ANAP yumuşamıyor
'Jandarma açıklama yapmak için İçişleri Bakanı Tantan'dan izin almalıydı': Jandarma Genel Sekreterliği'nin, Yılmaz'ı 'sorumsuzlukla' eleştirdiği açıklamaya, ANAP Genel Sekreterliği'nden cevap geldi: Bağlı bulunulan bakanın bilgisi dışında açıklama yapılmış olması üzücü ve düşündürücüdür. ANAP'ın hukukun üstünlüğü ve demokrasi duyarlılığı aynen sürecektir.
Mesut Yılmaz'ın açıklamalarına Genelkurmay Başkanlığı yerine jandarmanın tepki göstermesi üzerine ANAP da aynı yöntemi kullandı. Jandarma Genel Sekreterliği'nin önceki gün yaptığı açıklamaya ANAP Genel Sekreterliği'nden cevap geldi.
ANAP Genel Sekreterliği dün yaptığı yazılı açıklamada, "Jandarma Genel Komutanlığı Genel Sekreterliği tarafından bağlı olduğu bakanın bilgisi dışında bir açıklama yapılmış olmasının devlet adına üzücü ve düşündürücü bir gelişme." olduğunu bildirdi. Açıklamada, şöyle denildi: "Genel Başkanımız Sayın Mesut Yılmaz, 30 Nisan 2001 günü İstanbul'da düzenlediği basın toplantısı ve 1 Mayıs 2001 günü Anavatan Partisi Meclis Grubu'nda yaptığı konuşmalarda yolsuzluk iddiaları ile ilgili olarak yürütülen bazı soruşturmalarda yargıya yapılan siyasî amaçlı müdahalelerin sakıncalarına dikkat çekmiştir.
'Duyarlılığımız sürecek'
Önümüzdeki günlerde ve özellikle yargılama sürecinde açıklığa kavuşacak olan bu endişelerle ilgili olarak bürokratik bir kademe olan Jandarma Genel Komutanlığı Genel Sekreterliği tarafından bağlı olduğu bakanın bilgisi dışında bir açıklama yapılmış olması, devletimiz adına üzücü ve düşündürücü bir gelişmedir. Demokratik bir hukuk devletinde bu endişelerin aşırı bir kurumsal duyarlılıkla değil, her kurumda yanlış yapan kişilerin olabileceğini kabul eden demokratik ve hukukî duyarlılıkla karşılanması gerekir. Anavatan Partisi olarak hukukun üstünlüğü ve demokrasinin vazgeçilmez ilkeleri konusundaki duyarlılığımızı bundan sonra da aynen sürdüreceğimizi kamuoyuna saygılarımızla açıklıyoruz."
Tartışma nasıl başladı?
ANAP'la jandarma arasındaki tartışma Mesut Yılmaz'ın partisinin grup toplantısındaki sözleriyle başladı.
Yılmaz, 'Ankara'nın göbeğindeki Enerji Bakanlığı'nda bir rüşvet olayının jandarma tarafından soruşturulmasını' eleştirerek, ''Bu durum, 'hukuk devleti olmaktan çıkıp, bir gestapo, polis devleti mi oluyoruz?' endişesine yol açar.'' demişti. Yılmaz'ın bu açıklamasına Jandarma Genel Komutanlığı Genel Sekreterliği'nden bir gün sonra şöyle cevap verilmişti: ''Soruşturmanın jandarma tarafından yapılmasının olağanüstü dönemlere ilişkin uygulama gibi gösterilmeye çalışılması, kolluk kuvvetine 'gestapo' yakıştırması ciddi bir sorumsuzluktur.''
Tantan'la bir sorunumuz yok
ANAP lideri Mesut Yılmaz, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan ile arasında bir soğukluk olduğu iddialarının doğru olmadığını söyledi.
Yılmaz, ANAP Genel Merkezi'nden ayrılırken bir gazetecinin, "DGM, Beyaz Enerji davası için görevsizlik kararı vererek bunu Ağır Ceza'ya sevk etti. Ancak, DGM Savcısı Talat Şalk, itirazda bulundu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine şöyle konuştu: "Bu, yargının işleyişidir. Bizim bu konularla bir ilgimiz olamaz. Bu konularda herhangi bir açıklamamız da doğru olmaz. Bu, yargının kendi iç meseleleridir. Bizim dile getirdiğimiz husus, yargı bağımsızlığının herkese karşı eşit olarak korunması meselesidir. Bunun tekrar altını çiziyorum. Biz yargının bağımsızlığını ihlal eden bir tutum içerisinde olmayız. Tam tersine, başkalarının bunu ihlal etme tehlikesine karşı kamuoyunu uyarıyoruz."
