ilkleri
Bir süre önce kurulan Zaman Kitap, piyasanın tüm olumsuzluklarına rağmen dört yeni kitabı okuyucuyla buluşturdu. Genç ve dinamik bir okuyucu kitlesine hitap etmeyi amaçlayan Zaman Kitap'ın neşrettiği kitaplar Cinuçen Tanrıkorur'un 'Biraz da müzik', Ali Çolak'ın 'Günsarısı', Ali Bulaç'ın 'Din, Devlet ve Demokrasi' ve Niyazi Öktem, Kemal Sunam ve Turhan Ilgaz'ın birlikte hazırladıkları 'Pierre Dubois'nin Anı ve Görüşleri'.
Türk musîkisine yirminci asırda Itrî'lerin, Dede'lerin nefeslerini soluklandıran bir isimdi ûdî bestekâr Cinuçen Tanrıkorur. Aksiyon dergisinin ilk sayısında başladığı 'Biraz da müzik' isimli yazılarını vefatına kadar beş yıl aralıksız sürdürmüştü. Yazılarında biraz müzikten, çoğunlukla da müziğin altyapısını oluşturan kültürel konulardan bahsetti. Hasta yatağında bile ara vermediği bu yazılar, vefatının ardından bir araya getirildi.
Ali Çolak'tan Günsarısı
"Günsarısı", Ali Çolak'ın 8-9 yıla yayılmış "günler"in içinden seçilmiş yazıları içeriyor. Gelip kıyılarımıza ne vuruyorsa, ne karışıyorsa yaşamımıza, var bu yazılarda. Dokunduğumuz nesneler, yüz yüze geldiğimiz insanlar, gönlümüzde eğleşip giden duygular, etrafımızı çepeçevre kuşatan memleket havası; kırılmalar, incinmeler, çalkantılar... Yaşadığımız günlerin tortusu... İyi ve kötü zamanlar, mevsimlerin yüzümüzde bırakıp gittiği sarışınlıklar ve "ben" olarak her birimizin yürek titretişleri... Günlerde ne varsa, sonra gömüldüyse sararıp takvimler ve anılar defterine, işte onlar!..
Din ile, bir siyasi rejim olan demokrasi arasındaki ilişkiler çok daha farklı zeminlerde bir yüzleşmeyi gerektirmektedir. Çünkü eğer Müslüman ülkelerde bir demokrasi olacaksa, bunun işleyen bir süreç bağlamında kendine özgü bazı temel özelliklerinin olması lazım ve İslam ile demokrasi arasındaki ilişkinin tabiatı doğru olarak kavranmadığı sürece bu mümkün olmayacaktır. Bu kitap da din, sivil toplum, insan hakları, özgürlük, kamusal alan vb. konular geniş bir çerçevede ele alıyor.
Pierre Dubois'in Anıları
Monsenyör Pierre Dubois... Yaşamının 57 yıla varan upuzun kesitini ülkemizde geçirmiş; başta GALATASARAYLILAR olmak üzere Nötre Dame de Sion ve özellikle Katolik dinsel cemaat ve çeşitli katmanlarla iç içeliğini içtenlikle sürdürmeyi başarmış bir din adamı, öğretmen ve filozof... Bu kitap, onun ülkemizde geçirdiği 57 yıllık yaşam kesitini; düşünce ve anılar perspektifinden de süzerek, öğrencisi Prof. Dr. Niyazi Öktem'le dost havasında kesik kesik yapılan cumartesi söyleşilerinde dile getiriyor.
Mizahın Doğu'su
'Güleriz ağlanacak halimize' deyişinin hezeyan ifade etmesi bir yana, mizahın gücünü göstermesi bakımından önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü, mizah ile trajedi bir durumun kontrast iki yüzünden başkası değildir. Freud'un mizahla ilgili 'Acıdan tasarruf' betimlemesi de boşuna değildir, şüphesiz. Trajedi ne kadar duyguları yoruyor ve geriyorsa, mizah bütün imkanlarını insanı güldürmeye, güldürürken gerçek kırıntılarının farkına varmaya çağırır. Bu bağlamda, mizahın daha rafine olduğunu düşünmek yanlış olmaz. Mizah, bir medeniyetin, uygarlığın ifadesidir. Ve her medeniyet, kendi mizahını geliştirir.
