GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

28/04/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



HABERLER 


Sıra hocalara geldi

İÜ Rektörü Kemal Alemdaroğlu, hiçbir gerekçe göstermeden Hüseyin Hatemi, Bülent Tanör, Şefik Dursun'un da aralarında bulunduğu 7 profesöre olumsuz sicil verdi.

Üniversitedeki uygulamalarıyla sürekli tartışma konusu olan İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, şimdi de üniversite içinde yönetime muhalefetiyle tanınan hocalara verdiği "olumsuz sicil" ile gündemde. Rektör Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu tarafından Prof. Dr. Hüseyin Hatemi, Prof. Dr. Mesut Parlak, Prof. Dr. Reşat Apak, Prof. Dr. Tahsin Yeşildere, Prof. Dr. Bülent Tanör ve Prof. Dr. Alaaddin Çelik'e "olumsuz sicil" verildi. 7 hoca, temmuz ayında yeniden yapılacak sicil değerlendirmesinde de olumsuz sicil alırlarsa üniversiteden atılacaklar.

Prof. Dr. Alemdaroğlu'nun üniversite tarihinde daha önce verilmeyen bu cezayla, kendisine muhalif öğretim üyelerini üniversiteden uzaklaştırarak aralık ayında yapılacak rektörlük seçimlerine tek aday olarak girmeyi hedeflediği iddia ediliyor. Prof. Dr. Mesut Parlak ve Prof. Dr. Şefik Dursun'un Alemdaroğlu'nun az farkla birinci olduğu rektörlük seçimlerinin adaylarından olması da bu iddiayı güçlendiriyor.

Gerekçe göstermedi

Prof. Dr. Hüseyin Hatemi dışında, olumsuz sicil verilen altı hocanın bir başka ortak noktası da geçtiğimiz yıl TBMM'de oluşturulan komisyonda İÜ yönetimi hakkında ifade vermiş olmaları. Komisyonda ifade veren diğer hocalar olan Prof. Dr. Aysel Çelikel, Prof. Dr. Ülkü Azrak ve Prof. Dr. Burhan Şenatalar'ın ise İÜ'den emekli oldukları için ceza almadıkları ifade ediliyor. Alemdaroğlu'nun sicil verme yetkisine sahip dekanları aşarak, gerekçe bildirmeden ve geçmişe dönük olarak verdiği haksız sicil notuna karşı öğretim üyeleri dava açarak haklarını aramaya başladı. Dava açma konusunda en erken davranan ise İÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Hatemi oldu.




Kansere 'Şifa' neşteri

Teknolojik ve güvenilir sağlık hizmeti ile İzmirlilerin gönlünde taht kuran Şifa Tıp Merkezi, ikinci sağlık tesisini Bornova'da hizmete açtı.

Hastanede tüm dallarda poliklinik hizmeti; biyokimya ve mikrobiyoloji laboratuvarı; bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans, konvansiyonel röntgen ve ultrasonografi tetkiklerini içeren radyoloji ünitesi; tüp bebek merkezi ile kanser teşhis ve tedavi merkezi yer alıyor. Hastanede özellikle Türkiye'de ilk niteliğindeki PET hizmeti ile tümörün şekline göre ışın verilerek etkili radyoterapi sağlayan Radyoterapi Merkezi göz dolduruyor. Tesisi hizmete geçirmekten büyük mutluluk duyduklarını belirten Şifa Sağlık Sistemleri Genel Direktörü Mahmut Akdoğan, kanserin teşhisinde en ileri tetkik olan 'Pozitron Emisyon Tomografi'nin büyük önem taşıdığını vurguladı. Sistemle ilgili bilgiler veren Akdoğan, "PET sistemi; onkolojik, kardiyak ve nörolojik hastalıkların teşhisinde kullanılan en yeni tetkiklerden birisi. Bu sistem, birçok hastalığın erken teşhisinde önemli bir araç olmasının yanı sıra, hastalığın tedaviye cevap verip vermediği, ne kadar ilerlediği tespit edilebiliyor." şeklinde konuştu. A.Gökmen Şireci- İZMİR (cha)




Saçım sakalım zorla kesildi

Mesihlik iddiasıyla ortaya çıkan eski milletvekili Hasan Mezarcı, oğlu Fatih Mezarcı aracılığıyla basına gönderdiği yazılı açıklamasında, gözaltına alınışından bugüne kadar karşılaştığı olayları anlattı.