Tantan benim bakanım
Bir başka gazetecinin "İçişleri Bakanı Tantan ile aranızda bir soğukluk olduğu söyleniyor. Bu doğru mudur?" şeklindeki sorusuna, "Tantan benim bakanım. Nasıl soğukluk olur?" karşılığını veren Yılmaz, Tantan ile görüşüp görüşmediğinin sorulması üze-rine ise, "Görüşüyorum, devamlı." dedi. Ankara
Üniforma ile konuşulmaz
ANAP İstanbul Milletvekili Emre Kocaoğlu, jandarmanın Mesut Yılmaz'ı hedef alan açıklamasının 'kanunsuz' olduğunu savundu.
Kocaoğlu, "Açıklamayı jandarma değil, onları zor durumda bırakmak için Türk ordusunu sevmeyenler yaptı. Jandarma bu kanunsuz açıklamayı yapan suçluları bulmalıdır. Türk ordusu üniformasını çıkarmadan konuşmaz." dedi. Kocaoğlu, ANAP lideri Yılmaz'ın stratejisini ise, 'vuruşarak demokrasi' olarak açıkladı.
Jandarma'dan yapılan açıklamanın Türk Silahlı Kuvvetleri'ni bağlamayacağını belirten Emre Kocaoğlu, "Türk ordusu Atatürk'ün ordusudur. Türk ordusu üniformasını çıkarmadan konuşmaz. Şimdi jandarmaya düşen asıl görev bu kanunsuz açıklamayı yapan suçluları bulmaktır." şeklinde konuştu.
Türkiye'nin demokratikleşmesi yolunda genel başkanları Mesut Yılmaz'a tam destek vereceklerini kaydeden Kocaoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Yılmaz'ın stratejisi 'vuruşarak demokrasiye devam'dır. Vuruşma sözcüğünü sevmiyoruz; ama Mümtaz Soysal'ın yaptığı gibi 'vuruşarak çekilmeyi' benimsemiyoruz. O tavrı korkaklık olarak görüyoruz. Biz ülkenin demokrasi içinde gelişmesi için statükoculara karşı mücadelemizi sürdüreceğiz."
Ömer Şahin/Ankara-Zaman
Bu hükümetle olmaz
Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, muhalefet partilerini ziyareti çerçevesinde dün FP Genel Başkanı Kutan'ı ziyaret etti.
Yaklaşık 1 saat 35 dakika süren görüşmenin ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Recai Kutan, "Sayın Derviş iyi niyetlerle gayret gösterse de mevcut iktidarla bir başarı temin edilemez." dedi.
FP Genel Başkanı Kutan, Ertan Yülek, Necati Çelik, Ali Coşkun ve Cevat Ayhan'ın da katıldığı görüşmede, Derviş'e, FP'nin daha önce açıkladığı çözüm önerileri ile Refahyol döneminin üç kaynak paketini sundu.
'Önce demokrasi'
Arkasında siyasi destek bulunmamasının Derviş'in en büyük şanssızlığı olduğunu anlatan FP Genel Başkanı Kutan, ekonomik programın başarısı için millet desteğinin şart olduğunu vurguladı. Kutan, şöyle konuştu: "Şu anda milletin yüzde 99'u bu hükümete ve hazırlanan programa destek vermemektedir. Bu programın içinde insanı yok, memur, işçi, çiftçi, esnaf yok, üretim, yatırım yok. Bu IMF ile ortaya konan 18. niyet mektubudur. Millet, kemer sıktı, fedakârlık etti. Programların istisnasız hepsi iflas etti. Güçlü ekonomiler; ancak demokratik ortamlarda olur. Hükümetin ekonomik programında insan hakları ve özgürlükler konusunda hiçbir şey yok. Anayasa'da yer alan 'sosyal devlet' ilkesi ihmal edildi."
Kutan, Başbakan Bülent Ecevit'in ekonomideki ciddi konular üzerinde doğrudan müdahil olmaması sebebiyle Ecevit'in yapacağı görevlerin Derviş'e kaldığını da sözlerine ekledi.
Ankara (Zaman)
FP'ye İsrail ziyareti
İsrail'in Ankara Büyükelçisi Uri Bar–Ner, Türkiye ile Manavgat suyunun fiyatı konusunda anlaşmak üzere olduklarını bildirdi.