<ı> Herkes kendi mizahını üretir
Yapı Kredi Yayınları arasında geçtiğimiz günlerde yayınlanan 'Doğuda Mizah' adlı kitap, "Magrib'den Mısır'a, Doğu Akdeniz'e ve Balkanlar'a kadar geniş bir coğrafi mekanı kapsaması" bakımından ilginç bir çalışma. Bu coğrafyanın son iki yüzyılını dikkate alarak hazırlanan çalışma, komiğin öznesi ve nesnesini incelerken, bugün gelişen mizahın köklerini anlamak için de önemli ipuçları veriyor.
Günümüz Türkiye'sinde, mizahın kendi arketipinin uzağında olduğunu söylemek yanlış olmaz. Daha genel bir tanımlamayla, hepsini birden gösteri dünyasının içine alacağımız türler, spontanite'den uzaklaşmışlardır. Mizah ise daha çok günceldir. En azından, güleceğimiz esprinin içinde hafızamızda ve hatıramızda canlı figürlere, öznelere ve olgulara gönderme yapabilmemiz gerekli ki gülelim. Daha açık bir ifade ile, yakınlık duyalım. Oysa, bugün boşgülmece yaygınlaşırken, mesajlı gülmece tukaka furyasından nasibini almıştır. Bu da, tarihi içerisinde daha çok muhalefet saflarında gördüğümüz mizahın, çehresini değiştirip daha sevimli bir hal alarak iktidarın saflarına karıştığını göstermektedir. Burada bir kopmadan bahsedebilirsek, bunun tarifini nasıl yapacağız? Doğu'da Mizah'ın 'sunuş'unda, François Georgeon, Osmanlı gülmecesinin bir parçası olarak gördüğü Karagöz'den bahsederken, bu kopuşun ifadesini de kendince yapıyor: "Bu, kendi mekanları, kendi yerleri, kendi anları, kendi 'uzmanları', kendi seyircisi olan ve imparatorluğun çöküşü, modern Türkiye'nin kuruluşuyla birlikte yitip giden kolektif bir gülmecedir." Bu kolektif gülmeceden bugüne, güncelliğini koruyanların başında Laz fıkraları gelmektedir. Onun haricinde, Osmanlı coğrafyasında üretilen bütün 'komik'ler, artık yaşamadıkları için, onların birçoğuna gülemiyoruz.
İrene Fenoglio ve François Georgeon'un hazırladıkları ve Ali Berktay'ın dilimize çevirdiği 'Doğu'da Mizah', Binbir Gece Masalları'ndan Cuha öykülerine; Karagöz'den Osmanlı mizahına ve Jön Türk devrimi sonrası İstanbul'da mizaha; Tunus, Mısır ve Cezayir mizahına kadar Doğu mizahını inceliyor. Mizahın Doğu coğrafyasındaki serüvenine ışık tutuyor.
Doğu'da Mizah / YKY / İ. Fenoglio, F. Georgeon
(Hüseyin Sorgun)
Cthulhu Mitosu Öyküleri
Cthulhu'nun Çağrısı ve Deliliğin Dağlarında kitaplarıyla başlayan Cthulhu Mitosu kitaplarının üçüncüsü, bir öykü derlemesi. Kitap, Cthulhu Mitosu'nca etkilenmiş başarılı çalışmalar içinden seçilmiş öykülerden oluşuyor.
3. kitapta, H.P.Lovecraft, Clark Ashton Smith, Robert E. Howard, Frank Belknap Long, August Derleht ve Henry Kuttner'in öyküleri yer alıyor.
Cthulhu Mitosu Öyküleri
3. kitap
İthaki Yayınları
Nereye?
