Demirağ'a Horzum kancası
Kartal Demirağ, birinci sorgusunda, "Kemal Horzum ve ekibi, Özal hükümetinin uygulamalarından şikayetçiydi. Özal hükümetinin kaçakçılığı önleme konusundaki ekonomik politikası ile af çıkarmama konusundaki politikası Kemal Horzum ve yurtdışında bulunan kişileri rahatsız etti." diyerek soruşturmaya yön verdi. , birinci sorgusunda, "Kemal Horzum ve ekibi, Özal hükümetinin uygulamalarından şikayetçiydi. Özal hükümetinin kaçakçılığı önleme konusundaki ekonomik politikası ile af çıkarmama konusundaki politikası Kemal Horzum ve yurtdışında bulunan kişileri rahatsız etti." diyerek soruşturmaya yön verdi.
1956 yılında Afyon'un Dazkırı ilçesinde dünyaya gelen Kartal Demirağ'ın babası devlet memuruydu. İlk ve ortaokulu çeşitli ilçelerde bitirdikten sonra babasının tayini Güney ilçesine çıktı. Ülkü Ocakları ile burada, Şevki Acaroğlu vasıtasıyla tanıştı, onun verdiği kitapları okudu. İlk defa bu dönemde, 1971–73 yıllarında çeşitli eylemlere katıldı. Öğrenciler arasında yaşanan taşlı, sopalı, bıçaklı kavgalara katıldı. Bu kavgaların birinde Dev–Gençli olan Hüsnü Dereli'yi yaraladı ve tutuklandı. Bir hafta cezaevinde kaldı, yaşı küçük olduğundan serbest bırakıldı.
Burada lise yoktu. O yüzden liseye, Buldan ilçesinde yurtta kalarak devam etti; ama başarısız oldu. Babasının tayini Çardak ilçesine çıkınca onun yanına döndü. 1973 sonlarında Çardak'ta solcu bildiği Raşit Yener'le kavga edince yeniden tutuklandı. Bir süre Çardak cezaevinde yattı. 1975–76 döneminde karşıt gruplardan iki öğrenci "Bize silah çekti" iddiasıyla savcıya şikayette bulununca bir daha tutuklandı.
1977'de burada liseyi bitirdi. 1977–78 döneminde, Çardak'ta Kör Dede lakabıyla anılan Dede Acılı'dan Çek marka bir tabanca satın aldı: "Öğrenciler arasında ülkücü ve solcu ayırımı vardı. Silahlı kavgalar vardı. Kendimi korumak maksadıyla tabanca aldım." Üniversite sınavında Denizli Eğitim Enstitüsü'nü kazandı. 1979'da burada hakimiyet ülkücü gençlerden solcu gençlere geçince okula devam edemedi. 1978–79 döneminde Dazkırı'da Kemal Duruhan'ın başkanlığında Ülkücü Gençlik Derneği kurulduğunda ikinci başkanlık görevini üstlendi. Bu görevi 1980 başlarına kadar sürdü.
Horzum'un adamı cezaevine geliyor
Denizli'deki okulu bıraktıktan sonra Ankara Eğitim Enstitüsü'ne kayıt yaptırarak bir süre burada okudu. Kütahya Eğitim Enstitüsü'ne nakil yaptırdı. 1980 sonlarında Kütahya Eğitim Enstitüsü'nden mezun oldu. Ocak 1981'de Çanakkale Öğretmen Yetiştirme Merkezi kurslarına katıldı. Öğretmen olarak ilk görev yeri, Adıyaman'ın Yedioğlu köyüydü. 1981 sonunda Muğla'da öğretmen yetiştirme merkezi kursuna katıldı, bu kursu yarım bıraktı. Köyceğiz'in Akköprü köyüne tayini çıktı. Özal'a ateş ederken kullanacağı tabancayı bu yıllarda Mehmet Çermek isimli bir kişiden satın aldı. İngiliz malı Webley–Scott marka 7.65 çapındaki bu tabanca sekiz mermi alıyordu. 1983'te yarım bıraktığı kursu Mersin Öğretmen Yetiştirme Kursu'nda tamamladı ve Ardahan'ın Çağlacık köyüne tayini çıktı.
1983–85 döneminde Ardahan'da öğretmenlik yaptı. Ardahan Belediye Oteli resepsiyonunda tanıştığı Hayati İpek'in nüfus cüzdanını alıp kendi fotoğrafını yapıştırdı. İleride kullanmak üzere kitapları arasına koyup sakladı. 1985 Ağustos'unda Dazkırı'da Abdullah Şengül isimli bir kişiyle bir düğünde kavga etti. Şengül'ün kendisine çektiği bıçağı elinden alıp onu yaraladı. Birkaç gün kaçtıktan sonra teslim oldu. Adam öldürmeye teşebbüs suçundan 10 yıl ağır hapis cezası aldı. Dinar Cezaevi'ne konuldu. 19 Ocak 1988 günü Dalaman Tarım Açık Cezaevi'ne nakledildi.