Türkiye'deki görev süresi haziran ayında dolacak olan Bar–Ner, siyasî parti başkanlarına yaptığı nezaket ziyaretleri çerçevesinde FP Genel Başkanı Recai Kutan'la görüştü.
Büyükelçi Bar–Ner, gazetecilerin soruları üzerine, görüşmede iki ülke ilişkilerinin yanı sıra Ortadoğu barış sürecini ele aldıklarını belirterek, “Yüksek teknoloji, su, tarım ve teknoloji transferleri konularında görüş alışverişinde bulunduk.” dedi. İsrail'den bir heyetin 17 Mayıs veya 23–24 Mayıs günlerinde Manavgat suyu görüşmeleri için Türkiye'ye geleceğini belirten Bar–Ner, şunları söyledi: “Suyun fiyatı konusunda aramızda hemen hemen hiç fark kalmadı. Ayrıca İsrail'de yeni bir su terminali inşa ediyoruz. Türkiye'den gelecek su burada depolanacak ve daha sonra 12 kilometrelik bir boru hattıyla tüm İsrail'e dağıtılacak.”
Büyükelçi Bar–Ner, İsrail ile Filistin arasındaki barış görüşmelerine ilişkin bir soru üzerine de “Biz her zaman yüz yüze görüşmeleri tercih ederiz. Bizce Oslo'daki gibi yüz yüze görüşme en iyi yöntemdir.” şeklinde konuştu. Ankara/Zaman
Saddam'a MHP hediyesi
Irak lideri Saddam Hüseyin'in doğum günü kutlamalarına davet edilen MHP İstanbul Milletvekili ve Meclis Hesaplarını İnceleme Komisyonu Başkanı Nazif Okumuş, Irak'a gitmedi; ancak hediye olarak kahve takımı gönderdi.
Irak Enformasyon Bakanlığı, 28 Nisan'da kutlanan doğum günü için Okumuş'a gönderdiği davette 7 günlük Irak seyahatinin masraflarının kendileri tarafından karşılanacağını belirtti. Okumuş, davete katılmadı. Ancak, Saddam Hüseyin'e TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı'na bağlı Yıldız Porselen işletmesinde üretilen kahve takımını doğum günü hediyesi olarak gönderdi. Okumuş, Türk insanının kadirşinaslığının bir örneği olarak hediye gönderdiğini söyledi.
Emperyalizm...
Davete katılamamasından duyduğu üzüntüyü Irak Enformasyon Bakanı Abdulhalik Addulgafur'a gönderdiği bir yazıyla ifade eden Okumuş, "Emperyalizme karşı büyük mücadele vermiş olan Türk halkı, bu anlamda Irak halkının mücadelesini de yakından izlemektedir. Toprak bütünlüğünü öteden beri savunduğumuz kardeş Irak'ın ve halkının Cumhurbaşkanı Ekselans Saddam Hüseyin'e sağlıklı uzun ömürler diliyorum." dedi.
MHP'li Nazif Okumuş, söz konusu davet, yazışmalar ve gönderdiği hediye konusunda Meclis Başkanlığı'nı da bilgilendirdi.
İnönü yine sır vermedi
Solda kurulması planlanan yeni parti için ismi geçen Erdal İnönü, önceki gün Murat Karayalçın ile Anadoluhisarı'ndaki yalısında yaptığı görüşmeyi soran gazetecilere sır vermedi.
İnönü, ısrar eden gazetecilere, "Ben siyasetteyken de kapalı odada konuştuklarımızı söylemezdim. Şimdi siyaset dışındayken hiç söylemem" dedi.
Acıbadem'deki Doğuş Okullar Grubu'nca düzenlenen "1. Bilim Şenliği"nin açılışına katılan İnönü, basın mensuplarının bu konudaki sorularına, şu cevabı verdi. "Sorun ama cevap alamazsınız. Hiç kendinizi üzmeyin. Bir şey söylemiyorum. Onun için bunlar çok güzel aletler (kameralar), ama bir sonuç vermeyecek." İstanbul
61 fezleke bekliyor
TBMM Anayasa–Adalet Karma Komisyonu'nun gündeminde 61 dokunulmazlık dosyası karar bekliyor. Son günlerde yeniden tartışma konusu olan milletvekili dokunulmazlığı dosyalarının, 5 hazırlık komisyonu tarafından incelenmesi tamamlandı.
