Yeni bir ilaç türü: Hiçbiri Partisi!
Strateji Mori'nin son araştırmasına baktığımızda, "Hiçbir partiye oy vermeyeceğim" diyenlerin oranının yüzde 31 olduğunu görüyoruz.
Yakın siyasi geleceğimizin anahtarı, tam da bu noktada saklı!
Bakınız, o meşhur Kararsızlar bile, ancak yüzde 9...
Bu, Hiçbiri Partisi, Kararsızlar Partisi'nden çok farklı! Sözünü ettiğim "yeni parti!" mensuplarının giderek artması; iktidardakileri de, muhalefettekileri de hayli yakından ilgilendiriyor. Kuşkusuz, "yeni oluşum" peşinde koşanları da...
O kemikleşmiş "Yeni parti tutmaz!" anlayışı, ilk kez bu denli çatırdıyor. "Yeni isimlerle yeni partiler!"e duyulan ihtiyaç inanılmaz bir hızla artıyor...
Hiçbir partiye üye olmayan Kemal Derviş, siyasi fikirleri tam olarak bilinmediği halde, Dervişmen Üretimi'nin de yardımıyla, seçmene, sırf "yeni"yi temsil ettiği için ileri derecede sempatik geliyor...
Öyle ki, Ecevit, Yılmaz ve Bahçeli'nin şahsına duyulan güvenin toplamından daha fazla, Derviş'e duyulan güven...
Bütün bunlar, uzayda bir yerlerde değil, hükümetin de muhalefetin de gözleri önünde oluyor!
Normal şartlar altında, bu partilerden herhangi birinin ne yapması gerekir? Toplumdaki değişim talebini dikkate alarak, kendi partilerinin gidişatını, en başta genel başkanlarını değiştirmeleri gerekir, değil mi?
Batı'daki partiler seçim yenilgilerinden hemen sonra, hatta inişte olduklarının farkına vardıklarında bile, neredeyse gömlek değiştirir gibi genel başkan değiştirirler...
Türkiye'deki partilerin böyle bir rasyonel tercih yapmaları mümkün değil! Çünkü, parti genel merkezleri, delegelerden başlayarak parti örgütlerine kadar, öyle bir hakimiyet kurmuşlar ki, nihayet partinin tüm hücrelerine egemen olmuşlar. Parti içi muhalefetin p'sine ya da bir partide olduğu gibi pişkinsütüne dahi tahammülleri yok!
Türkiye'deki seçmenin daha önce görülmediği üzere Hiçbiri Partisi'ni kurması, yanına da koalisyon ortağı olarak Kararsızlar Partisi'ni alması bile, profesyonel siyasetçi takımını yollarından döndürmüyor!
Kuşkusuz, bu hep böyle gidecek değil. Mevcut partiler, eğer kendi gidişatlarına son vermezlerse, "dönülmez akşamın ufkunda"lar! İlk seçimin ardından, hemen hepsi, Brezilyalı yazar Coelho'nun ünlü bir romanından mülhem "Barajın altında oturdum ve ağladım!" diyecekler; bu kesin...
Elbette burada hayati derecede önemli olan husus, ilk seçime yeni bir Seçim Kanunu ve de Siyasal Partiler Yasası ile gidebilmektir. Aksi takdirde, fazla geçmeden sistem kendini yeniden üretecek ve seçimin sağladığı kan değişikliği yüzeysel bir değişiklik olarak kalacaktır...
Türkiye, ilk seçime mevcut hükümetle giderse, bu yapısal değişiklik çok çok zor görünüyor...
Buradan hareketle, her geçen gün koalisyon ortakları tarafından bunaltılan Derviş'in "Benden bu kadar" deyip kendi 'siyasi' yolunu çizmesi ile söz konusu Seçim Hükümeti formülü paralellik arz edecektir!
***
"Teknokrat Derviş"in aslında kaydadeğer bir "siyasi aktör" olduğunu, koalisyon ortakları içinde ilk olarak Mesut Yılmaz fark etti. O yüzden de, Derviş'in yollarına "siyasi mayınlar" döşemeye devam ediyor. Ne var ki, siyasi liderlere duyulan güvenin müthiş bir erozyona uğraması artı yeni isimlere ve partilere duyulan yoğun ihtiyaç; bu "koalisyon köstekleri" silahının her defasında geri tepmesine yol açıyor, Derviş'in ekmeğine yağ sürüyor...
Derviş'e en çok güven duyan seçmenin ANAP'tan çıktığını da, anketlere dayanarak hatırlatmakta fayda var! DSP bile bu sıralamada, ikinci...
t.korkmaz@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
25/
04/
2001...
Hortum meselesi...
26/
04/
2001...
Hiç şaşırmadım!
27/
04/
2001...
Evladım, ver bana şurdan bir Die Zeit!
01/
05/
2001...
Kabahat, Pişkinsüt’te!
02/
05/
2001...
Statüko muhabbetindeki eksik cümle!
03/
05/
2001...
Sakalıma bak, mesajımı al!
04/
05/
2001...
Kendine Demokrat!
08/
05/
2001...
Meclis'teki yasak genişlemeli!
09/
05/
2001...
Rahat bırakın, adamı!
10/
05/
2001...
Derviş, giderken izin falan almaz!
|