Mitchell Komisyonu'nun tespiti ve çağrısı
İşgal altındaki Filistin topraklarında 28 Eylül 2000 günü patlak veren, bugün de devam eden ve ne zaman ve nasıl sona ereceği meçhul şiddet olaylarının ya da popüler deyimle El–Aksa İntifadası'nın sebeplerini tespit etmek, bunları bir raporla taraflara bildirmekle görevli Mitchell Komisyonu beklenen raporunu hemen hemen tamamladı.
Komisyon bu ay sonunda taraflara sunacağı nihai rapordan önce raporun son taslağını son defa gözden geçirmeleri için birkaç gün önce Filistin ve İsrail yönetimlerine sundu.
Haberlere göre, bu taslakta dengeli bir yaklaşım sergileyen Komisyon, şiddetin çıkmasında her iki tarafı da çeşitli yönlerden sorumlu bulmuş bulunuyor. Şiddetin bir an önce sona erdirilmesi için taraflara çeşitli tavsiyelerde de bulunan, çağrılar yapan taslak, İsrail tarafına yerleşim ve yerleşimciler konusuna eğilmesi, yerleşimleri dondurması çağrısını özellikle yapıyor..
Dünya kamuoyuna 'yerleşimler, yerleşimciler ' şeklinde mal olan bu konu İsraillilerin 1967 savaşından sonra ele geçirdikleri Filistin toprakları üzerinde kurdukları çeşitli yerleşim yerleri ya da kolonileri malum. Bunların sayısı yüzlerle, buralarda yaşayanlarınki ise binlerle ifade ediliyor.
Ben daha önceleri dile getirdiğim bu konuyu en son geçen aralık ayında İsrail'in Şimdi Barış Hareketi'nin İsrail'in yerleşim ve yerleşimciler politikasının son durumunu anlatan bir raporu vesilesiyle yazmış ve şunları söylemiştim:
Şimdi Barış'ın açıkladığı son plan ve değerlendirmeye göre, işgal altındaki topraklarda 8 tür yerleşim mevcut bugün ve bunlar da şöyle:
1. Gazze'nin merkezinde ya da kalbinde yer alan, yoğun Filistinli nüfusa yakın yerleşimler. Yaklaşık 6500 yerleşimcinin yaşadığı bu yerleşimlerin en önemlileri televizyonlarda bugünlerde sık sık gösterilen Netzarim, Kfar Darom, Morag ve Neve Dekalim.
2. Filistinli nüfusun yine yoğun olduğu Batı Şeria'nın merkezinde bulunan yerleşimler. El Halil Kfar Tapuah, Nahliel, Ofra, Beyt El, Psagot ve Kiryat Arba adlarıyla bilinen bu yerleşimlerde yaklaşık 158.500 yerleşimci yaşıyor.
3. Çevreleri Filistinli köyler tarafından kuşatılmış bulunan Elon, Moreh, Kedumim, Yitzar ve Eli gibi yaklaşık 16 bin yerleşimcinin yaşadığı yerler.
4. Batı Şeria'nın iç kesimlerinde bulunan yaklaşık 45 bin yerleşimcinin yaşadığı Emmanuel, Ariyel ve Adumim gibi yerleşimler.
5. Vadi–ül Arap (Ürdün Vadisi) ve Ölü Deniz sahasında bulunan ve yaklaşık 5 bin kişinin yaşadığı yerleşimler.
6. Çeşitli Filistin bölgeleri arasındaki irtibatı kesen, bu bölgelerin birleşmesine engel olan yaklaşık 20 bin yerleşimcinin yaşadığı çeşitli yerleşimler.
7. 12 bin yerleşimcinin yaşadığı Guş Etzion bölgesindeki yerleşimler.
8. Yeşil hat boyunca kurulmuş olan ve yaklaşık 72 bin yerleşimcinin yaşadığı yerleşimler.
Şimdi Barış mensuplarından Profesör Arye Amon yerleşimler konusunda şu anlamlı ve önemli tespitte bulunuyor bu bapta: 'Bu yerleşimlerin çoğunun tasfiye edilmeleri gerekiyor. Oslo anlaşmaları bizi barışın ve yerleşimlerin birlikte olabileceği gibi bir yanılsamaya (illüzyona) sevk etti. İşte şimdi biz İsrail kamuoyunu bunun olamayacağına ikna etmek istiyoruz.'
Diğer Şimdi Barışçılar da yerleşimlerin ve yenilerinin kurulmalarının Filistinlilerin yaşadığı hayal kırıklığını açıklamaya yardımcı olduğunu belirtiyorlar, Filistinlilerin çoğunun Oslo anlaşmalarının İsrail'e yerleşimler kurmaya imkan veren bir kandırmaca olduğuna inandıklarını söylüyorlar ve elbette doğru söylüyorlar; zira Oslo'dan (1993) bu yana Filistin bölgelerindeki Yahudi nüfusu yüzde 72 artarak 1993'teki 100 binden bugün yaklaşık 200 bine ulaşmış bulunuyor.
... Hareketin lideri Profesör Bayan Galia Golan da bu arada 'Yerleşimlerin hızla büyüyüp artmalarının ve Barak hükümetinin bunu engellememesinin bugün yaşanan Filistin ayaklanmasının en önemli sebeplerinden birisi' olduğunu söylüyor, meselenin can damarına basmış oluyor böylece.'
Profesör Golan'ın 5 ay önce yerleşimler ile ilgili yaptığı bu tespit bugün Mitchell Komisyonu'nun aylar süren araştırmaları sonucunda vardığı tespit ile aynı: Komisyon da El–Aksa İntifadası'nın en önemli sebebinin İsrail'in yerleşim ve yerleşimciler politikası olduğunu resmen kabul ediyor ve bu konuda İsrail'e bu politikayı dondurması çağrısını yapmış bulunuyor. Cevabı bugünden belli; ama biz yine de soralım: Bakalım İsrail bu çağrıya nasıl cevap verecek?
f.ertan@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
18/
04/
2001...
Bağımsızlığın 10. yılında
21/
04/
2001...
Gazprom'da reform
22/
04/
2001...
Putin, Kilise ve Patrik...
24/
04/
2001...
Petrol mü koyu akacak, kan mı?
25/
04/
2001...
Esrarengiz şirket: Itera
28/
04/
2001...
Rus-Rum bağlantısı
29/
04/
2001...
Gazprom ve Itera
01/
05/
2001...
Amerika ve NMD
02/
05/
2001...
'Echelon muamması'
05/
05/
2001...
Şin Bet başkanı fena konuşmamış
|