Osman Atay, Kartal Demirağ'ın Dazkırı'dan arkadaşıydı. Atay, 1980 öncesi İsviçre'ye gitmiş, gece kulübü ve kumarhanelerde çalışmıştı. Türkiye'deyken işsizdi, İsviçre'ye gitmesinden sonra zenginleştiği gözlenmekteydi. Hakkında çeşitli soruşturmalar olduğu için yurtdışında bulunan Afyonlu işadamı Kemal Horzum'un yanındaydı. Osman Atay, Dinar Cezaevi'nde Şeref Ünal isimli kişiyi ziyarete gittiğinde Demirağ'ı da ziyaret etti. Demirağ'a, "İsviçre'ye gelseydin bu işler başına gelmezdi, rahat ederdin." dedi ve biraz para verdi. 1987 yılı yaz aylarında Kurban Bayramı gününde Osman Atay, Dinar Cezaevi'ne tekrar geldi. Kartal Demirağ, olayın bundan sonrasını özetle şöyle anlatıyor:
"Sen ufak işlerin adamı değilsin"
"Kemal Horzum, Türkiye'de cezaevlerinde ve yurtdışında adamlarına yardımlarda bulunurdu. Bu kişilere para yardımı yapardı. Genel af çıkarılmasını, cezaevlerindeki ve yurtdışındaki adamlarının serbest kalmasını sağlamaya çalışıyordu. Osman Atay bana, Özal hükümetinin affa kesinlikle karşı olduğunu söyledi. Tarım Açık Cezaevi'ne naklolacağımı söylediğimde, Osman Atay, cezaevi müdürüne söyleyerek yardımcı olabileceğini, cezaevinden çıktığımda bana yardım yapabileceklerini belirtip İsviçre Basel şehrinde Uzvil otelinin adresini verdi. 'Senin gibi mert, gözüpek, yiğit kişilere ihtiyacımız var.' deyip 50 bin lira para yardımında bulundu. 31 Aralık 1987 tarihinde Osman Atay tekrar bana geldi. Açık görüş yaptık. Bundan sonra Dalaman Tarım Açık Cezaevi'ne nakil için dilekçe verdim. Buradan firar edebileceğimi Osman Atay'a söylediğimde bana Caddebostan'da (İstanbul) Levinglom gece kulübünün adresini verdi. Pasaport çıkartmak için benden bir fotoğraf aldı. Osman Atay, pasaport işini, Caddebostan'daki gece kulübünde Şeyh Bedrettin isimli kişinin çözümleyeceğini açıkladı. Kemal Horzum ve ekibi Özal hükümetinin uygulamalarından şikayetçiydi. Özal hükümetinin kaçakçılığı önleme konusundaki ekonomik politikası ile af çıkarmama konusundaki politikası Kemal Horzum ve yurtdışında bulunan kişileri rahatsız etti. Osman Atay bana, 'Sen ufak işlerle cezaevinde çürüyorsun, yapacaksan büyük iş yap.' dedi."
Cezaevi'nden kaçışı
Kartal Demirağ, Dalaman Cezaevi'nden 22 Ocak 1988 günü kaçtı. Daha önce Ardahan'da temin ettiği Hayati İpek kimliğine kendi resmini yapıştırıp kullanmaya başladı. Demirağ'ın cezaevinden kaçtığı günden 16 Haziran günü Ankara'ya gelene kadar geçen yaklaşık beş aylık sürede tam olarak ne yaptığı bilinmiyor. Kendi anlatımlarına göre, 26 Ocak günü Antalya'ya, ertesi gün Ankara'ya gidiyor, dayısına uğruyor. Bir cezaevi arkadaşının kardeşiyle görüşmek için Zonguldak Ereğlisi'ne gidiyor. 30 Ocak günü İzmir'e geliyor. Şubat ayında Dazkırı'ya geliyor. Haziran başına kadar Dazkırı'da kalıyor, annesinin evinde saklanıyor. Nisan ayında Semra Özal'a bir mektup gönderiyor. Annesine ait bir arsayı 900 bin liraya satıyor, bankaya yatırıyor. Bu paranın bir bölümüyle 300 mark alıyor ve Webley–Scott marka tabancasını da yanına alıp Adana'ya gidiyor. Burdur'a geçip 4 Haziran günü Semra Özal'a, Türk Kadınını Güçlendirme Vakfı'nın Ankara'daki adresine ikinci mektubunu gönderiyor. Bu mektubunda Başbakan Özal'ın af çıkarmasını istiyor. Adana'da üniversite hastanesinde çeşitli muayenelerini yaptırıyor. Mersin'e geçiyor, bir kiralık ev arıyor. Gözüne kestirdiği bir sarrafı soymaya karar veriyor; ancak sonradan vazgeçiyor.
