Çiftçiler de liberalleşti
Bafralı çiftçiler, 'Artık devletten hayır yok.' diyerek kooperatif kurdular. Toprak tahlili yaptırıp verim arayışına girdiler. Dergi çıkarıp internetten ürünlerini satacaklar.
Yeni ekonomik program, köylüye yıllardır verilen sübvansiyonların artık sona ermesini öngörüyor. Yıllardır siyasetçi ile karşılıklı çıkar çerçevesinde her ürettiğini, kalitesine bakılmaksızın devlete satan çiftçiler ile siyaset kurumu arasındaki ‘tatlı ilişki’ artık tarihe karışıyor.
Bu durumun farkına varan Samsun Bafralı çiftçiler tedbir amacıyla şimdiden kolları sıvadılar. Bafralı çifçiler, ‘Artık bize devletten hayır yok.’ düşüncesi ile dünya standartlarında ve yüksek kalitede tütünü, bilimsel yöntemleri kullanarak yetiştirmek için Tütün Ekicileri Kooperatifi’ni kurdular. Geçtiğimiz günlerde Bafra’da ‘çiftçi mitingi’ yapan köylüler, tam bir liberal anlayış ile dünyanın gittiği noktayı yakalama uğraşındalar.
Bafralı çiftçilere çabalarında yol gösteren isim ise bir köy aydını olan Hamit Genç. Yıllardır köylünün bilinçlenmesi için mücadele eden Genç, çiftçilerin psikolojisini şu sözlerle açıklıyor: “Artık çiftçilerde şu zihniyet hakim. ‘Biz siyasetçiden çok faydalandık. Allah razı olsun. Siyasetçi de bizden faydalandı. Biz ona oy verdik o bize 5 bin lira daha fazla para verdi. Fakat görüyoruz ki artık siyasetçinin bize verecek parası kalmadı. Bu nedenle biz kendi ayaklarımızın üstünde yürüyelim.’ Bu zihniyet çiftçileri harekete geçirdi.”
'Devlet baba' bitti
Kooperatifin daha kaliteli ve devletin değil özel sektörün ilgisini çekebilecek nitelikte tütün yetiştirmek için çalışmalara başladığının altını çizen Genç, “Önce toprak tahlili yaptırdık. Hangi topraktan bu konuda verim alabiliriz, arayışına girdik. Şimdi bir dergi çıkarmak ve internetten borsa yoluyla tütünleri satmayı hedefliyoruz.” dedi. Çiftçilerin üniversiteden de tütüncülük kursu için talepte bulunduğunu vurgulayan Genç, “Devlet babadan Allah razı olsun, bize kalite falan sormuyordu. Ne verirsek alıyordu. Şimdi deniz bitti. Artık nikotin oranı dünya standartlarında tütün yetiştiriyoruz.” diye konuştu. Hamit Genç bu amaçla dünyanın önde gelen sigara firmaları ile de temasa geçtiklerini belirtti. Bafralı çiftçilerin artık liberal siyasetin ne anlama geldiğini anladığını kaydeden Genç, ‘devlet olmazsa batarız’ zihniyetindeki çiftçinin aklının başına geldiğini ve ürettiği ürünü bir marka haline getirmek için çalıştığını vurguladı. Korumacı anlayışın insanların gelişmesinde en büyük engel olduğu tespitini de yapan Genç, devlet himayesinin insanların kendilerinde var olan becerileri ortaya dökmeyi engellediğinin altını çizdi. (Zafer Özcan / İSTANBUL Zaman)
Okkan'ın anası yılın annesi
Çoşkun Eğitim Kurumları'na bağlı Özel Nilüfer İlköğretim Okulu öğrenci, öğretmen ve velileri, Diyarbakır İl eski Emniyet Müdürü şehit A. Gaffar Okkan’nın annesi Ümran Okkan’ı yılın annesi seçti.
Okulda dün, Ümran Okkan’a yılın annesi plaketini vermek için bir tören düzenlendi. Törene İçişleri Eski Bakanı ve Kocaeli Milletvekili Meral Akşener de katıldı.
