'Orgütümüz sizi yok edecek'
ÖZAL SUİKASTI TUTANAKLARI: 3
Kartal Demirağ gibi Afyonlu olan Kemal Horzum, Emlak Bankası'ndan aldığı 80 milyon dolar krediyi geri ödemeyip 1985'te yurtdışına kaçmıştı.
Horzum, İsviçre'de yakalanıp Türkiye'ye getirildiğinde Nusret Demiral tarafından ifadesi alındı; ancak olayla bağlantısı ortaya çıkarılamadı. Horzum'un adamı Osman Atay için de takipsizlik kararı çıktı. Kartal Demirağ, Ankara 1 No'lu DGM'de yargılandı. Mahkeme 23 Kasım 1988 günü Demirağ'ı 20 yıl ağır hapis ve ömür boyu kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezasına çarptırdı. Demirağ dört yıl cezaevinde yattıktan sonra 15 Nisan 1992 tarihinde meşruten tahliye edildi. Cezaevinden çıktığı gün, “Allah Özal'ı öldürmemi istemedi. Onu öldürdüğümde kendimin de öleceğini biliyordum.” dedi.
Yakın tarihte Ankara DGM Başsavcısı Cevdet Volkan, suikastla ilgili olarak şimdi yurtdışında yaşayan eski bir medya patronunun ismini veren Korkut Özal'ın ifadesini aldı. Bunun dışında önemli bir gelişme yaşanmadı.
ANAP içinde
75 milletvekilimiz var
Özal suikastına ilişkin Ankara DGM dosyasında en çarpıcı belgelerden iki tanesini, Kartal Demirağ'ın olaydan kısa süre önce Başbakan Turgut Özal'ın eşi Semra Özal'a gönderdiği iki mektup oluşturuyor. Bu mektuplardan biri suikasttan 1,5 ay önce Nisan 1988'de, diğerini 4 Haziran 1988'de, “Sayın Semra Özal, Türk Kadınını Koruma ve Yüceltme Genel Başkanı, Ankara” adresine gönderildi. Birinci mektup şöyleydi:
“Sevgili Semra Hanım,
Bu mektubu lütfen sonuna kadar okuyun. Sizin ve aileniz için büyük önem taşımaktadır. Sizi çok takdir ediyoruz, yaptığınız olumlu çalışmalar ve iyilikler hep gündemde. Sayın Yeğinmen Semra, bizler yıllarca bu vatan için çalışan Atatürk milliyetçileriyiz. Şimdiki durumu kısaca özetlersek milliyetçi mukaddesatçıların bir kısmı Türkiye'de, bir kısmı yurtdışında, bir kısmı hapishanelerde, bir kısmı da mezarda. Milliyetçiler, Tanrı'dan başka hiçbir şeyden korkmaz, tertemiz kanlarını bu vatan için akıttılar. Komünizme karşı set oldular. Eğer bizler olmasaydık, siz de olmayacaktınız. Güzel arabalarınız, evleriniz, tatlı rüya gibi yaşantınız olmayacaktı. Ve biz Özal'ı destekledik, iktidara geldi. ANAP içinde 70–75 arası milletvekilimiz var. Bizden mezara giden kurtuldu, ya hapishanedekiler, Ortaçağ yaşantısının, her türlü işkencenin sürdüğü hapishaneler adeta bir cehennem misali, bizleri buradan, yani arkadaşlarımızı buradan kurtaracak olan sensin. (LÜTFEN OKUMAYA DEVAM EDİN, SON PİŞMANLIK FAYDA VERMEZ.)