Cezaevi müdürlüğü aracılığı ile Cumhurbaşkanı, Başbakan, İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanı'na şikayet dilekçesi olarak gönderdiği yazıda Mezarcı, Türkiye'ye giriş yaptığı 9 Nisan'dan bu yana hiçbir resmî kişi veya makam tarafından neyle suçlandığının kendisine bildirilmediğini ve ön ifadesi alınmadığını kaydetti. Mezarcı, İpsala'dan Bandırma Cezaevi'ne gönderildiğini, burada zorla saç sakal tıraşı yapıldığını ve deli muayenesi için hastaneye götürüldüğünü söyledi. İSTANBUL (cha)




Mercedes'e tutuklama kaldırıldı

Mercedes Benz Türk AŞ'nin yabancı uyruklu 9 yöneticisi hakkında verilen tutuklama kararı kaldırıldı.

Konya Karapınar'da 3 yıl önce meydana gelen ve 49 kişinin yanarak ölümüyle sonuçlanan kazayla ilgili yargılama sürecinde, Mercedes Benz Türk AŞ'nin yabancı yöneticileri hakkında verilen tutuklama kararı kaldırıldı. Mercedes'in tutuklama kararına yaptığı itiraz, dün Ereğli Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüşüldü. Mahkeme, 'sanıkların tutuklanmalarını gerektirecek koşulların oluşmadığına' karar verdi. Mahkeme, şirketin 9 yabancı yöneticisi hakkındaki tutuklama kararını kaldırarak, dosyayı yeniden Karapınar Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderdi. TÜSİAD, Oto Sanayicileri Derneği ve Yabancı Sermaye Derneği, Mercedes'in 9 yabancı yöneticisi için tutuklama kararı veren Karapınar hakimi'ni Başbakan'a şikayet etmişti. Hürriyet gazetesi de önceki gün konuyu manşetine çekerek Mercedes'e destek vermişti. Karapınar Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Habip Kılınç ise "Kanun önünde herkes eşittir. Mercedes'e ayrıcalık yapılamaz." demişti. İSTANBUL (cha)




Şekerbank'a gözaltı

1953'te pancar köylüsünün kurduğu Şekerbank'ın büyük bir kısmı, 1995'te faaliyete geçen 'Şekerbank Personeli Munzam Sandığı Vakfı'nın eline geçti. Çiftçi isyanda. Cumhurbaşkanı Sezer, olayı mercek altına aldı.

1953 yılının ağır ekonomik şartlarında pancar köylüsünün alın teri ve öz sermayesi ile kurulan, ilk adı "Pancar Kooperatifleri Bankası" olan Şekerbank da artık pancar çiftçisinin elinden çıktı. Söz konusu durum, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in dikkatinin Şekerbank üzerinde yoğunlaşmasına sebep oldu. Yoğun şikayetleri de dikkate alan Sezer'in, yüzde 90'lara varan çiftçi hisselerinin, son 5 yıl içinde yüzde 26,09'a düşmesinin altında yatan gerçeği araştırdığı ifade ediliyor.

5 yılda yok edildi

Pancar Ekicileri Kooperatifi ve üst yönetimi olan Pankobirlik'in hisse oranları, 1994'e kadar yüzde 90'lar civarındaydı. Ancak söz konusu hisseler daha sonra 1995'te faaliyete geçirilen "Şekerbank Personeli Munzam Sandığı Vakfı"na kaydırılmaya başlandı. Pancar Ekicileri Kooperatifi ve Pankobirlik'in, Şekerbank üzerindeki 47 yıllık söz hakkı da elinden alındı. Söz konusu durum, dikkatlerin Şekerbank üzerinde yoğunlaşmasına sebep oldu. Cumhurbaşkanı Sezer'in Şekerbank üzerinde inceleme yapma aşamasına gelmesinde bu tablonun etken olduğu ifade ediliyor.

Yönetimi 'af' kurtardı

Şekerbank Yönetim Kurulu üyeleri, 'hizmet nedeniyle emniyeti suiistimal suçundan' yargılanacaklardı. Ancak imdatlarına Af Kanunu yetişti. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, yeminli murakıplar tarafından hazırlanan rapor üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Cumhuriyet Başsavcısı, yaptığı inceleme sonucunda Şekerbank Yönetim Kurulu üyeleri, "Hasan Basri Göktan, Hamza Akanış, Selçuk Öztek, Fahrettin Çuroğlu, Mehmet Fatih Şahin ve Mehmet Serdar Karaalp'in "hizmet nedeniyle emniyeti suiistimal" ettikleri kanaatine vardı. Ancak işlenilen suç af kapsamına girdiği için sanıklara herhangi bir ceza verilmedi.




