IMF kredisi dopingi
Devlet Bakanı Kemal Derviş'in 10 milyar dolarlık ek destek açıklaması, piyasalarda bayram havası estirdi. Borsa yüzde 13,53 primle 12.363 puana çıkarken, 1,1 katrilyon liralık yılın rekor işlem hacmi oluştu. Bono faizleri 9 puanlık düşüşle yüzde 100 seviyesinin altına inerken, Kapalıçarşı'da dolar 1 milyon 145 bin liradan kapandı.
ABD'de bulunan Devlet Bakanı Kemal Derviş'in henüz kullanılmayan 4,3 milyar dolarlık kredilere ek olarak Uluslararası Para Fonu'ndan (IMF) 10 milyar dolarlık yeni bir kredi sağlanacağını açıklaması, piyasalarda adeta bayram havası estirdi.
"Para geliyor" haberleri üzerine tavan yapan Borsa, ilk seansın açılışından hemen sonra 11 bin puanı devirirken, birçok hisse tavan yaptı. İkinci seansın başında yükselişini sürdüren endeks, 12.630 puana kadar çıktı; ancak bu seviyelerde kâr satışları etkili oldu. 12.126 puana kadar gevşeyen endeks, Enerji Bakanı Cumhur Ersümer'in istifasının olumlu algılanmasıyla toparlandı ve haftanın son işlem gününü yüzde 13,53 primle, diğer bir ifadeyle bin 472 puanlık artışla 12.363 puandan tamamladı. İşlem hacmi 1 katrilyon 104 trilyon lira ile yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Endeks 2001 yılı içinde gördüğü en yüksek değerinden kapanış yaptı.
Taze kaynak girişi gözlenen İMKB'de haftalık değer artışı yüzde 28 oldu. Dün 50 milyon doların üzerinde yabancı para girişi olurken, yerli büyük banka fonları satarken yabancılardan şaşırtan güçlü alımlar geldi.
Borsa uzmanları, endeksin yükselişe bir süre daha devam edebileceğini söylediler. İnfo Menkul Değerler Sirkeci Şube Müdürü Selim Işıklar, endeksin 0,92 centteki direncini kırdıktan sonra özellikle malî sektör hisselerine gelen taleple 1,08 cent seviyesinden kapandığını belirterek, "Para girişi dün de sürdü. Yabancıların özellikle banka hisselerinde inanılmaz alışları oldu. Ancak işlem hacmi endeksin rekor kırdığı günlerdeki seviyeye yaklaştı. Bu noktalarda bir miktar kâr satışları gelebilir. Ama endeksin çıkışı devam edecektir. Endeks kriz öncesi seviyeleri olan 1,30 centi görebilir; ancak bu hareket dolardaki düşüşle mi yoksa hisse senetlerindeki çıkışla mı olur önümüzdeki hafta göreceğiz." diye konuştu.
Döviz ve faiz düştü
Dış destek paketine ilişkin ABD'den gelen açıklamalar, dolar ve faizi geriletti. Bono piyasasında, ilk işlemlerin 6 ile 10 puan arasında düşüşle yüzde 95'ten yapıldığı gözlendi. En fazla işlem gören 10 Ekim vadeli bononun bileşik faizi önceki günkü yüzde 105'lik kapanışın ardından, dün yüzde 96,73 düzeyine geriledi. Gecelik ve repo faizleri ise yüzde 79'dan yüzde 77 seviyelerine indi.
Bankalararası piyasada dolar fiyatları düştü. Günün ilk işlemi 1 milyon 160 bin liradan yapılırken, en iyi alış kotasyonları 1 milyon 165 bin liradan kapandı. Merkez Bankası kapanışta dolar kurunu alışta 1 milyon 160 bin 566, satışta 1 milyon 166 bin 164 olarak belirledi. Perşembe günkü kurlar 1 milyon 224 bin 807 ve 1 milyon 230 bin 714 liraydı. Kapalıçarşı'da ise önceki günü 1 milyon 230 bin liradan noktalayan dolar, 1 milyon 145 bin; mark ise 525 bin liradan kapandı.
(Harun Çümen / Ekonomi Servisi)
Derviş çok yoğun
ABD'nin başkenti Washington'da bulunan Devlet Bakanı Kemal Derviş, IMF ve Dünya Bankası'nın yarıyıl toplantılarına katılacak ve uluslararası finans kuruluşlarının yetkililerinin yanı sıra, pek çok ülkenin maliye bakanları ile görüşecek.
Dün IMF Avrupa Direktörü Michael Deppler ile Türkiye'nin Washington büyükelçiliğinde görüşen Bakan Derviş, ardından ABD Hazine Bakanı Paul O'Neill ile ikili bir görüşme yaptı. Derviş ayrıca, büyükelçilikte ekonomi ekibiyle bir çalışma toplantısı gerçekleştirdi.