Gaffar Okkan hakkında bir sunum yapıldığı sırada, Okkan’ın annesi, ablası, yakın arkadaşı ve salondaki davetliler gözyaşlarını tutamadılar. Törende bir konuşma yapan Akşener, “Gaffar kardeşimizi tanırdım namuslu bir insandı. O helal süt emmiş bir ananın evladıydı. Vatanını çok severdi.” dedi. Ümran Okkan’ın plaketini Meral Akşener verdi. Anne Okkan, plaketi alırken Akşener’e sarılıp ağladı.
Zeliş Yıldıral / İSTANBUL(Zaman)
Rüyalarımın gerçekleşmesi
1988’den bu yana köşelerinde köylülük sorununu yazan Prof. Dr. Mehmet Altan, Bafralı köylülerin girişimini, ‘heyecan verici bir olay’ olarak nitelendirdi.
Türkiye’de köylünün refahının toplumun refahı ile özdeş hale geldiğinin altını çizen Prof. Altan, şunları söyledi: “Bafra olayında ilk kez köylünün üretmeden, siyaseten paylaşım alışkanlığından vazgeçmeye yönelik önemli bir adım attığını görüyorum. Bu adım kendine olan özgüvenin pekiştiği anlamına gelir. Daha zengin olmanın yollarının, hakkını piyasadan aramaktan geçtiği gerçeğinin anlaşıldığını gösterir. Bafra olayına çok dikkatle eğilmekte fayda var. Çünkü biz Türkiye’deki köylülüğü akılcı bir noktaya taşıyamazsak bütün kurtuluş çabalarımız boşa gitmeye mecbur kalır. Bu olay benim yıllardır gördüğüm bir rüyanın gerçekleşmesidir. İlk fırsatta Bafra’ya gideceğim.”
Çay üreticisi meydanda
Tek Gıda–İş Sendikası Bölge Başkanlığı'nın tertiplediği 'Çaya ve Çaykur'a sahip çık' mitingi Rize'de yapıldı.
Cumhuriyet Meydanı'nda yapılan mitinge, üst düzey sendikacılar, Çaykur'da ve diğer sektörlerde çalışan işçiler ile çok sayıda yaş çay üreticisi katıldı. Mitinge katılanlar sık sık 'Kahrolsun IMF', 'Çaykur bizimdir, bizim olacak', Çayı elimizden almayın, bizi öksüz bırakmayın', 'Vur vur inlesin, hükümet dinlesin', şeklinde slogan atıp tulum ve kemence eşliğinde oynadılar. Mitingde konuşan Türk–İş Genel Başkanı Bayram Meral, hükümetin şu anda IMF ve Dünya Bankası'nın dediğini yaptığını vurgulayarak toplu iş sözleşmesi konusunda kesinlikle taviz vermeyeceklerini ifade etti. Tek Gıda–İş Sendikası Genel Başkanı Hüseyin Karakoç, “Hayvancılık öldü, tarım öldü. Poaş ve şeker gitti. Telekom gidiyor. Tütün yolda. Çay sırada.” dedi.
İbrahim Şahin-Fikri şimşek-RİZE (Zaman)
Tütüne dumanlı yasa
IMF yardımı alabilmek için hazırlanan Tütün Yasa Tasarısı'nda çok uluslu dev firmaların etkili olduğu öne sürülüyor.
