GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

12/05/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



DIŞ HABERLER 


Paylaşılamayan miras Hazar

SSCB'nin 1991 yılında hukuken dağılmasından sonra, varisleri tarafından paylaşılamayan en büyük mirası Hazar, kendisine kıyısı olan ülkelerin dış politikalarını uzun süre meşgul edeceğe benziyor. Bu mirasın paylaşılmasına, enerji politikaları ile birlikte Batılı petrol ve doğalgaz şirketlerinin de katılmasıyla sorun gittikçe global bir yapıya doğru yol alıyor. Kimilerine göre Hazar 'göl', kimilerine göre 'deniz' tartışmaları sürerken, zengin petrol ve doğalgaz yataklarına sahip Hazar'ın statüsü, aradan 10 yıl geçmesine rağmen ilgili ülkeler tarafından hâlâ çözüme kavuşturulamadı. Hazar'a kıyısı olan Rusya, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan ve İran arasında bugüne kadar yapılan toplantıların hiçbirinde somut bir neticeye varılamadı.

Rusya, sorunun uluslararası arenaya taşınmaması için çaba sarf ederken, Hazar'ın statüsü için siyasi ağırlığını da koymayı da ihmal etmiyor. Vladimir Putinin seçilmesiyle Rusya'nın bölge devletleri üzerindeki etkisinin artması sonucu başta Trans– Hazar Doğalgaz Boru Hattı Projesi'nde olmak üzere bölgede söz sahibi olmak istediği mesajı verildi. Türkmenistan'ı geçtiğimiz yıl ziyaret eden Putin, Aşkabat'ta yaptığı açıklamada; Hazar'ın statüsü bir karara bağlanmadan Hazar geçişli hiçbir projenin hayata geçmesinin mümkün olamayacağını vurguladı.

Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı ise, Hazar geçişli Türkmen doğalgazı projesi yerine İran üzerinden geçecek doğalgaz boru hattı projesini desteklediklerini açıkladı. Hazar'ın statüsü konusunda Rusya, Türkmenistan ve İran bu yıla kadar birbirine yakın politika izliyordu. Fakat Rusya'nın Hazar'da askeri güç bulundurma ısrarı İran'ın politikasına ters düştü. Rusya'nın bu isteğine karşı çıkan Tahran, ilk kez Hazar'da petrol arama çalışmalarına da iki ay önce başladı.

Ahmet Temir / Aşkabat




Türkmenbaşı: Hazar'ın statüsünü Birleşmiş Milletler çözsün

Hazar sorunun bir an evvel çözülmesi için çaba sarf eden Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı, 'Hazar'ın statüsü BM tarafından çözülsün' tezini teklif etti.

Geçtiğimiz yıl eylül ayında ABD'de yapılan BM'nin Milenyum Toplantısı'nda konuşacağı metnin büyük bir bölümünü Hazar problemine ayıran Türkmenbaşı, BM'nin Hazar'ın statüsü konusunda daha aktif davranması gerektiğini dile getirdi. Türkmenbaşı, gazetelerde yayınlanan konuşma metninde; dünyada mevcut enerji kaynaklarının korunmasını, faaliyette olan ve planlanan enerji nakil hatların emniyetinin, BM tarafından güvence altına alınması gerektiğini vurguluyor.

Türkmenbaşı, dünyadaki enerji sorununun evrensel bir konu olduğunu, BM'nin buna el atması gerektiğini, aksi takdirde bölgesel güçlerin tekeline geçmesi muhtemel olan enerji kaynakları üzerinde büyük siyasi oyunların oynandığını açıkça belirtiyor. Sağlık sorunları nedeniyle Milenyum Zirvesi'ne katılamayan Türkmenbaşı'nın söz konusu konuşma metni, dünya basınında büyük yankı yapmıştı.




KİM NE İSTİYOR?

Hazar'ın göl mü ya da deniz mi olduğu konusunda kıyı ülkeleri farklı görüş sergiliyorlar.