Washington'da kendi evinde kalan Derviş, bu toplantının ardından, Dünya Bankası Başkanı James Wolfensohn ile Dünya Bankası'nda, İngiltere Hazine Bakanı Gordon Brown ile IMF binasında bir araya geldi.
Köhler ile bugün görüşecek
Bugün Japon Bakan Yardımcısı Haricho Kurata, İtalya Hazine Bakanı Vincenzo Visco, Alman Maliye Bakanı Hans Eichel ile görüşecek olan Derviş, ayrıca IMF Başkanı Horst Köhler ile de ikili bir görüşmede bulunacak.
Bakan Derviş yarın da Fransa Maliye Bakanı Laurent Fabius ile görüşecek. JP Morgan yatırımcı toplantısına katılacak olan Derviş daha sonra ABD'nin ekonomiden sorumlu Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Alan Larsson ile görüşecek. Derviş aynı gün, IMF icra direktörleriyle bir akşam yemeğine katılacak.
Pazartesi günü programına ABD Eximbank Başkanı James Harmon ile görüşmesiyle başlayan Derviş, ABD denizaşırı yatırım şirketi OPIC'in başkan vekili Kurt Roberts ile büyükelçilik binasında bir araya gelecek. Derviş'in, finans çevreleriyle görüşmelerde bulunmak üzere 30 Nisan Pazartesi günü New York'a hareket etmesi bekleniyor.
Niyet mektubu hazır
Yeni ekonomik program ve dış finansman ayağıyla birlikte, IMF ile yapılacak 18. stand-by anlaşmasının hazırlıkları tamamlanma noktasına gelirken, yeni niyet mektubunun da içeriği belli olmaya başladı.
Alınan bilgiye göre, 18. stand-by anlaşmasının temelini oluşturacak yeni niyet mektubu, yaklaşık 30 sayfadan oluşuyor.
Devlet Bakanı Kemal Derviş ile Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti'nin imzalarını taşıyacak olan yeni niyet mektubunun yaklaşık yarısını, fondaki bankalar ve kamu bankalarının görev zararları ile gecelik borçlanma maliyetlerinin nasıl tasfiye edileceği konuları oluşturuyor.
Yetkililer, IMF ve Dünya Bankası'ndan gelecek olan 14,3 milyar dolarlık kredinin önemli bir kısmını ve harcama önceliğini, bankacılık sektörünün oluşturacağını vurguluyorlar. Fondaki bankalar ve kamu bankalarının özelleştirilmesi konusuna bu yıl içinde çözüm bulunacağı ifade edilen niyet mektubunda, ekonomide öncelikle istikrar ve büyümenin sağlanacağı, daha sonraki aşamada ise enflasyon hedeflemesine geçileceği belirtiliyor.
Dış kaynağın belli olması nedeniyle, programın para politikası, iç borçlanmayı hafifletecek bir şekilde değişiyor. Yani, bu yılki iç borçlanma gereği, 80 katrilyondan 65 katrilyon liraya geriliyor.
Miktar artabilir
Türkiye, şu ana kadar IMF ile 17 stand-by düzenlemesi gerçekleştirirken, Aralık 1999'da yürürlüğe giren 17. stand-by düzenlemesi yaklaşık 17 ay sürdü.
Türkiye'nin, IMF ve Dünya Bankası'nın yanı sıra Japonya ve AB'den gelecek kredilerle, bu yıl içinde alacağı toplam kredi miktarı 17 milyar doları bulabilecek.
Süreç nasıl işleyecek?
Niyet mektubunun, yeni dış kaynağa göre şekillenmesinin ardından, halen Washington'da bulunan Devlet Bakanı Kemal Derviş tarafından imzalandıktan sonra, IMF Türkiye Masası yönetimine sunulacak.
Türkiye Masası uzmanları, bu mektuba IMF yazışma şekli kazandırıp, kendi düşüncelerini de ekleyecekler.
Daha sonra IMF İcra Direktörleri Kurulu, yaklaşık 10 gün içinde toplanarak, Türkiye'nin yeni stand-by düzenlemesini görüşecek. Bu düzenlemenin, mayıs ayının ilk yarısına kadar onaylanarak yürürlüğe gireceği belirtiliyor.
Önceki anlaşmalardan kalan 4,3 milyar doların yanı sıra yeni 10 milyar dolarlık ek destekle birlikte, bu yıl toplam 14,3 milyar doları bulacak mali yardımın belirli bir kısmı, IMF ve Dünya Bankası tarafından hemen serbest bırakılacak.
Kredinin geri kalanı ise IMF heyetinin, her bir ya da üç aylık periyotlar halinde yapacağı incelemelerin ardından, belirlenen performans kriterlerinin tutturulması karşılığında serbest bırakılacak. Bu yılın performans kriterlerinin, ağırlıklı olarak, yapısal önlemler ve yasal düzenlemelerin uygulanmasından oluşacağı ifade ediliyor.