Canavara tokat

Antalya'nın Kale ilçesinde 3 gencin ölümüne yol açan alkollü sürücüye verilen 10 yıl hapis cezası, Yargıtay tarafından onaylandı.

Mağdurların avukatı İlhan Ertaş, Yargıtay'ın kararını "Trafik canavarına atılan bir tokat" olarak niteleyerek, "Yargıtay'ın bu kararı, tüm trafik davalarına örnek teşkil edecektir." dedi. Sanık Murat Kocatopba'nın cezalandırıldığı, TCK'nın 455. maddesi özetle şöyle: "Tedbirsizlik veya dikkatsizlik veya meslek ve sanatta acemilik ile bir kimsenin ölümüne sebebiyet veren şahıs, 2 seneden 5 seneye kadar hapse mahkûm olur. Eğer fiil birkaç kişinin ölümünü mucip olmuş ise 4 seneden 10 seneye kadar hapis cezasıyla mahkûm olur. "




Gürbüz Çapan da cezaevinde

Esenyurt Belediyesi'nde imar yolsuzluğu yaptığı gerekçesiyle gözaltına alınan Belediye Başkanı Gürbüz Çapan, İstanbul DGM'ce tutuklandı.

Esenyurt Belediyesi'nde imar işlerinde yolsuzluk yapıldığı iddiasına ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında Almanya'dan döndükten sonra gözlem altına alınan Gürbüz Çapan ile Ekin Tekstil'in sahibi Kemal Onuk'un, jandarmadaki sorgusu dün tamamlandı. İstanbul DGM Cumhuriyet Savcısı Ahmet Kelebek tarafından sorgulanan Çapan ve Onuk, tutuklanma talebiyle Nöbetçi 3 No'lu DGM'ye sevk edildi. Çapan ve Onuk, DGM'ce tutuklandı. 'Çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak' suçlamasıyla tutuklanan Çapan, Kartal Cezaevi'ne konuldu. Öte yandan, Gebze Belediyesi'ndeki arazi yolsuzluğu ve rüşvet iddiaları ile ilgili olarak gözaltına alınan Belediye Başkanı Ahmet Penbegüllü ve 4 belediye başkan yardımcısının aralarında bulunduğu 15 kişi de, emniyetteki sorgulamalarının tamamlanmasının ardından dün DGM'ye sevk edildiler.

Bülent Ceyhan-Kazım Canlan / İSTANBUL (cha)




Işıkgöz ailesi zor durumda

Sağlık Bakanlığı, doğum sırasında verilen Kızılay kanıyla AIDS hastalığına yakalanan Siverekli Müzeyyen Işıkgöz'e yaptığı ilaç yardımını kesti. Aile, yeşil kart için başvurdu.

Şanlıurfa'da doğum esnasında verilen Kızılay kanıyla AIDS hastalığına yakalanan Müzeyyen Işıkgöz'ün ilaç masraflarını bugüne kadar karşılayan Sağlık Bakanlığı yardımını kesince aile yeşil kart için Siverek Kaymakamlığı'na müracaat etti. Ailenin avukatı Şehmus İnal, Sağlık Bakanlığı'nı, aileyi ölüme terk etmekle suçlayarak, "Sağlık Bakanlığı, Kızılay tarafından mağdur edilen ailenin ilaç masraflarını son bir aya kadar karşılıyordu. Ancak, yaşanan ekonomik krizle birlikte ilaç fiyatları da yükseldi. Sanırım, Sağlık Bakanlığı bunu bahane ederek ailenin ilaç masraflarını karşılamayı iptal etti. Hiçbir geliri ve sosyal güvencesi olmayan ailenin bundan sonraki durumunun daha acı olacağını düşünüyorum." dedi. İnal, AIDS'li ailenin ilaç masrafının aylık 400–500 milyon lira civarında olduğunu ve ailenin bu ilaçları alacak parasının olmadığını, bu yüzden yeşil kart için müracaat ettiklerini söyledi.