"Düşe kalka sürüyor yolculuk. Artık acemice de olsa soluk alabiliyorum. Üzgün bir çocuk yüzü gözkapaklarımın içinde, yanıt beklercesine bakıyor. Karanlığı yararak ilerliyor külüstür yolcu otobüsü. Yol, yol değil tarla sanki. Ama yolculuk sürüyor.
Son hızla, hızla hoplaya zıplaya, gacırdaya zangırdaya yol alan taşıtın içinde tanımadığım bir sürü adam, kara saçlı kara bakışlı Beluci delikanlılar ve bir de ben." Necdet Şen, "Nereye?" de Uzak Asya yollarında yayan yapıldak bir iç yolculuğun öyküsünü yazıyor. İstanbul'dan Hindistan'a uzanan gerçek bir seyahat bu.
Nereye?
Necdet Şen
Parantez Yayınları
Yedinci Şehir
Yedinci Şehir, son dört bin yılı net olarak hatırlanan bir yerleşim birimiyle, o beldeye hayat emziren ve dünyanın kurulduğu günden beri hep bunu yapmaya çalışan bir ırmağın hikâyesidir.
İçli ve kırık... Yedinci Şehir, Altıncı Şehir'de doğup büyümüş bir yazarın Amasya toprağına sunduğu bir armağan.
Özkan Yalçın
Ötüken Yayınları
Gülistan'dan...
Gül Suyu, Şark İslâm klasikleri içerisinde Şirazlı Şeyh Sa'di'nin Doğu'da ve Batı'da birçok defa tercümeleri yapılmış bulunan Gülistan'ının Niğdeli Hakkı Eroğlu tarafından Gül Suyu adıyla Türkçeye kazandırdığı çevirisidir.
Gül Suyu, kuru bir şekilde tercümeden ziyade, yazıldığı dildeki edebi incelikleri ve üslubu da okuyucuya aktarıyor.
Ter: Niğdeli Hakkı Eroğlu
Ötüken Yayınları
Anıtkabir Racon Zambak
Faruk Bildirici, Anıtkabir Raco Zambak'ta "akıp giden zamanın ritmine uygun kalem oynatma" ve Anadolu insanının değişimine tanıklık etme çabasının bir ürünü.
Mutluluğun resmini yapması istendiğinde üzeri yiyecek dolu bir masa çizen mülteci çocuğun öyküsünden, Amerikan askerlerinin Türkiye'deki anılarına kadar birçok renkli olay var bu kitapta.
Faruk Bildirici
Doğan Kitap
Hindistan'a Bir Geçit
Edward Morgan Forster'ın en sevilen romanlarından biri olan Hindistan'a Bir Geçit, onun bu egzotik ülkede geçirdiği günlerin izlenimlerini sunuyor.
İlk defa 1924'te yayımlanan Hindistan'a Bir Geçit'te, Britanya İmparatorluğu'nun yönetimindeki Hindistan'ı, iki farklı kültüre ait insanların yakınlaşma çabalarını engelleyen önyargıları ve yanlış anlamaları anlatıyor.
Edward M. Forster
İletişim Yayınları
İran'da Modern olmak
1979 devrimi İran toplumundaki gelişmelere önyargısız bir gözle bakmayı güçleşmiştir.
Aslen İranlı olup Fransa'da Ulusal Siyasal Bilimler Vakfı'nda araştırmacı olarak çalışan Fariba Adelkhah, kitabında çoğu araştırmacının 'totaliter bir devlet' olarak gördüğü İran'a kendi iç dinamikleri açısından bakmayı öneriyor.
Fariba Adelkhah
Metis Yayınları
Kitap tiryakiliğinin yararları
Çiçero, Roma İmparatorluğu'nun yıkılış sebebini şöyle ifade ediyor: "Çok konuşuyorduk ve bilgisizdik." Bilgisiz, itilip kakılır. Bilgisiz, alınıp satılır. Bilgisiz, güdülür; parçalanır yutulur.
İbrahim Ünal 'Kitapları okudukça iç ve dış âlemimize projektörlerin çevrildiğini fark ederiz. İyi okuyucular için bütün sınırlar kalkar. ' diyor.
İbrahim Ünal
Sim Yayınları
|