Köhler 10 milyar doları teyit etti
IMF Başkanı Horst Köhler, Türkiye'ye yaklaşık 10 milyar dolar tutarında ek mali destek sağlamaya hazır olduklarını söyledi.
IMF ve Dünya Bankası'nın ilkbahar toplantılarının açılışında basın toplantısı düzenleyen Köhler, mali planın ayrıntıları üzerindeki çalışmaların tamamlanması gerektiğini kaydetti. Köhler, IMF'nin, Türk hükümeti tarafından sunulan ekonomik reform programına tam destek verdiğini de bildirdi.
Köhler, "IMF, ekonomik açıdan canlanması için Türkiye'yi desteklemeye hazırdır. Türk yetkilileri, programda öngörülen önlemlerin uygulanması için gösterdikleri çabadan dolayı kutluyorum" dedi.
ABD Hazine Bakanı Paul O'Neill de düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'ye destek planı, mevcut koşullarda ortaya konabilecek en uygun plandır" dedi.
Köhler, IMF, Dünya Bankası ve G-7 ülkelerinin Türkiye'ye verilen bu desteğin tam arkasında olduğuna dikkati çekerek "Çünkü bu program güçlü ve çok olumlu ayrıntılar içeriyor." dedi. Köhler, Türkiye'ye açılacak yeni kredinin geri ödenmesiyle ilgili olarak kuşkularının bulunup bulunmadığının sorulması üzerine, "Türkler sağlam çalışkan ve borçlarını ödemeleriyle tanınan insanlar. Bu konuda kaygımız yok. Türkiye'nin programı yeniden yapılanmayı öngörüyor." dedi.
Horst Köhler, Türkiye'nin programının aynı zamanda yolsuzlukla mücadeleyi amaçladığını belirterek, "programda yolsuzluğun önlemesi için açık hükümler var. Ekoniminin siyasetten ayrılması öngörülüyor. Programın uygulanmasıyla artık partilerin, parti liderlerinin devlet bankalarını kontrol olanağı ortadan kalkma durumuna geliyor" diye konuştu.
Köhler, programın ayrıntılarının hala Devlet Bakanı Kemal Derviş ile görüşülmekte olduğunu, bu çerçevede Türkiye'ye ödenecek taksit ve kredilerin ne kadarının bütçe içinde, ne kadarının döviz rezervlerine destek için kullanılacağı üzerinde çalışmaların sürdüğünü anlattı.
G-7 ülkelerinin ve ABD'nin Türkiye'ye yardımın IMF yoluyla yapılmasını tercih ettiklerini belirten Köhler, "Türkiye için hızlı davranmak zorundaydık. Müzakerelerin uzaması, sorunu çok daha ağırlaştırırdı. Bu programın başarıya ulaşmasıyla IMF'nin, Türkiye nezdinde ve dünyadaki konumunun da yükseleceğine inanıyorum" dedi.
Köhler, Türkiye'ye verilecek mali yardım konusunda da 10 milyar dolarlık destek teklifini IMF icra direktörleri kuruluna götürdüğünü söyledi.
S&P puanı olumlu
Rating derecelendirme kuruluşu Standard & Poor's (S&P) Türkiye''yi olumsuz izlemeden çıkardığını açıkladı. Bu, ülkenin notlarını yakında yeniden düşürmeyeceği anlamına geliyor.
S &P ayrıca Türkiye'nin uzun vadeli kredi notunu teyit etti. Bu not geçen hafta devletin borçlarını ödeyebilme yeteneği ile ilgili endişeler nedeniyle b'den b eksi'ye düşürülmüştü.
Diğer taraftan diğer bir kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye'ye açılması önerilen 10 milyar dolarlık çokuluslu kredi hattının Türk hükümetinin şu ana dek ekonomiyi yoluna koyma yönünde kararlı olduğuna dair en somut gösterge olduğunu söyledi.
Fitch, "Kuruluşumuz, kriz patlak verdiğinden bu yana zamanında ve güvenilir siyasi cevabın verilmemiş olmasını yüksek dozda eleştirmiş ve Türkiye'nin ülke notlarını iki ayda iki kez düşürerek negatif izlemeye almıştır" dedi.
Ayrıca Fitch, aralıkta sözü verilen 16 milyar dolar da hesaba katıldığında , yeni paketin önmeli bir bağlılık göstergesi olduğunu ve karşılık olarak da Türk hükümetinden politik bağlılık gerektirdiğini belirtti.
Fitch'in Türkiye notu b+'da bulunuyor.
