Herkes kendi evine
Yıllar var ki, tumturaklı vaatlerle geçti: Türkiye'de yaşayan bizler, yaşamayı, gezmeyi, şiir okumayı ve de aşklarımızı erteledik hep. Bir yarın vardı, bize bütün düşlerimizi yaşatacak. Bütün düşlerimizin toplamı bir yarın! Bekle(r)dik. Nasılsa ki, Allah vergisi bir sabrın kahramanlarıydık. Biz bekleyeduralım, bu statik tevekkülümüz birtakım 'düş tacirlerinin' iştihasını kabartmıştı ve habire vaat ediyorlardı. Biz de inanıyorduk. İnandık da. Taa ki, adları ister Balina ister Matador ister Akrep olsun hep birlikte beyaz camdan seyrettiğimiz operasyonlara kadar. Meğerse, ülkede biz düşlerimizi büyütür ve ertelerken; bazıları ceplerini şişirmekle meşgulmuş. İşte, bu 'başka'larının da varlığının farkına varmanın ardından gelen ekonomik krizle birlikte, ülkemiz de düşlerin tüllendiği bir yer olmaktan çıktı ve 'düşlerin tükendiği' bir yer haline geldi. Ve bildiğiniz, "Kalmak mı zor; gitmek mi?" tartışması. İşte bu tartışmanın tam da ortasında gösterime girdi, Semih Kaplanoğlu'nun 'Herkes Kendi Evinde' filmi. Ve kendince geleneksel bir tepkiyle, ne kadar zor olsa da, hayallerimizi ancak evimizde gerçekleştirebileceğimizi kulaklarımıza fısıldadı.
Renklerin büyüsü
Op Art'ın dünyadaki en önemli temsilcisi Victor Vasarely'nin resimleri, heykelleri ve halı tasarımları, 8 Haziran'a dek Yapı Kredi Kâzım Taşkent Sanat Galerisi'nde. Bu sergi vesilesiyle Macaristan'ın Pécs kentindeki Janus Pannonius Müzesi koleksiyonuna ait 45 orijinal yapıt ilk kez Türkiye'ye geldi. Sağlığında Londra'dan Oslo'ya, Milan'dan Kudüs'e dek onlarca kentte kişisel sergiler açan Vasarely'nin yapıtları, o öldükten sonra da dünyayı dolaşmayı ve büyük ilgi toplamayı sürdürdü. Biçimle ve renkle büyü oluşturan, izleyiciyi oyunun sınırlarında dolaştıran Vasarely nihayet İstanbul'da.
Kendi başına bir akım
Asıl adı Gyözö Vasarely olan Victor Vasarely, 9 Nisan 1908'de Macaristan'ın Pécs kentinde doğdu. 1925 yılında Budapeşte'de liseyi bitirdi ve tıp okumaya başladı; ama sanata olan ilgisi yüzünden öğrenimini yarıda bıraktı. Podolini Volkmann'ın resim okuluna devam etmeye başladı. Sandor Bortnyik'in "Workshop'una, "Budapeşte Bauhaus"una katıldı. Burada müstakbel eşi Klara Spinner ile tanıştı. 1930'da Paris'e yerleştiler. Vasarely Paris'teki ilk yıllarında grafiker olarak çalıştı. Siyah-beyaz kontrastlar, zebra ve kaplan motifleri 1933-38 yılları arasında yaptığı resimlerde görülmeye başladı.
Kadın baş bağlamaları
Kendine özgü yorumlarıyla Anadolu'nun büyüleyici değerlerini ön plana çıkaran Ekber Yeşilyurt, eski; ama çok değerli iletişim aracı olan kadın baş bağlamaları resimlerinden oluşan sergisini, Ankara Kızılay'daki Milli Piyango Talih Kuşu Sanat Galerisi'nde bugün açacak.
Ö. Seyfeddin yarışması
Türk Edebiyatı Vakfı'nın Kültür Bakanlığı'nın katkılarıyla gerçekleştirdiği "Ömer Seyfeddin Hikâye Yarışması'nda dereceye girenler belli oldu. Zafer Altunkozaoğlu 'Dedemin Sevdaları' ile birinci, Sabahattin Özkan 'Ölümün Sularında' ile ikinci, Hüseyin Karaca 'Raylar Cinnete Gider' isimli hikayesi ile üçüncü oldu.
Tasarımcılar İstanbul'da
Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü'nün düzenlediği Türkiye'nin tek süreli tasarım etkinliği 'Grafist'in 5'incisi gerçekleşiyor. Uluslararası tasarım alanında dünyanın önde gelen grafikerleri 'Grafist' günlerine katılacak.
Fujifilm günleri
"Fujifilm Music Days Volume 6", 18 - 19 Mayıs tarihlerinde Paris'ten ünlü grup St. Germain, Washington'dan Thievery Corporation ve ülkemizde de çok sevilen DJ Giles Peterson ile yeni bir müzik fırtınası daha estirecek.
|