Maske üzerine bir deneme
Hayatının son yıllarında (1979 olmalıdır!) Fransa'nın ünlü şair ve romancılarından Louis Aragon, Fransız Televizyonu'nun Antenne 2 kanalında, altı programdan oluşan bir dizi söyleşi yapmıştı. Bu söyleşileri Jean Ristat ile yapıyordu Aragon. Olağanüstü duygulu söyleşilerdi; -Aragon'un hayatla ve varoluşu ile hesaplaşmasıydı... Hepsi bu kadar değil! Bir büyülü yanı vardı bu söyleşilerin: Aragon, ekrana bir maskeyle çıkmıştı ve söyleşilerde yüzünden maskeyi hiç çıkarmamıştı.
O sıralarda bu kışkırtıcı görüntünün, yaşlı ve 'maskeli' bir şairin görüntüsünün ne anlama geldiği üzerinde çok konuşulmuştur. Kimileri, sözgelişi Pierre Daix, bunu 'yaşlı bir lise öğrencisinin çılgınlığı' diye nitelediler. Kimileri de, Aragon'un yılların örselediği yaşlı ve buruşuk yüzünü gizleme isteğine bağladılar...
Maskeler, daima, bir şeyleri gizlemek içindir. Kimi zaman, kimliğin gizlenmesine yarar; -önceki yıl gördüğümüz 'Eyes Wide Shut' filminde gördüğümüz gibi! Şüphesiz, Aragon'un bu maske ile kimliğini gizlemek gibi bir sorunu olamazdı! Herkes, Jean Ristat'nın Louis Aragon'la söyleşi yaptığını biliyordu çünkü...
Gizlilik, kuşkuludur ve işte tastamam bu nedenle, çoğu kez, varoluşsal imalar taşır. Şöyle düşünülür: Öyle ya, kendini gizleyen, gizleyecek bir şeyleri olandır: Böylece maske, bilgi ile kimlik ya da eylem ile kimlik arasına girer ve kimliği gizler Maske, 'Ben Öteki'yim!' demektir. Mevlana'nın 'ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol!' öğüdü, maske ile maskenin gizlediği arasındaki aykırılığı ortadan kaldırmaya yönelik bir ahlaki öğüttür elbet...
Gelgelelim, insanların göründükleri gibi olmalarına ya da, oldukları gibi görünmelerine, samimilik ve dürüstlük bağlamında bir ahlakî değer atfedenler, yani Mevlana gibi düşünenler çoğunlukta olsalar da, 'olduğu gibi görünme'ye ve 'göründüğü gibi olmaya' inanmayanlar da vardır: Örnek mi? Oscar Wilde! Maskelere inanır Wilde; -şöyle söyler: 'Ona bir maske verin; işte ancak o zaman hakikati söyler.' ('Give him a mask, and a man will tell you the truth'.) İnsanın hakikati, yüzünü gizleyerek, maske takarak söylemesi, daha mı kolaydır gerçekten?
Jean-Paul Sartre, insanın hakikati gizlemesinin iki farklı türünü ayırt eder: Hakikati Öteki'nden gizlemek (ki, bunun adı, 'yalan'dır!) ve Hakikati Kendi'nden gizlemek (bunun adı da, 'kendi-kendini aldatma'dır, -Sartre'ın deyişiyle, 'mauvaise foi'!) Peki, şimdi sorumuzu tekrar soralım: İnsan maskeliyken hakikati hangi durumda daha kolay gizler? Yalan'da mı, yoksa kendi-kendini-aldatma'da mı?
