Yılmaz çadır istemiş
Yılmaz kardeşler, Cumhur Ersümer bazı ANAP'lılar ile Rus Başbakanı Çernomirdin'i aynı masada gösteren ünlü fotoğrafta yer alan bir ANAP'lı, gezinin kamuoyuna yanlış aksettirildiğini savundu. Söz konusu ANAP'lı, "O gezide Mesut Yılmaz, Rusya'dan 20 bin deprem çadırı istedi. Gasprom'un "G"sini bile konuşmadık." dedi.
ANAP lideri ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın başını ağrıtan olaylı Moskova gezisiyle ilgili yeni bir iddia ortaya atıldı. Hiçbir resmi sıfatı olmamasına rağmen dönemin Başbakan Yardımcısı ve Enerji Bakanı Cumhur Ersümer, kardeşi Turgut Yılmaz ve bazı ANAP'lılarla birlikte Moskova'ya giden Mesut Yılmaz'ın, yüzyılın felaketine uğrayan Türkiye'ye Rusya'dan deprem çadırı istediği öne sürüldü.
Mavi Akım soruşturmasının belgesi olarak gösterilen 1999 Eylül'ünde yapılan Moskova ziyaretinde çekilen ünlü fotoğrafta yer alan bir ANAP'lı ZAMAN'a yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Geziye Moskova Belediye Başkanı Lujkov'un daveti üzerine gittik. O masada ve gezide Gasprom'un "G" si bile konuşulmadı. Mesut Bey, Türkiye'de bir ay önce yaşanan deprem felaketinden bahsederek, 'Bize 20 bin çadır gönderin' talebinde bulundu. Zannediyorum o çadırlar Türkiye'ye gönderildi. O gezide Sayın Lujkov bize kendisine ait özel hayvanat bahçesini gezdirdi, atlarını gösterdi."
'Meclis'te telekulak var'
Devlet eski Bakanı, ANAP İstanbul Milletvekili Cavit Kavak'ın telefonlarının dinlenmesinin yankıları sürerken, Meclis'te telekulak iddiaları ortaya atıldı. FP Kocaeli Milletvekili Osman Pepe, Telekom'dan üst düzey bir yetkiliyle yaptığı görüşmede Meclis'teki bütün milletvekillerinin telefonlarının dinlendiğini kendisine söylediğini açıkladı.
FP'li Osman Pepe, "Meclis idare amiri olarak görev yaptığım dönemde Telekom'un üst düzey bir yöneticisi bütün milletvekillerinin Meclis'teki telefonlarının bile dinlendiğini söyledi. MİT, Emniyet, Askeri İstihbarat telefonları dinleyecek teknolojiye sahip. Ben başbakan, cumhurbaşkanı herkesin telefonlarının birileri tarafından dinlendiğine eminim." dedi. Yasalara aykırı şekilde telefon dinlemelere karşı gerekli önlemlerin alınması gerektiğini belirten Osman Pepe, "Maalesef bunu yapacak sivil otorite ortada yok. Hükümet, ülkeyi yönetmekten aciz durumda" diye konuştu.
Yargıtay 8. Daire Başkanı Ünver: Dinleme sıkıntısı savcıyla çözülür
Yargıtay 8. Ceza Dairesi Başkanı Naci Ünver, yargı kararıyla telefonların dinlenilmesinde cumhuriyet savcılarının denetim görevini tam olarak yapması halinde yakınmaların büyük ölçüde ortadan kalkacağını söyledi. Ünver, yaptığı açıklamada, telefonların dinlenilmesi olayının denetimini cumhuriyet savcılarının yapacağını vurguladı. Savcıların bu denetim görevini tam olarak yapmaları halinde sıkıntıların büyük ölçüde ortadan kalkacağını vurgulayan Ünver şunları kaydetti:
''Bütün mesele uygulamada gösterilecek özendir. Bu arada adli kolluk kurulması halinde cumhuriyet savcılarının işleri daha da kolaylaşacak, siyasallaşma iddiaları da geçersiz kılınacaktır." Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 4442 sayılı yasa uyarınca verilen kararların temyiz incelemesini yapıyor. Ünver de resmi telefonunun dinlenildiğinin ortaya çıkması üzerine İçişleri Bakanlığı aleyhine açtığı tazminat davasını kazanmıştı. Bakanlık, Ünver'e 7,5 milyar lira ödemişti.