Durumu ağırlaşan Müzeyyen Işıkgöz'ün eşi Sedat Işıkgöz de, eşinin son günlerde sürekli hasta olduğunu ve para bulamadığı için de tedaviye götüremediğini söyledi. Işıkgöz, yaşadıkları sıkıntıları şöyle dile getirdi: "Eşimin normalde 3 ayda bir Ankara Numune Hastanesi'ne giderek tedavi görmesi gerekiyor. Ama bu yapılmıyor. Yeşil kartı çıkardığım zaman eşimi Ankara'ya götüreceğim. Çünkü vücudunun her yerinde yaralar çıkıyor."




İnterbank'tan yargılandı

Amerika'dan bugün getirilecek olan Cavit Çağlar, İnterbank'ın içinin boşaltılması ile ilgili davada dün yargılandı.

ABD'den bugün Türkiye'ye getirilecek olan Devlet eski Bakanı ve işadamı Cavit Çağlar hakkında, sahibi olduğu İnterbank'ın içini boşalttığı gerekçesiyle açılan davaya dün devam edildi. Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya 35 sanıktan hiç kimse katılmazken, Çağlar'ın dört avukatı ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu adına da 3 avukat hazır bulundu. Duruşmada söz alan sanık avukatlarından Tamer Serim, Çağlar'ın "Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Bankalar Yasası'na göre sonradan oluşmuştur. Suç tarihi itibariyle henüz bu kurum oluşmamıştır. Dolayısıyla suçtan sonra kurulan bu kurumun suçtan zarar gördüğü söylenemez." dedi. Son zamanlarda her türlü eylemi çeteye sokma modasının yaşandığını savunan Serim, "Çete suçunun oluşabilmesi için sanıkların suçu işlemeleri için teşekkül oluşturmaları gerekir, oysa mahkemenizde görülen davada çeşitli şirketler ve yöneticiler söz konusudur." diye konuştu. BDDK avukatı, sanıkların dayanışma içinde müsnet suçu işledikleri gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek, davanın İstanbul DGM'ye sevk edilmesini, İnterbank'ın avukatı ise sanıklar hakkında cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçundan Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın görevsizlik kararı verilerek, İstanbul DGM'ye gönderilmemesini talep etti. Mahkeme heyeti, çete suçundan mahkemeye herhangi bir kamu davası açılmadığından müdahil avukatların görevsizlik talebinin reddine, müdahil ve vekillerinin TCK'nın 313. maddesi gereğince İstanbul DGM Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunmalarının mağduriyetlerine karar vererek, duruşmayı, Anayasa Mahkemesi'nden gelecek cevap için erteledi.




22 üniversite soydu

22 üniversiteyi soyan Emin Köroğlu, Gazi Üniversitesi'ni soyarken suçüstü yakalandı.

Köroğlu'na, yaklaşık 3,5 ay önce hırsızlık yaptığı Erciyes Üniversitesi'nde tatbikat yaptırıldı. Asayiş Şube Müdürü Hasan Çiftçi, Köroğlu'nun hırsızlıktan 41 ayrı sabıkası olduğunu, aralarında Erciyes Üniversitesi'nin de bulunduğu 22 ayrı üniversiteyi soyduğunu ve çaldığı paralarla otomobil aldığının belirlendiğini bildirdi. KAYSERİ (cha)




Taliban'dan Türk okullarına tavır

Türk okullarının seviye tespit sınavını iptal etti. Türk bayrağını gönderden indirdi. Türk öğretmenleri geri gönderme kararı aldı. Okullarda sadece birer Türk yönetici olacak.

Afganistan'da yönetimi elinde bulunduran Taliban, ülkede yaklaşık 5 yıldır faaliyet gösteren Türk okullarına tavır almaya başladı. Taliban yönetimine bağlı Eğitim Bakanlığı, Afgan–Türk Çağ Eğitim Vakfı (ATÇE) bünyesinde ve NGO (Non–Govermental Organization) statüsünde faaliyet gösteren Türk okullarının seviye tespit sınavı ile öğrenci almasını engellemek için, tarihi önceden belirlenmiş sınavı iptal etti.

