GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

11/05/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Hekimoğlu İSMAİL

Tefekkür

Avrupa ve biz

On beşinci asırda Avrupa'nın üç tarafı İslam ülkeleriyle çevriliydi: Doğuda Osmanlı, batıda Endülüs Emevi Devleti ve güneyde Kuzey Afrika İslam ülkeleri...

Avrupalılar bunun sırrını araştırdılar, sonuçta şu karara vardılar: Müslümanlar, ilimle ve teknikle bu seviyeye ulaştılar. Böylece on beşinci asırda İtalya'da Rönesans hareketi başladı. Korsanlar ve kilise, ilim adamlarına yardım edince, sadece ilmin değil, sanatın da her dalında hamle yapıldı.

Alman Luther'e göre peygamberlerde ve vahiyde benzerlik olmalıydı, öyleyse İncillerle Kur'an arasında bu kadar fark olmamalıydı. Luther, Hazreti İsa'nın zamanındaki Hıristiyanlığı yakalamaya çalıştı, bu sebeple ona fundamentalist veya radikalist dediler(1). Böylece Protestan mezhebi doğdu. Kanuni Sultan Süleyman, Protestanlara karadan ve denizden yardım etmişti(2).

Alman sosyolog Max Weber: "Kapitalizm, Protestan ahlakıyla doğdu, Protestan ahlakıyla yaşayacaktır." der.

On sekizinci asırda sanayi devrimiyle kapitalizm de başladı. Kiliseden uzaklaşan sanayiciler materyalist felsefeyi dinin yerine oturttu.

Kapitalizm, bazı insanları zengin, ekseriyeti fakir kıldığından sosyalizm cereyanı başarılı olurken; dinlerin bütününe karşı çıktı, böylece dinsizlik cereyanı bütün dünyayı sarsmaya başladı.

El kadar Avrupa, gemilerle, toplarla koskocaman Afrika'yı ve Asya'yı sömürdü.

Gemilerle, toplarla Bizans'ı teslim alan Osmanlı Devleti, Avrupa'nın gemileri ve topları karşısında gerileyip 1918'de haritadan silindi.

Kainat nizamını devam ettiren Allah dinini de devam ettirdi, şimdi dünya üzerinde iki milyar Müslüman ve elli beş İslam ülkesi var.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşları, maddi medeniyetin yetersizliğini dünyaya gösterince, dine dönüş başladı.

Müslümanların da İslamî anlayışı değişti. En çok fabrika kuran Allah'tır, tavuklar yumurta, inekler süt ve ağaçlar meyve fabrikasıdır, yeryüzü de çatısız bir fabrikadır. Müslümanların fabrika kurması sünnetullahtır, ibadettir.

Her çekirdekte, her tohumda atölyeler, tezgahlar, laboratuvarlar var ki, Allah bir çekirdekten bir ağaç yaratıyor. Öyleyse tezgah ve laboratuvar kurmak da sünnetullahtır, ibadettir.

Bir kısım ülkeleri süper güç yapan ilim ve tekniktir, bunların ikisi de İslam'ın emridir. İnsanı yaratan Allah, İslamiyet'i gönderdiğinden, insanın dini, milleti ne olursa olsun, sadece İslam prensipleriyle başarılı olabilir. İslam medeniyetinin de üç esası vardır: İlim, teknik ve İslam ahlakı.

Okul ders kitapları bir kısım ayetlerin şerh ve izahıdır. Allah'ın yarattıklarını anlatan kitaplar, Allah'ın kitabına aykırı olamaz.

Avrupa'da iyilik, güzellik adına ne varsa hepsi İslam'ın malıdır. Müslümanlar, Almanya'nın teknolojisini, Hollanda'nın ziraatını aldıkları gün, hızla kalkınacaktır.

Müslümanların yüzde altmışı gençtir, gençler kahveden camiye dönüyor. En verimli topraklar Müslümanların elindedir. Dünya petrollerinin yüzde altmışı İslam ülkelerinde; İslam ülkelerindeki dağlar maden doludur, nehirler baraja müsaittir. Müslümanların İslamî anlayışı değişmiştir. İslam ülkeleri pazar olmaktan çıkıp, pazar aramaya başlamıştır.

Yepyeni bir dünya doğuyor, Çin'in nüfusu bir buçuk milyar, Hindistan bir milyar, Müslümanlar iki milyar, Asya kıtası ayağa kalkıyor.

Artan dinsizlik ve ahlaksızlık cereyanları karşısında dinlerin müşterek hareketi başlamıştır. Artık dinlerin birbirine düşmanlığı sona erdi, her din ahlaksızlık ve dinsizlik cereyanlarıyla mücadele etmek zorundadır. Artık milletler ilimde, ahlakta bütünleşmek istiyor, meyhanede, barda değil.

Avrupa'daki kardeşlerimiz biliyor ki, Müslüman gibi yaşayan gayrimüslimlerin sayısı çok fazladır. Hollandalılar kelimei şehadet getirse idealimizdeki İslam ülkesi ortaya çıkacaktır.

Benim gibi yaşlılar biliyor ki çok karanlık günlerden daha iyi günlere çıktık. Halkımız şahlanmıştır, ilmin, tekniğin ve ahlakın kıymetini anlamıştır, bu sebeple çok ümitliyiz, çünkü İslamiyet aleme rahmettir.

1-Radikalizm Latincedir, fundamentalizm İngilizcedir. "Köke inmek" demektir. Müslüman'ın köke inmesine gerek yok, çünkü kök elimizdedir, o da Kur'an.

2- Veli Şirin, Tarih, 1986, sh. 132, MEB Yayınları.


h.ismail@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

06/ 04/ 2001... Haberler ve yorumlar
12/ 04/ 2001... Tarihî bir belge
13/ 04/ 2001... Psikoloji ve ötesi
19/ 04/ 2001... Modernizm üzerine düşünceler
20/ 04/ 2001... Menan cinleri
26/ 04/ 2001... Çareler
27/ 04/ 2001... Yabancı sermaye
03/ 05/ 2001... Gelen giden kelimeler
04/ 05/ 2001... Zıtlar âlemi
10/ 05/ 2001... Dış yardım


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.