O ki şeytan!
Ezan sesiyle açılan film, aynı şekilde ezan sesiyle son buluyor... Bunu çeşitli şekillerde yorumlamak mümkün. Ancak kulağa en mantıklı geleni şeytanın Batı'dan bakıldığında Doğulu bir figürmüş gibi görünüyor olması. Çünkü şeytanın tarihi dinler tarihi kadar eskidir.
Hollywood 1990'ların başından itibaren hayatın perde arkasına ait çok ciddi ürünler vermeye başladı. Özellikle kutsal kitaplardan beslenen senaristler yapımcıların karşısına, Allah inancı, kader olgusu, kıyamet ve şeytana dair konuları merkez alarak kaleme aldıkları eserlerle çıktılar. Aslında bir bütün olarak değerlendirildiğinde 'mistik bir sinema' anlayışından bahsetmemiz mümkün hale geldi. Fakat bu anlayışa ait ürünler de sinema tarihinde yok değil... Bunların en önemlilerinden biri ise Şeytan (The Exorcist).
1973 yapımı William Friedkin'in yönettiği "The Exorcist / Şeytan", içeriği ve barındırdığı korku öğeleriyle unutulmazlar arasında çoktan yerini aldı bile. 13 milyon gibi çok ciddi bir satış grafiği yakalayan kitabının ardından filmin senaryosunu da yazan romancı William Peter Blatty ile yönetmen William Friedkin imzası taşıyan "Şeytan", gerçek bir olay üzerine kurulu. On dalda Oscar'a aday olup sadece ABD'de 150 milyon dolar gişe geliri elde eden "Şeytan"ın konusu oldukça ilginç... Aktris Chris MacNeil'in kızı Regan birden değişir. Garip tavırlar sergilemeye başlar. Aralarında bir psikiyatrın da bulunduğu doktorlar ona bir çare bulamayınca, anne Chris, büsbütün elden giden kızını kurtarabilmek için genç rahip Karras'ı çağırır. Kızının ruhunu şeytan ele geçirmiştir...
Şeytan Ortadoğulu mu?
Şeytan, konusu itibariyle gizemli ve dikkat çekici. Ezan sesiyle açılan film, aynı şekilde ezan sesiyle son buluyor... Bunu çeşitli şekillerde yorumlamak mümkün. Ancak kulağa en mantıklı geleni şeytanın Batı'dan bakıldığında Doğulu bir figürmüş gibi görünüyor olması. Çünkü şeytanın tarihi dinler tarihi kadar eskidir. Ve dinlerin çıkış noktası hep Ortadoğu kökenlidir... William Peter Blatty'nin eserinden yıllar sonra dahi kaleme alınmış da olsa Selman Rüşdü'nün Şeytan Ayetleri (Satanic Verses) kitabı bu konuya iyi bir örnek teşkil ediyor. Bilindiği gibi Rüştü oldukça büyük tartışmalara sebep olan kitabında şeytanın Kur'an-ı Kerim'e birtakım sözler sızdırdığını ima ediyordu. Bu açılımla filmin ezanla başlayıp ezanla bitmesi İslam ile şaytan arasında oryantalist bir ilişki kurma çabası olarak yorumlanabilir.
Şeytan'la güzel bir çıkış yakalayan; ancak bunu diğer ürünlerinde tekrar edemeyen William Friedkin, filmin girişinde güneşin kızıllığında şeytanı simgeleyen bir heykelin karşısına koyduğu insan silüeti ile Hz. Adem'den kıyamete kadar bitmeyen ve bitmeyecek bir hesabı muhteşem bir biçimde gözler önüne seriyordu. Buna ek olarak filmde bilimin tıkandığı noktalar cesurca dile getiriliyordu. Oysaki cinlerin ve şeytanın insana musallat olması hep Müslümanlara ait bir imge gibi zihinlerde yer alır. Şeytanın bütün insanlarla uğraştığı ise hep es geçilir. Bu filmde ise bu fikirlerin tam aksini görüyorsunuz. Ve insan aklının tıkandığı noktalarda İlahi bir güce duyulan ihtiyacı oldukça yalın bir biçimde -ancak bütün gerçekliğiyle- Şeytan'da görme imkanı yakalıyorsunuz...
Teknolojik değişim...
Sinema teknolojisindeki 30 yıllık değişim yeni düzenlemesiyle Şeytan'a yansıtılmış. Öncelikle "ses"teki değişimi belirtmek gerek. "Şeytan", kullanılan efektlerle oldukça etkileyici ve seyircinin tüylerini diken diken eden bir hal almış. Ayrıca ilk versiyonun aksine filme on iki dakikalık bir ekleme yapılmış. Yönetmen Friedkin, özellikle filmin sonunda değişikliklere gitmiş, daha doğrusu çıkardıklarını yeniden yerine koymuş. "Şeytan", son dönemlerin niteliksiz korku filmlerinin aksine -Çığlık 1 hariç- hem içerik, hem derinlik, hem de kurgusuyla türün nasıl olması gerektiği konusunda ders veriyor. Filmi izlediğinizde şeytanın ruhunuzun bir köşesinde hep var olduğunu hissedeceksiniz...
Son söz ise Kur'an-ı Kerim'den; "Allah o şeytanı rahmetinden mahrum etti. O; 'Ben senin kullarından belli bir kesimi alacağım (bozacağım). Ve onları saptıracağım, onları kuruntulu arzulara boğacağım, onlara emredeceğim....'' ( Nisa-118-119. ayet).... (Rasih Yılmaz)
'Osmanlısız kültür olmaz!'