Sınavdan yaklaşık 18 saat önce alınan kararın, Afgan eğitim müdürlerinin, Taliban yönetiminin Eğitim Bakanı Mevlana Emir Han Muttaki ile yaptığı toplantıdan sonra açıklanması dikkat çekti. Eğitim müdürlerinin Muttaki'ye, Türk okullarından şikâyet ettiği belirtiliyor. Sınav tarihi, merkezi başkent Kabil'de bulunan ve ATÇE bünyesinde faaliyet gösteren Türk okullarının genel müdürlüğü tarafından belirleniyor. Bu yıl, nisan ayında yapılması planlanan sınav için gerekli soru kitapçıkları basılmış; sınav yeri için UNESCO'ya bağlı Kabil Üniversitesi seçilmiş; sınavda görev yapacak yetkililer belirlenmişti. Eğitim Bakanlığı'nın bilgisi dahilinde yapılan bu hazırlıklar, ağır kış şartlarının yaşandığı Kabil'e şehir dışından gelen öğrencileri ve velileri mağdur etti. Öğrenciler ve velileri, Taliban yönetiminin Eğitim Bakanı Muttaki'nin sınava 18 saat kala gönderdiği yazılı kararı ile büyük bir şok yaşadılar.

Konuyla ilgili olarak bir açıklama yapan ATÇE yetkilileri, Türk okullarında Eğitim Bakanlığı tarafından atanan müdürlerin sık sık değiştirildiğini belirterek, 'Keyfî uygulamalara maruz kalan okullarımızın faaliyetleri resmî olarak kısıtlanmak istenmektedir.' dedi. Türk okullarının özellikle bilim olimpiyatlarında aldığı başarılardan söz eden aynı yetkili, 'Okulların her yeni başarısında yeni bir sorun çıkarıp başarılarımız gölgelenmek istenmiştir.' diye konuştu.

Türk okullarında görev yapan Türk öğretmenlerin geri çekilmesi ve eğitimin, bundan böyle Afgan öğretmenler nezdinde yapılması kararının alındığını belirten aynı yetkili, 'Şu anda okullarda, birer Türk yönetici bulunması kararı alındı ve faaliyetlerin yine ATÇE bünyesinde devam edilmesine izin verildi.' dedi.

Türk bayrağına yasak

Taliban, Türk bayrağından da rahatsız oldu. Ülkenin kuzeyindeki Mezar–ı Şerif'te faaliyet gösteren Murtaza Ali Lisesi'nin bahçesindeki Türk bayrağı, bölge valisinin duyduğu rahatsızlık sebebiyle Taliban askerleri tarafından gönderden indirildi. Türk bayrağının göndere çekilmesinin yasaklanmasına gerekçe olarak Türk okullarının Türkiye'ye ait olmadığı; faaliyetlerinin de Taliban yönetiminin elinde olduğu ileri sürüldü. Okulların hiçbirisinde Türk bayrağının asılı olmamasını isteyen Taliban yönetimi, bu durumun öğrencilerle velilerine yansıtılmamasını da talep etti.

Taliban yönetimi ayrıca, öğrencilere Türkçe öğretildiği ve Türk milliyetçiliği aşılandığı gerekçesiyle, uzak şehirlerden gelen öğrencilerin barındığı okul yurtlarının da kapatılmasını istedi.

Pan-Türkizm iddiası

Taliban yönetimi, herhangi bir inceleme yapılmamasına rağmen okullarda ve yurtlarda kalan öğrencilere Türkiye sevgisi ve milliyetçiliği aşılandığını; öğrencilerin Türkiye'ye gitmelerinin teşvik edildiğini ifade etti. Okullarda öğretmenlerin ders aralarında öğrenciler ile beraber olması; sosyal faaliyetlere katılmasının da bunun bir belgesi olduğunu belirttiler.

Türk okulları hakkında yapılan bir başka iddia ise okulların Türkiye'ye bilgi aktardığı yönünde. Bu iddianın temelinde Türkiye'den resmî olarak gelen görevlilerin ve Türkiye Büyükelçiği'nden olan kişilerin eğitim kurumlarında misafir edilmesinden duyulan rahatsızlık yatıyor. Taliban yetkilileri, okul görevlilerinin bundan sonra Türkiye'den gelen misafirler ile irtibat halinde olunmamasını istiyor.

