Uyarı mektubu
Uluslararası Para Fonu'nun (UPF) Devlet Bakanı Kemal Derviş imzalı "resmi niyet mektubunun" yanında koalisyon ortağı üç liderden de imza istemesi ve bu isteğin yerine getirilmesi, vatandaş olarak onurumuza dokunan ve henüz hazmedemediğimiz bir olaydı. UPF, ayrıca Telekom ve Bankacılık yasalarının da mali yardım için karar günü olan 15 Mayıs'taki İcra Kurulu toplantısına yetiştirilmesini istiyordu.
Aradan bir hafta geçmedi ki, ABD Başkanı George W. Bush'tan Başbakan Bülent Ecevit'e bir mektup geldi. Önceki gün ABD'nin Ankara Büyükelçisi Robert Pearson tarafından Ecevit'e sunulan mektup, zamanlaması ve içeriğiyle öyle sıradan bir mektup değil. Murat Yetkin'in yazdığına göre, Pearson, Başbakanlık yetkililerine "Bu mektubu da açıklayacaksanız, lütfen İngilizce aslını da açıklayın." demiş. Büyükelçi böylelikle önceden yapıldığı gibi, gelen mektubun bazı bölümlerinin (işimize gelen bölümlerin demek belki daha uygun olur) açıklanıp bazı bölümlerinin açıklanmamasını da bu sefer önlemiş.
Mektup ilk anda "destek" mektubu gibi sunuldu. Hükümet bile hâlâ bunun bir "destek ve övgü" mektubu olduğunu söylüyor. Ancak diplomatik lisana yabancı olmayanlar, mektubun ne anlama geldiğini rahatlıkla görebiliyor.
Bush'un mektubu nezaketle yazılmış; fakat taşıdığı mesaj "uyarıdan" başka bir şey değil. Türkçe metni dünkü Zaman'da vardı. Onun için tekrarlamak istemiyorum. Benim yapmak istediğim, tercümenin tercümesi. Yani mektubu diplomatik lisandan birazcık arındırmak, verilmek istenilen mesajları düz ifadelere dönüştürmek. Bunu yaparken cümlelerin anlamlarını zorlamamak. Mektupta, "Telekom Yasası'nı çıkarmazsanız mali yardım alamazsınız" anlamına gelecek ifadelerden, mektubun geneli ile hiç alakası olmayan "Çeçenlere yüz vermeyin" mesajına kadar pek çok çarpıcı konu var. Telekom'un Bush'un mektubuna da girmesi çok anlamlı:
UPF'ye resmi mutabakatınızı vermeniz memnuniyet verici. Son görüşmemizde de söylemiştim, sizin ekonominizin artık şu berbat durumdan kurtulmasını istiyor ve kuvvetle destekliyoruz. Şunu belirtmeliyim ki, programınızın uluslararası alanda destek bulması, UPF ve Dünya Bankası'ndan para alabilmeniz için öncülük eden biziz. Bundan da şikayetçi değil, bilakis memnunuz. Ekonomik ve siyasi refahınız, bizim ve uluslararası toplumun yaptığı bu yardıma bağlı. Bu, aynı zamanda Avrupa'nın istikrarı ve güvenliği için de önemli. Yapılan yardımın kıymetini bilin ve önümüzdeki günlerde ve haftalarda atacağınız adımlarla bunu gösterin.
Reformların uygulanmasında bugüne kadar sizin ve ortaklarınızın yaptıkları olumlu. Bu yaptıklarınıza devam edin ve şu Telekom'u satın, Bankalarınıza da çeki düzen verin. Bunları yapmazsanız reform programını uygulama şansı bulamazsınız. Ne içeride ne de dışarıda güven telkin edersiniz. Ekonomik büyüme de sağlanamaz. Bu söylediklerimin yapılmasında size büyük görev düşüyor.
Hazır elime kalemi almışken, şu Çeçenlerin eylemine de değineyim. Bir süre önce İstanbul'da yaşanan ve bizim vatandaşlarımızın hayatını da tehlikeye atan rehine eylemi bizi rahatsız etti. Kimsenin burnu bile kanamadan olayı bitirip eylemcileri içeri attığınız için sizi kutlarım. Bundan sonra ise, yargı önüne çıkartılarak hak ettikleri cezaya çarptırılmalarını bekliyorum. Daha önceki gibi hapisten kaçmasınlar.
Sayın Başbakan, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı krizin aşılmasında ve ortak amaçlarımızın gerçekleştirilmesinde bugüne kadar çok fedakârlık ettik, çok çalıştık. Sizinle bu gayretlerimizin ne aşamada olduğunu gözden geçirmek için 13 Haziran'da Brüksel'deki NATO zirvesinde görüşmek istiyorum. Neler yapılmış neler yapılmamış orada konuşuruz.
Ne dersiniz, bu mesajlar sadece "destek ve övgünün" ifadesi mi?
Milletimizi böyle bir mektuba muhatap eden anlayışın, bu mektubun "uyarı" mektubu olduğunu kabul etmesini beklemiyoruz; ama keşke ülkenin geldiği noktayı görebilseler.
Yazıma Sultan IV. Murat'ın yaklaşık 4 asır önce söylediği bir sözle nokta koymak istiyorum:
"Yardım almaya alışanlar emir almaya da alışırlar."
k.dikbas@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
03/
04/
2001...
Kayıtdışı dururken
06/
04/
2001...
“Krizle yaşamaya alışmak”
10/
04/
2001...
84’ler “hükümet sırrı” mı?
13/
04/
2001...
5 milyar $’lık “tesadüf”
15/
04/
2001...
Taraftarsız olmaz
17/
04/
2001...
Bir zorluğa karşı iki kolaylık
20/
04/
2001...
Her şey bu tabloda
25/
04/
2001...
10 bağımsız yıl
27/
04/
2001...
Zirvede neler konuşuldu?
08/
05/
2001...
15 Mayıs bekleyişi
|