Hazar'ın göl olduğunu savunan ülkelerin başında Rusya geliyor. Rus tezini Türkmenistan ve İran desteklerken, Azerbaycan Hazar'ın deniz olduğunu görüşünü ileri sürüyor. Hazar'ın zengin petrol ve doğalgaz yataklarına sahip kısımlarını elinde tutan Bakü, Hazar'ın 5 parçaya bölünmesini ve her ülkenin payına düşen kısmını rahatça kullanmasını istiyor. Hazar'a en uzun kıyısı bulunan Kazakistan ise Hazar'ın göl ya da deniz olmasının önemli olmadığını, kıyı ülkelerin 65 mil Hazar'ın yeraltı ve yerüstü zenginliklerinden faydalanmasını savunuyor.

Rusya'nın deniz gücü

İran, Hazar konusunda Rusya'nın deniz gücü bulundurma isteği dışında bu ülkenin bütün tezlerini savunuyor. İran, Hazar'ın statüsünden ziyade, Hazar geçişli petrol ve doğalgaz boru hattı projelerine karşı çıkıyor. Rusya ile bu konuda hemfikir olan İran, Hazar geçişli enerji boru hatlarının hayata geçmesiyle Hazar'da yaşayan canlı türlerinin yok olacağını öne sürüyor.

İlgili ülkeler arasında bu tartışma sürerken, Batılı petrol ve doğalgaz şirketleri de konuyu yakından takip ediyorlar. Çünkü, birçok petrol şirketinin Hazar'da kıyı ülkeleriyle anlaşmaları mevcut. Rusya, Orta Asya ve Kafkaslar'da askeri gücünü kaybetmemek için Hazar'da deniz gücünü bulundurma fikrinden ise hiç taviz vermiyor.




Hukuki zemini yok

Dışişleri Bakanlığı, AİHM'nin Rum yönetiminin başvurusundan sonra Türkiye'yi mahkum etmesini, 'hukuki zeminden yoksun' olarak niteledi.

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM), Kıbrıs Rum Kesimi'nin yaptığı 4'üncü 'devlet başvurusuyla' ilgili olarak Türkiye'yi insan haklarını ihlalden suçlu bulmasını eleştirdi. Konuyla ilgili olarak bir açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı, kararı 'Hukuki zeminden yoksun' olarak niteledi. Açıklamada, 'Kıbrıs'ın gerçeklerine aykırı, hukuki zeminden yoksun, haksız ve Türkiye bakımından uygulanma kabiliyeti bulunmayan bir karar.' denilirken, kararın BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Ada'daki çözüm arayışlarını zorlaştırdığını bildirdi.

Açıklamada, AİHM'nin bu kararının, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) tarafından daha önce 1974, 1975 ve 1977 yıllarında Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na yapılan 3 başvuruya ilişkin aldığı kararların bir tekrarı niteliğinde olduğu belirtilerek, şöyle denildi: 'Bu itibarla, mahkemenin son kararı şaşırtıcı olmamakla beraber, Kıbrıs'ın gerçeklerine aykırı, hukuki zeminden yoksun, haksız ve Türkiye bakımından uygulanma kabiliyeti bulunmayan bir karardır.'

Açıklamada, daha önceki Rum başvurularıyla ilgili kararlara ilişkin hükümet tarafından açıklanan görüşlere eklenecek yeni unsurlar bulunmadığı kaydedilerek, 'Türk hükümeti, mahkemenin bu kararını da yanlış bulmakta ve konunun muhatabının Türkiye değil KKTC olduğu yönündeki görüşünü korumaktadır. Bu kararla, Kıbrıs sorunun GKRY tarafından istismar edilmesi çabalarını önleyecek ve barışçı bir çözüme katkıda bulunacak yaklaşımlar gene engellenmekte ve BM Genel Sekreteri'nin çözüm arayışı zorlaştırılmaktadır.'

GKRY, 3 Mart 1995'te Türkiye'ye karşı yaptığı 4. başvuru AİHM tarafından önceki gün karara bağlanmıştı. Kararda, kayıp şahıslar, yerinden edilmiş kişilerin mülkiyet ve mesken hakları, aile hayatının korunması ve KKTC'de yaşayan Rumların hayat şartlarına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ilgili maddelerinin Türkiye tarafından ihlal edildiği sonucuna varılmıştı. Ankara




Tarihî karar

Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Papandreu, AİHM kararının Türkiye'nin Güneydoğu Akdeniz'deki barışa katkıda bulunması için bir fırsat ve bir davet olduğunu öne sürdü. Yunan Hükümet Sözcüsü Dimitri Reppas ise, AİHM'nin Türkiye'yi Kıbrıs'ta insan haklarını ihlalden suçlu bulan kararının 'büyük önem taşıyan tarihî bir karar' olduğunu söyledi. Reppas, AİHM'nin kararıyla Kıbrıs'ta insan haklarının toplu bir şekilde ihlal edildiğinin kanıtlandığını ileri sürdü.