TBMM Başkanı Ömer İzgi: Dinleyenler suç işliyor
TBMM Başkanı Ömer İzgi, ANAP İstanbul Milletvekili Cavit Kavak'ın telefonlarının, hakim kararı olmadan dinlendiği haberlerini kaygıyla karşıladığını bildirdi.
İzgi, dün konuya ilişkin yaptığı açıklamada, dokunulmazlıkları düzenleyen Anayasa'nın 83. maddesi yürürlükte iken maddenin içerdiği anlayış gereği, milletvekillerinin telefonlarının dinlenemeyeceğini vurguladı. İzgi şunları kaydetti: ''Olur olmaz kuşkular bahane edilerek milletvekili telefonlarının dinlenmesine geçilmesi, 4422 sayılı yasanın da ihlali demektir. Telefonların dinlenmesi, meskene giriş demektir. Adı geçen vekilin Meclis telefonunun dinlenmesi için Meclis Başkanı'ndan izin alınmaması da bir başka yasa ihlalidir." DGM'den
bilgi istediklerini bildiren İzgi, gelecek cevap çerçevesinde değerlendirmenin yapılacağını, ancak "durumun vahametinin" kamuoyuna duyurulmasını gerekli gördüğünü vurguladı. Ankara (Zaman)
Yargıya 'dinleme' tepkisi
ANAP Grup Başkan Vekili Beyhan Aslan, İstanbul Milletvekili Cavit Kavak'ın telefonlarının dinlenmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, "İlgili mahkeme yasayı keyfilikle uygulamış ve görevini suiistimal etmiştir." dedi.
Aslan, Anayasa Komisyonu Başkanı Turhan Tayan, Adalet Komisyonu Başkan Vekili Sühan Özkan ve İnsan Hakları Komisyonu Başkan Vekili Emre Kocaoğlu ile birlikte TBMM'de basın toplantısı düzenledi. Ankara 2 No'lu DGM yedek hakimliğinin Cavit Kavak'ın dinlenmesi için karar verdiğini ve hakimin yazısından Kavak'ın daha önce de dinlendiğinin ortaya çıktığını anlatan Aslan, ilgili mahkemenin 4422 Sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Yasası'nı keyfilikle uyguladığını ve görevini suiistimal ettiğini ileri sürdü. Hukukun adaleti uygulayanlar tarafından çiğnenmesini bir facia olanak nitelendirdiğini ifade eden Aslan, hukukun bir gün adaleti uygulayanlara da gerekli olacağını söyledi. Aslan, Adalet Bakanı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, İçişleri Bakanı ve Cumhurbaşkanı'nı bu konuda duyarlı olmaya çağırdı.
Türk ve Tantan
Bir gazetecinin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün, 'Politik yaşamım boyunca telefonlarımın dinlendiği izlenimini edinmedim. Ama dinlenmekten çekindiğim bir konu da yok.' açıklamalarını nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine Aslan, şöyle konuştu: "Açıklamalarını üzülerek okuduk. Biz onun gibi düşünmüyoruz. Adalet Bakanı hukuksuzluğu savunamaz. Kendisi bu olayın gereğini yapmalıdır."
Aslan, "İçişleri Bakanı zaten ANAP'lı, onu niçin duyarlı olmaya çağırıyorsunuz?" şeklindeki bir soruya ise şu karşılığı verdi: "Kendisinin bu olaydan sonra daha duyarlı olacağını tahmin ediyoruz."
'Başka vekiller de...
Bir gazetecinin "960 kişinin dinlenmesiyle ilgili hiç tepki göstermediniz; ama milletvekiliniz dinlenince gösteriyorsunuz. Bu çifte standart değil mi?" sorusu üzerine Aslan, 4422 sayılı yasanın 55. hükümet döneminde keyfi dinlemelerin önlenmesi için hazırlandığını hatırlattı. Aslan, başka milletvekilleri ile üst düzey bürokratların da dinlenmiş olabileceğini sözlerine ekledi. Ankara
DYP'li Nevfel Şahin: Yılmaz 'Mavi yalan' söylüyor
DYP Genel Başkan Yardımcısı Nevfel Şahin, ANAP lideri Mesut Yılmaz'ın Mavi Akım'la ilgili açıklamalarını 'Mavi yalanlar' olarak nitelendirdi. Dün partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Yılmaz'ın Rusya temaslarında Mavi Akım'la ilgili görüşmeler yapmadığını söylediğini hatırlatan Şahin, Yılmaz'ın Victor Çernomırdin ile Gazprom başkanı olarak görüştüğünü ileri sürdü.