Templeton Türk hisselerini ikiye katlıyor
Templeton fonunun gelişmekte olan piyasalar yöneticisi Mark Mobius, fondaki Türk hisselirinin payının mevcut yüzde 4'ten yüzde 7-8'e çıkarabileceklerini söyledi.
IMF ve Dünya Bankası'nın 10 milyar dolar yeni yardım paketini teyit etmesinin ardından Londra'da bir konferansta konuşan Mobius, Türkiye'nin refomları gerçekleştireceğine inandığını kaydetti. Mabius, Türkiye'de pek çok iyi şeyin olduğunu düşünüyoruz." dedi. Portföylerindeki artışın ne karad zaman içinde gerçekleşeceği sorusu üzerine ise Mobius şöyle konuştu: "Fiyatla bu seviyede kalırsa bir yada 1,5 yıl içerisinde yapabiliriz. Bu artış için kesinlikle isteğimiz var." Mobius'un tercih ettiği hisse senetleri arasında TÜPRAŞ, Akbank, Koç Holding, Arçelik ve Sabancı Holding yer alıyor.
Türkiye’ye destek yağıyor
Uluslararası Para Fonu (IMF) İcra Direktörü Horst Koehler, Financial Times gazetesinin dünkü sayısında yayınlanan bir söyleşide, hükümetin daha iyi bir politika konusundaki kararlılığı ve global ekonomiye muhtemel etkileri sebebiyle Türkiye'nin desteği hak ettiğini söyledi.
Koehler, halen yaşanmakta olan global ekonomik yavaşlamanın etkisinden hiçbir bölgenin muaf olmadığını öne sürerken, gelişmekte olan ülkelerin, yatırımcıların risk alma isteklerini azaltan global yavaşlamadan ilk ve en önde etkileneceklerini belirtti.
Dünya Bankası'ndan övgü
Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Johannes Linn de, Devlet Bakanı Kemal Derviş'in kriz sonrasında yeni bir ekonomik program uygulama çabalarından övgüyle söz etti. Linn, Almanya'da bir radyoya yaptığı açıklamada, "Geniş ana hatlar doğru yönde. Bay Derviş ile aynı bakış açısını paylaşıyoruz." dedi.
Türkiye'nin son aylarda krizle mücadelede ilerleme kaydetmiş durumda olduğunu söyleyen Linn, mevcut zorlukların sorumlusunun yüksek petrol fiyatları ve zayıf Euro gibi dış faktörler olduğunu ekledi. Linn, IMF ve Dünya Bankası'nın yanı sıra gelişmiş yedi ülke grubunun (G7) da Türkiye'ye krediler vermeleri gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin riski politik
Deutschebank Başkan Yardımcısı Cordan, Türkiye'nin Beyaz Enerji operasyonununda büyük bir testten geçtiğini belirterek, Türkiye'nin riskinin politik olduğunu vurguladı.
Deutschebank Kurumsal Finansman Başkan Yardımcısı Nicholas Cordan, "Türkiye, Beyaz Enerji Operasyonu'nda büyük bir testten geçiyor." dedi.
Cordan, insan kaynakları danışmanlığı alanında uluslararası lider şirketlerden "Heidrick and Struggles"ın Türkiye Ofisi'nin açılışı sebebiyle düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin en büyük riskinin "politik riskler" olduğunu söyledi. Beyaz Enerji Operasyonu çerçevesinde hazırlanan iddianame ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Cumhur Ersümer hakkındaki gelişmelerin tüm dünya tarafından dikkatle izlendiğini kaydeden Cordan, "Türkiye, Beyaz Enerji Operasyonu'nda büyük bir testten geçiyor. Bu iddiaların üstü de daha önce olduğu gibi kapatılacak mı, yoksa olayların üstüne gidilecek mi merak ediliyor?" diye konuştu.
Cordan, Türkiye'deki son ekonomik krizin, güven eksikliğinden kaynaklandığını düşündüklerini belirterek, şu anda karşı karşıya olunan en büyük riskin, mayıs, haziran ve temmuz aylarında ödenmesi gereken faiz borçları ve dış borçlar olduğunu kaydetti.
Cordan, Türkiye'nin bu borçları ödemek için yeniden borçlanabilmesi durumunda çok önemli bir güven tazeleyeceğini söyledi.
Devlet Bakanı Kemal Derviş'in ABD'de katıldığı toplantının da çok önemli olduğunu vurgulayan Cordan, "Bakan Derviş'in ABD'deki toplantılarda ilave 10,5 milyar dolar para bulma ihtimali büyük." dedi.
Cordan, bu miktarın 6,5 milyar dolarının IMF'den, geri kalanının da Dünya Bankası'ndan sağlanacağını kaydetti.
Meclis'te görüşülmekte olan yapısal değişim yasalarının önemini vurgulayan Cordan, bunlardan en önemlisinin Merkez Bankası Yasası olduğunu, bu yasayla Merkez Bankası'nın esnek bir yapıya kavuşacağını kaydetti.