AİHM'nin Türkiye'yi suçlu bulan kararı, Kıbrıs Rum Kesimi'nde 'zafer havasında' karşılandı. Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides, kararın 'Kıbrıs görüşmelerindeki konumlarını güçlendireceğini' söyledi. Klerides, kararın Rum Yönetimi'nin Kıbrıs'ta 'tek yasal devlet' olduğunu tanıdığını savundu. Dışişleri Bakanı Yannakis Kasulides de, kararın 'Rum tarafı için tarihi bir önem taşıdığını' söylerken, Rum Yönetimi Başsavcısı Alekos Markides ise kararın büyük bir başarı olduğunu ve Rum Yönetimi'nin bu kararla 'gücüne güç kattığını' iddia etti. Atina / Lefkoşa




Ecevit: Değerlendirme yanlış

Sakatlar Haftası dolayısıyla gerçekleştirdiği kabulün ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan Başbakan Bülent Ecevit, AİHM'nin Kıbrıs konusunda yaptığı değerlendirmenin hatırlatılması üzerine,

'Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin doğru bir değerlendirme yapmadığı açıktır. Kıbrıs ile ilgili sorunlar aslında hukukla ilgili değil, siyasetle ilgilidir. Kıbrıs'ta iki ayrı bağımsız devlet vardır. Bazı devletler ülkeler bilmezden gelseler bile bu bir gerçektir. Sorun ancak iki toplumun bir arada diyaloğa girmeleriyle çözülür. Yoksa AİHM'nin aldığı kararlar aslında Kıbrıs'ın gerçekleriyle tam bir uyum içinde değildir. AİHM'nin bunu gereği gibi değerlendireceğini umarım.' diye konuştu. Ankara




AİHM yargıcı Rıza Türmen: Sözleşmeye uymak zorunlu

AİHM yargıcı Rıza Türmen, Türkiye'nin imzaladığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne uymak zorunda olduğunu belirterek, 'İç hukuk ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çelişkili olduğu takdirde, Türkiye'nin yapması gereken sözleşmeyi uygulamaktır.' dedi.

Sivil Anayasa Girişimi ve Aydınlık İçin Yurttaş Girişimi tarafından İstanbul'da yapılan 'AB Yolunda Devlet–Sivil Toplum Diyaloğu' sempozyumunun açılışında konuşan Rıza Türmen, günümüzde insan haklarının küreselleştiğini, global bir sivil toplumun doğduğunu kaydetti.

1982 Anayasası'nın topluma dar geldiği gibi, Türkiye'nin uluslararası taahhütlerini yerine getirmesine de engel teşkil ettiğinin altını çizen Türmen, şunları söyledi: 'Anayasa böyle olunca yasalar da buna benziyor. Örneğin Siyasi Partiler Yasası ve Anayasa'nın geçici 15. maddesi Türkiye'nin AB'ye karşı taahhütlerini yerine getirmesine engel oluyor. Şurası unutulmamalıdır. AİHM verdiği kararlar ile ülkeler üzerinde bir reform katalizörü işlevi görüyor. Türkiye'nin de bu imkandan faydalanması gerekir.' Zafer Özcan / İstanbul




Schwimmer: Üye ülkeler uygulamalı

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Walter Schwimmer, AİHM'nin, Türkiye'yi suçlu bulmasıyla ilgili olarak, konseye üye ülkelerin AİHM'nin kararlarını uygulaması gerektiğini söyledi. Schwimmer, AFP'ye demecinde "Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni onaylayan konsey üyesi ülkeler, AİHM'nin kararlarını uygulamalıdır" dedi. Schwimmer, kararı tartışmanın henüz erken olduğunu da savundu.