Okullardan mezun olan öğrencilerin, herhangi bir teşvik olmamasına rağmen Türkiye'ye gitmelerinden de rahatsızlık duyuluyor. ATÇE yetkilileri, söz konusu ithamın asılsız olduğunu; çünkü kendilerinin üniversite açmak için başvurmalarına rağmen Yüksel Tahsil Bakanlığı'nın bu başvuruyu reddettiğini belirtiyorlar. Aynı yetkililer, üniversite için Taliban Yüksek Tahsil Bakanlığı tarafından bina gösterildiğini; yazılı bir anlaşmadan önce 32 maddelik sözlü bir protokolün de yapıldığını belirttiler. Ancak Eğitim Bakanı'nın değişmesi sonucu yazılı anlaşmanın yapılamadığını belirten ATÇE yetkilileri, bu kararın altında Kabil'deki UNESCO'ya bağlı Kabil Üniversitesi'nin yeni açılacak üniversitenin gölgesinde kalması endişesinin yattığını kaydettiler.

Özbek ve Tacikler

Afganistan'da açılan okulların büyük bir bölümünün ülkenin kuzeyinde olması ve buradaki öğrencilerin yüzde 70 oranında Özbek ve Tacik asıllı olmasından da rahatsızlık duyuluyor. Okul yöneticileri ise, bu iddialara karşılık olarak kuzey bölgelerinde, özellikle Mezar–ı Şerif ve Şibirgan'da halkın çoğunluğunun Özbek ve Taciklerden meydana geldiğini belirterek, 'Okullara sadece Tacik ve Özbek öğrenci almıyoruz; aksine Hazara, Türkmen ve Peştun asıllı öğrencilerimiz de var.' diye konuştular.




Okulların başarısını çekemediler

Taliban, 1998'de kendi kontrol bölgesinde ilk Türk okulunun açılmasına izin vermişti.

Nisan ayında NGO statüsündeki Afgan–Türk Çağ Eğitim Vakfı (ATÇE) tarafından Kabil'de Türkiye büyükelçisinin de katılımıyla Ariana Afgan–Türk Lisesi açıldı. Okul açılışını daha sonra Milliyet gazetesi "Şeriatçı Taliban'la işbirliği" manşetiyle yayınladı.

Taliban yönetiminin "Bizim de müspet bilimleri bilen insanlara ihtiyacımız var." diyerek desteklediği bu okullar, kısa sürede büyük mesafe kat ettiler. Bilgisayarla donatılmış laboratuvarları, modern binaları ve her türlü eğitim malzemesiyle donatılmış sınıflar takdirle birlikte tepki de almaya başladılar. Çünkü mevcut başarı, bazı birimlerin gölgede kalmasına sebep olmuştu.

Başarılı eğitim faaliyetleri sonrasında 2000 yılında sayıları altıya çıkan bu okullar, şimdilerde Pantürkist olmakla suçlanıyorlar. Yani Türkiye'dekinin tam zıddıyla... Okulların başarısını çekemeyenler bu suçlamalarda önde görünürken, bilhassa Taliban'ın rahatsızlık duyacağı konular gündeme getirilmeye çalışılıyor.

Geçen yıl okullardan mezun olan 70 kişiden 11'inin değişik yollar deneyerek Türkiye'ye gitmesi ve üniversite imtihanını kazanmaları, okullarda Türk öğretmenlerin çalışması, Türk elçiliği ile temasta bulunulması, okullarda Türk bayrağının dalgalanması "devlet adamı", "pantürkist" ithamlarına delil olarak sunulmaya çalışılan ithamlardan birkaçı...

Geçen yıl ATÇE'nin üniversite açma talebi mevcut başarıyı çekemeyenler ithamları sebebiyle kabul edilmezken iki ay kadar önce bazı Afgan eğitim müdürlerinin iddiaları üzerine bu kez okulların kapatılması gündeme getirildi. Dini lider Molla Ömer'in de görüşü alınarak okullarda çalışan Türk öğretmenlerin geri gönderilmesi, eğitim kurumunun da sadece okullardaki Afgan öğretmenlerin maaşını veren NGO statüsünde çalışması, aksi takdirde tamamen kapatılması tebliğ edildi.

Kandehar'da bulunan üst düzey yetkililerle yapılan temaslar sonucunda Afgan Milli Eğitimi'nin kendi insiyatifiyle yapmaya çalıştığı uygulama bakanlar kuruluna getirilerek görüşüldü. Ve bir komisyon kurulmasına karar verildi. Komisyonun okulları denetleyerek alacağı karar neticeyi belirleyecek.

Netice itibariyle Afganistan şartlarına göre çok modern imkanlarla eğitim yapan okullar çekememezlik neticesi denetim cenderesine alındı.




