Göz manen nasıl kör edilir?
İntihar etmek, harama bakmak, kulak ve dili haramda kullanmak, eti yenilmeyen hayvanları katletmek gibi amellerin, yasak edilmesinin hikmetini anlatırken Bediüzzaman Hazretleri, en başta ibaha ve temlik meselesini ele alıp izah ediyor.
Aradaki fark kavranılmadan meselenin gerçek esprisi de anlaşılamaz.
İbaha, bir şeyi mubah kılmak, bir şeyin mülkiyetini vermeden sadece onu istifadeye arz etmektir. Temlik, mülkiyetini vermektir.
Onun için Bediüzzaman diyor ki: "Ey insan ve ey nefsim! Muhakkak bil ki, Cenab–ı Hakk'ın sana ihsan ettiği vücudun, cismin azaların, malın ve hayvanatın ibahadır; temlik değildir. Yani istifaden için kendi mülkünü senin eline vermiş, istifade et, diye ibaha etmiş; senin gibi idare etmekten hakikaten aciz ve tedbirden cidden cahil bir şahsa temlik etmemiş. Çünkü, mülk olarak verse idi, idaresini sana bırakmak lazım gelirdi. Acaba en kolay, en zahir ve iradenin, şuurunun dairesi dahilinde olan bir midenin idaresini yapamadığın halde nasıl göz ve kulak gibi irade ve şuur dairenin haricinde idare isteyen şeylere malik olabileceksin?"
Gerçekten biz hiç farkında bile olmazken vücudumuzda her saniye, her hücremizde 12 tane bileşim olmaktadır ve bunlar bizim faydamızadır. En ufak bir terslik, bilhassa beyinde meydana gelecek yanlış bir tertip hayatı felce uğratabilir. Ortalama 60 trilyon hücremiz olduğuna göre bir saniyede bizde 60 x 12 = 720 trilyon bileşim bizim irademiz dışında gerçekleşmektedir. Reflekslerimiz zaten ilk günden itibaren bizim haberimiz yokken, gayri iradî olarak gerçekleşip durmaktadır. Sindirim sistemimiz, bilhassa 450'den fazla vazife gören karaciğerimiz bizden habersiz tıkır tıkır işlemektedir. Fotoğraf makinesinden çok hassas biçimde çalışan gözümüzde görüntüler için uzak ve yakınlara dair ayarlamalar şaşırtıcı bir süratle gerçekleşmektedir. Eğer bir an için bütün bunların işletmesi bizim mülkiyetimize devredilse idi, o anda hayat dururdu!..
İşte bu tespiti yaptıktan sonra Bediüzzaman Hazretleri diyor ki: "Madem sana verilen hayat ve hayatın levazımatı temlik değil ibahadır. Elbette ibahanın düsturu ile hareket etmek lazımdır. Yani nasıl ki, bir zat, misafirlerini ziyafete davet eder. Onlara meclis ziyafetindeki eşyadan ve ziyafetten istifadeyi ibaha ediyor, temlik etmiyor. İbaha ve ziyafetin kaidesi ise, ev sahibinin rızası dahilinde tasarruf etmektir. Öyle ise misafir israf edemez, başkasına ikram edemez, sofradan kaldırıp başkasına sadaka veremez, dökemez, zayi edemez. Eğer temlik olsa idi, yapabilirdi ve kendi arzusu ile hareket edebilirdi. Aynen bunun gibi, Cenab–ı Hak, sana ibaha suretinde verdiği hayatı intihar ile hatime çekemezsin, gözünü çıkaramazsın ve manen gözü kör etmek demek olan gözü verenin rızası haricinde harama sarf edemezsin. Aynı şekilde, kulağı, dili ve bunlar gibi cihazları harama sarf etmekle manen öldüremezsin. Eti yenilmeyen hayvanına lüzumsuz azap ederek öldüremezsin." (Barla Lahikası, 15. Nota'nın 3. Meselesi)
Demek ki, biz önce biz nelerin gerçek mülkiyetine sahibiz ona bakmalıyız. Aslında, mülk Allah'ındır. Hatta gerçeklere de göz kapayamayız: "Sizi de, yaptığınız şeyleri de yaratan Yüce Allah'tır." (Saffat/96), "Ama Allah dilemedikçe, siz dileyemezsiniz. Çünkü her şeyi bilen, tam hüküm ve hikmet sahibi olan, Allah'tır." (İnsan/30)
Evet önce haddimizi bilmemiz gerekmektedir...
a.aymaz@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
01/
04/
2001...
Cüzzamdan şifa bulan kral
07/
04/
2001...
İnternet sayfaları
08/
04/
2001...
Dananın nüfus cüzdanı
14/
04/
2001...
İnsanlığın üç meselesi
15/
04/
2001...
İki çocuğu Müslüman olan Sir Richard Scott
21/
04/
2001...
Gözler sürûru seherler
22/
04/
2001...
Herkesin mazhar olduğu isim veya esma
28/
04/
2001...
Baba! Ben beyaz gemide kaybolan çocuk!
29/
04/
2001...
Perdeli ve nursuz ateşlerin elektrik kazanı
05/
05/
2001...
Kur'an mucizeliğini zevk edenler
|