GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

05/05/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Abdullah AYMAZ

Göze Takılanlar

Kur'an mucizeliğini zevk edenler

Nasıl ki, maddeler üzerinde, atmosferin değişmesi, yani basınç şartları, apayrı sıcaklık ve soğukluk halleri, hatta yeni bir maddenin karışım veya bileşime ilavesi, bambaşka durumların ve çok farklı keyfiyetlerin meydana gelmesine sebep olur, insanların da iman ve ihlasta kat ettikleri mertebeler, Kur'an-ı Hakim'in füyûzatından kalplerine damlayan nurlarla yepyeni ufuklar önlerine açılır.

Her bir ilerleme kademesi bir evvelki halden daha yüksek olduğu gibi, şartları da daha farklıdır. Artık orada ruh ve kalp daha önceki gafletli vaziyetlerindeki pest hallerden nefret eder bir keyfiyet kazanmıştır. Bunu vicdanının derinliklerinde hisseder.

Mühim olan, kazanılan bu makamın, varılan bu noktanın korunması, yepyeni bir tabiat gibi benlikte kararlılıkla sapasağlam tutulmasıdır. İmanın hep o formu kemaliyle koruyup yeni ufuklara tırmanmaya çalışma gayreti içinde bulunmasıdır.

Eğer kendimizi tekrar gaflete salıverirsek, kazanılan her şeyi kısa zamanda, Allah korusun elimizden kaçırabiliriz.

Zira her gün fıtrî olarak çeşitli ahval ile karşı karşıya gelmemiz mukadderdir. Çünkü bizlerde nebatî, hayvanî, insanî ve imanî olarak iç içe dört gerçek mevcuttur. Yani yememiz içmemiz itibariyle, topraktan, havadan beslenen nebatata benzeriz. Şehvetimiz ve gazabımız itibariyle hayvaniyet tarafımız var. Vicdan, akıl ve kalb gibi cihazat ve letaifimiz yönünden farklı bir yaratılışlar insan olarak ahseni takvim bir varlığa sahibiz. Bir de imanımız var ki, Allah'a muhatap oluşumuzun farklılığını, şerefini mü'mim olarak hissediyoruz. Bu gerçekle, yaratılış hikmetimizi, her şeyin yaratılış sırrını, geçmiş-geleceği, dünya hayatının gerçeğini ve ebedi saadetin güzelliğini anlıyoruz. İşte insan günde yirmi dört saatte, bu dört mertebe içinde fıtratı icabı gezer durur. Onun için de ileriyi görmeyen, akıl-vicdan ve imanın gereklerini pek dinlemek istemeyen nebâtî ve hayvânî hisler insanı devamlı aşağı doğru çekmeye çalışır. Çünkü bu duygular kör oldukları için ileriyi görmezler. Bu bakımdan her zaman uyanık olmamız ve manevi beslenmeyi tam yapmamız gerekir. Bunun için tevbe-istiğfara, ibadetlere dikkat ve evrad-ü ezkâra kesiksiz devam gerekir. Çünkü tevbe ve istiğfar, pas çözen gibi manevî kirleri ve pasları temizler, ibadet ve zikirler de ince duyguları geliştirip cila çeker.

Bediüzzaman Hazretleri diyor ki: “Ben rahmet-i İlahiyeden ümit ederim ki, Risale-i Nur'dan bu zamanda tezahür eden manevî i'caz-ı Kur'anîyi zevk eden zatlar, bu manevî ezvakı hissederler; sui ahlaka müptela olmayacaklar, inşaallah.” (Latif Nükteler)

“Misafir olan bir kimse, seferinde çok yerlere, menzillere uğrar. Uğradığı her yerin âdetleri ve şartları ayrı ayrı olur. Kezalik, Allah'ın yolunda sülûk eden zat çok makamlara, mertebelere, hallere, perdelere rastgelir ki, bunların da her birisi için kendine mahsus şartlar ve vaziyetler vardır. Bu şartlar ve perdeleri, birbirine halt edip karıştıran galat ve yanlış hareket eder. Mesela, bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadasını işitir. Eğer o terennüm ile atın kişnemesini fark etmeyip, andelibden kişnemeyi talep ederse, nefsiyle mugalata etmiş olur.”(Mesnevi–i Nuriye)

Bu güzel ifadeler bize çok büyük ibretler ve hikmetlerin kapısını açmaktadır...


a.aymaz@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

31/ 03/ 2001... Hemen değilse ne zaman?
01/ 04/ 2001... Cüzzamdan şifa bulan kral
07/ 04/ 2001... İnternet sayfaları
08/ 04/ 2001... Dananın nüfus cüzdanı
14/ 04/ 2001... İnsanlığın üç meselesi
15/ 04/ 2001... İki çocuğu Müslüman olan Sir Richard Scott
21/ 04/ 2001... Gözler sürûru seherler
22/ 04/ 2001... Herkesin mazhar olduğu isim veya esma
28/ 04/ 2001... Baba! Ben beyaz gemide kaybolan çocuk!
29/ 04/ 2001... Perdeli ve nursuz ateşlerin elektrik kazanı


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.