Ormana havadan koruma

Orman Bakanlığı, orman yangınlarıyla daha etkin mücadele için hazırlanan "2001 yılı eylem planı"nı uygulamaya koydu.

Eylem planına göre, orman yangınlarına 14 uçak ve 6 helikopter ile müdahalede bulunulacak. Eylem planında yapılması öngörülen çalışmalar şöyle:

Türkiye genelinde bin kilometre yeni orman, 50 kilometre yangın emniyet, 10 kilometre de kule yolu inşa edilecek.

273 arazöz, 685 arazi aracı, 9 bin 933 telsiz, 127 dozer, 127 greyder ve 300 adet de motosiklet hizmete sunulacak.

Havadan yangınla mücadele amacıyla THK uçaklarından 5'i İstanbul, Çanakkale ve İzmir'de, 5'i Muğla veya Antalya'da konuşlandırılacak.

Bakanlığın elinde bulunan 6 adet helikopterden bu yıl da yararlanılacak.

Hava Kuvvetleri Komutanlığı, 2 adedi sürekli, 2 adedi ise gerektiğinde devreye girmek üzere 4 adet C130 uçağını orman yangınlarıyla mücadeleye ayıracak.

Yangın mevsimi boyunca 781 gözetleme kulesinden sürekli gözetleme yapılacak.

Kurulan 736 ekip tarafından yangınlara hızlı ve etkin müdahale sağlanacak.

Geçici işçiler arttırılacak. İşçi eğitimleri ve işbaşı eğitimlerine ağırlık verilecek.

Halkın bilinçlendirilmesine yönelik eğitim ve tanıtım faaliyetleri yürütülecek.

Çocukları bilinçlendirmek için Sincap Çocuk Tiyatrosu tarafından 13 ilde 101 oyun sergilenecek.

Sadullah Özcan / ANKARA (Zaman)




Hükümlüye alo hizmeti

Tutuklu ve hükümlülerin 3. dereceye kadar yakınlarıyla telefonla görüşmesine imkan sağlayan tüzük değişikliği yürürlüğe girdi.

Buna göre, hükümlü tutuklular, yönetmelikte gösterilen esaslar çerçevesinde idarenin kontrolünde bulunan telefonlarla 3. dereceye kadar akrabaları ile görüşme yapabilecekler. Her hükümlü ve tutuklu bu hakkını haftada bir defa kullanabilecek. İdare, tutuklu ve hükümlülerin başvurularına göre konuşmacıların sırasını belirleyecek. Kurum kantininde satılmak üzere yeterince telefon kartı bulundurulacak. Kınama dışında disiplin cezası alan hükümlü ve tutuklular bu cezaları kaldırılmadığı sürece telefonla konuşma hakkından yararlanamayacaklar.

Adli–terör ayırımı yok

Adalet Bakanlığı, bu tüzük değişikliğinin öngördüğü yönetmeliği 3 ay içerisinde hazırlayacak. Bakanlık, bugünden itibaren belirleyeceği ceza infaz kurumları ve tevkifevlerinden başlayarak uygulamada alınan sonuçlara göre diğer cezaevlerinde de telefonla görüşme imkanı sağlayacak. Telefon görüşmesi uygulamasında adli ve terör suçundan tutuklu ve hükümlü ayrımı gözetilmeyecek.




Bayrampaşa'da tünel bulundu

Bayrampaşa Cezaevi’nde, B–11 ve B–12 koğuşlarının bodrumunda, 2–2,5 metre uzunluğunda bir tünel bulundu.

Bayrampaşa Cezaevi’nin kapalı bölümü B–11 ve B–12 koğuşlarının ayrım duvarlarının yanında bulunan mazgalın kalkık olduğunu gören cezaevi yönetimi, inceleme başlattı. Mazgaldan bodrum katına inilerek yapılan araştırmada, devriye güzergahı yönüne doğru kazılmış, 2–2,5 metre uzunluğunda bir kişinin sığabileceği derinlikte tünel bulundu. Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatılırken, tüneldeki incelemelerin henüz sürdüğü bildirildi. 64 tutuklunun tutulduğu B–11 ve 80 tutuklunun bulunduğu B–12 koğuşlarındakilerin büyük bölümünü, çıkar amaçlı suç örgütü üyelerinin oluşturdukları öğrenildi. Bu arada, Bayrampaşa Cezaevi D–5, D–6 ve D–7 koğuşlarının bulunduğu yöne doğru dışarıdan atılan 3 ayrı paket, güvenlik birimlerinin eline geçti. Güvenlik önlemleri alınarak açılan paketler içerisinden, aksamıyla birlikte 4 adet cep telefonu çıktı. İSTANBUL cha




Duygulandıran sergi

Dışişleri Bakanlığı ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın ortaklaşa düzenlediği "Ermeni teröristlerince katledilen şehit diplomatlar" fotoğraf sergisi açıldı.