Suikast sabahı midesinde ağrı
16 Haziran Perşembe günü Adana'dan Ankara'ya geliyor. O gece kaldığı otelin adını vermiyor. 17 Haziran gecesi Numune Palas Oteli'ne yerleşiyor. 18 Haziran Cumartesi sabahı kalktığında midesinin ağrıdığını hissediyor. Bir lokantaya gidip işkembe çorbası içiyor. Saat 11.00'e doğru otelde tabancasının ağzına mermi sürüyor. Silahını ve küçük Kur'an–ı Kerim'ini el çantasına koyuyor. "Özal, ya sen öleceksin ya da ben" yazısını yazdığı takvim yaprağını da cebine koyup aşağıya iniyor. Otelin parasını ödüyor ve bir taksiye atlayıp kongrenin yapılacağı salona geliyor. Kartal Demirağ bundan sonrasını şöyle anlatıyor:
"Arama yapılmadığı için kongreye girdim. Başbakan Turgut Özal'ın oturacağı yerin tam karşısına geldim. Turgut Özal kürsüde konuşmaya başladığında iki el ateş ettim. Üçüncü elde tabanca tutukluk yaptı. Bu arada beni bir şahıs geriye doğru çekti ve tuttu. Onun yüzüne tabancayla vurdum. Tabancalar patladı, bu arada sağ kolumdan yaralandığımı hissettim. Hadiseden sonra İstanbul'da Osman Atay'ın söylediği Caddebostan'da Şeyh Bedrettin'in bulunduğu Levinglom isimli gece kulübüne gitmeyi düşündüm. Ancak yaralandığım için yakalanıp hastaneye getirildim."
Kartal Demirağ savcılara, "Eylemi af çıkarılmaması sebebiyle yaptım." dedi ve şöyle devam etti: "1971–72'de Denizli'nin Güney ilçesinde Kanlıgöl denilen bölgede ülkücü gençlik olarak topluca jimnastik ve spor yaptık. Ankara Ticari İlimler Akademisi'nde okuyan Şevki Acaroğlu'ndan karate dersleri aldık. 1978–79 yıllarında Dazkırı'da Ülkücü Gençlik Derneği İkinci Başkanlığı yaptığım dönemde silahlı eğitim atışları yaptık. Olayda kullandığım tabanca ile daha önceden çalışmalar yaptım. Bu tabancayla altmışa yakın mermi atışı yaptım, tabanca daima üçüncü mermide tutukluk yaptı."
Polis laboratuvarında Kartal Demirağ'ın kanı üzerinde yapılan incelemede herhangi bir uyuşturucu, uyarıcı madde ve alkol bulunmadı. Adli Tıp Kurumu incelemesi de aynı sonucu verdi. Soruşturma sırasında, Kartal Demirağ'la boğuştuğunu söyleyen muhtar Ali Ünal, ikinci suikastçıyı gördüklerini söyleyen gazeteciler, Demirağ'ın eli tabancalı resmini çeken foto muhabiri ve Kartal Demirağ'a salonda tatbikat yaptırıldı. TRT ve Emniyet kameralarının kaydettiği bu tatbikatta anlatımların gerçeğe uygun olduğu tespit edildi.
Demirağ'ın kişiliği ve örgüt bağlantısı
Turgut Özal suikastı iddianamesini yazan üç savcı, Kartal Demirağ'ın kişiliğini şöyle anlattılar:
"Sanık Kartal Demirağ'ın çoğu suçlu tipinin dışında bir benliğe, diğer suçlulardan farklılıklar gösteren bir kişiliğe sahip olduğu görülmüş ve öğrenilmiştir. Diğer bir anlatımla sanık Kartal Demirağ'ın soğukkanlı, yaptığı eylemin bilincinde, taviz vermekten kaçınan, katı, insanca olan merhametten yoksun suçlu örneğini verdiği müşahede edilmektedir. Bu tür suçlu tipinde bir yasal veya yasadışı örgüte sığınma şartı olmadığı, yalnız tasarladığı eylemi düşüncesi ve yapacağı fiili kabul etmesinin yeterli olacağı bilinmektedir. Bu tür suçlu tipinin üçüncü kişilerce elde edilmesi, sevk ve idare edilmesi de kolaydır. Hatta üçüncü kişiler olayda görülmeksizin suçlunun yapacağı eylemden her zaman çıkar sağlayabilirler. Bu durumdan kimsenin de haberi olmaz.