Cordan, diğer önemli bir yasanın da vergi kayıplarına engel olabilecek kamu bankalarıyla ilgili yasa olduğunu ifade ederek, kamu bankalarının gizli sübvansiyon vermesinin engellenmesi gerektiğini söyledi. Bütün bu problemlere rağmen Türkiye'nin büyük bir sermayesi olduğunu belirten Cordan, Türkiye'nin yaş ortalaması 27 olan 70 milyon insanıyla çok güçlü bir potansiyeli olduğunu ve çok güçlü bir girişimci geleneğe sahip bulunduğunu kaydetti.
Yunanistan’la turizmde işbirliği
Yunanistan ile yıllardır aramızda süren gergin ilişkiler yerine dostluk ilişkilerine bırakıyor. Türk ve Yunanlı işadamları ortak işbirliği yapabileceklerini, turizm başta olmak üzere birçok alanda işbirliği yapabileceklerini açıkladılar. Türk ve Yunanlı işadamları turizm için ortak paket hazırlayarak her iki ülkeye turlar düzenleyebileceklerini ifade ediyorlar.
Türk-Yunan İş Konseyi toplantısını katılan her iki ülkenin işadamları Türkiye ve Yunanistan'ın ortak şirketler kurarak üçüncü pazarlara birlikte açılabileceği mesajını verirken, işadamlarının bu isteklerine siyasilerden de yankı geldi.
Yunanistan Kültür Bakanı Evangelos Venizelos ise 2008 ya da 2012 yılındaki Avrupa Futbol Şampiyonasını da Türkiye ile ortak düzenlemek istediklerini, bu yönde çalışacaklarını söyledi. Venizelos, şunları söyledi: "Türk ekonomisinin gidişatını dikkatle izliyoruz. Çünkü biz güçlü bir Türk ekonomisi, Türk toplumunun güçlü olmasını istiyoruz. Ekonomik ve sosyal açıdan karşımızdaki konuşmacılardan dürüst ve samimi bir diyalog istiyoruz. Bu uzun vadeli Türk-Yunan ilişkileri için ve Türkiye'nin Avrupa yolunda atacağı adımlar için önemli."
Türk-Yunan İş Konseyi Eş Başkanı Şarık Tara da konuşmasında, geçen yıl iki ülke arasındaki ticaret hacminin yüzde 20 civarında arttığını ve bu artışın giderek hızlandığını vurgulayarak, bu sene 1 milyar doları geçeceklerini bildirdi. Konuşmasında ekonomik krize de değinen Tara, bu kadar dinamik ve genç özel sektöre sahip olan bir Türkiye'nin niçin bir ekonomik darboğaza girdiğini anlamanın çok zor olduğunu kaydetti. "Bunda Türk özel sektörünün kabahati yok." diyen Tara, "Bütün dünya Türkiye'ye bu hak etmediği, sırf menagament (yönetim) hatasından olan bu durumdan çıkması için yardım etmektedir. Ve ne güzeldir ki komşumuz Yunanlılar da bu endişe, bu sevgi ile bu istikamette, gerek AB gerekse diğer platformlarda çalışmaktadırlar ve çalışacaklarına da eminim." dedi. Ekonomi Servisi
İhracat kıpırdadı
Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE), bu yılın şubat ayında 2 milyar 375,4 milyon dolarlık ihracat, 3 milyar 448,8 milyon dolarlık da ithalat yapıldığını açıkladı.
DİE verilerine göre, 2001 yılı Şubat ayı, geçen yılın şubat ayı ile karşılaştırıldığında, ihracat yüzde 5 artarken, ithalat ise yüzde 12,3 azaldı.
Geçen yılın şubat ayında, 2 milyar 263,3 milyon dolar ihracat ve 3 milyar 931,4 milyon dolar tutarında ithalat yapılmıştı.
Verilere göre, bu yılın ocak-şubat döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre ihracatın yüzde 4,5, ithalatın ise yüzde 3,7 oranında arttığını bildirdi.
DİE'nin açıkladığı şubat ayı geçici ihracat ve ithalat verilerine göre, bu yılın ocak-şubat döneminde ihracat 4 milyar 582,1 milyar dolar, ithalat ise 7 milyar 425,7 milyon dolar olarak gerçekleşti.
2000 yılının aynı döneminde ise ihracat 4 milyar 385,9 milyon dolar, ithalat da 7 milyar 160,5 milyon dolar olarak gerçekleşmişti.
Bu yılın ocak-şubat döneminde dış ticaret açığı yüzde 2,5 oranında artışla, 2 milyar 774,6 milyar dolardan 2 milyar 843,6 milyon dolara yükseldi.
Yılın iki ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 61,7 oldu. 2000 yılının aynı döneminde bu oran yüzde 61,3 olmuştu.
