Dosyalar siyasete yön verecek
Beyaz Enerji ve Mavi Akım dosyaları bundan sonraki siyasetin şekillenmesinde rol oynayacağa benziyor. Kendisinin ve partisinin tasfiye edileceğini düşünen ANAP lideri Mesut Yılmaz konuya inanılmaz biçimde ilgi gösteriyor.
Jandarma ve Ankara DGM Savcısı Talat Şalk ile sert polemiklere giren Mesut Yılmaz partisine de kenetlenme mesajları veriyor.
Yolsuzluğun topyekün üzerine gidildiği bir dönemdeyiz. Asker içindeki yolsuzluklar bile dile getirilmeye başlandı.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, Havelsan ile ilgili iddiaları ciddiye alıp bir yazıyla Başbakanlık ve Genelkurmay Başkanlığı'na bildirmesi çok önemli.
Yolsuzluğun tetiklediği derin ekonomik bunalım 'kurtarıcı' olarak getirilen Kemal Derviş'i de sıkmaya başladı.
Telekom'un özelleştirilmesi sürecinde büyük sıkıntı yaşayan Kemal Derviş, Meclis Plan Bütçe Komisyonu'nda "Müthiş bir psikolojik baskı var, insana gına geliyor..." demişti. Ardından ABD Başkanı Bush'tan gelen mektup problemleri bir anda çözdü.
Derviş'in adımlarını siyaset sınıfı dikkatle izliyor. İki kez kaza yapan arabanın üçüncü kazasına tahammül edilemeyeceğini başta Başbakan Bülent Ecevit olmak üzere herkes biliyor.
Hükümette, kendisinin de ifade ettiği gibi dördüncü ortak gibi duran Derviş'in sözleri olağanüstü önem kazanmış durumda. Nisan sonu döviz kurunu tutturan Derviş'in pes etmesi, korktuğumuz üçüncü kazayı doğurabilir.
Ekonomik açmazı çözmek üzere ülkeye gelen Derviş, giderek 'siyasi figür' rolüne bürünmeye başladı. Kahvaltılı toplantılar, şortla sabah sporu, halkla sıcak diyaloglar hep böyle bir projenin varlığını hatırlatıyor.
Bu arada Deutsche Bank'ın Türkiye Genel Müdürü Mete Başol, 'büyük fedakârlık' göstererek Ziraat ve Halkbank'ın yönetiminde görev aldı. 15 bin dolar maaş ile 200 bin dolar primi tepen Başol kafalarda yeni soru işaretlerine yol açtı.
IMF ve Dünya Bankası'nın referansıyla gelen Kemal Derviş'in Amerikan paralarının garantörü olduğu iddia edilmişti. "Şimdi de Alman paralarının garantörü olarak Başol mu gönderildi?" kuşkuları seslendirilmeye başlandı.
ABD öteden beri Türkiye'nin AB'ye girmesini, krizden çıkış için de Avrupa'nın yardım etmesini savunuyor. Alman parasının da önü açılmış ise böyle bir şüphe yersiz sayılmaz.
Sivil siyasetin durumu çok kötü. İş, demokrasi kahramanlığı ya da sivil-asker polemiğiyle geçiştirilecek gibi değil. Büyük bir borç batağındaki ülkeyi bugüne getirenlerle bir yere gidilmesi zor gibi.
Gerçeğin duvarıyla karşılaştık. Statükoya direnenler gidecek. İmajların, zihniyetlerin, her şeyin değiştiği bir süreçteyiz.
Bu coğrafyada keyfimize göre yaşatmazlar. Türkiye, bloklar arası savaşın arenası olmamalı; güç dengesindeki yerini iyi tespit etmeli.
i.karayegen@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
17/
03/
2001...
Bu yol AB'ye çıkmaz
24/
03/
2001...
Derviş'in ''Özal'' olma şansı
31/
03/
2001...
Ara rejim kâbusuna vize yok
07/
04/
2001...
Sokak istifaya zorluyor
14/
04/
2001...
Çözümün adresi Meclis olmalı
21/
04/
2001...
Siyasette mıntıka temizliği
28/
04/
2001...
Surda gedik
01/
05/
2001...
Titanik'te olmamak büyük avantaj
05/
05/
2001...
Yolsuzlukla mücadele sistemi zorluyor
|