Bu konferans unutulmayacak
Georgetown Üniversitesi'nde yapılan İslami Modernite= Fethullah Gülen ve Çağdaş İslam başlıklı toplantının pek çok açıdan önemi var. Gazetemizin Washington temsilcisi Ali Halit Aslan, konferansı kendine has güzel üslubuyla hem haber yaptı hem de köşesine taşıdı. O yüzden bu konuya tekrar dönüp bir şeyler yazmayı düşünmüyordum; ama peş peşe gelen e-mailler ve onlara eklenmiş tebliğler elime geçince bazı tespitlerimi sizlerle paylaşmaya karar verdim.
Bilimsel platformda da olsa, konuşmanın kendine has bir sıcaklığı var kuşkusuz; ama ilmi çalışmalarda ortaya çıkan metin, her şeyden daha önemli... Dünyaca ünlü bir üniversite, konferansı kitap halinde getirmek için talepte bulunmuş. Buna yazının gücü demek doğru bir ifade olur sanırım...
İster konferansta isterse okuduğum metinlerde hep şunu hissettim: İnsanlar, en azından aydınlar, katılmadığı fikirlerden de istifade etmenin zevkini duymalı. Nedendir bilemiyorum ülkemizde herkes, her doğruyu sadece kendisinin bildiğini sanıyor, hatta buna fanatikçe inanıyor. O yüzden tartışma programlarından, panellerden, konferanslardan yapıcı bir sonuç çıkmıyor. Georgetown'da yapılan program bu açıdan da önemliydi. Mesela uzmanlığı artık herkesçe malum Hakan Yavuz'un kimi fikirleri katılımcılardan eleştiri aldı. Hem eleştirenlerin hem de Yavuz'un seviyeli bir üslupla konuya yaklaşması görülmeye değerdi. Mücahid Bilici'ye Graham Fuller'in bir sorusu vardı ki 'işte şimdi cıngar çıkar' diye düşünmeden edemedim; ama hem soruyu soran hem de cevap makamında olan kişi, çıtayı seviyeli bir yere koymuştu...
Konuşmacıların vukufiyetine bakınca aklıma şu soru gelmedi değil: Fethullah Gülen ile ilgili habire yazı yazan bazı kişiler, bu bilimsel platformda dile getirilen düşünceleri ne kadar algılayabilir?
Hiç unutmam, yıllar önce hikmeti kendinden menkul bir gazeteciyi aramış 'Fethullah Gülen ile ilgili her gün olumsuz yazılar yazıyorsun. Acaba Gülen tarafından kaleme alınmış onca kitaptan hangisini okudunuz?' diye sormuştuk. Cevap çetindi, kaya gibiydi: O benim kitaplarımdan hangisini okudu acaba! İyi de kardeşim o senin hakkında her gün savcılığa ihbar olacak yazılar yazmıyor ki. Varsa bilimsel eleştirin dile getir tartışılsın, değil mi?
Bir kere görüldü ki Türkiye'nin sosyal meselelerine vakıf Türk ve yabancı pek çok bilim adamı var. Hatta kuliste Graham Fuller'in söylediği cümle bana çok enteresan geldi: 'Washington eskiden sadece kendisine resmedilen Türkiye fotoğrafını bilirdi, son zamanlarda anladı ki, sosyolojik manada, bir tane Türkiye yok...'
Öteden beri sosyoloji, siyaset bilimi, teoloji gibi sosyal branşlar ülkemizde ihmal edilmiştir. Biraz da mağlubiyet psikozuyla meylettiğimiz teknoloji ve fen bilimlerinde ise bir türlü Promete'nin ateşine ulaşamadık. Şimdi görülüyor ki sosyal bilimlerde dünyaya açık ve Türkiye'ye vakıf araştırmacılar var. Bir de onların dünya çapında şöhrete ermiş meslektaşları...
Sunulan tebliğlerde ilginç bir özellik de, çalışmaların çoğunun sosyal bir laboratuvardan süzülen bilgiler içermesiydi. Mesela Elizabeth Özdalga, değişik yaştan seçtiği bayan öğretmenlerle görüşmeler yapmış, Hocaefendi'nin teşvikiyle kurulmuş okullarda görev yapan eğitimci portresini ortaya koymuştu. Chicago Üniversitesi'nde İslam üzerine doktora yapmış Thomas Michel, Hıristiyanlarla Müslümanların birbirini öldürdüğü bir ülkede Türk liselerinin farkına varmış ve bu okulları araştırmaya başlamış. Yurtdışındaki okullar için 'Dünyaya örnek olacak bir eğitim anlayışı buldum.' diyor. Bekim Agai'nin, Berna Turam'ın, Fahri Çakı'nın, Bayram Balcı'nın çalışmaları da uzun süre yapılan gözlemlere dayanıyordu.
Konuşmacılardan Zeki Sarıtoprak'ın kuliste sarf ettiği şu cümle önemli: 'Hocaefendi ile zikredilen hareket, 80 yıllık bir maziye dayandırılıyor. Bu süre içinde bu kimselerden en küçük bir suç (bombalama, yaralama...) sadır olmadığına göre anlamsız bir korkuyla ya da vehimle bu sosyal olguya yaklaşılamaz ki...'
Georgetown Üniversitesi'nde görev yapan Malezyalı profesör Osman Bakar, 'Fethullah Gülen ve bilim' başlıklı konuşmasını daha da genişleterek önümüzdeki yıl üniversitede okutacağını söylüyor...
Veda resepsiyonunda herkesin yüzü gülüyordu. Umarım bu gülümseme, Türkiye'mize de taşınır bir gün ve en sıcak konuları bile itidalle tartışma fırsatları doğar...
e.dumanli@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
10/
03/
2001...
Özel üniversiteler
17/
03/
2001...
Gürüz, Harvard'a rektör olsun
24/
03/
2001...
ABD'de devlet üniversite kapatabilir mi?
31/
03/
2001...
Amerika'da Mevlana'yı keşfetmek
07/
04/
2001...
Medya nereye?
14/
04/
2001...
Ordu ve İslam
21/
04/
2001...
Eşofmanlı laiklik
28/
04/
2001...
Bir katilden geriye kalan
05/
05/
2001...
Bir katil nasıl yargılandı?
|