İşte sanık Kartal Demirağ ifadesinde bildirdiği Osman Atay da, sanığın bu karakterinden faydalanmaya, eylemini çabuklaştırmaya, ileriye yönelik birtakım vaatlerde de bulunarak sanığın fiilini öncelikle işlemesini dolaylı olarak iknaya çalıştığı sezilmiştir. Eylemin geciktirilmeksizin ifasında suçluya kolaylık ve vaadin önem taşıdığını çok iyi bilen Osman Atay, bunu her hareketi ile göstermiştir. Yine sanık Kartal Demirağ'ın ideolojik fikirlerinden hareketle bu durumundan faydalanmaya kalkışan yasal veya yasadışı örgütlerin yöneticileri, fertleri olabileceği varsayımıyla soruşturmanın bu yönünün araştırılması, soruşturmanın bu yönden sürdürülmesi cihetine gidilmiştir."
Ne var ki, savcılar Kartal Demirağ'ın örgüt bağlantısını tespit edemedi. Dolayısıyla davayı Türk Ceza Kanunu'nun adam öldürmeye yönelik maddesinden açtılar. Ancak 44 sayfalık iddianamenin altına şu notu düştüler: "Olayda üçüncü kişilerin takip ve tespiti ile soruşturmanın sürdürülmesi için evrak tefrik olunmuştur."
O günden bugüne, bu üçüncü kişiler tespit edilemedi.
YARIN: Demirağ'dan Semra Özal'a mektuplar: Örgütümüz sizi yok edecek
Korkmaz Yiğit'e tahliye
DGM, Bankekspres sanığı Korkmaz Yiğit ve kardeşleri hakkında tahliye kararı verdi. Siyasetçileri suçlayan Yiğit, "Önümde 260 dava var. Pusulayı şaşırdım." dedi.
Bankekspres'in eski sahibi Korkmaz Yiğit ve kardeşlerinin de aralarında bulunduğu 26 sanık dün DGM'de, "teşekkül oluşturarak bankayı 384 milyon dolar zarara uğrattıkları" iddiasıyla yargılandı. Korkmaz Yiğit ile kardeşleri Gürbüz Yiğit ve Cengiz Yiğit, İstanbul DGM'deki ilk duruşmaya elleri kelepçeli olarak getirildi. Duruşmaya davanın tutuksuz 15 sanığı gelmedi.
İstanbul 4 No'lu DGM, Bankekspres'in eski sahibi Korkmaz Yiğit ve kardeşlerinin de aralarında bulunduğu tutuklu 5 sanığın tahliyelerini kararlaştırdı. DGM, Korkmaz Yiğit, Gürbüz Yiğit, Cengiz Yiğit, Metin Parlatan ve İbrahim Süzme hakkındaki tahliye kararlarını, daha önce Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam eden dosyada ve bu dava kapsamında bir süre tutuklu kalmalarını dikkate alarak verdi.
Duruşmada ne oldu?
Kimlik tespiti sırasında sabıka kaydı olup olmadığı sorulan Korkmaz Yiğit, Boğaziçi İmar Kanunu'na muhalefet suçundan sabıkası bulunduğunu söyledi. Korkmaz Yiğit, DGM'ye siyasilerin baskısı sebebiyle çıkarıldığını ve Türkbank mevzuu olmasaydı, bu davanın da olmayacağını ileri sürerek şöyle konuştu: "Bankekspres, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilen diğer bankalar gibi değildir. Bankada usulsüzlükler tespit edilemediği için sadece bir milyara Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından satın alınmış bir bankadır. Bankayı birtakım siyasi baskılar sebebiyle devretmek zorunda kaldım. Aynı suçtan, aynı belgelerden yıllardır yargılanıyorum. Bu kez de çete kurduğum gerekçesiyle huzurunuzdayım. Bugüne kadar anlaşılmadı da şimdi mi bu suçlar sebebiyle çete kurduğum anlaşıldı? Bunu anlamıyorum. 130 gündür ben ve aile çevrem neden tutukluyuz bilmiyorum. Aynı konulardan 3–5 kez savunma yaptım. Önümde 260 tane dava var. Ben pusulayı şaşırdım. Biz banka hortumlamadık."
Beni Taner tutuklattı
"Murakıpların hazırladığı raporları reddediyorum." diyen Korkmaz Yiğit, ifadesine şöyle devam etti: "Telefon talimatı ile bu raporları hazırladılar. 27 Ekim 1998'de yapılan bir toplantıda ekonomiden sorumlu Devlet eski Bakanı Güneş Taner, Resmi Gazete'de yayımlanan metinde ilginç ifadelere yer veriyor. Ben o tarihte hiç mahkemeye çıkmamıştım. Gazetede yayınlandığına göre 3 saat süren toplantıda bakanlarla görüşen Güneş Taner, Korkmaz Yiğit'in tutuklanmasına karar veriyor. Bu ülkede yargı yok mu? Güneş Taner kim oluyor da benim tutuklanmama karar veriyor? Taner, daha sonra telefon açarak yeminli murakıplara "rapor hazırlayın" diyor ve hazırlanan raporlarla huzurunuza geliyorum."