Şahin, "Yılmaz bir Mavi yalan söylüyor. Bu da Anadolu Ajansı'nın haberiyle ortaya çıkıyor." şeklinde konuştu. Şahin'in gazetecilere dağıttığı, Anadolu Ajansı'nın 20 Eylül 1999 tarihli haberinde, ANAP liderinin görüşmenin ardından yaptığı açıklamalara yer veriliyor. Burada Yılmaz "Çernomırdin ile Mavi Akım projesini ele aldıklarını" söylüyor. Ankara
DSP'ye dönüyorlar
DSP, kongrede genel başkan adayı Sema Pişkinsüt'e gösterilen tavrı protesto ederek partiden istifa eden iki milletvekilinin yerini dolduruyor. Eski DSP'li Mail Büyükerman ve Bülent Ersin Gök yeniden partiye katılıyorlar.
İstanbul Milletvekili Bülent Ersin Gök ve Eskişehir Milletvekili Mail Büyükerman DSP'ye geri dönüyor. Bu parti listesinden milletvekili seçilen Büyükerman ve Gök'ün katılımıyla birlikte DSP'nin vekil sayısı 134'e çıkacak.
DSP, kongrede yaşanan tartışmaların ardından partiden ayrılan İstanbul Milletvekili Nazire Karakuş ve İzmir Milletvekili Mehmet Özcan'ın yerlerine bu iki milletvekilini alarak, Meclis'teki sandalye sayısının MHP'nin altına inmesi ihtimalini azaltmayı amaçlıyor. DSP içerisinde aralarında genel başkan adayı Sema Pişkinsüt ve Rıdvan Budak'ın da bulunduğu 8 milletvekilinin muhalif bir hareket başlattıkları biliniyor. Bu grupta yer alan milletvekillerinin, "İstifa ederek partimizi MHP'nin altına düşürerek Bülent Ecevit'in başbakanlığını tartışmalı duruma getirmek istemiyoruz." yönündeki açıklamaları parti yönetimince bir "tehdit" olarak algılanmıştı. Büyükerman ve Gök'ün dönmesiyle muhaliflerin elinden böyle bir koz da alınmış olacak.
Hatırlanacağı gibi Mail Büyükerman, cumhurbaşkanlığı seçimindeki adaylığının ardından, Bülent Ersin Gök de hakkındaki bir rüşvet iddiasının ortaya atılmasının ardından DSP'den istifa etmişti. Gök'ün, hakkındaki iddialardan aklandığı bildiriliyor.
Ecevit kulisi gezdi
Başbakan Bülent Ecevit, 'basına yasak' tartışmasıyla gündeme gelen Meclis kulisini gezdi. Dün DSP grup toplantısının ardından Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan'la birlikte iktidar kulisinin üzerindeki koridorları dolaşan Ecevit, Özkan'dan, TBMM Başkanlık Divanı tarafından önce gazetecilere kapatılan, daha sonra yeniden açılan kulisler ile şeref holü üzerindeki koridorların açıldığı diğer bölümler hakkında bilgi aldı.
Ecevit'in grup başkan vekillerinin Genel Kurul çalışmaları sürerken yasama çalışmaları için bir araya gelebilecekleri bir çalışma bölümünün arayışı nedeniyle koridorda inceleme yaptığı öğrenildi. Ecevit, Devlet eski Bakanı Hikmet Uluğbay ve İstanbul Milletvekili Masum Türker'le bir süre görüştükten sonra Meclis'ten ayrıldı.
Ecevit: Umarım bir yol kazasına uğramayız
Başbakan Bülent Ecevit DSP'nin Meclis grubunda yaptığı konuşmada, IMF ile Dünya Bankası'nın Türkiye'ye beslediği güvenin değerinin bilinmesini istedi.