Roland Barthes, 'gizleme, görülmelidir' diyor. Maske, 'biliniz ki, sizden bir şeyler gizliyorum' demektir. Bu, gizlenenin hem bilinmesi hem de bilinmemesi gerektiğini ima eder. Barthes, antik Roma tiyatrosunda, sahneye maskeyle çıkan oyuncuların, parmaklarıyla maskelerini işaret ederek 'Larvatus prodeo!' dediklerini söyler: 'Larvatus prodeo; -yani, 'maskemi parmağımla göstererek öne çıkıyorum!' Şöyle der Barthes: 'Tutkumun üzerine bir maske geçirir, bükük parmağımla gösteririm bu maskeyi...' Larvatus prodeo', işte tastamam bu anlama, bir şeyi (kimliğimi?) gizlediğimi belli etmek istediğim anlamına gelir. Eski Roma ve elbette Eski Yunan tiyatrosunda, bu yüzden maske kullanılmıştır. G. Stauth ve B.S.Turner'in Nietzsche'nin Dansı'nda bildirdikleri gibi, Yunan dramı, yüzünde maske taşıyan aktörün Dionysos'un ızdıraplarını temsil etmesiyle birlikte, trajediye dönüşür. Heidegger, Yunanlıların Trajik Çağı'nı yücelten Nietzsche'nin sağken yayımladığı yazılarının, gizlenme gereğini duyan bir yazarın 'maskeleri' olduğunu, tastamam bu nedenle öne sürmüş olabilir. (Heidegger, 'Nietzsche, maskelerini yayımladı', diyordu.) Bataille ve Lacan'ın, gerçek Kendi'nin ('Self'), 'Öteki' ('Other') olduğunu öne sürüşlerinin de anlamı budur: 'Ben, Öteki'dir!'
Çocukluk yıllarımda 1001 Özel dergisinin 'Kızıl Maske'sini heyecanla okurken, onun yüzünü niçin gizlemek istediğini hep merak etmiştim. Bir de, elbette 'Demir Maskeli Adam' vardı, kimliğini bilmediğimiz...
'Demir Maskeli Adam' bir roman kahramanı değildir, gerçektir. XIV. Louis'nin krallığı döneminde tam kırk yıl cezaevlerinde yatmıştır. Aslında, maskesi demirden değildir bu esrarengiz tutuklunun: Bir cezaevinden ötekine nakledilirken, yüzüne, demirden değil, siyah kadifeden bir maske takmaktadır. Alexandere Dumas, o ünlü romanında Voltaire'in önerisini benimsemiş, 'Demir Maskeli Adam'ın XIV. Louis'nin gayrimeşru kardeşi olduğunu öne sürmüştür. Dumas'ya göre, bu gayrımeşru çocuğun babası, Kardinal Mazarin'den başkası değildir!
Çocukluğumun 'Kızıl Maske'den ve 'Demir Maskeli Adam'dan başka, bir maskelisi daha vardı: 'Maskeli Süvari'! Şimdi soruyorum: Çocuklar için hazırlanmış resimli romanların kahramanları, niçin çoğunlukla 'maskeli' oluyorlar? Çocuğu, hayatta bazı şeylerin gizlenmesi gerektiği düşüncesine hazırlamak için mi? Hakikatin, bir maskenin arkasına gizlenilirse, daha kolay açıklanabildiğini öğretmek için mi? Yoksa, Janus maskesi gibi, 'iki başımıza yürüdüğümüzü' göstermek için mi? Ya da, şairin dediği gibi, 'Şimdi ben, yüzümle kimin yüzü gibiyim?' diye sordurmak için mi?
Ve bir soru daha: Halide Edip, o piyesine niçin 'Maske ve Ruh' adını vermişti?
h.yavuz@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
02/
03/
2001...
Nükte züğürdü olduk!
09/
03/
2001...
Yine 'Kerim Devlet' üzerine...
16/
03/
2001...
Ahiler, Abdallar ve 'Kerim Devlet'
23/
03/
2001...
Rasyonalite ve din
30/
03/
2001...
Rasyonalite ve Din (2)
06/
04/
2001...
Parçalı Kimlikler, Ulusal Kişilik
13/
04/
2001...
Kriz!
20/
04/
2001...
'Çarşıda kesat, şehirde fesat...'
27/
04/
2001...
Davut Bey ve Turgut Bey
04/
05/
2001...
Bursa'da çocuk Narkissos ve yaşlı Dionysos
|