Siyasi baskının sadece Güneş Taner'den gelmediğini söyleyen Korkmaz Yiğit, dönemin Devlet Bakanı Recep Önal'ı da isim vererek eleştirdi. ( Bülent Ceyhan/ İSTANBUL (Zaman))
Ilıcak'tan Bakan Türk'e 'Borsa çetesi' sorusu
FP Milletvekili Nazlı Ilıcak, Yurtbank'ın eski sahibi Ali Balkaner'in iddialarıyla ilgili olarak Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk tarafından cevaplanması istemiyle TBMM'ye bir soru önergesi verdi.
Balkaner, bazı medya patronları, gazeteci ve banka sahiplerinin oluşturduğu bir konsorsiyumun İstanbul Menkul Kıymetler Borsası ve başka borsalarda birlikte hareket ederek, bazı hisselerin değerini yükselttiği, fiyatlar zirvedeyken satış yapmak suretiyle, önemli kazançlar elde ettiğini iddia etmişti. Ilıcak, önergesinde, Ali Balkaner'in işyerinde yapılan bir aramada, borsadaki yasadışı manipülasyon ağını gösteren notların bulunduğu yönündeki bilgilere dikkat çekerek, bu belgelerin Star ve Aydınlık gazetelerinde yer aldığını hatırlattı. ANKARA (Zaman)
Yola zorunlu iniş yaptılar, pilotlar ecel teri döktü
İstanbul Havacılık Kulübü'ne ait 4 kişilik özel uçak, Eskişehir'in Alpu ilçesine bağlı Karacaören mevkiine zorunlu iniş yaptı.
Esenboğa Havaalanı'na inmek üzere İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı'ndan havalanan tek motorlu uçak, Karacaören mevkiinde bulut altında uçarken birden irtifa kaybetmeye başladı. Pilotlar, iki dağın arasındaki bir yola zorunlu iniş yapmak istediler. İniş sırasında uçağın sol kanadı kayaya çarptı. Uçak bunun üzerine gövde üzerinde yandaki dere yatağına girdi. Pilot Melih Öztürk, yara almadan kurtulurken, Mimar Sinan Üniversitesi öğrencisi pilot Arif Kerem Baykurt, başından hafif yaralandı. Mustafa Gün
Telekulak işinde kapsam genişliyor
Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından hazırlanılan "İstihbarata yönelik dinleme" yasa tasarısının yasalaşması ile iletişimin dinlenmesi kapsamı genişleyecek. Tasarı önümüzdeki günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelecek. Söz konusu tasarı, 4422 sayılı kanunda olduğu gibi dinlenebilecek iletişim araçlarına sınırlandırma getirmiyor. Tasarı, telefonların yanı sıra faks, telsiz, cep telefonu, mobil telefon, internet ve diğer her türlü iletişim yolu ile gerçekleştirilen yazılı, sözlü veya görsel iletişimleri dinleme kapsamı içine alıyor. Öte yandan üst düzey emniyet kaynakları polisin yaptığı dinlemenin sürekli denetim altında olduğunu kaydediyorlar. Sedat Güneç ANKARA (Zaman)
Işıkgöz'e yeşil kart
Şanlıurfa'da, Kızılay kanından AIDS'e yakalanan Müzeyyen Işıkgöz'e tedavi olabilmesi için yeşil kart verildi.
Müzeyyen Işıkgöz'ün eşi Sedat Işıkgöz, "Eşimin, aylık tedavi masrafı 1 milyar 500 milyon lirayı buluyor. Bağ Kur'a borcum olduğu için yeşil kart alamıyorduk. Ama Kaymakam Hayrullah Sun'un devreye girmesiyle yeşil kart aldık. Kazandığımız 152,5 milyar lira tazminat dahi eşimin tedavisi için yetmez. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı'na bir dilekçe yazarak, eşimin yarım kalan tedavisinin Ankara Numune Hastanesi'nde sürdürülmesini isteyeceğim." dedi.
Bu arada durumunun kötüleşmesi üzerine Siverek Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Müzeyyen Işıkgöz'ün yapılamayan tahlilleri, dün Devlet Hastanesi Müdürü Sedat Karakoyunlu'nun araya girmesiyle yapıldı. Doktorlar, Müzeyyen Işıkgöz'ün üst solunum yolu enfeksiyonu olduğunu ve mutlaka tam teşekküllü bir hastanede tedavi görmesi gerektiğini söylediler.
Sel uyarısı
Güney illerinde sele yol açan şiddetli yağışların ardından, yarın ve pazartesi günü de tüm yurtta sağanak yağış bekleniyor. Meteoroloji, sele karşı tedbirli olunmasını istedi.