Türk Edebiyatı'nın mayıs sayısında İlber Ortaylı ile Osmanlı üzerine bir röportaj yer alıyor. Türk Edebiyatı dergisinin Mayıs 2001 sayısı İlber Ortaylı'nın Osmanlı'yı ve aydınımızın Osmanlı'ya yanlış bakışını temel alan çok güçlü bir röportajla okuyucusuna ulaşıyor. Prof. Dr. İlber Ortaylı, "Aydınımız reddi miras peşinde; ama Osmanlısız kültür olmaz!" diyerek görüşlerini o bilinen pervasızlığı ve samimiyeti ile dile getiriyor.
Ortaylı'nın eğitim konusundaki görüşlerini dile getiren röportajda, güncelliğini muhafaza eden pek çok can alıcı mesele enine boyuna irdeleniyor.
Türk Edebiyatı dergisinin bu sayısında 20001 "Ömer Seyfeddin Hikâye Yarışması" sonuçları da açıklanıyor. Dereceye giren ilk üç ve özendirme ödülü kazanan yedi hikâye ve yazarları okura tanıtılıyor. Hikâyeci-yazar Sevinç Çokum ile Türk Edebiyatı Vakfı Başkanı Servet Kabaklı'nın bu hikâyelerle ilgili değerlendirmeleri yer alıyor.
Gazeteci-yazar Beşir Ayvazoğlu'nun Pencerede Pembeli Hanım incelemesi, İskender Pala'nın Aşka Yalvarış adlı yazısı ile Dursun Gürlek'in Dut Ağacına Asılan Osmanlı Subayı araştırması zevkle okunuyor. Dergi, kurucusu ve çeyrek asrı aşkın süredir devam ettiricisi olan merhum Ahmet Kabaklı'nın ilk sayıda çıkmış olan başyazısını yeniden yayımlayarak, Türk Edebiyatı dergisinin yayın politikasından hiç taviz vermeden bugünlere nasıl geldiğini de gözler önüne seriyor. Derginin mayıs sayısı, sadece muhteva yönünden değil mizanpaj ve baskı yönünden de dikkat çekiyor.
Aksanat Tiyatrosu New York'ta
Aksanat Prodüksiyon Tiyatrosu New York Bahar Festivali'ne katılmak üzere ABD turnesine çıktı. Topluluk mayıs ayının ilk yarısını New York'ta geçirecek ve Chicago City Limits Tiyatrosu'nda İrlandalı yazar Brian Friel'in "Molly S." adlı oyununu sergileyecek.
Çocukluğundan beri kör olan ve 40 yaşından sonra görmeye başlayan Molly'nin yeni dünyasına intibak etmesini konu alan oyunda Köksal Engür, Frank rolüyle 1999 yılında Afife Jale Ödülleri kapsamında "En İyi Erkek Oyuncu" ödülünü kazanmıştı.
Tüm Masumiyetiyle
Cécile ve Samira, Paris'te birlikte oturmakta oldukları dairenin kirasını ödeyemezler. Çaresizlik içinde sokaklarda gezinen iki kız, bir sanat galerisindeki serginin açılış kokteyline dalıverirler.
Ortamın oluşturduğu fırsattan istifade, ressamın varlıklı bir avukat olan kocasının cüzdanını aşırırlar. Bu küçük hırsızlıkla yetinmeyen kızlardan Samira yakayı ele verince, Cécile'in bir avukata ihtiyacı olacaktır. Kurban, kurtarıcı olmuştur bir anda. Çaresiz Michel'e gider. Daha önce benzer bir hırsızlık davasına bakan Michel, bu davayı da üstlenir.
Efsanevi lider Lumumba
Afrika'da sömürgeleştirilen bir ülkenin bağımsızlık savaşını anlatan film, Kongo için mücadele eden efsanevi lider Lumumba'nın hayatını perdeye yansıtıyor.
Başrollerini Eriq Ebouaney ve Alex Descas'ın paylaştığı film, bağımsızlık savaşında bir yandan dış güçlerle mücadele ederken bir yandan da kendi çıkarlarını düşünen yurttaşlarıyla boğuşmak zorunda kalan bir adamın ibret verici öyküsü. Zengin maden yataklarına sahip Kongo'yu Belçika tamamen kaybetmek istememekte.
Şaşkın İmparator
Konusu mistik bir dağ krallığında geçen "Şaşkın İmparator- The Emperor's New Groove"un bu ülkenin genç imparatoru Kuzco'nun öyküsü anlatılıyor.
İktidar hırsıyla dolu şeytani ruhlu danışmanı Yzma tarafından lamaya dönüştürülen Kuzco, hayatının geri kalan kısmını bir ormanda sürdürmek zorundadır. Yönetmenliğini Mark Dindal'ın üstlendiği filmin birbirinden renkli karakterleri-ne seslerini veren sanatçılar arasında; David Spade, John Goodman, Eartha Kitt ve Patrick Warburton yer aldı.
Kasımda Aşk Başkadır
Bir reklam ajansı yöneticisi olan Nelson Moss (Keanu Reeves), kendi içine dönük ve geleceği üzerinde yoğunlaşmış, duygusal açıdan soyutlanmış, geçmişinden kaçan ve bugünden habersiz insandır.
Bu tatsız tuzsuz hayatı çekici ve korkusuz bir kadın olan Sara Deever (Charlize Theron) ile karşılaşınca birden son bulur. Sara, çevresindeki insanlarla uyum içinde, ilgili ve hayattan ne beklediğini bilen insandır. Keanu Reeves- Charlize Theron ikilisini yeniden bir araya getiren film.
|