IMF yardımlarını alabilmek için hazırlanan tütün yasa tasarısında tartışma yapacak gelişmeler yaşanıyor. Komisyonlarda görüşülmek üzere Meclis'e gelen tasarı, son anda geri çekilirken, hazırlanmasında çok uluslu dev firmaların etkin rol aldığı iddia ediliyor. Dünya Bankası'nın istekleri gerekçe gösterilerek hazırlanan tasarı, aynı kurumun isteklerine ters düşüyor. Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Elif Dağlı, tasarıda "Philip Morris, British Amerikan Tobaco ve R. J Rainolds' gibi firmaların etkisine dikkat çekerken, bu konularda uzman bir isim olan ANAP'lı Bülent Akarcalı, tasarının yasalaşması halinde kaçakçılık mafyasının besleneceğini söylüyor. Yasanın hazırlanmasında çok uluslu dev şirketlerin etkisi olduğunu iddia edenler, sekizinci 5 yıllık planda Tütün Mamulleri Alt Komisyonu Başkanlığı'nı Philip Morris yetkilisinin yapması olarak gösteriyorlar. Bu iddiaya cevap veren Philip Morris Genel Müdürü Kürşat Ahmet Koçdağ "Alt komisyonda sektör temsilcilerinin bulunmasını DPT ister." diyerek gerekçelendiriyor.
Fiyat serbestisi ve ithalat
Tütün tasarısında tartışmaya neden olan 15 ve 16. maddeler şöyle: "Türkiye'de tütün mamulleri üretmek isteyenlerin, yıllık üretim kapasitesi tek vardiyada, sigara için iki milyar adet, diğer tütün mamulleri için ise bir milyon adetten az olmayan, tütün hazırlama bölümleri dahil tam ve yeni teknoloji ile tesisler kurmaları şarttır... Bu şartları yerine getirenler, ürettikleri tütün mamullerini serbestçe satabilir, fiyatlandırabilir, dağıtabilir.." ve madde 16'da, "Türkiye'de marka bazında sigara için en az iki milyar adet.. üreten ve satanlar, aynı markadan olmak üzere serbestçe ithalat yapabilirler, fiyatlandırabilirler ve satabilirler."
Dünya Bankası gelmedi
Prof. Dr. Dağlı, Dünya Bankası'nın 'Salgını durdurmak-Curbing The Epidemic' adlı Nisan 2001'de açıklayacağını duyurduğu tütün kontrolü raporunu ertelemesinde çok uluslu firmaların oyunu olduğunu öne sürüyor: "Raporu bizzat ben tercüme ettim. Bin adet bastırıp dağıttık. Rapor, tasarının tam tersi. Derviş yasaları Türkiye'nin darboğazdan kurtulması için IMF ve Dünya Bankası'nca isteniyor. Ama Dünya Bankası, tasarıyla çelişiyor. Çelişki anlaşılınca, garip bir şekilde toplantı ertelendi. Tasarıda çok uluslu firmalara ithalat ve fiyat belirleme serbestisi veriliyor. Ama raporda fiyatlar yüzde 10 artırılırsa, tüketim yüzde 5 azalır, buna bağlı olarak sağlık harcamaları da azalır, diyor. Yetki firmalara bırakılırsa, fiyatları artırır mı?"
'Kurtarma değil batırma'
Prof. Dr. Dağlı, üretilen sigara sayısı belirtilerek bazı sigara firmalarına ithalat ve fiyatlandırma serbestliği verilmesinin Türkiye'yi ekonomik darboğazdan kurtarmak yerine daha da batıracağına dikkat çekiyor. Tasarıda yabancı sigara firmalarının çıkarlarının gözetildiğini öne süren Dağlı, "Türkiye, 1986 yılında ekonomisini yabancı sigara firmalarına açtıktan üç yıl içinde sigara ithalatı için ülkenin ödediği döviz indeksi yedi kez artmıştır." diyor. Tasarıyla resmen yabancı sigara firmalarının işaret edildiğini ve avantaj temin edildiğini ileri süren Dağlı, bunu şöyle açıklıyor: "Teknolojik imkanlar tarif ediliyor, bu imkanlar bizim TEKEL'e uymuyor. İthalat serbestisi veriliyor. Peki biz ekonomik krizdeysek, dövize bağlı harcamalarımızı artırmamız bizi düzlüğe çıkarır mı? Burada Philip Morris, British Amerikan Tobaco ve R. J Rainolds gibi firmalara mı elbise biçiliyor?"