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü'nden yapılan meteorolojik uyarıya göre, halen İç ve Doğu kesimlerde görülen sağanak yağışlara ilave olarak bütün yurt, bugün Orta Akdeniz'den gelen yeni bir yağışlı havanın etkisine giriyor. Güney ve batı bölgelerde bugün başlayacak yeni yağışlar, yarın ve pazartesi günü bütün yurtta yoğunluğunu artıracak. Yarın ve pazartesi beklenen kuvvetli sağanak yağışların özellikle göller yöresi, İç Anadolu, Batı Karadeniz, İç Ege, Doğu Akdeniz ile Doğu Anadolu'nun batısında etkili olacağı tahmin ediliyor. Salı günü orta ve doğu bölgelerde devam edecek yağışların, çarşamba günü yurdun kuzeydoğu kesimlerine hareket ederek yurdu terk edeceği bildirildi.
Hafta ortasından itibaren havalar ısınacak
Azalan hava sıcaklığının ise önümüzdeki hafta ortasından itibaren artmaya başlayacağını belirten yetkililer, rüzgarın cumartesi günü Akdeniz'de Doğu ve Güneydoğu, pazar günü Marmara'nın doğusu ve batı Karadeniz'de kuzey, doğu bölgelerimizde güney ve doğu yönlerden kuvvetli olarak eseceğini kaydettiler. Yarın ve pazartesi günü beklenen kuvvetli sağanak yağışların getireceği olumsuz hava şartları sebebiyle ilgililerin ve vatandaşların tedbirli olmaları istendi.
Selden sonra dolu vurdu
Hatay'da sel baskınının yaralarının sarılması çalışmaları sürerken, Diyarbakır, Adana ve Antalya'nın Kemer ilçesinde yağan dolu hasara yol açtı.
Diyarbakır'da dün yaklaşık 20 dakika yağan şiddetli dolu sebebiyle özellikle Huzurevleri ve Şehitlik semtleri ile Bağlar beldesinde 50'yi aşkın ev ve işyerini su bastı. Bazı caddeler yarım metreyi aşan su birikintisi sebebiyle ulaşıma kapandı. Vatandaşlar 5 santimetreyi aşan doluyu ev ve işyerlerinin önünden küreklerle temizlediler. Diyar Galeria Alışveriş Merkezi ile bazı evlerin camları dolu nedeniyle kırıldı. Adana'da da dün saat 14.00 civarında yağan ceviz büyüklüğündeki dolu hayatı felç etti. Yolları bembeyaza bürüyen dolu, araçların alarmlarının çalışmasına sebep oldu. Antalya'nın Kemer ilçesinde önceki akşam saat 22.30 sıralarında başlayan ve 10 dakika süren dolu etkili oldu ve ilçe kısa sürede beyaza büründü. Ceviz büyüklüğünde yağan dolu bazı ev ve işyerlerinin camlarını kırdı. Dolu tarım alanlarında da zarara yol açtı. Bingöl'de ise Dün Gayt deresi kenarında odun toplayan 55 yaşındaki Dilşah Barış, aniden gelen sele kapıldı. Merkeze bağlı Sancak beldesinde bulunan Uzunsavat Barajı'nın açılmasıyla meydana gelen selin götürdüğü Dilşah Barış yakınlarının bütün aramalarına rağmen bulunamadı.
(Mehmet Gökçe — Osman Balcı —Abdullah Yangın - Abdullah Çelik / DİYARBAKIR / ADANA / BİNGÖL (cha) )
Akdeniz'de tropik fırtına şüphesi
İklim değişimi senaryoları üzerinde çalışmalar yapan Prof. Dr. Zafer Arslan, bilim çevrelerinde Akdeniz'de tropik benzeri sistemlerin varlığının iddia edildiğini söyledi.
İklim değişimi senaryoları konusunda ayrıntılı inceleme yapan Beykent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Zafer Arslan, Antakya'da yaşanan sel felâketinden bir gün önce seller ve fırtınaların şiddetinde ve periyodunda artışlar olacağına dikkat çekerek, acilen tedbirler alınmasını istemişti. Çalışmalarını doğrulayan Antakya sel felâketini gazetemize değerlendiren Prof. Dr. Arslan, bilimsel çevrelerde, Akdeniz'de tropik fırtınalara yol açan sistemlerin benzeri yapılanmaların varlığına dikkat çekildiğini söyledi. Arslan, "Ancak bu iddia araştırma safhasında. Dağ, deniz, kara etkileşimlerin yoğun olduğu bölgelerde yerel ölçekte fırtınalar oluşabilir. Özellikle bahar aylarında bu tür etkileri sapmalı olarak görebiliriz. Yaptığım çalışmada, en yoğun rüzgar ve yağış erozyonu yaşanan bölgeler arasında İskenderun çevresini göstermiştim." dedi. Ortadoğu'daki iklim anomalilerinde global ısınmasının yüzde 40 etkili olduğunun tahmin edildiğini vurgulayan Arslan, radar ve gelişmiş gözlem sistemleriyle fırtına, sağanak yağış gibi hava olaylarını önceden haber verme imkanının olduğunu da vurguladı.