Serginin açılışına, FP'li Abdulhaluk Arvasi ve Dışişleri Bakanlığı Personel Dairesi Başkanı Hasan Servet Öktem ile vatandaşlar katıldı. Melih Gökçek, açılışta yaptığı konuşmada, "Resimleri gördükten sonra terörün adı, adresi, haksızlığın adresinin ne olduğunu belgeleriyle ortaya koymuş oluyoruz." dedi. Sergi 6 Mayıs'a kadar gezebilecek.




Birileri otelleri gözetleyecek

Otel, motel veya tatil köylerinin, müşteri kayıtlarının, güvenlik güçlerinin bilgisayar terminallerine bağlanması zorunluluğu farklı tepkilere sebep oldu.

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Sinan Babila, bu uygulamanın üzerinde bir yıldır çalışıldığını belirterek, Bodrum’da buna yönelik çalışmaların başlatıldığını söyledi. Uygulamayla birlikte güvenlik güçlerinin, otellerdeki müşterileri kayıtlarını istedikleri an kontrol edebileceklerini anlatan Sinan Babila, Swissotel baskınının başaktörü Muhammed Tokcan’ın üç gün bir otelde kaldığını hatırlatarak, baskının bu uygulamayı hızlandırdığını kaydetti.

'Vergi kaçırma zorlaşacak'

Özel Belgeli İşletmeciler Derneği Başkanı Cemal Ekingen de uygulamadan otelcilerin henüz haberi olmadığını ve halihazırda birçok iki veya üç yıldızlı otelde bilgisayar sisteminin bile olmadığını anlattı. Ekingen, uygulamanın otelcilik sektöründe büyük sıkıntılara yol açacağını ileri sürdü. Yeni uygulamadan otelcilerin haberi olmadığını ifade eden Arcadia Otel’in Genel Müdürü Okhan İşleker ise, sistemin vergi kaçıran otelciler üzerinde etkili olabileceğini belirterek şunları söyledi: “Özellikle Sultanahmet ve Laleli çevresindeki otellerde bir resmî bir de gayriresmî rezervasyon sistemi var. Müşteri listesi ile birlikte malî liste kontrol altına alınabilir.”




Yolsuzluk kültürü 25 yılda değişir

Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer, yolsuzluklardan temizlenmiş bir Türk toplumu için 25 yıllık süreç gerektiğini söyledi.

Milletlerarası işbirliği olmadan yolsuzluklarla mücadelenin başarılı bir şekilde yürütülebilmesinin son derece zor olduğunu söyleyen Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer, Hong Kong’da da yolsuzluklara karşı büyük bir mücadelenin başladığına dikkat çekerek şöyle devam etti:

“Hong Konglu uzmanlar yolsuzluklarla yaptıkları mücadelenin 25 sene kadar süreceğini açıklıyorlar. 25 sene yeni bir nesil demek. Bugüne kadar yetişen nesiller hep önlerinde kötü örnekleri görerek bu noktaya gelmiş. Eskiden bu yolsuzluklar ortaya çıkmazdı. Nesilden nesile geldi ve adeta bir suç kültürü oluştu. Bunu sadece polisiye tedbirlerle değiştiremezsiniz. Kafası temiz bir nesile gerek var.” Dönmezer, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın başlattığı Hukuk İhtisas Seminerleri'nde hakim, savcı, avukat ve polislerin bir araya gelerek hukukun yeni konularında fikir teatisinde bulunduklarını anlatarak şunları kaydetti:

“Bu seminerler kapsamında hukukun yeni kavramları yeni anlayışları dile getiriliyor. Bu konuda eksikliğimiz vardı. Bu toplantılarda 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleri ile Mücadele Kanunu’nun uygulanışında karşılaşılan sıkıntılar gerek hukuk adamları gerekse güvenlik güçleri tarafından dile getiriliyor. Yolsuzluklarla mücadelede sağlanan gelişmede bu çalışmaların büyük etkisi olmuştur.”



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.