Gizlenen gerçekler
Rapordaki bazı maddeler şöyle: "Yabancı sigara firması giren ülkelerde sigara tüketimi yüzde 10 artar. Bir ülkede sigara içiliyorsa, o ülkenin ekonomisi batar. Çünkü sigara içenlerin meydana getirdiği sağlık harcamaları her zaman sigaradan elde edilen paradan daha fazladır. Türkiye sigaraya bağlı hastalıklara yılda 1 milyar dolar harcıyor. Fiyatlara yüzde 10 zam yapılırsa, tüketim yüzde 5 düşer."
( Birol Aydın / İSTANBUL (Zaman))
Akarcalı: Kaçakçılık mafyası beslenecek
ANAP'lı Bülent Akarcalı, uluslararası şirketlerin sigara kaçakçılığını düzenleyen şirketler olduğunu savunarak, 'Bu çalışmayla mafya beslenecek. Bunu Meclis'e taşıyacağım.' dedi.
ANAP İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı, tasarının Türkiye'nin ekonomik programıyla bağdaşmadığını belirterek tasarıda getirilen serbestlikle sigara kaçakçılığının körükleneceği uyarısını yapıyor: "Bu şirketler zaten geçmişte ve halen de kaçakçılık yapmayla tanınmış şirketlerdir. Bunlar uluslararası sigara kaçakçılığını düzenleyen şirketlerdir. Avrupa Birliği'nin şu anda Amerikan şirketleri aleyhine sigara kaçakçılığından açmış olduğu dava var. Bu çalışmayla mafya beslenecek. Bunu Meclis'e taşıyacağım."
'Politikayı devlet belirlemiyor'
Akarcalı, Dünya Bankası'nın Türkiye seyahatini tehir etmesini ise şöyle açıklıyor: "Dünya Bankası vazgeçmedi, vazgeçirildi. Dünya Bankası'nın Türkiye'deki tütün ve sigara politikasıyla ilgili yapacağı uyarıları önlemek için Türkiye'ye gelmeleri Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı'nda yabancı sigara şirketlerinin yaptıkları lobiyle engellendi. Bunları yazılı soru önergesiyle Başbakan'a soracağım. 8. beş yıllık planda tütün mamulleri alt komisyonuna Philip Morris yetkilisi başkanlık yapıyor, bir diğeri raportörlük yapıyor. R.J. Rainolds'tan da üye var. Bunların bu yapıdaki işi ne?"
<ı> Yasanın tartışılmaması her şeyi anlatıyor
Tütün Eksperleri Derneği Başkanı Başkanı Faruk Gülpınar:
Tütüncüyü dış baskılardan korumaya yönelik tedbirler gittikçe erozyona uğradı. Firmalar için 2 milyar adet sınırlama getirilmesi büyük rakam değil. Sadece Philip Morris yüzde 20'nin üzerinde bir pazar payına sahip. Yasa tasarısı uluslararası tekeli getiriyor. Gerçeklerin görül-memesini, kamuoyunda tartışılmamasını istiyorlar. Çok uluslu firmalar IMF ve Dünya Bankası'na etki ederek, pazarı tamamen ellerine alıyor.
Kendi tütünümüzü dışarıdan alacağız
TEK Gıda-İş Sendikası Uzmanı Tülay Önerman:
Yabancı firmalara yarayacak bu maddeler Türkiye'yi sigara cenneti haline getirir. İthalatı sınırlandırıcı önlem almalıyız. Aksi halde, ileriye dönük olarak, kendi tütünümüzü dışarıdan satın almaya başlarız. Bana göre bu oyunlar çok uluslu firmaların baskısıyla oynanıyor."
