GÜNCEL ANA SAYFAYA DÖNÜŞ

12/05/2001

Dünyada Zaman

Türkiye

Arşiv-Arama

Özel Dosyalar

Ana Sayfa

Haberler

Ekonomi

Dış Haberler

Politika

Kültür Sanat

Spor

Yazarlar

Haber İndeksi

Bölge Haberleri

Diziler

Televizyon

Hodri Meydan

Millet Kürsüsü

Tüketici Masası

Röportajlar

Medya Analiz

Bilişim

Eğitim

Akademi

Hayat

Otomobil

Açık Şemsiye

İnsan Kaynakları

Reklam

İletişim / Künye

ENGLISH



Fikret ERTAN

Devran

Hazar'ın durumu

Hazar'ın hukuki statüsü, Sovyetler'in dağılmasından bu yana bir türlü çözüme kavuşturulamamış çok zor bir konu. Hazar'a kıyıdar 5 ülke yaklaşık 10 yıldır yaptıkları çeşitli temaslara ve ziyaretlere rağmen bu konuda bir türlü anlaşamıyorlar.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 9-10 Ocak'ta Azerbaycan'a yaptığı önemli ziyaret Hazar'ın statüsünün devlet başkanları seviyesinde konuşulduğu en son fırsattı bu bapta. Putin ve Aliyev, ziyaretin son günü 'Hazar Denizi'nde İşbirliğinin İlkeleri' başlıklı ortak bildiriye imza atarak Hazar'ın statüsü konusunda yakınlaştıkları intibaını vermişlerdi dünyaya. Bu ortak bildiri, Hazar'ın 'bir barış ve dostluk denizi olması', denizin yeni hukuki statüsünün kıyıdar ülkelerce tespit edilmesi ve bu tespitin bütün kıyıdar ülkelerce kabul edilmesi halinde geçerli olması gerektiğine işaret ediyordu. Bildiride ayrıca 'her iki tarafın Hazar Denizi'nin deniz yatağının ortalama hat boyunca beş kıyıdar ülke arasında bölünmesi hususunda mutabık oldukları' belirtilirken 'Taraflar deniz sularının ortak kullanımda kalmasını desteklerler.' şeklinde çok önemli bir tespite de yer veriliyor ve her kıyıdar ülkenin kendi bölgesindeki maden kaynakları üzerinde münhasıran hak sahibi olduklarına da vurgu yapılıyordu.

Bu son vurgu, Rusya'nın geçen sene savunduğu bir tezden sanki vazgeçtiğine işaret etmişti. Rusya geçen yaz yaptığı bir teklifte, hidrokarbon kaynaklarının mülkiyeti konusunda iki kıyıdar ülkenin herhangi bir sebeple ihtilafa düşmeleri halinde bu ülkelerin ihtilaflı kaynakları ortak kullanmalarını teklif etmişti. Türkmenistan ile ihtilaflı bulunan Azerbaycan, Rusya'nın bu teklifini daha önceleri reddetmişti. Ortak bildirideki 'Her kıyıdar ülke kendi bölgesindeki maden kaynakları üzerinde münhasıran hak sahibidir' cümlesi Rusya'nın eski teklifinin artık söz konusu olmaktan çıktığını göstermişti bize o zaman.

Özetle anlattığım Bakü Zirvesi'nden Hazar'la ilgili bu sonuçlar çıkarken zirveyi uzaktan kaygıyla izleyen Türkmenistan Devlet Başkanı Türkmenbaşı, zirvenin son günü bir çağrı yaparak Aşkabat'ta mart ya da nisanda bir Hazar Zirvesi yapılmasını teklif etti. Bu teklif ilgili ülkelerce önce kabul edildi; ama martta İran zirvenin bir ay ertelenmesini talep etti; zirve nisana ertelendi; ama bu defa Türkmenbaşı ile Putin'in 7 Nisan'da yaptıkları telefon görüşmesi sonucu ikinci defa ertelendi. Şimdi kimse bu zirvenin ne zaman yapılacağını bilmiyor; en olumlu tahminlere göre eylülde yapılması ihtimal dahilinde.