<ı> İşte geleceğin iklim senaryosu
Son 40 yıl içinde sıcaklık 0,2–0,3 derece yükseldi.
20. yüzyılda ısınma, geçen 400–600 yılda gözlenenden daha fazla.
20. yüzyılda en sıcak 10 yıl, 1990'lı yıllar ile 1998' de gözlendi.
Dağlık bölgelerdeki karla kaplı alanlar azalıyor.
Grönland buz tabakasının kalındığı son 40 yılda yüzde 40 azaldı.
Deniz seviyesi son 100 yıl içinde, geçen 3000 yıla nazaran 3 kat hızlı yükseliyor.
Bitki ve hayvan türleri farklılaşıyor.
Gelecekte deniz seviyesi hızla yükselecek.
Şiddetli hava olayları, seller, fırtınalar artacak.
Sıcaklık artışına bağlı ölümler, insanlarda ve bitkilerde böcek artışına bağlı salgınlar artacak.
(Gürhan Savgı / İSTANBUL)
TSK yine gurur verdi
Karapınar 2001 Ulusal Savunma Sanayii Ürünleri Tanıtımı ve Atış Gösterisi'nin düzenlendiği Milli Savunma Bakanlığı Karapınar Atış Poligonu'nda yapılan program, düşmana korku, dosta güven verdi.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in de katıldığı programda Ulusal Savunma Sanayii tarafından tasarlanan ve geliştirilen harp silah araç ve gereçleri sergisi ile bu silahların atışları gerçekleştirildi.
İç ve dış güvenlik
Cumhurbaşkanı Sezer dün önce Hotamış bölgesinde devletin birçok kurumunun katılımı ile gerçekleştirilen ağaçlandırma ve bölge destek etkinlikleri programına katıldı. Sezer, burada yaptığı konuşmada, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, yurdu iç ve dış tehditlere karşı savunma, toprak bütünlüğünü ve ulusal çıkarları koruma görevini kararlılıkla sürdürdüğünü söyledi. Sezer, Karapınar 2001 Ulusal Savunma Sanayii Ürünleri Tanıtımı ve Atış Gösterisi'nde yaptığı konuşmada da Türk ordusunun, dünyanın en disiplinli, en iyi eğitim görmüş ve donatılmış ordularından biri olarak, dünyada saygınlık kazandığına ve bölgesinin en modern silahlı gücü durumuna geldiğine dikkat çekti.
Yerli sanayinin önemi
Sergide yer alan silah, araç ve gereçlerin Türk savunma sanayinin bugün gelinen noktada önemli bir üretim yeteneğine eriştiğine gösterdiğine değinen Sezer, "Ulusal savunma sanayimizin bu kadar hızlı bir gelişme göstermesi ve ülkemize yeni teknolojiler kazandırmış olmasını kıvançla karşılıyoruz. Savunma sanayii politikasındaki temel stratejimiz, araştırma–geliştirmeye dayalı ortak yatırım girişimlerine, mal ve hizmet alımlarında yerli katkı oranının artırılmasına, ortaya konulacak yetkin tasarımlarla yüksek teknoloji ürünü yerli sanayi üretiminin yaygınlaştırılmasına özen göstermek olmalıdır." dedi.
(Mürsel Çetin — Musa Taşpınar /KONYA (cha) )
PTT'den hizmet atağı
PTT Genel Müdürü Dursun Dağaşan, yüzde 2'lik "koli kargo" paylarını en kısa sürede yüzde 20'lere çıkartmayı hedeflediklerini söyledi.
PTT'nin artık kendini taşımakta zorluk çeken kargo araçları ile, kargo alanında daha fazla ileriye gitmesinin mümkün olmadığına değinen Dağaşan, şunları söyledi: "Geçtiğimiz hafta içinde 150 adet küçük araç aldık. 150 adet de motosiklet aldık. Kargo alanına bundan böyle hızlı bir giriş yapıyoruz. PTT'nin taşıdığı kargolar, devlet güvencesi altında ve sigortalıdır. Bir vatandaşın bize telefonla müracaat etmesi halinde, evine gidiyor, koli kargosunu alıyor ve istediği adrese teslim ediyoruz."