Philip Morris: Ayrıcalık istemiyoruz
Philip Morris Genel Müdürü Kürşat Ahmet Koçdağ:
"İddialar tamamen yanlıştır. 1755 sayılı kararnameye göre Philip Morris'in hangi koşullarda yatırım yaptığı belli. Bu tasarının programa aykırı olduğu görüşü çok yanlış. Yeni bir tekel getiriliyor diye bir şey yok. Biz bir ayrıcalık istemiyoruz. Dünya Bankası'nın raporunu bilmediğimizden Hazine'ye gidip herhangi bir şey söylememiz söz konusu değil. DPT'nin alt komisyonunda sektör temsilcilerinin bulunmasını DPT ister. Burada TEKEL de var. Bizim sorumluluğumuz burada yatırımları vatanımıza, milletimize faydalı olarak yönlendirmek." Koçdağ, Dünya Bankası'nın yüzde 10 yapılırsa, sağlık harcamaları azalır, önerisine ise: "Sigarada yüzde 70 vergi olduğunu unutmamak lazım. Yüzde 1 artışla bu da artacaktır. Bu kadar yüksek vergili bir sektörde olduğumuzu görmeli. Biz serbest ticaret kuralları çerçevesinde fiyatlandırma yapmak durumundayız." cevabını verdi.
Öğrenci başına 3 bin 500 dolar
Kanada'nın Ontario eyaleti, özel okullara, öğrenci başına 3 bin 500 dolar para desteği veriyor.
Ontario yönetimi, özel okulların açılmasını teşvik etmeyi kararlaştırdı. Ontario'nun 2001 bütçesinde özel okulların daha da yaygınlaştırılması maksadıyla öğrenci başına 3 bin 500 dolar ödeneceği belirtildi. Ayrıca çocuklarını özel okullara gönderen aileler, yaptıkları ödemelerin bir kısmını vergi iadesi olarak geri alabilecek. ABD'de de benzer sistem 'Charter' okullarında uygulanıyor. Eğitimde çeşitliliği artırarak kalite getirmeyi hedeflediklerini ifade eden Ontario Maliye Bakanı Jim Flaherty, bütçe planını açıklamak için düzenlediği basın toplantısında, devlet bütçesinden özel okullara çocuk başı yılda 3 bin 500 Kanada Doları yardım yapılacağını söyledi. Müslüman, Yahudi ve Hıristiyanlar ile bazı milletlerin açtığı bağımsız özel okulların Kanada kültürüne katkıda bulunduğunu ifade eden Bakan Flaherty, 102 bin öğrenci için devletin yılda 300 milyon dolar sübvanse yapmaya hazır olduğunu vurguladı.
Faruk Arslan / TORONTO
Gülen tazminat kazandı
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Ali Balkız, Fethullah Gülen'in açtığı hakaret davasında 1 milyar lira ödemeye mahkum oldu.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği'nden konuyla ilgili bir açıklama yapıldı. Balkız'ın Başbakan Bülent Ecevit'e yaptığı ziyaret sırasında Gülen'le ilgili çeşitli açıklamalarda bulunduğu hatırlatılan açıklamada, ziyaretteki konuşmanın Gülen tarafından dava konusu yapıldığı ifade edildi. Açıklamada, davanın 11 Mayıs Cuma günü sonuçlandığı belirtilerek, "Karara Yargıtay nezdinde itirazda bulunacağız." denildi.
Matematikte 6 madalya
Türk ekibi, Yugoslavya'da düzenlenen 18. Balkan Matematik Olimpiyatı'nda 6 madalya alarak takım halinde üçüncü oldu.
Olimpiyatta Türkiye'den altın madalya alan çıkmadı. Türk ekibi 5 gümüş ve bir bronz madalya ile döndü. Özel Samanyolu Lisesi'nden Nizameddin Ordulu ile Yunus Eşençayı, Özel Yamanlar Lisesi'nden Selim Bahadır ve Selman Erol ile Malatya Fen Lisesi'nden Eren Bali gümüş madalya, Manisa Özel Şehzade Mehmet Lisesi'nden Serhat Doğan da bronz madalya kazandı.
Türkiye bu sene 1-14 Temmuz 2001 tarihleri arasında Amerika'da düzenlenecek olan 42. Uluslararası Matematik Olimpiyatları'na da aynı takım ile katılacak.
