Önyargıları ortadan kaldıran ritm
Alt kültür çatışmaları, sınıfsal yargılamalar, aile içi iletişimsizlik, çevresel ön yargılar, aşkın engel tanımazlığı ve tükenmeyen ümitlere dair zekice bir harmanlamanın ürünü; Bizim Dansımız
İstanbul Film Festivali'nin sona ermesi ile birlikte vizyona girmeyi bekleyen filmler yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başladı. Bu hafta afişe çıkan 6 yapımla belki de son ayların çeşitlilik rekoru da kırılmış oldu. Yönetmenliğini Thomas Carter'ın yaptığı, senaryosunu ise Duane Adler'in yazdığı romantik bir dans draması olan ''Bizim Dansımız'' bu haftanın en hoş sürprizlerinden. "Dansın Sultanları" gösterisinin de Yeşilköy Mydonose Showland'de başlamasıyla birlikte sanatseverler önümüzdeki günlerde anlaşılan bayağı ritmik zamanlar geçirecek gibi gözüküyor.
Alt kültür çatışmaları, sınıfsal yargılamalar, aile içi iletişimsizlik, çevresel ön yargılar, aşkın engel tanımazlığı ve tükenmeyen ümitlere dair zekice bir harmanlamanın gerçekleştirildiği ''Bizim Dansımız'', "Saturday Night Fever", "Dirty Dancing", "Flashdance" gibi filmler model alınarak çekilmiş.
Annesinin ölümünden sonra -babasının yanına- Chicago'ya taşınan orta sınıftan, beyaz bir genç kız olan Sara'nın çoğunlukla siyahların devam ettiği bir liseye kaydını yaptırmasıyla start alan filmin konusu, hayata dair kırılma anlarının resmini çiziyor. O güne kadar karşılaştığı her şey bir önceki yaşamından farklı olan genç kız, aslında hep bale eğitimi üzerinde durmuş ve kendisini bu yönde eğitmiştir. Ancak annesinin ölümüyle baleye ara veren Sara, sınıf arkadaşlarından siyah bir öğrenci olan Derek aracılığıyla hip-hop'la tanışır.
Temel noktalarına baktığımız zaman aslında filmin bazı toplumsal mesajları alabildiğine açık vermekten kaçınmadığını görüyoruz. Ancak 'kör göze parmak' şeklinde tercih edilen bu tarz anlatım diğer yapımların aksine Bizim Dansımız'da hiç sırıtmıyor. Yaşamsal katmanların ırksal ve sosyal ayrılıklarının aslında her zaman için bir ortak noktada buluşabileceğini ustalıkla anlatmayı becerebilen yönetmen Thomas Carter, dansın eğlenceli ritmine bir de dramın etkileyiciliğini ekleyince göz alabildiğine hoş bir film çıkartmış. Bu arada Bizim Dansımız'ı izlerken son dönemlerin 'zorla' tartışılma konusu yapılmak istenen Savaş Ay'ın 'Dansöz'ü aklımıza geldi. Bize kalırsa Savaş Ay, Bizim Dansımız'ı mutlaka seyretmeli... Belki de ikinci filmi için fikir verebilir... Erotizm katılmadan da alt kültürlerin ve onların sosyal yaşamlarına ait çelişkilerin sunulabileceğinin görülmesi açısından önemli Bizim Dansımız (!) ..
Duygusallığın sağlayacağı açık yürekliliğe sahipseniz ve dansın alabildiğine sıcak ritmi içerisinde her zaman buluşulabilecek bir ortak noktanın olduğunu görmek isterseniz bütün önyargılarınızı bir kenara bırakarak bu filmi izleyebilirsiniz... (Rasih Yılmaz)
da'dan diyalog hamlesi
Aytmatov, "Çok yakında Akayev'in Nazarbayev'in ve Kerimov'un da bu dergide diyalog kapsamındaki yazıları yeralacak." dedi.
Temeli, Türkiye Yazarlar ve Gazeteciler Vakfı tarafından 1998 yılında atılan "Diyalog Avrasya" -"da" dergisi, Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te düzenlenen görkemli bir kokteyl ile Kırgızistan'a tanıtıldı. Kokteyle Kırgızistan ve Türkiye'den olmak üzere çok sayıda seçkin davetli katıldı. Ünlü yazar Cengiz Aytmatov'un yanı sıra Kırgızistan Genel Sekreteri Osmanakun İbrahimov, Türkiye'nin Kırgızistan Büyükelçisi Müzaffer Eröktem, ünlü simalardan Halit Refik, Ataol Behramoğlu, Türkiye Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Harun Tokak ve Kazakistan'ın Kırgızistan Büyükelçisi Muhtar Şahanov gibi önemli şahsiyetler de gecede hazır bulundular. Gecede söz alan konuşmacılar "da" dergisinin yayınlanacağı coğrafyadaki ülkelerin kültürel zenginliklerinin yanı sıra en önemli özelliklerinin de dışa yansıtılması ve tanıtılması açısından büyük rol oynayacağını dile getirerek ülkelerarası dıyalog köprüsü görevini göreceğini vurguladılar. Bu arada derginin öneminin her geçen gün daha da anlaşılacağını dile getiren ünlü yazar Aytmatov "Çok yakında Cumhurbaşkanı Akayev'in de Nazarbayev'in de ve Kerimov'un da bu dergide diyalog kapsamındaki plan ve düşüncelerini içeren yazıları yer alacak." dedi.