Öte yandan şubat ayında sermaye malları ithalatı yüzde 20,6, ara malları ithalatı yüzde 10,9 tüketim malları ithalatı da yüzde 11,7 oranında geriledi.
Demeç değil, para
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yıldırım, "Devlet Bakanı Kemal Derviş her gün demeç verip açıklama yapacağına parayı alıp getirsin oradan. Biz kendisine 3 ay süre vermiştik, 2 ay bitti." dedi. Yıldırım, Bakan Deviş'in dışarıdan ek 10 milyar dolar kredi desteği sağlanacağına ilişkin açıklamasıyla, kamuoyunun beklenti içine sokulduğunu söyledi.
Mehmet Yıldırım, artık ülkeyi, "bu para gelse ne olacak, gelmese ne olacak"tan çıkarmak gerektiğini kaydetti. "Gelmese ne olacak, bu ülke batacak mı?" diye soran Yıldırım, bu bakımdan kendisinin Bakan Derviş'in hükümetin dışında bir işler yapıyormuş havasına girmesini de yanlış bulduğunu belirtti. Yıldırım, şunları söyledi: "Ama bu mevcut hükümetle de yürümeyeceği ortada. Bir an önce bu hükümetin, aklıselim parti başkanlarının aklıselim bir araya gelip Meclis içerisinden bir hükümet çıkarıp, her gün bu insanlara eziyet etmekten bu hükümet vazgeçecek durumu önce sağlamamız lazım. Ondan sonra para kolay, parayı buluruz. O güven sağlansın, ondan sonra benim ülkemden giden para gelse yeter bana."
Sağlanacak dış kaynağın piyasalara etkisine ilişkin olarak da Yıldırım, "Öyle para gelecek de, sizin cebinize, benim cebime, halkın cebine bir şey gireceği yok. Türkiye'nin önünde haziran ve temmuzda 10 milyar dolara yakın ödemesi var. Sorun, onların ödenmesi döneminde lazım olacak parayı tedarik etmekte." diye konuştu.
Sözleşmeleri Ecevit çözecek
2001-2002 tarihleri arasında yürürlükte kalacak olan ve yaklaşık 500 bin kamu işçisini ilgilendiren toplu iş sözleşmelerinde kilidi Başbakan Bülent Ecevit'in çözmesi bekleniyor.
Türk-İş Genel Başkanı Bayram Meral, mayıs ayının başında Başbakan Ecevit'i ziyaret edeceklerini bildirdi.
Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler'in Türk-İş'e sunduğu teklifle başlayan müzakereler Başbakan Ecevit'le yapılacak görüşmeyle devam edecek. Konuyla ilgili Zaman'a açıklama yapan Bayram Meral, "Sendikalar ve kamu işçisi alanlara inip inmeyeceğine Başbakan Bülent Ecevit'le görüştükten sonra karar verecek." şeklinde cevapladı.
Görüşmeler nerede kilitlendi?
Bakan Keçeciler'in teklifini kabul etmeyen Türk-İş, birinci altı ay yüzde 25 artı 5 puan refah payı istedi. İkinci, üçüncü ve dördüncü altı aylar için ise altı aylık enflasyon artı refah payı teklif etti.
İşçi konfederasyonlarının teklifi reddetmesi üzerine hükümet kanadı birinci altı ay için yevmiyelere yansıtılmamak ve dördüncü altı ayda ödenmek kaydıyla birinci altı ay yüzde 18 oranında ücret artışı teklif etti. Ayrıca dördüncü altı ayda büyüme oranının bir buçuk katı kadar ek zam yapılmasını önerdi. İşçi konfederasyonları bu teklifi de kabul etmeyince sözleşmeler kilitlendi.
(Şahin Ali Şen / Ankara Zaman)
Emlakbank kaynak arıyor
Emlak Bankası'nda, bankanın mali bünyesine olumsuz etkilerin azaltılması ve gelir artırıcı yeni kaynaklar oluşturmak üzere yeni kararlar alındı.
Bankanın özkaynaklarındaki olumsuzluk nedeniyle, yeni kredi kullandırımı konusundaki sınırlamaların dikkate alınarak, bankacılık hizmet gelirlerinin artırılması için şubelerin olağanüstü çaba göstermesi de isteniyor. Bankanın temel amacının küçük, verimli ve dinamik bir bilanço oluşturma olduğu kaydedilirken, banka tarafından verimsiz ve potansiyeli olmayan şubelerin de kapatılacağı belirtildi. Yeni politika ve çalışmalara uyum sağlayamayan, yurtiçinde ve dışında faaliyet gösteren ünitelerin de kapatılacağı ifade edildi.