Bu arada DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, New York'ta Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu'na bağlı kuruluşların temsilcileriyle yaptığı toplantıda, "Rum Kesimi'ni AB'ye alabilirler. O zaman Türkiye'nin Zürih ve Londra sözleşmelerinden doğan hakları ihlal edilmiş olur. Türkiye bu konuda önlem almıyor. KKTC'deki soydaşlarımız da artık davayı kendilerine yakın görmemeye başladılar. Davayı içeriden kaybetmeye başladık.' diye konuştu. Strasbourg / New York




Tazminat furyası başlar

AİHM'nin Türkiye'yi mahkum eden kararını değerlendiren Prof. Dr. Bakır Çağlar, yaklaşık 500 bine yakın Rum'un bu kararı emsal göstererek tazminat talebiyle mahkemeye tek tek bireysel başvuru yapabileceğini; mahkemenin de bu davaları toplu olarak ele alabileceğini söyledi.

Konuyla ilgili olarak ZAMAN'ın sorularını cevaplayan Çağlar, tazminat taleplerinin değişebileceğini; ancak Loizidou davasıyla kıyaslanarak bir varsayımda bulunulduğunda yaklaşık 500 bin Rum'un 600'er bin sterlin tutarında tazminat isteyebileceklerini kaydetti. 500 bin Rum'un 600'er bin sterlin tazminat kazanması durumunda Türkiye 300 milyar sterlin ceza ödemek zorunda kalabilecek.

Kararın daha önceki Loizidou kararına göre çok daha geniş kapsamlı olduğunu hatırlatan Çağlar, 'Loizidou kararı sadece mülkiyet hakkı ihlali nedeniyle yapılan bireysel bir başvuru sonucunda verilmişti. Oysa bu son kararın kapsamı çok geniş. Kayıplar, yerlerinden edilmiş kişiler, mülkiyet hakkı ve yaşam şartlarıyla ilgili olarak Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin çeşitli maddelerini ihlal ettiğine karar verdi.' dedi.

AİHM kararında çok önemli bir noktanın dikkatlerden kaçtığını vurgulayan Çağlar, 'Kararda açıkça KKTC'nin meşru bir yönetim olmadığı belirtilmiş. Kıbrıs'ta tek bir meşru yönetimin olduğu; bunun da Güney Kıbrıs olduğu yazılmış. Kuzey Kıbrıs'taki toprakların Türkiye'nin etki alanında olduğu vurgulanıyor. AİHM'nin kararda Türkiye'yi tazminata mahkum etmeyip Rumların haklarını saklı tutarak Türkiye'yi siyasi çözüme zorluyor.' diye konuştu.

Türkiye dışlanabilir

Türkiye'nin bu kararları uygulamak zorunda olduğunu belirten Prof. Dr. Bakır Çağlar, 'Bu kararlar uygulanmazsa Avrupa Komisyonu'nda Türkiye'nin temsil hakkı askıya alınır ve tam üyelik süreci kesilebilir.' şeklinde konuştu. Prof. Bakır Çağlar, yapılan dördüncü başvuru üzerine AİHM'in aldığı bu kararda KKTC'nin ikili görüşmelerden çekilmesinin etkili olduğunu da ileri sürdü.

Murat Aydın / İstanbul




Türkiye sıcak

Ankara, ABD'nin kitle imha silahları konusundaki kaygılarını paylaşırken, Rusya ile Çin'in kaygılarının dinlenmesini istedi.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grossman, Ankara'yı Ulusal Füze Savunma (NMD) Sistemi projesi konusunda bilgilendirerek destek istedi. Ankara'da dün Dışişleri Bakanı İsmail Cem ve Başbakan Bülent Ecevit ile görüşen Grossman, Ulusal Füze Savunma Sistemi projesine mümkün olduğunca çok sayıda ülkenin katılımını umduklarını bildirdi.

Üs meselesi

Grossman, Cem ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, Türk tarafına kendi pozisyonlarını anlattıklarını belirterek, ''Üzerinde durmamız gereken iki konu var. Bunlardan biri danışmalarda bulunmak, diğeri de günümüz koşullarının 1972'deki gibi olmadığıdır. Rusya, artık bizim düşmanımız değil.'' dedi. Füze sistemi konusunda caydırıcılığı artırmak için yeni bir şeyler yapılması gerektiğini savunan Grossman, ''Müttefiklerimizi dikkatle dinledik. Müttefiklerimiz de haklı olarak daha fazla danışmalar yapılmasını istiyorlar.'' diye konuştu.