Dursun Dağaşan yeni bir proje olan 'Lojistik Kargo' ile e—ticaret alanına da gireceklerini belirterek, "Büyük alışveriş merkezlerine şube açacağım. Böylelikle internet üzerinden yapılan e—ticaret alışverişi sonrası evlere teslimi yaparak yeni bir istihdam sahası daha açmış olacağız." dedi. Lojistik Kargo'nun diğer bir ayağı olan e—kontrol sistemini hayata geçirmek için fizibilite çalışmasını tamamladıklarını ifade eden Genel Müdür Dağaşan, "Vatandaşımız, bize teslim ettiği malın hangi saatte nerede olduğunu, internet üzerinden takip edebilecek." diye konuştu. Dağaşan, 2001 yılının sonuna kadar 1006 otomasyon merkezini hayata geçirmeyi hedeflediklerini kaydetti.
(Selim Kuvel/ ANKARA (Zaman))
Mucitler iddialı
Su ile çalışan araba projesiyle bütün Türkiye'nin dikkatini çeken mucitler Abdüssamet Demirbaş, Abdülcabbar Demirbaş ve İsmail İlhan kendilerine destek olunmasını istiyorlar.
Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde mucit Abdüssamet Demirbaş-Abdülcabbar Demirbaş kardeşler ve kaportacı İsmail İlhan'ın su ile çalışan araba yaparak kamuoyuna bildirmelerinden sonra birçok kişi, kurum ve kuruluştan tebrik ve teklifler almaya başladılar. Başta Doğubayazıt Kaymakamı Abdullah Özbek, genç mucitleri tebrik edip Ankara'dan bilirkişi isteyerek gerekenin yapılması için elinden geleni yapacağını bildirdi. Türkiye'nin önemli otomobil üreticilerinden olan TOFAŞ'ın, inceleme ve araştırma neticesinde bunu ürettikleri araçlarında kullanabilecekleri yönünde açıklama yaptı.
100 km'de 1 milyon
Mucitler "Yaklaşık 3 yıldır bu proje üzerinde çalıştık. Çok zor ve kısıtlı imkanları kullanarak sistemi bu hale getirdik. Yapmış olduğumuz bu sistem 100 km'de 1 milyon lira yakıt harcamakta, ancak fabrikasyon üretime geçtikten sonra maliyetin yarıya ineceğine inanıyoruz; çünkü biz bu sistemi şu an kabaca yaptık. Ortaya koymuş olduğumuz bu sistemin araçlardan başka ısınmada, mutfaklarda ve çeşitli alanlarda kullanılabileceğine inanıyoruz." dediler. Kendilerine destek olunmasını isteyen mucitler "Bize gerekli destek ve yardım sağlanırsa daha değişik icatlara imza atabiliriz. Biz bu konuda kendimize güveniyoruz yeter ki bizlere destek olunsun, sahip çıkılsın." şeklinde konuştular.
Robot kol yapmışlar
Doğubayazıtlı mucitler daha önce de değişik çalışmalar yaparak farklılıklarını her an her fırsatta ortaya koymayı ihmal etmemişler. Kolu kopan bir kişiye hurda parçalarından robot kol yapmışlar, hayvanların kulaklarına ya da boynuzlarına özel bir çip yerleştirerek çobanda bulunan kumandayla bütün hayvanların bir araya toplanmasını sağlamışlar. Bunlar gibi birçok ufak çaplı icatlara da imza atmışlar.
Taşanlar ve Bayrak'a dava
Bursa eski Valisi Orhan Taşanlar ile eski Emniyet Müdürü Kemal Bayrak hakkında, görev yaptıkları dönemde, "Bağış ve yardım aidatı adı altında para toplayarak, silah ruhsatı verdikleri" iddiasıyla dava açıldı.
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, nöbetçi ağır ceza mahkemesinde açılan davanın iddianamesinde, Taşanlar ile Bayrak'ın Türk Ceza Kanunu'nun, "Devlet idaresi aleyhinde işlenen cürümler" başlığı altındaki, "Görevin genel nitelikte kötüye kullanılması" hükmünü içeren 240'ncı maddeye göre yargılanmaları talep edildi.
İddianamede, Bayrak'ın, Vali Taşanlar'ın direktifiyle, "silah taşıma ruhsatı verilmesi talebinde bulunan kişilerden (bağış) veya (yardım) aidatı adı altında 250 ila 500 milyon lira tutarında para alınması" yönünde vilayet makamına teklifte bulunarak onay aldığı öne sürüldü.
Bayrak'ın, para toplamada kullanılacak dernek "alındı" makbuzlarını Bursa Emniyet Müdürlüğü Ruhsat Tebligat İşleri Şube Müdürlüğü'ne getirterek, makbuzların burada kesilmesini sağladığı kaydedilen iddianamede, bazı siyasilere ve işadamlarına, Vali Taşanlar'ın makamından referans getirmeleri halinde, bağış almaksızın silah taşıma ruhsatı verildiği kaydedildi. Bursa
|