Hazırlık komisyonlarının çalışmalarında, dosyaların tamamı hakkında dokunulmazlıklarının kaldırılmasının dönem sonuna bırakılması görüşü ortaya çıktı. Hazırlık komisyonlarının incelemeleri ile ilgili raporlarını hazırlayıp sunmalarından sonra dosyalar Anayasa–Adalet Karma Komisyonu'nda görüşülerek karara bağlanacak.
Dokunulmazlıklarının kaldırılması istenen milletvekillerinin partilere dağılımı şöyle: ANAP: 8, FP: 28, MHP: 7, DSP: 5, DYP: 9, Bağımsız: Mustafa Düz (İstanbul), Bülent Ersin Gök (İstanbul) lAnkara
Meclis değil savcı dokunsun
Devlet Bakanı Ramazan Mirzaoğlu, bakanların Yüce Divan'a Meclis yerine direkt Yargıtay Başsavcılığı tarafından gönderilmesinin, yargının siyasallaştığı yönündeki tartışmaları önleyeceğini söyledi.
ZAMAN'a açıklamalarda bulunan Mirzaoğlu, geçmişte, DYP ve ANAP'lıların karşılıklı olarak birbirlerini akladıklarını, DSP'nin de istikrar adına bunlara imkan tanıdığını anlattı. Mirzaoğlu, Meclis'in denetleme görevinin vicdani kanaat istikametinde kullanılmadığını vurguladı. Mirzaoğlu, Jandarma'ya yönelik eleştirilerin hatırlatılması üzerine de, "Her güvenlik görevlimiz kendi sorumlulmuk alanında üzerine düşen görevi yapıyor." cevabını verdi. Adnan Öksüz/Ankara
Çiller, ABD'ye gitti
DYP lideri Tansu Çiller, Washington ve New York'ta çeşitli temaslarda bulunmak üzere ABD'ye gitti.
Çiller'in ABD programı 7 Mayıs'ta Washington'da başlayıp, 14 Mayıs'ta sona erecek. ABD Başkanı Bush'un babası George Bush'la görüşmesi beklenen Çiller'in, bazı think– thank kuruluşlarını ziyaret edeceği belirtiliyor. Amerikan basın kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geleceği ifade edilen Tansu Çiller'in, CNN'deki bir canlı yayına da katılacağı kaydedildi. DYP lideri Çiller, Türk işadamları ve dernekleri ile de görüşecek. Mustafa Gün / İstanbul (cha)
Sezer işkenceye kızdı
FP lideri Recai Kutan, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in işkence iddialarına "büyük reaksiyon gösterdiğini", telefonların da ancak hukuk devleti ölçüleri içerisinde dinlenilebileceğini söylediğini belirtti.
FP lideri Recai Kutan, dün Çankaya Köşkü'ne çıkarak Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e. insan hakları ihlallerine ilişkin şikayette bulundu. Kutan, 4422 Sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Yasası'nın uygulanmasında karşılaşılan sorunlara ilişkin görüşlerini de Cumhurbaşkanı Sezer'e ifade ettiklerini belirtti. Görevden uzaklaştırılan Gebze Belediye Başkanı Ahmet Penbegüllü'nün de aynı yasa kapsamında DGM'ye sevk edildiğini; ancak tutuklanmadan önce İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde sorgulandığını kaydeden Kutan, "Bize intikal eden bazı iddialar var. Bunlardan önemli bölümüne, insanlık onuruna yaraşmayan işkenceler yapıldığı hususunda iddialar var." dedi. Kutan, işkence iddialarıyla ilgili Cumhurbaşkanı'nın tavrının ne olduğu sorusu üzerine, "Büyük reaksiyonu oldu, (Gayet tabii bu mesele ile ben yakından ilgileneceğim) buyurdular." diye konuştu.
Kutan, Cumhurbaşkanı Sezer'in telefonların dinlenilmesi konusunda ne söylediğinin sorulması üzerine de, şunları kaydetti: "Sayın Cumhurbaşkanı dedi ki; 'Bunun hukuk devleti ölçüleri içerisinde dinlenilmesinde zorunluluk var.' Yani mutlaka mahkeme kararıyla. Dünyanın her tarafında da mahkeme kararıyla dinleme olabiliyor. Ancak geçmiş dönemde herhangi bir mahkeme kararı olmadan telefonların dinlendiği anlaşılıyor." Ankara
|