Zirveyi ilk ertelettiren İran, Hazar'ın hukuki statüsü konusunda 5 kıyıdar ülkenin mutlaka ortak bir mutabakata varmalarını savunuyor ve kaynakların eşit şekilde paylaşımını istiyor. Nitekim, defalarca dile getirdiği bu tezlerini 12 Kasım'da bir kere daha açıklamıştı.

Kazakistan'a gelince; bu ülke Rus tezine yakın durumda bana göre. 1998 yılında Yeltsin ve Nazarbayev Moskova'da Rusya ve Kazakistan'ın Hazar'da kendilerine düşen deniz yatağı bölgelerini eşit olarak paylaşmayı, deniz yüzeyini ise ortak kullanmayı öngören bir mutabakata varmışlardı. Sanırım bu mutabakat bugün hâlâ geçerli. Burada kısaca hatırlatmak gerekirse Rusya, Hazar'ın deniz yatağının her kıyıdar ülkenin sahil şeridi uzunluğu esas alınmak kaydıyla milli sektörler halinde paylaşılmasını, denizin üstünün, yani deniz sularının ise denize kıyıdar 5 ülke tarafından ortak kullanılmasını istiyor. İran ise Rus görüşüne karşı çıkıyor, hem deniz yatağının ve hem de deniz üstünün 5 kıyıdar ülke arasında eşit şekilde paylaştırılmasını savunuyor.

Bu durumda, Rusya, Kazakistan ve Azerbaycan Hazar'ın hukuki statüsü konusunda hemen hemen aynı safta yer alıyorlar. Türkmenistan'ın durumu ise tam belli değil. İran ise tabiatıyla karşı safta bulunuyor.

Bu saflaşmanın da ötesinde bugün Azerbaycan ile Türkmenistan birisinin Kayapaz, diğerinin Serdar dediği, Hazar'ın kendi kıyılarına yakın orta kısmında bulunan önemli bir petrol sahasının paylaşılması dolayısıyla derin ve ciddi bir ihtilaf içindeler. Haberlere göre, Azerbaycan konuyu BM'ye, Türkmenistan ise milletlerarası mahkemelere götürmeyi düşünüyor. Diğer yandan, İran'ın dini lideri Hamaney geçen gün yaptığı bir konuşmada Hazar'da ikili anlaşmalara karşı olduklarını söyleyerek diğer Hazar ülkelerinin kendi aralarında anlaşmalarını asla kabul etmeyeceklerini vurgulamış oldu.

Bizde Mavi Akım dolayısıyla gündeme gelen Hazar'da son durum anlattığım gibi çok karışık ve ihtilaflı. Gerek karışıklığın, gerekse de ihtilafların ne zaman, nasıl sona erecekleri meçhul. Bu durumda acaba Hazar'ın altından petrol ya da doğalgaz boru hattı geçer mi, geçebilir mi? Bilen varsa söylesin...


f.ertan@zaman.com.tr


@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @



Yazarımızın en son yazıları

25/ 04/ 2001... Esrarengiz şirket: Itera
28/ 04/ 2001... Rus-Rum bağlantısı
29/ 04/ 2001... Gazprom ve Itera
01/ 05/ 2001... Amerika ve NMD
02/ 05/ 2001... 'Echelon muamması'
05/ 05/ 2001... Şin Bet başkanı fena konuşmamış
06/ 05/ 2001... Mitchell Komisyonu'nun tespiti ve çağrısı
08/ 05/ 2001... Amerika nasıl dinliyor?
09/ 05/ 2001... Putin'in bir yılı


| Ana Sayfa | Haberler | Ekonomi | Dış Haberler | Politika | Kültür Sanat | Spor | Yazarlar | Haber İndeksi | Hodri Meydan |

Copyright© 1995-2000 Feza Gazetecilik A.Ş. / Çobançeşme Mh. Kalender Sk. No: 21 34530 Yenibosna / İstanbul
Tel:
+90 (212) 639 34 50 (pbx)  Fax: +90 (212) 652 24 23  e-posta: zaman@zaman.com.tr
Bu site Zaman Gazetesi Internet Servisi tarafından hazırlanmaktadır.