Önce çocuklarınız sonra siz
Şu anda dışarıda milliyetçiler büyük bir teşkilat içinde (her türlü silahlı eylem için). Bütün istediğimiz bir af. Bütün dünya devletleri af verdi. Sovyet Rusya, Doğu Almanya, Filipinler, İran, Afganistan, Polonya, Libya gibi. Biz sizden hırsızların, fiili livatacıların, ırz düşmanlarının, uyuşturucu kaçakçılarının affını istemiyoruz. Bizim istediğimiz sadece kader kurbanları, mert, yiğit, milliyetçilerin affedilmesi. Özal'a baskı yapın. Biz biliyoruz ki eğer af olmazsa, af yoksa siz de yoksunuz. Örgütümüz sizi ve ailenizi yok etmeyi amaçlıyor. 1– Önce çocuklarınız yok edilecek, 2– Sonra sen ve Özal sülalesi. Bu imkansız, diyeceksiniz. Belki ben diyorum ki, (Zafer benimdir diyenindir, K. Atatürk). O güzel çocuklarınız. Efe, Ahmet, Zeynep Amerika'da da okusa, İngiltere'de de okusa peşindeyiz. Evlat acısının ne demek olduğunu bilir misiniz? Yeryüzünde en büyük acıdır. Size yemin ediyorum ki bu acıyı tattırırız. Bizim fidan gibi yiğit gençlerimiz komünizm kurşunuyla toprağın bağrına girerlerken, anaları, babaları evlat acısını tattılar.
Cehennem nedir bilir misin?
Ansızın en mutlu anınızda bu acıyı size tattırabiliriz, Azrail sizi bulmadan, kara haberi almadan, gel af için Özal'ı ikna et. Eğer af yoksa, (Gök girsin kızıl çıksın) yeminimiz kutsaldır. Kurban bayramına kadar size müsaade, af varsa en güzel günler senin, yoksa siz de yok olacaksınız.
T. Özal diyecek ki, korkma hiçbir şey yapamazlar. O her şeyi bildiğini sanıyor. Ama onun son siyasi hayatı. 4,5 yıl sonra Başbakanlığı kaybedecek, bir tek koruma polisi ile kalacak. O zaman onun en karanlık günleri olacak. Son sözümüz. AF MİLLİYETÇİLER İÇİN YA ÖZGÜRLÜK ÇİÇEKLERİ GİBİ AÇACAK YA DA ÖLÜM SİZLERİ YAKALAYACAK.
Sen Sayın Yeğinmen, hapishanelerde birkaç gün yatsaydın intihar ederdin. Hapishaneler cehennemden farksız. Cehennem nedir bilir misin sen? Biliyorsan öğren.”
Aile resminin etrafına yazdıkları
19 Temmuz 1988 tarihli ekspertiz raporunda bu mektubun Kartal Demirağ'ın el yazısı olduğu tespit edildi. Demirağ ikinci mektubunda daha ilginç bir yöntem uyguladı. İkinci mektubuna Özal ailesinin resimlerini yapıştırdı ve resimler etrafına şu yazıları yazdı:
“Şu güzelliğe, temizliğe, saflığa bakın. Bunlara kıyılır mı hiç. Bunlara, iki prens ve prensese kıyılmazsa Türk milliyetçileri affedilmeli, Kurban'da kutsal bayramda, en güzel bayramda. Semra Hanım günah değil mi bu çocuklara, onları nasıl seviyorsan bizleri de sev ve (af) et milliyetçileri. Siz affederseniz hapishaneler boşalmalı, milliyetçiler kurtarılmalı, Semra Hanım yazık değil mi bu güzelliklere.”
Bu mektup için de yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda verilen 11 Temmuz 1988 tarihli raporda, yazıların Kartal Demirağ'a ait olduğu belirlendi. (Bitti).
f.mercan@zaman.com.tr
@ Bu yazıyı başkasına e-mail gönder @
Yazarımızın en son yazıları
12/
04/
2001...
156. yıl balosundan notlar
14/
04/
2001...
Merkez Bankası başkanları ve MİT
17/
04/
2001...
Büyük ülke olmanın üç şartı
21/
04/
2001...
Gizli servisin güneş gözlükleri
26/
04/
2001...
Yurtdışındaki paraların listesi hazır
28/
04/
2001...
Fazla bağırmak iyi değildir
05/
05/
2001...
Beyaz kodlar
06/
05/
2001...
İnternet mesajına 40 ay ağır hapis
12/
05/
2001...
Demirağ'ın örgütü Ergenekon muydu?
|