Ecevit, "Bu güven olmasa bugünkü umut verici aşamaya ulaşamazdık. Bir yol kazasına uğramayacağımızı umarım." dedi. DSP'nin Meclis grup toplantısında, Manisa milletvekilleri mesir macunu dağıtırken, Zeynep adında bir kızı olan Diyarbakır Milletvekili Abdüssamet Turgut ise partililere burmalı kadayıf ikram etti.
Bürokrata imza uyarısı
Başbakan Bülent Ecevit, bürokraside imza atma çekingenliğinin yaygınlaştığını belirterek, "Gerekli yerde görev yapmaktan kaçınmak, yasa dışı işlem yapmak kadar sakıncalıdır." uyarısında bulundu.
Partisinin grup toplantısında konuşan Başbakan, son dönemdeki yolsuzluk operasyonlarının ardından bürokraside imza atmaktan itina edenlerin bulunduğu yönündeki gelişmeleri doğruladı. "Kurunun yanında yaşın yanmaması için çok dikkatli davranmak gerekir.'' diyen Ecevit, bürokraside imza atmakta çekingenliğin yaygınlaştığını, gerekli yerde görev yapmaktan kaçınmanın, yasa dışı işlem yapmak kadar sakıncalı olduğunu anlattı. Bürokrasinin bu puslu ortamdan bir an önce kurtulmasını dileyen Ecevit, aksi halde devlete güvenin sarsılacağı gibi, ekonominin canlanmasının da zorlaşacağını ifade etti.
Bush'un mektubu ve 16 milyar dolar
Konuşmasında ABD Başkanı W. Bush'un kendisine gönderdiği mektuba da değinen Başbakan Ecevit şunları kaydetti:
''Ekonomik programın finansman boyutunda umut verici bir aşamaya gelindi. Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası'nca Türkiye'ye yaklaşık 16 milyar dolar tutarında parasal destek verileceği belli olmuştur. Bunda ABD'nin, özellikle de Başkan Sayın Bush'un güçlü desteği önemli bir etkendir. Nitekim Sayın Bush mektubunda Türk ekonomisinin desteklenmesine yönelik girişime Amerika'nın öncülüğünü özellikle vurgulamıştır. Sayın Bush, reform programının uygulanması doğrultusunda harcamakta olduğumuz çabalardan da övgüyle söz etmiştir." Ankara(Zaman)
'Liderlik vasıfları yok'
DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, Türkiye'nin düze çıkabilmesi için çok büyük reformların gerekli olduğunu, ancak hükümette, bunun için gerekli liderlik vasfı bulunmadığını ileri sürdü.
Çiller, Washington'daki temaslarını tamamlamasının ardından, Türkiye büyükelçiliğinde basın toplantısı düzenledi. Hükümetin uygulamalarıyla kamu borçlarının birdenbire 50 milyar dolardan 75 milyar dolara çıktığını ifade eden Çiller şöyle konuştu: "Coopers diye bir şirket, Davos'ta bir rapor ortaya koyuyor. Son iki buçuk yılda toplanan vergilerin yüzde 36'sının yolsuzluğa gittiğini, bunun da 31 milyar dolar tuttuğunu belirtiyor. Çiftçiye ise son 15 yılda toplam 33 milyar dolar sübvansiyon verilmiş. 31 milyar dolar yolsuzluğa, 15 milyar dolar 13 bankanın fona devrine veriyorsunuz. Çiftçiye parayı çok görüyorsunuz." Washington
MHP, rektörü şikayet etti
MHP, Afyon Milletvekili Müjdat Kayayerli'yi "ti"ye alan Kocatepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şan Öz-Alp'i YÖK'e şikayet etti. MHP'nin şikayeti üzerine YÖK Başkanı Kemal Gürüz'ün rektörü telefonla arayıp bilgi istediği öğrenildi.
MHP Milletvekili Kayayerli'nin üniversite rektörü tarafından alaya alınmasının sekreter hatasından kaynaklandığı da ortaya çıktı. Kayayerli'nin sekreteri Hicabi Şahin, "Afyon Kocatepe Rektörlüğü'nce çekilen davetiye faksını aldığım zaman Sayın milletvekilim Müjdat Kayayerli'nin yurtdışında olması hasebiyle, sekreteri olarak teşekkür ve tebrik faksını ben göndermiş bulunuyorum. Sayın milletvekilimin bu konuyla hiçbir ilgisi yoktur." dedi.
Ömer Şahin/Ankara-Zaman
|