THY'ye özelleştirme zammı
Türk Sivil Havacılık Yasası'nın 25. maddesinde yapılan değişiklikle iç hat bilet fiyatlarının tespitinin kuruluşlara bırakılmasından sonra THY ücretlere yüzde 34 oranında zam yaptı.
Türk Hava Yolları (THY), iç hat bilet ücretlerine 30 Nisan Pazartesi gününden geçerli olmak üzere ortalama yüzde 34 zam yaptı. THY Genel Müdür Vekili ve Uçuş İşletme Başkanı kaptan pilot Oktay Öztekin, THY Genel Müdürlük binasında düzenlediği basın toplantısıyla zam kararını açıkladı.
Türk Sivil Havacılık Yasası'nın 25. maddesinde yapılan değişiklikle iç hat bilet fiyatlarının tespitinin kuruluşlara bırakıldığını hatırlatan Öztekin, "Diğer özel havayolları ile birlikte THY de dış hatlarda olduğu gibi iç hatlarda da ücret tarifesini ticari, mali ve ekonomik şartlara uygun olarak belirleme yetkisini almıştır. THY bu yetkisini ekonomik şartları göz önünde bulundurarak, gelir –gider dengesi içinde büyük bir sorumluluk bilinciyle kullanacaktır. Ücret çeşitlendirmesiyle ilgili çalışmalarımız devam etmektedir." dedi.
İç hat bilet ücretlerine zammın kaçınılmaz hale geldiğini de savunan Öztekin, 30 Nisan Pazartesi gününden itibaren iç hat bilet ücretlerine yüzde 34 oranında zam yapıldığını bildirdi.
(Mustafa Gün / İstanbul Zaman)
'Yabancılar Türkiye'den kaçıyor'
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Üyesi Necati Arıkan, Türkiye'de yatırım ortamı kalmadığını öne sürerek, "Yabancı yatırımcı Türkiye'den Doğu Avrupa ülkelerine kayıyor" dedi. 26. İktisatçılar Haftası çerçevesinde düzenlenen "Türkiye'nin yatırım stratejileri ne olmalıdır?" başlıklı oturumda konuşan Necati Arıkan, küreselleşmenin Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırdığını dile getirdi.
"Dünyanın her yerine mal satabilirsiniz; ama dünyanın her yerinden de size mal gelebilir" diyen Arıkan, rekabet gücünü artırmanın yolunun Türk sanayiinin gücünü kullanmak ve geçmiş deneyimlerden faydalanmak olduğunu söyledi. Arıkan şuanda Türkiye'de yatırım ortamı kalmadığını belirterek " Yabancı yatırımcı Türkiye'den Doğu Avrupa ülkelerine kayıyor."
KOBİ'lere kalkınma imkânı
Bölgesel kalkınma projelerini hayata geçirmek amacıyla Türkiye Kalkınma Bankası (TKB), Türkiye SİAD Platformu ve TÜSİAD arasında bir işbirliği protokolü imzalandı.
TKB Genel Müdürlüğü'nde yapılan protokole TKB Genel Müdürü Taci Bayhan, Türkiye SİAD Platformu İcra Kurulu ve ANSİAD Başkanı Bekir Özsoy ile TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan imza koydu.
TKB Genel Müdürü Taci Bayhan, protokolün 4 yıldır gerçekleştirilmeye çalışıldığını ve nihayetinde sonuçlandırıldığını söyledi. Bayhan, bölgesel kalkınma politikalarının sanayi, eğitim, sağlık, enerji ve turizm alanlarında etkin bir uygulayıcısı olan Kalkınma Bankası'nın bölgesel kalkınmada yerel inisiyatifi içine alan bir ortak çalışma modelinin Türkiye SİAD Platformu ve TÜSİAD ile işbirliği çerçevesinde uygulanmasına teknik destek vereceklerini kaydetti.
Bu modelin istihdamı artırma, çevreye duyarlılık, yöre potansiyelini harekete geçirmenin yanında uluslararası piyasalarda rekabet etkinliği sağlayacak projelerden oluşacağını ifade eden Bayhan, böylece yerel yatırımcıların projelerinin de hayata geçirilebilme fırsatının yakalanacağını kaydetti.
TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan da Türkiye'nin en önemli problemlerinden birisinin bölgesel kalkınma projelerinin olmaması olduğuna dikkat çekerek, bu projeyle KOBİ'lerin gelişmesi için bir imkan meydana getirilmiş olacağını söyledi. Özilhan, TÜSİAD ve SİAD'ların oluşturulacak bu projelere fon sağlayacağını, ayrıca projelerin AB kalkınma fonlarından da destekleneceğini bildirdi.
Model nasıl işleyecek?
Türkiye Kalkınma Bankası, Türkiye SİAD Platformu ve TÜSİAD ile yapılan protokole göre, model şöyle işleyecek: Yurt düzeyine dağılmış SİAD'lar yatırım başvurularını toplayacak. Tüzel ya da gerçek kişiler, vakıflar hatta il özel idareleri proje üretip, bu projeleri SİAD'lara götürecekler.