(Atıf Ala)
Yeşilçam'ın sultanları
Türk sinemasına yıllarını veren Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik ve Filiz Akın; yani Yeşilçam'ın "sultanları" 4. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali'nin açılışında buluştular.
Festivalin açılışını Hülya Koçyiğit, "Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali'ne hoş geldiniz." sözleriyle yaptı. Festivalin heyecanını paylaşmaktan mutluluk duyduğunu ifade eden Koçyiğit, bu gecede bulunmaktan dolayı sevinçli olduğunu söyledi. Türk Sineması'nın "sultanı" Türkan Şoray da "Bu yıl festivali uzun uzun anlatmayacağım. Ben, festivalin yapılmış olmasının yeterince iyi bir açıklama olduğunu düşünüyorum." diyerek, duygularını özetledi.
Ağaçlı bomba
Edirne'nin Lozan Caddesi'ndeki asırlık ağaçlara, II. Dünya Savaşı sırasında, gövdeleri oyularak dinamit yerleştirildiğine ilişkin bilgi yer alan levhalar asıldı.
Edirne'nin Lozan Caddesi'ndeki asırlık ağaçlara, II. Dünya Savaşı sırasında, gövdeleri oyularak dinamit yerleştirildiğine ilişkin bilgi yer alan levhalar asıldı. Kültür Bakanlığı'nca hazırlanan levhalarda yer alan yazı şöyle: "II. Dünya Savaşı'nda yabancı birliklerin işgalini engellemek amacıyla 2 kilometre boyunca ağaçlarda kovuk açılarak içlerine dinamit yerleştirilmiştir. Günümüze kadar gelen ağaçlardan birisidir." Edirne merkezi ile Karaağaç semti arasındaki; 2 kilometre uzunluğunda, 91 yıllık geçmişe sahip caddenin iki yanında bulunan asırlık ağaçlardan bazıları, yıkılma tehlikesi üzerine düzenli ve şekilli olarak kesildi. Ağaçların, sanatçılar tarafından yapılacak çalışmayla heykel haline getirileceği belirtildi. Edirneli tarihçi yazar Oral Onur, II. Dünya Savaşı sırasında Yunanistan'ı istila eden Alman birliklerinin ani bir hareketle Türkiye'ye saldırmalarına tedbir olarak, yol boyunca yer alan büyük ve geniş gövdeli ağaçların gövdelerinin oyularak, içlerine dinamit yerleştirildiğini kaydetti. EDİRNE (A.A)
İzmir'de Napoliten Akşamı
İzmir Devlet Opera ve Balesi, İzmir Sanat Evi'nde "Napoliten Akşamı" düzenliyor.
Yapılan açıklamada, soprano Birgül Su Ariç, mezzosoprano Belgin Tufan, tenor Ziya Elmacı ve Fırat Yalçınkaya, baritonlar Haldun Özörten ve Cengiz Sayın'ın 7-8 Mayıs tarihlerinde "Napoliten Akşamı" adı altında konser verecekleri belirtildi. Piyanist Anrietta Iosifova'nın eşlik edeceği konserde, Rossini, Cardillo, Tagliaferri, Falvo gibi bestecilerin eserlerinin sunulacağı bildirildi. İZMİR (A.A)
Herkes Kendi Evinde
Köklerini ve geleceğini arayan üç karekterin çaresiz yolculuğunun anlatıldığı Herkes Kendi Evinde, sık sık tartışılan "gitmek" ve "kalmak" kavramlarını irdeliyor.
İstanbul Film Festivali'nde 3 ödül alan Semih Kaplanoğlu'nun filminde; Erol Keskin, Tolga Çevik başrollerde.
Malena
İkinci Dünya Savaşı sıralarında, bir İtalyan kasabasında genç bir çocuğun ergenliğe geçişinin hikayesi dokunaklı bir anlatımla perdeye getiren Giuseppe Tornatore'nin Malena filminde
Monica Bellucci ve Giuseppe Sulfaro başrollerde.
Acı Gönül
Yönetmenliğini Ersin Pertan'ın yaptığı Acı Gönül, hem Anadolu toplumunu hem de bir aşk ilişkisini anlatıyor.
Amerikalı bir kadın ile iki Türk erkeği arasındaki aşk üçgenini anlatan filmde Berhan Şimşek ve Elyse Mirto başrollerde.
|