Grossman, bir gazetecinin füze sisteminin NATO dışındaki başka ülkeleri de kapsayıp kapsamayacağını sorması üzerine, bu kararın ittifak ülkeleri tarafından verilmesi gerektiğini; ancak kendilerinin mümkün olduğunca fazla ülkenin katılımını tercih ettiklerini bildirdi.

Bir gazetecinin bu projede İncirlik'in üs olarak yer alıp almayacağı sorusu üzerine Grossman, ''Şu anda o noktaya çok uzağız. Bu düşüncemiz henüz emekleme aşamasında'' dedi.

Bu arada, Cem–Grossman görüşmesini değerlendiren üst düzey bir yetkili, ABD heyetiyle kitle imha silahları konusundaki kaygılarını paylaştıklarını belirterek, Türk tarafının, Rusya ile Çin'in füze sistemine ilişkin kaygılarının dinlenmesine verdiği önemin altını çizdiğini kaydetti. Aynı yetkili, Grossman için verilen öğle yemeğinde Türkiye'nin bazı kaygılar taşıdığı Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği konusunun da ele alındığını söyledi.

Destek yenilendi

Öte yandan, Mark Grossman dün Başbakan Bülent Ecevit tarafından kabul edildi. Grossman, gazetecilerin görüntü aldığı sırada Ecevit'e füze savunma sistemi hakkında şimdiye kadar yaptığı temaslar hakkında bilgi vererek, turu çerçevesinde gittiği diğer ülkeleri sıraladı.

Grossman, Ecevit'in kabulünde, kendisine ABD Başkanı George Bush'un daha önce gönderdiği mektubun orijinalini ilettiğini bildirdi.

Grossman, ''Başkan Bush'un, içinde bulunduğu ekonomik krizi aşması konusunda Türkiye'ye verdiği desteği bir kez daha aktardım.'' dedi.

Başbakan Bülent Ecevit'in de ABD'nin desteğinden dolayı Grossman'a teşekkür ettiği ve Bush ile 13 Haziran'da Brüksel'de yapılacak NATO toplantısında bir araya gelmekten memnun olacağını ifade ettiği bildirildi. Grossman, dün temaslarını tamamlayarak özel bir uçakla Gürcistan'a geçti. Ankara




Üsküp, 'askerî' destek istedi

Üsküp yönetimi, İsmail Cem'den Türkiye'nin daha fazla askeri ve teknik destekte bulunmasını istedi. Cem ise Türkiye'nin Makedonya'nın toprak bütünlüğü için desteğini sürdüreceği mesajını verdi.

Dışişleri Bakanı İsmail Cem yoğun Kosova temaslarının ardından geçtiği Üsküp'te, Makedonya Cumhurbaşkanı Boris Traykovski, Başbakan Lubço Georgievski ve Dışişleri Bakanı Sırcan Kerim ile ayrı ayrı bir araya gelerek Makedonya'daki son gelişmeler konusunda bilgi alış verişinde bulundu.

Önceki gün akşam saatlerinde gerçekleşen görüşmelerde Makedon yetkililerin, İsmail Cem'den Türkiye'nin daha fazla askeri ve teknik destekte bulunmasını istedikleri belirtiliyor. Makedon Ordusu'nun, Türkiye'nin terörle mücadele tecrübesinden istifade etmek istedikleri ve bu konuda yeterli tecrübeye sahip olmayan Makedon ordusuna daha fazla eğitim ve teknik destek çıkmasını istedikleri kaydediliyor.

Arnavut silahlı gruplar ile ordu birlikleri arasındaki çatışmaların yayılmasından endişe duyan Makedon yetkililere, İsmail Cem'in daha önce Ankara'da verilen destek vaadini yenilediği ifade ediliyor. İki ülke arasındaki işbirliği anlaşması sebebiyle Türkiye, Makedon ordusunun özel timlerine daha önce de eğitim vermişti.

Şiddeti durdurun

Makedonya Dışişleri Bakanı Kerim, Cem ile yaptıkları ortak basın toplantısında, ''teröre karşı Türkiye ile ortak bölgesel girişimde bulunma ve terörizme mahal vermeme'' kararına vardıklarını belirtti. Basın toplantısında İsmail Cem de, bir soru üzerine, uluslararası sınırların değişmezliğinin Türk dış politikasının temel ilkelerinden biri olduğunu kaydetti. Cem, sürmekte olan şiddet olayları ile ilgili olarak da, ''Şiddetin önü ne kadar kısa zamanda alınırsa, bu üzücü olaylar da o kadar az ziyanla biter'' dedi.

