GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

01/05/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



 


Partinin iç işleri

Aslını sorarsanız, hiç bir partinin iç işlerine karışmayı istemeyiz. Memleket meselelerini çözmeye talip partinin, iç işlerini çözemediğini görmek bizi üzdüğüne göre, partilileri hepten üzer. Ne var ki, demokratik yöntemle iş başına geçen partiler ve partilerin genel başkanları bazı uygulamaları yapmak zorunda. Hemen 'hangi parti demokratik yöntemle işbaşına geliyor ki?' diye sormaya kalkmayın. Çünkü biz de bilmiyoruz o kadarını. Bilsek de söylemeyiz zaten.

Belki her şeyi beklerdik de, DSP kongresinde, genel başkanlığa aday olan bir milletvekilinin, gözleri önünde oğlunun dövülmesini beklemezdik. Dövenler de gençlik kolları üyeleriymiş. Gençler, sözde yeniliğe, çağdaşlığa en fazla uyum sağlaması gereken kişiler. Seçilme şansı çok az bir adaydan bu kadar çekinmeye ne gerek vardı?

Her toplulukta olduğu gibi, yağcılar topluluğu, kraldan çok kralcılar mutlaka olur. İçinde bulundukları gruplara en fazla zarar verenler de bunlardır. Çünkü şahsi çıkarlarını her şeyin üstünde tutarlar. Gerektiğinde (yahut gerek kalmadığında) dahil oldukları topluluğu bir çırpıda silip atarlar.

Partinin iç işlerine karışmak bizim işimiz mi canım? Nasıl biliyorlarsa öyle yapsınlar. Yeter ki pişkinsüte su katmasınlar, ya da sütü taşırmasınlar!




Aynadaki akis

Tavşanlı'dan Fatih Kaptıkaçtı isimli okurumuz, Milliyet'in "Biz halkın aynasıyız!" lafına takılmış. "Sakın kendilerini lunaparktaki 'kahkaha aynaları' ile karıştırmış olmasınlar." diyor ve ekliyor: Malum o aynalar, karşısındaki düz cisimleri bile farklı şekilde yansıtırlar...




Bil al

Sabah gazetesi yazarı Erdal Bilallar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından bugün düzenlenen bir toplantıya Erbakan'ın davet edilmesine öfkeliydi. Dalgayla karışık "Erbakan bu toplantıda ne anlatacak?" diye soruyordu. Aklımıza geldi de hatırlatalım istedik: Keşke imkan olsaydı da bu tür toplantılara patronları çağrılsaydı. Ekonomi ve bankacılık üzerine onun çok anlatacakları vardır mutlaka! Kamuoyu da merak ediyor bunları.




Kriz vurdu

Yalova Zaman'dan Metin Şimşek, "Abi krizden etkilenmeyen kimse kalmadı!" diyor ve başlıyor anlatmaya: "Her gün büromuza gelip gazete alan meczup bir arkadaşımız vardı. Geçen yıl mart ayında bu adam bir hafta ortalıktan kayboldu. Tekrar geldiğinde, nerelerde olduğunu sorduğumuzda ise şu cevabı aldık:

– Çanakkale'de 'Deliler Toplantısı' vardı. (Bu toplantı resmi olarak her yıl yapılıyor) Oraya gittim. Çok da faydalı oldu benim için. Bu adam, bu yıl da her gün uğrayıp, bizden gazete istiyor. Bu yıl ortalıktan kaybolmayınca gayri ihtiyari sorduk:

– Bu yılki, toplantıya katılmıyor musun?

– Ah!.. Ah!.. Sormayın. Kriz bizleri de çok derinden sarstı!"




Paslı terazi

Ara sıra ortaya çıkıp hatırlatanlar da olmasa, yazarkasa olayını unutmak üzereyiz. Yozgat Zaman'dan İmran Yıldız anlatıyor: "Büromuzda bulunan yazarkasamız arızalanmıştı. Kucağıma alıp tamirciye götürürken, yolda gördüğüm ne kadar tanıdık varsa 'Eylem mi yapacaksın?' diye soruyordu. İçlerinden kimisi 'Başbakanın gelmesini bekle!' derken, bir kısmı da 'Valinin makamına çık!' diyordu. Aralarında saat kulesine çıkıp atmamı tavsiye edenler de vardı. Yazarkasayı tamir edince, kimse görmesin diye gece karanlığında getirdim!"

Bursa'da aynı soyadı taşıyan akrabamız (Mehmet Ali Sutay) bakkallık yapıyor. Bir toplantıda ne yaptığını sormuşlar. O da "Dükkanda yıllardır çalışmayan bozuk bir terazi var. Başbakanın Bursa'ya gelmesini bekliyorum!" demiş.

Kriz herkesi öyle bir vurdu ki, yazarkasalar yazmaz oldu. Teraziler tartmaz oldu.




Yok ya

Yetkililerimiz, Türk–İş Başkanı Bayram Meral'e ülkenin içinde bulunduğu ağır şartları hatırlatarak, "2001 yılını yok sayalım ve işçilere bu yıl hiç zam yapmayalım" teklifinde bulunmuşlar. Bir gün bu işçi ve memurlar da sizi yok sayacaklar, o zaman göreceksiniz, Hanya'yı Konya'yı!




Çocuktan al haberi

<şç> Ateş Hattı'nın bu haftaki misafirleri Çocuk Meclisi'nin üyeleriydi. Her ne kadar ertesi günü okulları olduğunu düşündüğümüz çocukları gece 01'e kadar stüdyoda tutmayı yadırgadıysak da, programı zevkle izledik. Demek ki "çocuklardan öğreneceğimiz çok şey var."

İşte çocukların söylediklerinden sadece bir kaç örnek:

Sahipsiz vatan batmaya mahkûmdur. Sen sahip çıkmazsan bu vatan batacaktır.

Siyasetçiler kendi aralarında sürekli kavga ediyorlar. Oysa çözüm kavgada değil, kendi aralarında konuşmadadır.

Bankalar yakınlarına kredi veriyorlar. Hortumlamaların cezasını biz çekiyoruz. Hortumcular yüzünden benim okulum kapanıyor.

Dünyada eğitime katkı en fazla Türkiye'de. Bütün vergilerden eğitime katkı payı alınıyor. Peki hani eğitim? Eğitim için toplanan paralar, eğitime mi veriliyor, devlete mi?

Temel eğitim 8 yıl oldu da ne oldu? Sadece 3 yıl eklenmekten başka ne yapıldı.?



s.karakis@zaman.com.tr         h.sutay@zaman.com.tr
 

| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.