Öte yandan Türkiye, bu sene 5 dalda 23 öğrenci tarafından uluslararası olimpiyatlarda temsil edilecek. İbrahim Asalıoğlu / ANKARA(Zaman)
DHKP-C'ye DARBE
İstanbul'daki operasyonlarda 21 DHKP-C'li yakalandı. Ümraniye'deki hücre evi baskınında 1 komiser yardımcısı ağır yaralandı.
MİT İstanbul Bölge Başkanlığı, yaptığı çalışmalar sonunda DHKP-C örgütü militanlarının sansasyonel eylem hazırlığı içerisinde olduklarını tespit etti. Bunun üzerine Emniyet İstihbarat ve Terörle Mücadele Şubesi ekipleri 3 ayrı hücre evine operasyon düzenledi. Operasyonlar sonucunda, örgüt adına para topladıkları belirlenen 5 kişi ve örgüt üyelerine yardım yataklık yaptıkları belirlenen 16 kişi olmak üzere toplam 21 kişi yakalandı. Yakalanan militanlar arasında örgütün İstanbul bölge sorumlusunun da olduğu bildirildi. Sansasyonel eylem hazırlığı içerisinde bulunan militanların, Beyazıt'ta sabit görev yapan Çevik Kuvvet'e bombalı saldırı hazırlığı içerisinde olduğu bildirildi. Militanların evlerinde yapılan aramalarda 5,5 kilo amonyum nitrat ve TNT karışımı, 1 adet elektrikli fünye, elektronik malzemeler ile örgütsel dokümanlar ele geçirildi.
Komiserin durumu ciddi
Ümraniye'de gece bir hücre evine yapılan operasyonda, "teslim ol" çağrısına uymayan DHKP-C militanı olduğu bildirilen Yüksel Atay, komiser yardımcısı Fikret Erciyes'i açtığı ateş sonucu başından yaraladı. İÜ Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılan Fikret Erciyes'in sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu belirtildi. Olaydan sonra yakalanan Yüksel Atay, sorgulanmak üzere Terörle Mücadele Şubesi'ne götürüldü. Atay'ın DHKP- C Ümraniye bölge sorumlusu olduğu öğrenildi.
Ercan Gün / İSTANBUL (Zaman)
67'lik ABD'li Çanakkale'yi geçti
67 yaşındaki Amerikalı gazeteci Joseph A. Oakes, Çanakkale Boğazı'nı yüzerek geçti.
Avrupa yakasındaki Eceabat İskelesi'nden yüzmeye başlayan Oakes'in boğaz geçişi 2 saat 15 dakika sürdü. Saat 08.30'da Eceabat'tan boğaza atlayan Oakes, 10.45'te Çanakkale İskelesi'ne ulaştı. Havanın güneşli ve sakin olması Oakes'in yüzmesini kolaylaştırdı. Gemi trafiğinin de hareketli olduğu geçiş sırasında Oakes'a içinde doktor ve refakatçi bulunan bir tekne eşlik etti.
19. yüzyılın ünlü İngiliz şairi Lord Byron'un 1980'de Çanakkale Boğazı'nı yüzerek geçmesinden etkilendiğini belirten Oakes, "Çanakkale çok zengin tarihe ve güzelliklere sahip bir yer." dedi.
Oakes kimdir?
1934 NewYork doğumlu olan Oakes, mühendis olmasına rağmen 15 yıldır gazetecilik ve hobi olarak çeşitli sporlar yapıyor. Oakes, daha önce dünyanın çeşitli yerlerinde 130 maraton koşusuna katıldı. Nelson Mandela'nın tutuklu bulunduğu Robben's Adası'na da yüzen Oakes, 1998'de motorsuz vasıtalar kullanarak çıktığı dünya turunu başarı ile tamamladı. Joseph A. Oakes'in Türkiye seyahati ve Çanakkale Boğazı yüzüşü Newport International Travel ve Türkiye yetkili acentesi Ramtur Turizm tarafından organize edildi.
|