Cem'in görüşmelerinde, AB'nin de ısrarla savunduğu, 'ulusal birlik hükümeti kurulması' fikrini desteklediği ve teröre taban desteğini kesecek reformların önünün açılmasını istediği ifade ediliyor. Cem'in ikili görüşmelerinde elde ettiği izlenimlerini, pazartesi gideceği Brüksel'de, AB dışişleri bakanlarına da aktaracağı ifade ediliyor.

Yeni asker yok

Cem'in ziyareti sırasında, Kosovo'daki Türk Gücü'nün artırılması taleplerinin gündeme gelmediği ifade ediliyor. Türkiye, sınırdaki gerilla geçişlerinin önlenebilmesi için Kosova'daki Türk Gücü'nün sayısının artırılması talebine, karar mekanizmasında yeterince yer almadığı gerekçesi ile daha önce karşı çıkmıştı.

Cem'in ziyaretinin Kosova temaslarının ardından gerçekleşmesi ve Sırbistan Başbakanı Zoran Cinciç'in ziyareti ile aynı güne rastlaması dikkat çekerken, Makedon medyasının ziyarete ilgisi de oldukça yüksekti. Cem, kısa Üsküp ziyaretinin sonunda yurda dönmeden önce Türk Demokratik Partisi Başkanı Erdoğan Saraç ile de havaalanında kısa bir görüşme yaptı.

Meclis özlemi

Türk Demokratik Partisi Başkanı Erdoğan Saraç, ZAMAN'a yaptığı açıklamada kendilerinin parlamentoda yer almadıkları için Ulusal Birlik Hükümeti'ne de çağrılmalarının söz konusu olmadığını söyledi. Erdoğan Saraç, sonbahara doğru gerçekleştirilecek genel seçimlerde bu kez temsil edilmeyi başaracaklarına inandıklarını da söyledi. Saraç, Makedonya'da, 100 bine yakın Türk vatandaşı olduğunu ve 1994 yılında bir milletvekili çıkarmayı başardıklarını hatırlattı. Erhan Başyurt / Üsküp




Makedonya'da birlik

Makedonya'da 4 ana siyasi parti, ulusal birlik hükümeti kurulması konusunda anlaşmaya vardı. Aralarında ülkenin en büyük muhalif gruplarını barındıran Slavların öncülüğündeki Sosyalistler ve Arnavut Demokratik Refah Partisi'nin (PDP) de bulunduğu 4 partinin liderlerinin imzasıyla yayımlanan açıklamayla ulusal birlik hükümeti için anlaşmaya varıldığı duyuruldu.

Açıklamada, "Bu hükümetin ana hedefinin, Makedonya'nın güvenliği ve istikrarının, yoğun siyasi diyaloğun devamının sağlanması ile adil bir erken seçimin düzenlenmesi olacağı" kaydedildi. Parlamentonun, yeni hükümeti pazar günü onaylaması bekleniyor. PDP Genel Sekreteri Muhammed Halili, partisinin ulusal birlik hükümetine katılması yönünde hem uluslararası baskıya, hem de bombardıman altındaki halkın durumundan dolayı vicdani baskıya maruz kaldığını söyledi.

Solana'dan 'selam'

AB Dış Politika ve Ortak Savunma Yüksek Temsilcisi Javier Solana, kararı "selamlayarak", AB'nin bu ülkeye Avrupa ile bütünleşmesi yolunda yardıma hazır olduğu sözü verdi. Solana, "Bu, ülkedeki bütün siyasi unsurların, yaşanan krizin siyasi çözümünü istediğinin somut ifadesidir" dedi. Solana, bütün partilere de "ayrılıkçı" Ulusal Kurtuluş Ordusu'na (UÇK) birlikte karşı durmaları çağrısında bulundu.

Arnavut gerillalar ise, görüşmelere katılmadıkları sürece ulusal birlik hükümetinin ülkedeki krizi çözemeyeceğini savunarak, çatışmaları sürdürmeye kararlı olduklarını açıkladılar. Bu gelişmelerin yanı sıra, Makedonya'nın, Arnavut gerillalara yönelik bombardımanına ara verdiği bildirildi. Dış Haberler Servisi




Pişkin Paris

Fransa'da, Cezayir'de yaptığı katliam ve işkenceleri itiraf eden emekli general hakkında Savunma Bakanlığı'nın disiplin soruşturması açacağı bildirildi.