SİAD'lar gelen bu projeleri TÜSİAD'a ulaştıracaklar. TÜSİAD'da yatırım yapılmak istenen alanlar ve yatırım konuları incelenerek projeler seçilecek. Bu projelerin fizibilitesi Kalkınma Bankası tarafından yapılacak. Daha sonraki aşamada kaynak bulma arayışına gidilecek. Kaynak bulma aşamasında ise yine TKB devreye girecek ve AB Kalkınma Fonu başta olmak üzere dış kaynak arayışına yönelinecek.
Alfa Romeo Tofaş'ta
Zeytinoğlu Grubu tarafından 1994 yılından beri yürütülen Alfa Romeo'nun Türkiye Temsilciliği, 1 Mayıs'tan itibaren Tofaş'a geçiyor.
Zeytinoğlu ise, Alfa Romeo markasına hizmet veren Tofaş'ın bayi teşkilatının bir parçası olarak kaldı. Tofaş'tan yapılan açıklamada, mevcut 6 Alfa Romeo bayii ve 18 servis, aşamalı olarak Alfa Romeo markasına hizmet verecek Tofaş bayi teşkilatı ile genişletilecek. Tofaş bayilerinden Alfa Romeo müşterileri faydalanacak.
Özaltın haziranda yollarda
Adana'da faaliyet gösteren Özaltın Makine iç pazardan ve Uzakdoğu'dan bir araya getirdiği parçalarla ürettiği Özaltın marka araçlarını tanıtmaya başladı. Öncelikle farklı şasi ve karoserlerde 40 araç üreten Özaltın Makine Yönetim Kurulu Başkanı Edip Özaltın, daha önce seri üretime geçmeyi planlamalarına rağmen bürokratik engellere takıldıklarını belirterek haziranda seri üretim yapacaklarını söyledi.
Özaltın marka buzdolabı üreten fabrikasını otomotiv fabrikasına çevirmek için 2 yıl önce işe başladıklarını belirten Özaltın, fabrikada 20 dakikada bir araç üretecek kapasite olduğunu bununla yılda 24 bin araca çıkılabileceğini dile getirdi. Otomotiv fabrikası kurmak için 20 milyon dolar yatırım yaptığını söyleyen Özaltın, yatırımın tamamına yakınını öz kaynaklardan karşıladıklarını söyledi.
Özaltın, üretilen araçların iç piyasanın yanı sıra yurt dışına ihraç da edileceğini ifade etti. Özaltın markalı araçları satmak için yurtiçindeki bayilik yapısının tamamlandığını Türkiye çapında 130 adet bayilik verildiğini belirten Edip Özaltın, bölgesel, il bazında ve büyük ilçelerde olmak üzere üç tip bayilik teşkilatı kurulduğunu söyledi.
Özaltın'ın motor şanzıman ve difransiyel gibi parçaları Japonya, Çin ve Tayvan'dan ithal ediliyor. Diğer tüm aksamları ise Türkiye'de bulunan yan sanayi üreticilerinden sağlanıyor. Özaltın markasıyla üretilen panelvan, pikap, minibüs ve kamyonetlerin modelleri de Silver, Platin EX, Gold, Kristal, Başak, Platin, Silver EX ve Sedef olarak belirlendi.
(Mustafa Kirazlı / Adana Cha)
OYDER, muayene yetkisi istiyor
Otomotiv Yetkili Satıcıları Derneği (OYDER) Yönetim Kurulu Başkanı İsmet Tepret, motorlu araçlar fenni muayene yetkisinin yetkili satıcıların yetkili servislerine verilmesini istedi.
Tepret, motorlu araçların muayenelerinin Karayolları Genel Müdürlüğü'ne ait muayene istasyonlarında yapıldığını hatırlatarak "İlgili kanuna göre, 12047 TSE belgeli bin 650 yetkili servise de bu muayene yetkisinin verilmesini talep ettiklerini söyledi.
Devletin bu yetkiyi otomotiv yetkili satıcılarının yetkili servis istasyonlarına vermekle 70 milyon dolar gelir sağlayacağını belirten Tepret, yolsuzlukların da önüne geçilmiş olacağını dile getirdi.
Türkiye'de 2000 yılı sonu itibariyle 7 milyon 200 bin motorlu araç bulunduğunu, bunun 1 milyon 300 bin adedinin ise İstanbul'da olduğunu belirten Tepret, normal şartlarda Avrupa standartlarında 20—40 dakika süren fenni muayenenin, İstanbul'da 10 dakikada yapıldığını ve kontrolün de gözle yapılan basit kontrolleri kapsadığını söyledi.
(Mithat Önal / İstanbul Cha)
|