Bir mektubun anatomisi
ABD Başkanı George W. Bush'un Başbakan Bülent Ecevit'e gönderdiği son mektubun içeriği ve üslubu ciddi biçimde sorgulanıyor. Mektup, birçok yazar tarafından "hizaya getirilmek" olarak değerlendirildi. Bush, Ecevit'e gönderdiği mektupta Bankacılık ve Telekom Yasası konusunda telkinlerde bulunmuştu. Akşam gazetesi dün bu mektubu manşetine taşıyarak "Bush, Türkiye'yi manda ülke yerine koydu. Liderler de ABD'nin emrini uyguladı." diye yazdı.
Yeni Şafak'tan Cengiz Çandar da köşesinde şu değerlendirmede bulundu: "Mektup, Telekom özelleştirilmesi ve Bankalar Yasası'nın, 15 Mayıs'tan, yani IMF'nin Türkiye'ye para yardımını karar altına alacağı tarihten önce geçmesi gerektiğini, bir 'açık uyarı' biçiminde Ecevit'e bildiriyor. Emir yüksek yerden gelince, sözde 'liderler' apar topar gece yarısı bir araya gelip, Bush'un isteğini yerine getiriyorlar. Bu kararın alınış tarzına bakanlar, Türkiye'nin bir 'Amerikan mandası' görünümüne girdiği izlenimini edinirlerse, bu izlenim yanlış olmaz." Sabah'tan Okay Gönensin ise mektuptaki Çeçen eylemciler konusuna değinerek şunları yazdı: "ABD Başkanı Bush'un, Başbakan Ecevit'e yazdığı mektupta Çeçen davası destekçilerinin otel baskınına değinerek 'Bu suçu işleyenlerin adalet önüne çıkartılmalarını bekliyoruz' demesi gerçekten utanç verici bir 'fırça'dır." Hürriyet'ten Serdar Turgut da uzun yıllardır ABD politikasını yakından izlediğini, hatta Amerikan siyasetini, Türk siyasetinden çok daha iyi bildiğini belirttikten sonra şöyle dedi: "Ben böyle içerikte bir mektup ne gördüm ne de duydum. Dahası herhangi bir Amerikan yönetiminden Türkiye'ye böyle içerikli bir mektup yazılacağını üç gün evvel bana söyleselerdi, 'Bırakın saçmalamayı' der güler geçerdim."
Star'dan Mustafa Mutlu ve Cumhuriyet'ten Mustafa Balbay da mektubun içeriğini benzer üsluplarla eleştirdiler.
Gazeteci de aldatılır!
Mavi Akım ile ilgili olarak Hürriyet Gazetesi Başyazarı Oktay Ekşi ve gazetenin Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, Mesut Yılmaz'ın "Herhangi bir Gazprom yetkilisiyle görüşmedim." açıklamasına yer vermişlerdi. Star'dan Fatih Çekirge ve Radikal'den Murat Yetkin de Türkiye'nin Moskova Büyükelçisi Nabi Şensoy'un açıklamalarına itibar ederek Yılmaz'ın Gazprom yetkilileriyle görüşmediğini sütunlarına taşımışlardı.
Ancak Hürriyet Moskova muhabiri, genel yayın yönetmenine "Görüşme sırasında Çernomirdin Gazprom yöneticisiydi" açıklamasını gönderince bu dört gazetecinin de yanıltıldığı ortaya çıktı. Yeni Şafak'tan Fehmi Koru, Hürriyet'in başyazarı ve yayın yönetmeninin kendi gazetelerinde 21 Eylül 1999 tarihinde yer alan habere bakmaları halinde aldatılmamış olacaklarını yazdı. Zira söz konusu haberde "Yılmaz, dün Rusya'nın en büyük şirketi Gazprom yönetim kurulu başkanı ve eski başbakan Victor Çernomirdin ile görüştü." ifadesi yer alıyor.
Koru, 4 gazeteciyle ilgili hükmü ise şu ilginç yaklaşımıyla verdi: "Oktay Ekşi ve Ertuğrul Özkök (Hürriyet), Fatih Çekirge (Star) ve Murat Yetkin (Radikal)... Düştüğünüz bu aldatılmışlık durumundan kurtulmak için yapabileceğiniz bir şeyler olmalı. Japonya'da olsaydık 'harakiri' çözüm olabilirdi; Türkiye'de de onurlu bir yol mutlaka bulunabilir. Gözümüz üzerinizde."
Aydın Doğan başbakan olabilir mi?
Dün Hürriyet'in yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök, "Bir medya patronu başbakan olabilir mi?" başlığı altında İtalya'nın en güçlü medya patronu Berlusconi'nin başbakanlığa doğru yürüdüğünü; dünyanın en güçlü finansal haberler medyası Bloomberg'in sahibi Michael Bloomberg'in de New York Belediye Başkanlığı'na aday olmak istediğini kaydetti. Özkök'ün yazısının özü, iş dünyasında başarılı olan isimlerin siyasetin seviyesini yükselteceği şeklinde çıkarılabilir. Özkök, yazısında Türkiye ile bağlantı kurarken anlamlı bir mesaj vermekten de geri kalmadı: "Bizde bir medya patronu veya sanayicilikte, bankacılıkta başarılı olmuş bir işadamı böyle bir işe talip olsaydı ne olurdu? Büyük bir ihtimalle, anında linç edilir, aday olduğuna olacağına pişman olurdu." Peki Özkök, bu satırları kendinin de içinde bulunduğu Doğan Grubu'nun patronu Aydın Doğan'ın yolunu açmak için mi kaleme almıştı? Özkök, böyle düşünecekler için tanımlamayı peşinen yapmış: Komplocular.
Peki niye yazmıştı Özkök bu makaleyi? Kendi ifadesiyle şunun için: "Bu ülke iyi yönetilmiyor. Siyasete geçmenin ve siyaset yapmanın klasik yolları artık iflas ediyor. O nedenle yeni insanları, iş yönetim becerisi olan insanları siyasete çekebilecek yeni mekanizmaları ve kanalları açmalıyız. Derdim bu."
|