Fransız emekli general Paul Ausaresses'in, yazdığı bir kitapta, Fransız ordusunun Cezayir'de işlediği katliamları açıkça itiraf etmesi, ülke çapında geniş yankı uyandırmıştı.

Chirac'ın isteği

Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın, Savunma Bakanı Alain Richard ile görüşmesinden sonra bir açıklama yapan Elysee Sarayı, emekli general hakkında disiplin soruşturması açıldığını resmen bildirdi. Emekli generalin, suçlu bulunması halinde özlük haklarını kaybetmesiyle emekli maaşının indirilmesinin gündeme gelebileceği bildirildi.

Dehşete düştü!

Chirac, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, generalin itiraflarından ''dehşete düştüğünü'' belirterek, kendisine daha önce verilen liyakat nişanının geri alınmasını istemişti. Eski gizli servis başkanı 83 yaşındaki Fransız general, bazen kendisinin emir verdiği, bazen de bizzat tanık olduğu, Fransız ordusunun Cezayir'de yaptığı katliam, işkence ve yargısız infazlara, ''Özel Servisler, Cezayir 1955–1957'' adlı kitabında geniş bir biçimde yer verdi. Paris




ABD, Rusya'yı ikna edemedi

ABD'nin oluşturmayı planladığı Ulusal Füze Savunma (NMD) Sistemi projesi konusunda Rusya'nın endişeleri devam ediyor.

ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz başkanlığındaki 18 kişilik askeri ve sivil yetkililerden oluşan heyet, Moskova'da dün NMD ve Anti Balistik Füze (ABM) anlaşması konusunda yaptığı temaslarda Rus tarafını ikna edemedi.

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Aleksandr Yakovenko, ilk görüşmeden sonra Rusya için, ABD'nin verdiği cevaplardan daha çok soruların kaldığını ifade etti. Yakovenko, ''ABD tarafı bize, bugünkü görüşmelerde, 30 yıldır oluşturulan silahsızlanma mimarisini hesaba katmaksızın, uluslararası güvenlik sorunlarının nasıl çözümleneceğine ilişkin açık seçik, ikna edici tezler sunamadı.'' dedi.

Öte yandan, füze kalkanı pazrlığının Rusya Dışişleri Bakanı İgor İvanov ile ABD'li meslektaşı Colin Powell'ın Washington'da 18 Mayıs'ta gerçekleştireceği görüşmenin ana konularından birisini teşkil edeceği kaydediliyor.

(Mirza Çetinkaya / Moskova)




Moskova'nın 'yardım' diretmesi

Rusya'nın, uluslararası mali yardımların artmaması halinde, kimyasal silahsızlanma programını askıya alabileceği bildirildi.

Hollanda'nın Lahey kentinde 14 Mayıs'ta başlayacak uluslararası kimyasal silahsızlanma konferansına katılacak Rus heyetinin üyesi Tuğgeneral Nikolay Bezborodov, Rus askeri ajansı AVN'ye verdiği demeçte, ''Rusya, toplantıya katılacak ülkelerden, Rus kimyasal silahlarının imhasını öngören programa daha önemli mali katkılarda bulunmalarını isteyecek.'' şeklinde konuştu. Moskova




McVeigh, 26 gün daha yaşadı!

ABD Adalet Bakanı John Ashcroft, Oklahoma bombacısı Timothy McVeigh'in idamını 16 Mayıs'tan 11 Haziran'a erteledi. Ashcroft, Federal Soruşturma Bürosu FBI'ın savunma heyetine "binlerce belgeyi sunmadığı" gerekçesiyle aldığı erteleme kararını açıklarken, McVeigh'in avukatlarına binlerce sayfalık belgenin verilmemesiyle ilgili inceleme yapılacağını söyledi.

İdamlarıyla ünlü Texas eyaletinin eski valisi Başkan George Bush da ertelemeye tam destek verdi. McVeigh, Oklahoma'da 1995 yılında bir hükümet binasını bombalayarak 168 kişinin ölümüne yol açtığı için idama mahkum oldu. Washington



| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.